Abdülhamid’in Mirası Petrol ve Arazi

Eylül 10, 2009 Araştırma/İnceleme, Timaş, Türk-Osmanlı

Acıktın mı? Mükemmel bir yemeğe ne dersin?Korr.com.tr

6b33bcc30d6f8c1c01c65a2f6024780b1-193x300

Osmanlı her şeyin farkındaydı amma…..

Düvel-i muazzama’nın Bağdat–Musul bölgesindeki petrole ilgisinin artmaya başlamasıyla, bölgedeki zengin petrol yataklarını içine alan önemli arazi parçalarının Osmanlı tarihinde ilk kez bir padişahın -Sultan II. Abdülhamid’in- şahsi mülkü haline getirilmesinin aynı döneme denk gelmesi şüphesiz bir rastlantı değildir. Zira çalışmada ilk defa gün ışığına çıkarılarak okurların istifadesine sunulan döneme ait orijinal fotoğraflardan ve petrol yatakları hakkında verilen detaylı bilgilerden de anlaşılacağı üzere bölge topraklarında kendiliğinden nehir gibi petrol akmaktadır. Böyle bir tablonun dönemin sömürgeci devletlerinin iştihanı kabartmaması ise mümkün değildir.

Her detayında tamamen Osmanlı Arşiv belgelerinin kullanıldığı bu eser kendi sahasında bir ilk olma özelliğini de taşımaktadır. Eserde konu edilen bölgedeki gelişmeler aslında günümüzdeki olayların da başlangıcını oluşturmaktadır. Çalışmada sömürgeci devletlerin başta petrol olmak üzere verimli araziler ve doğal kaynaklara sahip olmak, stratejik olarak önemli köşe başlarını tutmak ve bazı merkezleri etkisiz hale getirmek için ilgilendikleri en önemli bölgeler içinde yer alan Bağdat ve Musul bölgesindeki, asıl mücadelenin başladığı II. Abdülhamid dönemine gizemli bir yolculuk yapılmıştır.

Bu mücadelenin kaynağı ve tarihi boyutu tam olarak bilindiğinde, Batılıların bugün Ortadoğu diye adlandırdığı bu bölgede niçin huzur ve adaletin hâlâ sağlanamadığı ve hangi çıkarlar uğruna nelerin feda edildiği daha iyi anlaşılacaktır.

ÖNSÖZ

Modern dünya siyasetinin seki İlenmesinde büyük pay sahibi olan petrol ve ürünlerinin kullanımı ve dağıtımı meselesi, ülkemizi de çok yakından ilgilendirmektedir. Özellikle BağdatMusul petrolleri, konumu ve önemi bakımından güncelliğini koruyan ve hâlâ devletlerarası siyasete yön veren bir unsur olma özelliğini sürdürmektedir. Kısa bir süre öncesine kadar, Osmanlı Devleti topraklan dâhilinde olan BağdatMusul petrollerinin I. Dünya Savaşı’ndan itibaren başlayan süreçte radikal bir şekilde elden çıkışı hakkında pek çok yayın yapılmış, konuşulmuş ve halen konuşulmaya devam edilmektedir. Ancak meselenin bu boyutu kadar konunun kaynağını teşkil eden ve düveli muazzamanın  bu bölgedeki petrole ilgisinin artmaya başladığı dönem olan Sultan II. Abdülhamid devrine (1876 1909) ait bilgilerin de etraflıca Öğrenilmesi bugünkü siyasî gelişmelere bakış açısının netleşmesi bakımından son derece önemlidir. Bu dönemde meseleyi sadece petrol yataklarının çıkarma ve işletme imtiyazının padişahın şahsi emlakına geçirilmesi şeklinde değerlendirmek doğru bir yaklaşım değildir; çünkü bu petrol yataklarının çoğunun da içinde bulunduğu bölgedeki arazinin büyük bir kısmının padişah adına şahsî mülk haline getirilmesi de son derece önem taşımaktadır. Zira, bölgedeki büyük mücadelenin önemli bir kısmı petrol için yapılmakla birlikte, geçmiş asırlardan bu yana tartışmasız bir şekilde verimliliği bilinen toprakların ve Fırat ve Dicle’nin taşımacılık ve sulamada oynayacağı rolün aynı mücadeleye etkileri de yadsınamaz bir gerçektir. Bu durum, yabancı devletlerin bölgeyi ve dolayısıyla petrol yataklarını ele geçirmek üzere sergiledikleri mücadele ve çıkar çatışmalarına karşı Osmanlı’nın bu güçlü oyuna karşı tutumu olarak yorumlanabilir. Dolayısıyla bölgedeki padişah arazilerinin miktarı, idaresi, bölge petrol yataklarının Özellikleri ve petrol yataklarının işletimi konusunda Osmanlı’nın verdiği mücadele, bu kitabın konusunu oluşturmaktadır.
Sultan 11. Abdülhamid döneminde Bağdat ve Musul bölgesinde padişah mülkü haline getirilmiş araziler hakkında yapılmış herhangi bir çalışmanın bulunmayışı ve bu dönem için bölge petrol yatakları hakkındaki bilginin ise, çoğu eserde yarım sayfayı geçmeyecek bir şekilde ve sadece batılı kaynakların ağzından tek yanlı anlatımı, bu sahada ciddi bir çalışmanın yapılmasını gerektiriyordu. Aynı zamanda bu konuya açıklık getirecek bir çalışmanın olmaması, o dönem hakkında birtakım polemiklerin yapılmasını ve insafsız eleştirileri de beraberinde getirmekteydi. Bunlardan farklı olarak hazırlanmış iki eser ise sadece bu bölgeye ait değil, Osmanlı Devleti’nin sınırları içindeki petrol üretim ve kullanımını konu almıştır. Bunlardan İlki Hikmet Uluğbay tarafından hazırlanan imparatorluktan Cumhuriyete Petropolitik (Ankara 1995) adlı eserdir. Konuyu ilk devirlerde petrolün bulunuşundan Lozan’a kadar getiren ve tamamen konuyla alakalı batılı kaynakların incelenip değerlendirilmesiyle hazırlanmış titiz bir çalışmadır. Diğeri ise, Volkan Ediger tarafından neşrolunan Enerji Ekonomi Politiği Perspektifinden Osmanlı’da Neft ve Petrol (Ankara 2005) adlı çalışmadır. Bu çalışma Osmanlı Devletinde petrol çalışmaları ve imtiyazlar hususunda devletin kuruluşundan Kurtuluş Savaşı’na kadar bütün petrol kaynaklarını ele alan ve Osmanlı Arşiv kaynaklarından da yararlanılarak hazırlanan detaylı bir çalışmadır. Bununla birlikte her iki kitapta da tarafımızdan konu edilen bölgedeki arazi ve petrolle ilgili ayrıntılı bilginin bulunmadığı ve faydalandığımız Osmanlı arşiv kaynaklarının büyük kısmının da kullanılmadığı görülmektedir. Yapılan her çalışmanın bir öncesini genişletici, tamamlayıcı ve düzeltici mahiyette olması ilmin kuralı gereğidir. Dolayısıyla çalışma sırasında verilen dipnotlarda başta yukarıda adı geçen eserler olmak üzere bazı bilgilerin tenkidi ve zaman zaman mukayesesinin yapılması da bu kuralın kapsamında değerlendirilmelidir.

