Alevler İçindeki Kız

Temmuz 3, 2012 Pegasus, Roman (Yabancı), Roman(çeviri)

Acıktın mı? Mükemmel bir yemeğe ne dersin?Korr.com.tr

AÇLIK OYUNLARI HAYRANLARININ KAÇIRMAMASI GEREKEN BİR KİTAP AÇLIK OYUNLARI’NA DOYAMADINIZ, DEĞİL Mİ?

Katniss Everdeen’in hikâyesi bitmiş olabilir ama bu büyüleyici hikâye milyonlarca kişinin kalbinde sağlam bir yer edindi.

Alevler İçindeki Kız kitabında 13 yazar sizi tekrar Katniss, Açlık Oyunları, Gale ve Peeta, arena ve Capitol’ün hareketli, karanlık ve heyecan dolu dünyasına götürüyor.

Oyunlar Haymitch’in alkol sorununu, Annie’nin zihnini ve Wiress’ın konuşma yeteneğini nasıl etkiliyor?

Teröre Karşı Savaş ile isyan arasındaki bağ nedir?

Peeta mı Gale mı sorusuna verilecek cevap neden sorunun kendisi kadar ilginç değil?

Panem diğer hedonist toplumların tarihinden ne ders çıkarmalıydı, biz ne ders çıkarabiliriz?

GİRİŞ

Açlık Oyunları’nın -tıpkı başkahramanı gibi- alevler içinde bir seri olduğu söylenebilir. Ancak popüleritesi yeni bir şey değil. Genç yetişkin serileri çağında yaşıyoruz: Harry Potter, Alacakaranlık ve şimdi de Açlık Oyunları. Bugünlerde, kitleleri önüne katan bir genç yetişkin serisinin olmaması daha sıradışı sayılıyor.

Bu serilerin hepsinin bazı ortak noktaları var: Etkileyici karak­terler, keşfetmek için zaman ayırmanız gereken esrarengiz kelimeler, aile ve topluma odaklanma. Ancak, şu ana kadar içlerinde en karan­lık olan Açlık Oyunlan. Alacakaranlık’ta aşk her şeyi yeniyor: Bella seriyi, bu süreçte kendi insan ailesinden ya da Jacob’dan vazgeçmek zorunda kalmadan, Edwar’da sonsuza dek bağlanmış ve Renesmee’nin annesi olarak tamamlıyor. Harry Potter’da kayıplar olmakla birlikte, Voldemort’un yenilgisinin ardından, dünya bildik istikrarına geri dönüyor ve onlardan ayrılmadan önce ana karakterleri mutlu evlilik­lerinde, geleceğin cadı ve büyücüler neslini yetiştirirken görüyoruz. Açlık Oyunların’da, Katniss de seriyi benzer şekilde evli bir anne olarak tamamlamış olabilirdi ama serinin sonu çok daha buruk. Katniss, kız kardeşini ve Gale’ı farklı ancak eşit derecede güç yollardan kaybediyor. Dünya eskisinden daha iyi ama bu İyileşmenin sadece geçidi Capitol egemenliğinde mıntıkalarda gördüğümüz İnsanlık dışılığın gerçek; statüko ve halihazırdaki huzurun kısa ömürlü, kıymetli ve Panem’in her zaman mücadelesini vermek zorunda kalacağı bir şey olduğuna dair bir ima var.

Başka bir deyişle, Açlık Oyunları şaşırtıcı derecede yetişkin -gerçekçi- bir hisle bitiyor. Böyle bir son, sadece genç yetişkin oku­yucularının senelerdir bildikleri bir şeyi vurguluyor: Genç yetişkin edebiyatında, ciddi, heyecan verici ve dönüştürücü bir hareketlilik var. Açlık Oyunları, Peeta’ya karşı Gale’dan ibaret değil; bu seride aşktan çok daha fazlası tehlike altında. Seri; güç ve propaganda, travma ve iyileşme, savaş ve merhamet temalarını üstleniyor. İnsanın sadece gücünü değil, gücünün sınırlarını da öğrenmesi gerektiğine dair bir vurgu var.

Çünkü Açlık Oyunları özünde bir ergenlikten yetişkinliğe geçiş hikâyesi ancak sadece Katniss’in değil, Panem’in ve bir açıdan biz okuyucuların da ergenlikten yetişkinliğe geçiş hikâyemiz. Seri bizi büyümeye ve seçimlerimizin hem kişisel hem de politik sorumluluğunu üstlenmeye zorluyor. Alaycı Kuş’ta, Capitol sokaklarını arşınlarken gördüğümüz Capitol sakinleri, Açlık Oyunları’nı seneler boyunca kendinden geçmiş halde ve onu mümkün kılan eziyetin farkında olmadan izleyen Capitol sakinleri, aslında biziz. Bu, hepimiz için önemli bir mesaj.

