İletişim Yayınları için olan arşivi geziyorsunuz.

Neden “İletişim” var?

İletişim Yayınları’nın kuruluşu, 12 Eylül 1980 askerî darbesi ile oluşan rejimin son demlerinde gerçekleşti. Seçimler yaklaşıyordu. Yönetim, eskileri kapatılıp yenileri kurulmuş bulunan partilerden icazetli olanları vasıtasıyla, “sivillere” devredilecekti. Yayınevi’ni kurmaya girişenler, bu “sivilleşme” ve “demokratikleşme” şeklinin pek derde deva olmadığını düşünenlerdendi. Askerî yönetimin, siyaseti topluma çok gören, bu ülke halkını reşit saymayan tavrının ve bu tavrın meşruiyet kazanabilmesinin, derin ve ciddi bir sorunu işaret ettiği fikrindeydiler. Kurumlaşmış, zihniyet yapılarına kazınmış bir sorundu bu. Ki zaten İletişim Yayınları projesini başlatanlar, 12 Eylül 1980 öncesinde de “Türkiye’nin düzeni” ile sorunu olmuş, radikal bir toplumsal dönüşüm için, özgürlükçü bir sosyalizm arayışı için bulundukları ortamlarda faaliyet göstermiş, kafa yormuş, yazı yazmış, yayıncılık yapmış insanlardı.

Kurumlaşmış, etkili, yaygın, popüler bir yayıncılık faaliyeti yoluyla, 12 Eylül rejimi koşullarında vahimleşen bu temel demokratikleşme sorununun üzerine varma kaygısıyla kuruldu İletişim. Toplumun her alanındaki özgürleşme saiklerinin, özerk hareket ve düşünme yeteneklerinin teşvik edilmesi hedefleniyordu; ve bunun “öğretici” olmayan, konuşmaktan çok konuşturan bir tutumla yapılması hedefleniyordu.

“Yayınevi’ni kuranlar”dan söz ettik… ama belirtmeden olmaz: Bu “projenin” adını koyan, Murat Belge’ydi.
Öte yandan İletişim, başından itibaren, “kooperatif” bir girişim olarak yol aldı. Bir “sahip” yoktu. Yayınevinin sahibi, bu projeye angaje olanların ortak kuruluydu.

Kuruluştaki saikler, İletişim Yayınları’nı gazetecilik ağırlıklı bir faaliyete itti. İlk İletişim ürünü olan İMBA Ekonomi Bülteni, amatör heyecanla yürüyen bir gazetecilik stajı gibiydi! Stajın hedefi, bir haftalık dergi idi: Popüler bir sol haber dergisi. O dergi, YeniGündem adıyla, 1984 Mayıs’ında önce 15 günlük olarak çıkmaya başladı; 1986 Mart’ında haftalığa döndü ve 1988 Ocak başına dek yayınına devam etti.

YeniGündem, haftalık dergilerin siyasî gündemde hayli etkili olduğu o dönemde, emsalleri arasında en çok satan dergi değildi. Fakat prestijli, önemsenen, hevesle takip edilen bir dergiydi. Her hafta YeniGündem alan 10 ilâ 15 bin insan, kapandıktan sonra çok özlediler bu dergiyi – bazıları hâlâ özlediğini söylüyor! YeniGündem’in bir “kadro okulu” işlevi gördüğünü de söyleyebiliriz rahatlıkla. Bugün Türkiye’de medya ve yayıncılık alanında farklı yetenekleriyle öne çıkan, farklı yönlerde konumlanmış çok insan var, YeniGündem’in mutfağında yetişmiş ya da orada olgunlaşmış.
İletişim’in 1984-1988 dönemine, YeniGündem “amiral gemisi” olmak üzere, süreli yayınlar damgasını vurdu. 1984 yılında on sayı çıkan aylık popüler-sol gençlik dergisi Gençlik ve Toplum, aynı yıl yayına başlayıp 1985’e kadar yayımlanan aylık sinema kültürü dergisi Videosinema, 1983’ten beri yayını devam eden ve 20. yılını tamamlayan, bundan sonra da 6 aylık bir dergi olarak yeni bir formatta hayat bulacak olan Tarih ve Toplum… Daha geç bir dönemde denenen çok kısa ömürlü haftalık mizah dergisi Nankör’ü (1991) de ekleyebiliriz bunlara.