Petrol ve Bağdat Musul padişah arazileriyle ilgimiz doktora çalışmalarımız sırasında başlamıştır’. Çalışmaların başlangıcı ise 2002 yılında Türk Tarih Kurumunda sunduğumuz “Bir Padişah Mülkü: Bağdat Musul Petrolleri”, adlı tebliğle olmuştur {XIV. Türk Tarih Kongresi XIV th Turkish Congress of History, Bildiri özetleri, 9 13 Eylü] 2002, s. 124 125). Çalışmanın sürdüğü esnada Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde tasnifi tamamlanan belgelerin araştırmaya açılmasıyla, konumuzla İlgili çok önemli bilgi ve belgelerin de ortaya çıkması, araştırmanın derinleşerek devam ettirilmesi ve daha kapsamlı bir şekilde meselenin ortaya konmasını gerekli kılmıştır Bu arada, yapılan çalışmada ulaşılan önemli tespitlerin paylaşılması gerektiği düşüncesiyle hır yazı hazırlanarak, Graskopruın petrol haritasıyla birlikte ilk defa ilim alemine sunulmuştur (“Osmanlı her şeyin farkındaydı amma………”, Tarih ve
Düşünce, Sayı 38, Nisan 2003, s. 24 29). Bu süreçte hazırlanmakta olan kitabımızın da bir nevi tanıtımı mahiyetinde bir yazı kaleme alınmıştır (“Bağdat ve Musul Petrolleri Üzerine Bir Değerlendirme”, Irak Dosyası I, istanbul 2003 s. 347 360).
Tarafımdan Doçentlik takdim tezi olarak hazırlanan ve bu amaçla sınırlı sayıda basılan2 ve daha sonra yaptığım araştırmalar neticesinde tespit ettiğim yeni belge, bilgi, harita ve resimlerin ilavesiyle tekrar elden geçirilen bu kitap giriş, üç bölüm ve eklerden meydana gelmiştir. Giriş kısmına II. Abdülhamid döneminde Osmanlı Devleti’nin dünya üzerindeki jeopolitik önemi vurgulanmak suretiyle, bu çerçevede karşılaştığı iç ve dış siyasi ve ekonomik baskı ve mücadelelerden bahsedilerek başlanmıştır. Bu siyasî ve ekonomik mücadele içinde Sultan II. Abdülhamid’in niçin devlet genelindeki pek çok arazi ve imtiyazı şahsi mülk haline getirdiği ortaya konurken, devletin içinde bulunduğu siyasî ve ekonomik durum da gözler önüne serilmiştir. Giriş’in ikinci kısmında ise Sultan Abdülhamid döneminde yeni bir anlam kazanan emlâk ı hümâyûn yani padişah mülkü kavramının açıklanması amaçlanmıştır. Bununla kitap içinde sıkça geçecek olan emlâk ı hümâyûn, padişah arazileri ve imtiyazları kavramlarının okuyucuya tanıtımı amaçlanmıştır.
Birinci Bölüm tamamen Bağdat ve Musul bölgesindeki padişah mülkü haline getirilen arazilere ayrılmıştır. Osmanlı idarî teşkilatına göre Bağdat ve Musul vilayetleri olarak ayrılan bölgedeki, her bir vilayetteki padişah mülkü arazilerin adlan, miktarları, tapu düzenleniş tarihleri ve satın alma biçimlerini açıklanmıştır. Arazinin idaresi için bölgede kurulan teşkilatların çalışma biçimleri hakkında da ayrıntılı bilgi verilmiştir. Ayrıca bölgedeki arazilerin güvenlik meseleleri üzerinde de durulmuştur. Bölgedeki padişah arazilerinin ve bu emlakin yönetimi için kurulan emlâkı hümâyûn idare binalarının II. Abdülhamit döneminde çekilmiş fotoğrafları da yine bu bölümde yer almıştır.