Okumak üzere olduğunuz parçalar, Açlık Oyunları serisindeki her şeyi kapsamıyor (her şeyi kapsayamazlardı) ama en azından, serinin insanı düşünmeye en çok sevk eden fikirlerini bir kenara ayırıyorlar. Bir arada, hem seri hem de dünyasına dair, Katniss ve ona tepkimiz, sevgi, aile, fedakârlık ve hayatta kalma üzerine geniş­letilmiş bir meditasyon sağlıyorlar. Ancak bütün bunlardan, serinin her zaman Alaycı Kuş’un en ağır hali kadar ciddi olduğu anlamını çıkarmayın. Seride mizah, sıcaklık ve umut da var. Katılımcılarımızın her biri, seriyi keşiflerine kendi kişisel ilgilerini ve uzmanlıklarını kattılar ve konular modadan, bilime, reality programlarından medya eğitimine kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor.

Yine de bu denemelerin tekrar tekrar aynı olay ve aynı fikirlere dönme eğiliminde olduklarını göreceksiniz. Ancak o olay ve fikirleri her ziyaretimizde, bakış açımız değişecek ve eski olayları ve fikirleri yeni açılardan yorumlayacağız. Her yazar meşaleyi bir sonrakine aktarırken katılımcılarımız Açlık Oyunları’na dair anlayışımızı biraz daha ileri ve bu kitapların sunduğu her şeye dair daha büyük bir farkındalığa doğru iterken yeni bir alanı kaplamış olacaklar.

Bu antolojiyi basıma hazırlarken zaman zaman şaşırdım, büyülen­dim ve gözlerim doldu. Bu sadece Açlık Oyunları serisinin kendisine değil, çalışmaları bu kitapta bir araya getirilen yetenekli genç yetişkin yazarlara da övgüdür. Ve sizlerin de bu sayfalarda düşünecek ya da hissedecek taze bir şeyler bulacağınızı. Alevler içindeki Kız’ın sizi, Açlık Oyunları’nı bambaşka bir açıdan tartışmaya ve sorgulamaya teşvik edeceğini umuyorum.

Leah Wilson
Aralık 2010

AÇLIK OYUNLARI İÇİN BU AÇLIK NİYE?

Sarah Rees Brennan

Açlık Oyunları, hiç şüphesiz harika bir seri. Milyonlarca okuyucu, üç kitap, iki tur Açlık Oyunu ve bir savaş süresince, Katniss’e takılıp kaldı ama yine de doyamadı. Bu kitabı okuyorsanız bunların hiçbiri sizin için yeni bir şey değildir. Peki ya, bu her yaştan ve her cinsten okuyucuyu kendine çeken distopik hikâyeyi bu kadar özel kılan nedir? Bu kitaplar bir nesli neden mest etti? Bu ele alınması kolay bir soru değil ancak Sarah Rees Brennan bize birtakım ilginç cevaplar sunuyor.

Bu  yazı Açlık Oyunları üçlemesinin muazzam popüleritesine il­ham veren öğeleri masaya yatıracak. Dünyanın dört bir yanın­daki okuyucuların hayal gücünü yakalayan noktalan analiz etmek büyüleyici Açlık Oyunları’nın kendine özel macera, aşk ve felsefe karışımında bu kadar büyüleyici olan nedir? Seride var olan öğele­rin çoğu zaten tamdık; o zaman Suzanne Collins bu kadar taze ve etkileyici görünmelerini nasıl sağlıyor?

Açlık Oyunlarından uzun bir süre uzak durdum çünkü Ölüm Oyunu’nu seyretmiştim, bu kadarı bana yeterdi, çok teşekkürler! (Öliim Oyunu, Koushun Takami’nin fütürist bir hükümetin getirdiği yeni bir yasal uygulama gereği, birbirlerini öldürmek üzere piyan­goyla seçilmiş bir grup lise öğrencisini konu alan aynı adlı romanın­dan uyarlanmış bir Japon ilimi.) Sonunda, altı ay boyunca herkesin heyecanlı tavsiyelerini dinlemenin ağırlığı altında ezildim ve Açlık Oyunlarını büyük bir iştahla okudum.

Burun kıvırmam beni bir ahmak yapmakla kalmadı, Açlık Oyunlarından tam altı ay geri kaldım! Ondan uzak durma nedenim gerçekten saçmaydı; bildiğimiz gibi, ortaya çıkmış yepyeni roman konulan yok. Asıl önemli olan, hikâyeleri anlatma şekliniz ve onlara beslediğiniz tutku. Ölüm Oyunu izleyicilerin keyfî için ve hükümetin yaptıranı sonucu birbirini öldüren çocuklarla uğraşıyor. Ben Eltonun, TV’deki bir reality show’da işlenen bir cinayetin reytingleri tavana fırlatıp şovu bir fenomene dönüştürdüğü (ve yapımcıların bunu en başından beri planladıklarının ortaya çıktığı) yetişkinlere yönelik çizgi romanı Dead Famous, insanoğlunun reality programlarından büyülenmesi, şiddet ve illüzyonun gerçekle nasd kaynaşabileceği sorusu gibi benzer meseleleri ele alıyor.