Bu dergiler filosu, İletişim’in kuruluşunda önüne koyduğu etkili, yaygın, popüler yayıncılık hedefine uygundu. Fakat “yan tesirleri” de vardı bu yayılmanın: Bu pahalı bir işti, özellikle haftalık haber dergiciliği çok pahalı bir işti. Yayınevi’nin bu “paha”yı taşıyarak kendi ayakları üzerinde durması, özerkliğini koruması, hatta giderek varlığını sürdürmesi güçleşiyordu.

1988 başında YeniGündem’in kapanmasının, İletişim’in tarihindeki en önemli dönüm noktası olduğunu söyleyebiliriz. 1988/89’da yönetim ve iş örgütlenmesini yeniden düzenleyen Yayınevi, daha ‘oturaklı’, daha uzun soluklu, daha kalıcı olmasını hedeflediği bir yayın faaliyetine yöneldi. Yani, ansiklopedik eserlere ve esas olarak kitaplara…
Dünden bugüne dizilerimiz…

Yepyeni bir iş değildi bunlar İletişim için. İlk beş yılda da kitaplar çıkarılmıştı. Hele ansiklopedik yayıncılıkta, çok büyük bir iş kotarılmıştı: Cumhuriyet Dönemi Türkiye Ansiklopedisi ve Tanzimat’tan Cumhuriyete Türkiye Ansiklopedisi. (Onlar kadar kalıcı olmayan bir ürünü, Bilgisayar Kültürü Ansiklopedisi’ni de zikretmeliyiz.) Yayın hazırlık çalışmaları iki yılı aşan bir zamana yayılan Cumhuriyet Dönemi Türkiye Ansiklopedisi ve Tanzimat’tan Cumhuriyete Türkiye Ansiklopedisi, 1995’te eklenen beş ciltlik güncelleştirici Yüzyıl Biterken ilâvesiyle birlikte, modern Türkiye hakkında bütünsel ve kapsamlı bir başvuru kaynağı oldular. Bu ansiklopediler aynı zamanda özel bir tarz yaratmalarıyla da önemliydiler. Kapsadıkları konuları, o konuda uzmanlaşmış kişilerin eleştirel, analitik değerlendirmeleriyle sunan bir anlayışla hazırlanmışlardı. “Bilgi”yi, kuru bir veri dökümü olarak değil, nesnel bir çerçeve içinde tartışmaya sunan yorumlarla veriyorlardı. Cumhuriyet Dönemi Türkiye Ansiklopedisi, farklı görüşleri tartıştıran eleştirel yaklaşımıyla, aynı zamanda İletişim’in kuruluş saikine, yani 12 Eylül 1980 sonrası Türkiyesi’nde ‘sahici’ bir demokrasi kültürüne katkıda bulunma çabasına hizmet ediyordu.

1986 yılında çıkartılan altı ciltlik Çağdaş Liderler Ansiklopedisi, 20. yüzyılda dünya tarihinde önemli rol oynamış siyasal liderlerin biyografisini kapsamlı bir toplumsal analiz içinde ele alan makaleleriyle, bu ansiklopedik anlayışı sürdürdü. 1988 yılında çıkan sekiz ciltlik Sosyalizm ve Toplumsal Mücadeleler Ansiklopedisi, dünyada Sovyetler Birliği ve diğer “sosyalist” unvanlı rejimlerin yıkıma gittiği dönemde, sosyalizmin uzun -ve devam edecek olan- tarihinin bir muhasebesini çıkartmasıyla önemliydi. Onun yanında, bir siyasal düşüncenin “içinden konuşmak” ile nesnellik kaygısını bağdaştırmanın özellikle zor olduğu bir proje olması bakımından, kazandırdığı editörlük deneyimiyle önemliydi. Ansiklopedik yayın çizgisinde -şimdilik- son proje, yakında 7. cildi yayınlanacak olan, 9 ciltlik Modern Türkiye’de Siyasî Düşünce dizisidir.

Bir de çeviri ansiklopedimiz var: 1986’dan beri on cildi çıkan Atlaslı Büyük Uygarlıklar Ansiklopedisi. Pek “şık” bir uygarlık tarihi kitaplığı oluşturan bu diziye, 11. ciltle, telif bir eserle katkıda bulunduk: Eski Anadolu ve Trakya.
2001’de yayımlanan, Baskın Oran’ın yönetiminde hazırlanan iki ciltlik Türk Dış Politikası, bu konuyla hem profesyonel hem amatör olarak ilgilenenler için vazgeçilmez bir kaynak olarak kalıcılaştı.

