Şu Hortumlu Dünyada Fil Yalnız Bir Hayvandır

Ağustos 4, 2010 ELMA YAYINEVİ, Kişisel Gelişim

Daha önce iş yaşamı üzerine çarpıcı görüşleriyle tanıdığımız Ahmet Şerif İzgören bu kitapta daha genel bir yaklaşımla, hayatın her dalında başarı ve mutluluğa giden yola ışık tutuyor. Bazen kahkahalarla gülecek, bazen hüzünlenecek, çokça düşünecek ve bu kitaptan çok keyif alacaksınız. Hayatınızı tekrar gözden geçirmek için 3 saat ayırın ve bu kitabı okuyun.

Lütfen bu kitabın üzerine bir uyarı yazın, Evde okunmalıdır diye. Kitap yüzünden metroda ineceğim durağı kaçırdım.
Duygu Durak

ÖNSÖZ

Bu kitabı niye yazdım?

Krashen diye bir Amerikalı dilbilimci, seminerinde İngiltere’de Güzin Abla benzen bir köşe yazarına giden mektubu anlatmıştı. Mektup şöyleydi: “Sevgili Kathy,

Biriyle ilişkim var. fakat onunla evlenip evlenmemek konusunda kararsızım. Beni çok kıskanıyor Birkaç kere şiddet de uyguladı. Kavgacı Ayrıca bana hiç güveni yok. Bir gün beni eve bıraktıktan iki saat sonra telefon açtı. amacı benim evde olup olmadığımı anlamaktı. Bir sabah onu kapımın önünde uyurken buldum. Ayrıca çok asabi; bu da kararsızlığımı arttırıyor. En ufak bir şeyden parlayabıliyor. Aslında düşünüyorum da beni sevdiğini gösteren hiçbir şey yapmıyor, niye onunla birlikteyim ki? Evet, doğruyu söylemek gerekirse, yanlış kişiyle birlikteyim. Evet. kararımı verdim. Neyse Kathy umarım sen iyisindir!” Yazmak sadece bildiklerinizi aktarmanızı sağlamaz ayrıca kafanızda uçuşan fikirleri somuta indirirsiniz ve kendiniz de çokça öğrenirsiniz. Ben bu kitabı yazarken çok şey Öğrendim, kendimle ilgili ve daha doğru yapmam gerekenlerle ilgili. Hayata daha fazla dokunmamı sağladı bu kitap

İlk defa bir kitabı niçin başladığımı bilmeden, ne hakkında yazdığımı bilmeden, fikirler kafamda uçuşarak yazdım. Çok ilginç bir şey oldu. kitabı bir arkadaşıma öğle arası bir bölümünü okuması için verdim, akşamüstü beni aradı: “Şerif bir bölüm diye başladım, şu anda kitabı bitirdim.

öğleden sonraki görüşmelerimi iptal ettim, bu büyülü bir kitap, adını ‘Büyülü Kitap’ koy.” dedi. Çok sevindim.

Peki kitabın adı niye “Şu Hortumlu Dünyada Fil Yalnız Bir Hayvandır”? 1987 yılı Nejat. Oğuz ve Bülü okuldan kıkırdayarak geldiler. Bir çeviri imtihanı… Olay onların okulu Dil Tarih’te mi yoksa, Açık Öğretim imtihanlarında mı olmuş, orasını hatırlamıyorum. Cümle şu: “Elephant is the only animal in the world wilh a trunk”, yani “Fil dünyada hortumu olan tek hayvandır.” Öğrencilerden biri bunu “Şu ‘hortumlu’ dünyada fil yalnız bir hayvandır.” diye çevirmiş, yıllarca aklıma geldikçe pıh pıh güldüm.

Sonra bir gün fark ellim ki hepimiz aslında ‘Şu hortumlu dünyada” birer yalnız canlıyız, “Eh* dedim, “Kitabın adı bu olsun.” Durum bu. Nasıl okuyucularsanız, her şeyi de anlatmak zorunda kalıyorum, neyse.

Ben edebiyattan biraz anlıyorum çok da okuyorum, dili de iyi kullandığım söylenebilir, oysa kitapta edebî hiçbir şey görmeyeceksiniz. Nasıl konuşuyorsam öyle yazdım. Kitabı kalabalığa da yazmadım, sadece sanki yanımda en sevdiğim küçük kuzenlerimden birisi ya da biraz büyümüş kızım varmış da; hayalın bana öğrettiklerini, dümdüz bir denizin kıyısında, bir zeytin ağacının sevgi dolu gölgesinde yan yana ona anlatıyormuş gibi yazdım. Siz de okurken bizim yanımızda oturuyormuş gibi yapın, pek de konuşmayın, sadece dinleyin… Kitap bitince ise lütfen konuşun, web sitemden elektronik posta gönderebilirsiniz. Bu kitapta diğerlerinde yapmadığım bir şey yaptım; kendimle ve hayatımla ilgili örnekler de anlattım ve yaşadıklarımdan bahsettim. Diğer kitaplarımda bunu yapmaktan özellikle kaçındım, bu sefer öyle bir şansım olmadı, çünkü hayatla ilgili düşündüklerinizi anlatırken, kendinizi dışarıda tutarsanız, keçiboynuzu yedirirsiniz insanlara, bal dolu bir sepet bayır inciri’ yerine. O yüzden diğer kitaplarımın aksine bu kitabın fazla içindeyim. Bu kitabı niye yazdım? Birinci nedeni, ailemin geleceğini sağlamak. İkinci nedeni ise,etrafımda amaçsız, sevgisiz, yollara bira şişeleri atan insanların çoğaldığını gördüm.