Yani gün ışığına çıkarılmış yeni fikirler yok ve Christopher Booker’a (The Seven Basic Plots’un yazarı) sorarsanız dünyada sa­dece yedi temel olay örüntüsü var. Suzanne Collins’in bu fikri ele alışında okuyucuların bam teline basan neydi? Yazar dostum, Justine Larbalestier (Liar’ın yazarı), Açlık Oyunları kitaplarını, insanların kendilerini kaptırdıkları bir “tutkal” olarak tarif etmişti. Kitapları elinize alınca, bırakmanız çok zor, dikkatiniz dağılmıyor ve sonrasında ne olacağını öğrenme telaşınız bir an bile sönmüyor.

Neden? Bir nedeni, Açlık Oyunlarının, “illüzyona karşı gerçek” sorularının ve insanoğlunun şiddetten oldum olası etkilenmesinin yanı sıra, medyanın, halihazırda “üretilmiş gerçek”ten büyülenme­sini hayli derine inerek masaya yatırmasıdır. Çocukların birbirle­rini öldürmesi fikri herkes için dehşet vericidir ama aynı zamanda bir o kadar da cezbedicidir. Açlık Oyunlarının temsil ettiği kötülük o kadar korkunç ve bu toplumda o kadar her şeyi kapsayıcıdır ki Katniss’in maceralarını bir sempati, dehşet, ilgi ve basit korkuyla izleriz çünkü bu durumdan nasıl çıkabileceğini hayal dahi edemeyiz. Beni kendimi kitaba kaptırarak okumaya iten bir diğer şey, düpe­düz romanın yapısına duyduğum ilgi oldu. Suzanne Collins, Açlık Oyunlarının fazlasıyla kasvetli ortamını, hepimizin kendimizi usul usul ağlar halde Ateşi Yakalamak’ın tam ortasında bir tımarhaneye taşınırken bulmayacağımız bir şekilde nasıl yumuşatıyor ve neredeyse hepsi -gereklilik sonucu- katilken, karakterlerinin sempatikliğini korumayı nasıl başarıyor?

Latince bilen herkes, daha ilk baştan, Panem’in Roma halkının, ekmek ile sirk ve onları hayatın haşin gerçeklerinden uzaklaştıracak geçici hazlara duydukları meraka bir gönderme olup olmadığını me­rak etmiştir. Bu görüş, Alaycı Kuş’ta doğrulandı ancak Collins bir röportajda, bu fikrin, en başından beri akimda olduğunu söyledi.

Dolayısıyla şu sorular da aklında olsa gerekti: Biz insanların binlerce yıldır vahşice ölüme ilgi duymamız ve bunun cazibesine kapılmamız nedendir? Ve toplumunuzun tamamının taşıyıcı ayakları bu büyülenme üzerine kurulmuşsa ne yaparsınız? Bu soruların yanıtı, toplumu yok edip yeni bir toplum inşa etmektir. Bu fazlasıyla zorlu bir görevdir, özellikle de kendisi hayatta kalmak için sonsuz bir mücadele vermek zorunda olan bir çocuk için.

Açlık Oyunlarının ortamı duraksız bir aksiyon için sahne sağla­makla kalmıyor. Katniss bir değil, iki Açlık Oyunları’ndan geçmeye zorlamyor. Katniss Açlık Oyunları’nda, izleyicinin farkındadır; çünkü Peeta’ya âşıkmış gibi yaparak izleyicinin sempatisine oynamasının, her ikisine de hayatta kalmak için ihtiyaç duyduktan yiyecek ve ilacı sağlayacağını bilmektedir. Ateşi Yakalamak’ta denklem daha da basittir. Katniss ve Peeta delice âşık olduklarına dair inandırıcı bir gösteri sergilemezlerse, Snow ikisinin de âşık değil, isyancı oldukları so­nucuna varacak ve ikisini de idam ettirecektir. Her iki durumda da halkın beklentilerinin ağırlığı Katniss’in omuzlarında hem eylemlerini hem de duygularını etkileyen ağır bir yüktür. Katniss ve izleyicilerin keşfedeceği gibi bu ölümcül bir ilmiktir. Biz okuyucular Katniss’in izleyicilerinin bir yandan onun acısından büyülenirken diğer yandan da aşk hikâyesinin içine saflıkla çekildiklerinin farkındayızdır. Yine de bütün bu süre zarfında, Katniss’in gerçek izleyicilerinin biz oldu­ğumuzu biliriz ve bizler de acısından büyülenirken aşk hikâyesinin içine çekilmiş değil miyizdir? Bu bizi ne kadar saf yapar?

Açlık Oyunlarının mesajı, görünüşün hem yanıltıcı olduğu hem de hayati önem taşıdığıdır. Katniss ve Peeta’yı el ele tutuşturarak izleyicinin gözünde birbirine bağlayan, Katniss’in stilisti Cinna’dır. Katniss dikkatleri önce Cinna ve ekibinin zekice tasarladığı kostümlerle çeker ve görünümün önemi, Alefi Yakalamak’ın sonuna doğru ölen…

Satın Alabilirsiniz

Acıktın mı? Mükemmel bir yemeğe ne dersin?Korr.com.tr

Burada yer almak ister misiniz?
Satın alma bağlantılarını web sitenize yönlendirin.

Genel Bilgiler

Benim için ARA!

Cevap ver

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>