Ansiklopedik yayıncılıkta oluşturduğu özgün, telifçi tarz ve geliştirdiği deneyim, İletişim’in “fark yaratan” bir “müktesebatıdır”. Açıkçası, biraz övündüğümüz bir müktesebat!

“Ansiklopedist” faaliyetimizin iki kolu daha var. Birincisi, 1990’da Cep Üniversitesi adıyla küçük kitapçıklarla başlayan, daha sonra Başvuru Kitapları’na dönüşen ve daha hacimli eserlere de yer açan dizidir. Bu dizide, envâî çeşit uzmanlık konusunu, kabalaştırmadan basitleştiren bir yaklaşımla irdeleyen kitaplar yayımlanıyor. İkincisi ise, işlevsel bir başvuru kaynağı olan “şişman” ansiklopedik sözlüklerdir.

Kitap yayıncılığı, 1988/89’daki dönüşümden önce de İletişim’in “talî” bir branşıydı ama, büsbütün küçümsenmemeli. Cumhuriyetin edebiyat kanonunun kurucularından Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun tüm eserlerinin yayımlanması, önemliydi. Türkçe edebiyatın bir zirvesinin, Oğuz Atay’ın, unutulmuşluktan kurtarılması, toplu eserlerinin okurlarla buluşturulması, başlıbaşına “büyük” bir adımdı. Bilinen sağ-sol şemasına oturmayan kendine mahsus düşünce adamı Cemil Meriç’in toplu eserlerinin yayımlanması önemsiz iş değildi. Keza Türkiye’de sosyal bilimlerin gelişiminin köşe taşlarından olan Şerif Mardin’in çalışmalarını derleyip toplamak da öyle… Başka bir çok önemli kitap da yayımlamıştı bu dönemde İletişim.

Araştırma-İnceleme dizimiz, modern Türkiye’nin siyasal, toplumsal, iktisadî, kültürel yüzlerini anlamak için mutlaka el atılması gereken bir kitaplık oluşturuyor. Bu dizi, “yayınevi içinde yayınevi” denebilecek bir yerleşikliğe ve ağırlığa sahip. İstanbul dizisi, yüzeysel İstanbul nostaljisinin ötesine geçen şehir tutkunlarını tatmin eden bir kitaplık oluşturdu. Anı dizisi, gayrıresmî tarih yazımı ve popüler/sosyal tarihçilik çalışmaları için zengin kaynaklar yaratıyor. Politika dizisinde, yeni kuramsal gelişmeleri izlerken, Habermas, Castoriadis, Arendt gibi klasik, kalıcı yazarların eserleriyle deyim yerindeyse ayağımızı sağlam yere basıyoruz. Sanat-Hayat kitap dizisi, estetiğin bir “lüks” değil, politik ve toplumsal bir güncel mesele olarak algılanmasına katkıda bulunmayı hedefliyor. Çağdaş Dünya Edebiyatı’nda, onlarca roman ve hikâye yanında, Woolf, Faulkner, Borges, Nabokov gibi kelimenin gerçek anlamıyla “büyük” ve “klasik” diyebileceğimiz yazarların toplu eserlerini sunuyor olmak, İletişim’i “aklamaya” yeter sanırız. “Klasik diyebileceğimiz” bu yazarlar yanında, açıkça ve tereddütsüz “klasik” niteliği taşıyan, dünya edebiyatının kurucu eserleri, o “büyük 19. yüzyıl romanları”, ayrı bir dizi oluşturuyor. Dostoyevski’nin ve Tolstoy’un eserleriyle başlayan Dünya Klasikleri dizisi, bu çizgide devam edecek. Türkçe Edebiyat’ta, “post-modern” zamanların “dünya yazarlarından” Orhan Pamuk’un eserleri İletişim’den yayımlanıyor. Orhan Pamuk, başlıbaşına bir yayıncılık branşıdır! Başka ustaların da eserlerini yayımlamak yanında, yeni yazarları takdim etmek, bizim için vazgeçilmeyecek bir heves ve heyecandır. Sözgelimi, iki haneli baskı rakamlarına ulaşmış, birkaç dile çevrilmiş olan İhsan Oktay Anar, ya da örneğin kendi “fan”lerini yaratmış olan Sezgin Kaymaz’ın “postadan çıkan” ilk dosyalarını hatırlamak, özel bir mutluluk kaynağı… Çok sayıda “ilk öykü” ve “ilk roman” yayımlamış ve yayımlayacak olmaktan gerçekten mutluluk duyuyoruz.