Televizyon ekranlarında,  boyalı gazete sütunlarında kandırıldığımızı gördüm.

Bu kitabı niye yazdım?

Okullarda hayatla ilgili gerçek hiçbir şey öğretilmediğini gördüm. Öğretmenlerin ve öğrencilerin ideallerini kaybettiğini, insanların sadece para için yürüyüş yaptıklarını gördüm.

Elimizde yapay Amerikan markalı mısır cipsleriyle arabaların içinde sıkışan yaralı insanları, televizyondan doğallıkla seyredebilmeye başladığımızı gördüm.

Etrafımdaki gençlerin bomboş bilgilerle ve ülkelerine herhangi bir sevgi taşımadan büyüdüklerini gördüm.

Ülkenin adının ticari indirim kampanyalarına alet edildiğini, markaların “Türkiye için seve seve” % 20 indirim yaptıklarını gördüm.

Köprülerden atlayanları, kameraların zevkle çektiğini gördüm. Binanın üstüne çıkmış bir adama aşağıdan “Atla alla” diye tezahürat yapan acımasızlığı gördüm. Hukuksuzluğun, rüşvetin tavana vurduğu bir ülkede, birbirini tokatlayan boyalı, mini etekli, silikonlu göğüsleri ekranı kaplayan kadınlar küçük kızımın hayretle seyrettiğini gördüm.

Bu ülkede 400.000 kahvehane, 15.000 meyhane ve 131 kütüphane olduğunu gördüm.

Kişi başına yıllık kitap harcamamızın 3 dolar. Batıda 500 dolar olduğunu gördüm.

En üzücüsü, Yunanistan’da Deş yaşına kadar 1 000 çocuktan 6′sının öldüğünü, Türkiye’de ise 61 çocuğun olduğunu gördüm.

Öyleyse gördüklerimi yazayım dedim

Kitabın binlerce satmasını, en çok satanlara girmesini beklemiyorum. Tek beklediğim, okuyan sizi derinden etkilemesi, hayatınızla ilgili önemli değişiklikler yaratması “Herkes kendi evinin önünü süpürse sokaklar tertemiz olur.” diye bir laf var ya, sakın inanmayın, silin Halanızdan Eğer bu ülkede kendi evinizin önünü süpürürseniz görevinizi yapmıyorsunuz demektir. Çıkın ve bütün sokağı süpürün, çünkü herkes evinde sokağını ve ülkesini televizyondan İzliyor ve çöpünü sokağa atıyor

İşin acı tarafı televizyondan gösterdikleri sokak sizin gördüğünüz kirli sokaklar değil.

İnin ve sokağı süpürün,

kafanızı kaldırıp size çöp ve lal atanlara bakmadan. .

Hayallerinde sıkı sıkı sarılın

Ahmet Şerif İzgören 14 Mayıs 2002 Magusa –  Kıbrıs

İÇİNDEKİLER

Önsöz

I           Kapı    Kim Olduğunuz

II.        Kapı    Benlik

III        Kapı    Alışkanlıklar

IV.       Kapı    Sevgi

V         Kapı    İşiniz

VI.       Kapı    Olumlu Düşünce

VII.     Kapı    Hayat

VIII.    Kapı    Dinlemek

IX.       Kapı    Mücadele

X.        Kapı    İyilik

XI.       Kapı    İdealler

XII.      Kapı Hırs

XIII.    Kapı Gülümsemek

XIV.    Kapı Değer Vermek

XV.     Kapı Karar Almak

XVI.    Kapı Doğallık

XVII.   Kapı Üretmek

XVIII. Kapı

Anlamak

XIX. Kapı

Görünüş

XX.      Kapı    İnanç

XXI      Kapı    İletişim

XXII    Kapı    Yurt Sevgisi

XXIII.  Kapı    Gelecek

I. KAPI

KİM OLDUĞUNUZ ÜZERİNE

Ben kimim? Niçin buradayım? Yapmak istediğim şey bu mu? Çoğu zaman bu üç soruyu sormadan koca bir hayatı yaşar gideriz Önümüze bir hedef koyarlar ve koşturur dururuz, çoğu zaman niye olduğunu bilmeden…

John Lennon (bir ingiliz saz ustası) “Hayat biz başka şeyler planlamakla meşgulken olagelen şeylerdir.” diyor.

Bir gün bakarsınız uzun sandığınız koca bir hayat geçip gidi vermiş.

1979 Haziranında Kuleli Askeri Lisesi’nin hazırlık binasının iç bahçesinde 1.46 m. boyumla (bana uzun bir pardösü…

Genel Bilgiler

Benim için ARA!

Cevap ver

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Kapat