BağdatMusul bölgesindeki petrol yataklarına ayrılan İkinci Bölüm, öncelikle Sultan II. Abdülhamid’in Bağdat ve Musul vilayetlerindeki petrol yataklarının işletme imtiyazını alış serüveniyle başlamaktadır. Daha sonra Musul’daki Tuzhurmato, Kil, Eski Kale, Baba Gurgur, Karadağ, Gur, Tel Kayyare, Tavuk ve Zaho; Bağdat’taki Hit ve Mendeli petrol yataklarının dönemin arşiv belgelerinin verdiği bilgiler çerçevesinde tanıtımları ve Osmanlı Devleti tarafından işletim biçimleri üzerinde durulmuştur. Aynı zamanda o dönemin ilkel yöntemleriyle de olsa ham petrolün damıtılması için oluşturulmuş tesisler hakkında da bilgi verilmiştir. Konunun daha iyi anlaşılmasın sağlamak amacıyla gerek petrol yataklarının, gerekse arıtma tesislerinin II. Abdülhamid döneminde çekilmiş fotoğrafları da ilgili kısımlara yerleştirilmiştir. Bu fotoğraflar ilk kez tarafımızdan ilim âlemine sunulmaktadır, ikinci Bölüm’de ele alman bir başka konu petrol yataklarının işletiminin modernleştirilmesine yönelik II. Abdülhamid’in yaptırttığı çalışmalardır. Bu dönemde hazırlanmış petrol hantalarıyla da çalışma zenginleştirilmiştir. Bu haritalardan bîri de Alman Mühendis Graskopf’un hazırladığı bölge petrollerini gösteren haritadır. Bu harita dünyada ilk kez tarafımızdan 2003 yılında Tarih ve Düşünce dergisinde yayınlanmıştır3. Aynı harita daha sonra Başbakanlık Devlet Arşivleri tarafından Osmanlı Döneminde Irak, kitabında neşredilmiştir’. Haritada Alman mühendis tarafından kuyular yuvarlak içine alınarak gösterilmiştir. Bu durum mühendisin raporunda da açıkça belirtilmiştir. Ancak Devlet Arşivleri haritayı yayınlarken yerleşim yerlerini göstermek amacıyla konmuş yuvarlak işaretleri de petrol araştırmaları yapılan yerler olarak değerlendirmiştir. Dolayısıyla bu neşir yanlıştır5. Bundan dolayı kitabımızın ilk baskısında olduğu gibi bu baskısında da Graskopt’un gerçek haritasını bir kez daha okuyuculara sunuyoruz. Bölgedeki güvenlik problemi arazilerde olduğu gibi özellikle petrol yataklarının işletimi için de önemli bir mesele olmuştur. Bu amaçla İkinci Bölüm’ün son kısmı bu konuya ayrılmıştır.
Son Bölüm İse İki ana başlıktan oluşmaktadır. Birinci kısım yabancı devletlerin çeşitli şahıslar vasıtasıyla Osmanlı Devletine yaptıkları imtiyaz talepleri, bölgedeki çıkar çatışmaları ve Sultan II. Abdülhamid’in bu mücadele karşısında uyguladığı politikalar üzerinde durulmuştur. Sonrasındaysa padişahın bölgedeki şahsî mülkünün yani, kitabın konusunu oluşturan arazi ve petrolün devletleştirilmesi süreci ele alınmıştır. Bu süreçte bile yabancı devletlerin devam eden petrol İşletimi İmtiyazına yönelik baskıları da gözler Önüne serilmeye çalışılmıştır, ….

Satın Alabilirsiniz

Acıktın mı? Mükemmel bir yemeğe ne dersin?Korr.com.tr

Burada yer almak ister misiniz?
Satın alma bağlantılarını web sitenize yönlendirin.

Genel Bilgiler

Benim için ARA!

Cevap ver

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Kapat

Forza Rowing Club