Önceden de değindiğimiz gibi kitap yayıncılığı, 1988’den sonra, “esas” faaliyet haline gelmesiyle birlikte kanatlandı. Nicel gelişme aşikâr: Bugün, her ay ortalama on yeni kitap basılıyor, bir o kadar kitabın yeni baskısı yapılıyor. Bunun yanında İletişim’in farklı okur zümrelerine hitap eden uzmanlaşmış dizileriyle, “yayınevleri federasyonu” adını hak edecek bir çeşitlenmeye ulaştığını söyleyebiliriz.

Neden bu kitaplar?

Bizce nicel gelişme kadar önemlisi, nitel gelişmedir. İletişim Yayınları’nın, kitapların basılmasına ilişkin kararların kişisel tercihlerle, yatkınlıklarla değil, editoryal heyet kararlarıyla verildiği bir yayınevi olmasını önemsedik. Yayın Kurulu’muz, ortak akıl oluşturan ve bu anonim yapısıyla “dış etkilere” de (önerilere, tavsiyelere…) açık bir istişare organı olarak işliyor. Ufkumuzu hep açık tutan bu çalışma tarzının da Türkiye’de yayıncılık ortamına bir açılım getirdiğini düşünüyoruz. Bu çalışma tarzı ve bunun ürettiği enerji, yayılan, sirayet eden bir enerjidir: Hem “iyi” kitapları cezbediyor, kendine çekiyor; hem de yazarların-araştırmacıların aklına tohumlar düşürüyor, hatta kimi zaman doğrudan doğruya onları bir çalışmayı yapmaya, yazmaya yönlendiriyor.

Editörlük faaliyetinin özen gerektiren özel bir iş, bir uzmanlık alanı olarak kurumlaşmasını çok önemsedik. Kitaplarımızın içinin ve dışının görsel düzenlemesini, süs olsun diye değil, esasa dair bir mesele olarak ele aldık. Dünyada bibliyofil/kitapsever (ya da kitapkurdu) diye bir insan türü yaşar, kitabı içeriğinden/işlevinden öte sırf kendisi uğruna da sever; kitaplarla ilişkimize bu sevginin yön vermesini önemsedik.

İletişim Yayınları, son yıllarda korsan kitap belâsıyla uğraşmaya çok büyük enerji harcadı. Bunun nedeni de, kitabın değerini, ona gömülen emeğin ve sevginin değerini bilmesidir. “Korsan”ın, bu emeği ve sevgiyi hiçe saymak olduğuna inanmasıdır.

Sonuçta, kitap yayıncılığının kurumlaşma düzeyinin yükselmesinde hayli mesafe aldığımızı düşünüyoruz. Doğrusu, ülke yayıncılığında “standardın” yükselmesine -hiç değilse ilham vererek- ivme kazandırdığımızı düşünüyoruz. Nitekim, YeniGündem’le ilgili yaptığımız “okul” yakıştırmasını, kitap yayıncılığı ve editörlükle ilgili olarak da tekrarlayabiliriz.

20 yıl öncesi çıkış saiklerimize dönersek… İletişim Yayınları, salt 12 Eylül 1980 rejiminin ve 1980 sonrası altüst oluşun sorunlarıyla başetme kaygısıyla kurulmamıştı. Toplumun özgürleşme imkânlarına ilişkin potansiyellerle ve bunun önündeki daimî ve köklü engellerle ilgili endişelere dayanıyordu. Bunun bir parçası olarak, “dünyada olup bitenlere” vâkıf olma, Türkiye’yi “dünya bilgisi” çerçevesinde düşünme çabasını paylaşmayı hedefliyordu. İletişim Yayınları’yla yanyana faaliyet gösteren Birikim Yayınları’nın ve Birikim dergisinin -ve Birikim bünyesindeki Toplum ve Bilim dergisinin- de hep taze tuttuğu bir endişedir bu. İletişim Yayınları’nın faaliyetinin, hep bu endişenin gözetiminde olmasını istedik.

İletişim Yayınları’nda birlikte çalıştığımız… Kitabını, makalesini yayımladığımız… İletişim için çeviri yapmış… Yayınevi’nin gerek editoryal gerek idarî işlerinde “perde arkası” yükleri taşımış yüzlerce insan var… ve kimisiyle “bir iki kitaplığına” temas kurduğumuz, kimisi İletişim’in yayınlarını sanki abone olduğu süreli yayını izlercesine sektirmeden takip eden binlerce okur ve kitapkurdu…

Herkese, teşekkür ederiz…
İletişim Yayınları

Şeylerin Masumiyeti

İletişim Yayınları, Roman (Yerli) kategorisinde

Orhan Pamuk Şeylerin Masumiyeti e-kitap

Özenle sleçilmiş resim ve fotoğraflarla dolu bu kitapta, Örhan Pamuk, Masumiyet Müzesi’nde eşyalar üzerinden İstanbul’u ve kendi hayatını anlatmaya devam ediyor… Eski İstanbul taksilerinden kalabalık aile fotoğraflarına, ev ev gezen terzilerden gazino-sinema çevrelerine. Boğaz ve yalı kültüründen çay içmeye ve kahvede oturup kâğıt oynama alışkanlıklarına uzanan kitap, aynı zamanda Pamuk’un on beş yılda kurduğu ilginç [...]

Cehenneme Övgü , ,

İletişim Yayınları, Roman(çeviri) kategorisinde

Gündüz Vassaf Cehenneme Övgü e-kitap

Geceye Övgü “Korktum ve gözlerimi Ay’a kaldırdım. Yakardım ve yakarılarım tanrılara ulaştı. İmdi, ey Ay Tanrısı Sin, Koru beni.” Gılgamış I Gece, düzen güçleri uykudadır. Bürokrasi, askeriye, okullar, polis, kısacası yaşamımızı düzenleyen tüm güçler uykudadır; sokakta devriye gezen nöbetçi polis dışında. Askerler de hepimizden önce yatağa girerler. Dünyanın bu en baskıcı kurumunun mensupları, en erken [...]

Militarist Modernleşme – Almanya, Japonya ve Türkiye

İletişim Yayınları, Siyasal Hayat, Siyaset Sosyolojisi kategorisinde

Murat Belge Militarist Modernleşme – Almanya, Japonya ve Türkiye e-kitap

Murat Belge, Militarist Modernleşme’de Almanya, Türkiye ve Japonya’da yaşanan militarist modernleşme sürecini karşılaştırmalı örneklerle ele alıyor. Almanya örneğini İtalya, Japonya örneğini Hindistan ve Türkiye örneğini Yunanistan ile karşılaştırıyor. Belge, yalnızca orduların modernizasyonuyla sınırlı kalmayan, tüm toplumun askerî disiplin ve itaat yöntemleriyle “terbiye” edildiği farklı modernleşme deneyimlerinin tarihsel ve toplumsal yönlerine odaklanıyor. Militarist Modernleşme, farklı coğrafya [...]

Puslu Kıtalar Atlası

İletişim Yayınları, Roman (Yerli) kategorisinde

İhsan Oktay Anar Puslu Kıtalar Atlası e-kitap

N.Y. için (Novae Fulguri) tui lucent oculi sicut solis radii sicut splendor fulguris lucem donat tene bris * “Boşluğun üzerine kuzeyi yayar Ve hiçliğin üzerine dünyayı asar”. EYÜB 26:7 “Ey parlak yıldız, seherin oğlu, göklerden nasıl düştün! Sen ki, milletleri devirdin, nasıl yere yıkıldın! Ve kendi yüreğinde derdin: Göklere çıkacağım, tahtımı Allah’ın yıldızları üzerinde yükselteceğim [...]

Tutunamayanlar

İletişim Yayınları, Roman (Yerli) kategorisinde

Oğuz Atay Tutunamayanlar e-kitap

Şaksiper Kimdir, Eseri Nedir? Yıllar önce yayımlanmış bir broşürün adıydı bu. Ne yazık ki artık adını hatırlayamadığım müellifi, ünlü İngiliz yazarını şöyle 15-20 sayfalık küçük ama yoğun bir broşürle anlatıyordu. Kitapçığın kapağında “Şaksiper”in resmi bile vardı. Oğuz Atay’ın hayatını ve eserlerini kapsayan bir önsöz yazmak çabası da işte bu “adsız” araştırmacınınki kadar acıklı ve tuhaf [...]

Türkiye, İslam ve Sekülarizm

Din Sosyolojisi, İletişim Yayınları kategorisinde

Şerif Mardin Türkiye, İslam ve Sekülarizm e-kitap

Dinin toplumsal hayatta oynadığı rol, dinî kurumların Cumhuriyet döneminin modernleşme perspektifiyle yaşadığı gerilimli ilişki, toplumbilimleri açısından çeşitli tartışmalara yol açmıştır. Şerif Mardin’in bu kitapta bir araya getirilen makaleleri, 19. yüzyıldaki siyasal tartışmalardan AKP’ye uzanan gerilim hatlarının siyasal düşüncede ve siyaset sahnesinde nasıl bir rol oynadığını inceliyor. Türkiye’de düşünce tarihi, din ve siyaset sosyolojisine yaptığı önemli [...]

Her Temas İz Bırakır Behzat Ç. Bir Ankara Polisiyesi

İletişim Yayınları, Polisiye, Roman (Yerli) kategorisinde

Emrah Serbes Her Temas İz Bırakır Behzat Ç. Bir Ankara Polisiyesi e-kitap

Kızılay, Sakarya Caddesi, SSK İşhanı, Dil-Tarih, Atakule, öğrenci evleri… ve Emniyet… Cinayet Masası. Behzat Ç., “yeni müktesebata” uyum sağlayamamış, lambur lumbur, “dişli” bir başkomiser. Müzik dinlemez, polis telsizi dinler. Kitap okumaz, gazeteye spor sayfasından başlar. Herhangi bir siyasi görüşü yok. “İçimizden birinin” üçüncü sayfa haberlerine yansımış hali gibi, adı bile tam değil. 1. Amatör’de duran [...]

Oğullar ve Rencide Ruhlar

İletişim Yayınları, Roman (Yerli) kategorisinde

Alper Canıgüz Oğullar ve Rencide Ruhlar e-kitap

Olmak ve de olmamak Beş yaş insanın en olgun çağıdır; sonra çürüme başlar. Ben Alper Kamu, birkaç ay önce beş yaşına bastım. Doğum günüm yaklaşırken vaktimin büyük kısmını pencerenin önünde, dışarıdaki insanları izleyerek geçiriyordum. Hızlanarak, yavaşlayarak, türlü sesler çıkararak ve bir yerlere bakarak yaşayıp gidiyorlardı. Bir gün onlardan biri haline geleceğimi düşünmek beni hasta ediyordu. [...]

Tatlı Rüyalar

İletişim Yayınları, Roman (Yerli), Tüm Kitaplar kategorisinde

Alper Canıgüz Tatlı Rüyalar e-kitap

Türk bir anne ile Fransız bir babadan olma Hector Berlioz –kendisi Türkiye’de yaşayan bir Fransız Türk’üdür- sıradan bir pazar sabahı kahvaltı ederken bir ilan okur ve “hayatı değişir”… “Hayatımı satıyorum! 25 yaşında, iyi eğitimli, iki yabancı dil bilen sağlıklı genç, geri kalanını temin edebilmek amacıyla hayatının bir bölümünü satıyor. İlgilenenler aşağıdaki telefon numarasına başvurarak randevu [...]

Gizli Ajans

İletişim Yayınları, Roman (Yerli) kategorisinde

Alper Canıgüz Gizli Ajans e-kitap

“Patronunuz Şeytan Bey’dir ve sizden de çok hoşlandığını söyleyebilirim.” Neydi bu şimdi? şaka mı? “Öyle mi?” dedim bu manyakça oyuna bir tur ayak uydurmaya karar vererek. “Nereden biliyorsunuz?” “Kendisi söyledi.” Elimden geldiğince aptal gibi görünmemeye çalışarak gülümsedim. “Ben kaçırmışım o kısmını.” “Sizin hatanız değil. Telepatik olarak iletti düşüncelerini.” “Evet anlıyorum,” diye kestirip attım, yeni işimi [...]