Ecevit ve Gizli Arşivi

Ağustos 31, 2009 Aktüel Siyaset, İMGE KİTABEVİ YAYINLARI

Acıktın mı? Mükemmel bir yemeğe ne dersin?Korr.com.tr

ecevit_ve_gizli_arsivi_2008_1_24_78463

Oran’daki büro-evin salonunun hemen arkasındaki odanın dört duvarı kütüphaneyle çevriliydi. Kütüphanede raflar…
Raflarda dosyalar…
Dosyalarda mektuplar, yazılar, raporlar…

Kapağını kaldırdığımız her dosya, yakın tarihin bir başka karanlık köşesini aydınlatıyor; okuduğumuz her sayfa, bilmediğimiz bir olaya ışık tutuyordu. Kısa zamanda bunun sadece Ecevit’in değil, Türkiye’nin arşivi olduğunu fark ettik. Orada yazılanlar hepimizin tarihiydi. Bir kısmı tarih olsa da çoğu hâlâ günceldi. Belgeselde ve kitapta kullanmak için izin istedik. Ecevit, izin verdi.

İşte bu kitapla o paha biçilmez arşivin bazı önemli belgeleri kamuoyuna açılıyor; arşivin sahibinin yaşamöyküsüyle birlikte… Büyük çoğunluğu ilk kez yayınlanan bu belgeler, sadece Ecevit’i merak edenlere değil, yakınçağ Türkiye siyasi tarihini inceleyenlere de ışık tutacak nitelikte…

İçindekiler
Önsöz
1.  Bölüm
“Bambaşka Düşleri Vardı”.
2. Bölüm
“Bu Post Seni Uçuracak!”
3.  Bölüm
Dağlara Adı Yazılan Adam.
4.  Bölüm
Çile Çiçeği
5.  Bölüm
Veda
6.  Bölüm
Cezaevinden Arayışa Gönderilen Notlar

elmalarda diş izi senindir bu dişlerim yapıldı bana ne gereken işlem
melekler de artık
suçlusun
işbu yasa hükmünce
sen bir insanoğlusun
İnsanoğlu
MADDE BİR dünyaya gelmelidir
MADDE İKİ sevmeli sevilmeli dünyayı cennetin kendisi bilmelidir

MADDE ÜÇ
yaşama sevgisinin
kökleri gönlünde
insanoğlu günün birinde
ölmelidir
dönmelidir dudaklarına
buruk bir elmanın tadı
(DÖRDÜNCÜ MADDE OKUNAMADI)
işbu yasayı kim yürütür bilinmez bilinmeyen ellere karşı gelinmez
(Yasa1954)

Önsöz
Türkiye’nin çok partili demokratik yaşamı henüz 60 yıllık…
Bunun 50 yılında Bülent Ecevit var.
Yarım asır bu ülkenin kaderine hükmeden adam, göçtü gitti Kasım 2006′da…
Ardında, tarihe geçen bir kariyer, binbir hatıra, temiz bir isim, derin bir iz bıraktı.
Tabii bir de mazinin belgelerini taşıyan devasa bir arşiv…
“Karaoğlan” belgeselini hazırlarken, Bülent Ecevit’in izniyle ve Süleyman Yağızın refakatinde, o arşivde çalışma olanağı bulduk.
Oran’daki büro evin salonunun hemen arkasındaki bu odanın dört duvarı kütüphaneyle çevriliydi.
Kütüphanede raflar…
raflarda dosyalar…

Dosyalarda mektuplar, yazılar, raporlar…
Kapağını kaldırdığımız her bir dosya, yakın tarihin bir başka karanlık köşesini aydınlatıyor, okuduğumuz her sayfa bilmediğimiz bir olaya ışık tutuyordu.
Kısa zamanda bunun sadece Ecevit’in değil. Türkiye’nin arşivi olduğunu fark ettik.
Orada yazılı olanlar hepimizin tarihiydi. Bir kısmı tarih olsa da çoğu hala günceldi.
Belgeselde ve kitapta kullanmak için izin istedik. Ecevit izin verdi, bazı belgeleri kopyaladık.
İşte bu kitapla o paha biçilmez arşivin bazı önemli belgeleri kamuoyuna açılıyor; arşivin sahibinin yaşam öyküsüyle birlikte… o yaşam öyküsünü destekler şekilde…
Kitapta “Karaoğlan”ın yaşam öyküsünün içine yerleştirdiğimiz l00′e yakın belgede Ecevit’i ve onun siyasal mücadelesini çok daha iyi tanımamızı sağlayan yazışmalar var,
300 sayfayı aşan bu yazışmalar içinde en dikkat çekici olanlar, 12 Eylül döneminde Ecevit’in cezaevinden yolladığı mektuplar…
16 Eylül 1980de Gelibolu’dan yolladığı ilk “özel düşüncelerden başlayıp Ulucanlar’dan Arayış dergisine yolladığı uyarı yazılarına kadar bir dizi belge, onun en zorlu koşullar altında bile nasıl yılmayıp demokrasi savaşımını sürdürdüğünü kanıtlıyor.
Bu yazılarda ekonomik durum öngörülerinden, anayasa ve rejime dair uyanlara, dış politika değerlendirmelerinden, baş örtüsüne yaklaşımına, basını takip dikkatinden, askeri rejimle mücadele yöntemlerine dek pek çok önemli ve ilginç aynım bulacaksınız.
Kitabin sonunda yer alan “12 Eylül yazışmaları” önemli bir ağırlık taşısa da “belgeler”, bunlardan ibaret değil…
Daha 1963′te Çalışma Bakanlığı döneminde masasında bulduğu “Doğu ve Güneydoğu Raporu”, devlet içinde asimilasyon için girişilen yun içi mübadele hazırlığını ve sonuçlan günümüze yansıyan bir politikanın esaslarını belgeliyor.
12 Eylül’den bir ay önce kaleme alman Güneydoğu izlenimleri ise “Apocular’ın ilk izlerini ve yaklaşan tehlikeyi haber veriyor.
Bir koalisyon pazarlığında tutulmuş notlar, partiler arasında bakanlıkların nasıl paylaştırıldığının perde arkasını veriyor.
Milli istihbarat Teşkilatından kendisine ulaştırılmış ihbar mektupları, devletin gizli örgütünün nasıl politize edildiğini ve 12 Eylül öncesi kimi olaylardaki derin devlet elini ortaya koyuyor.
Abdullah Öcalan’ın Suriye’den çıkarılması için düzenlenen zirvenin tutanakları, devletin karar alma mekanizmasına dair ipuçları veriyor.
CHP içi hizipleşmelere dair yazışmalar, Ecevit’in neden partiden istifa eniğini daha iyi anlamamızı sağlıyor.
Mehmet İsyan’ın parasız kalan Rahşan Ecevit’in pul koleksiyonunu satamadığını bildiren mektubu, 12 Eylülün bir başka yüzünü sergiliyor.
Kısacası her bir belge, bize yakın tarihin ve Ecevit’in kişiliğinin kapılarım aralıyor.
Sadece belgeler de değil; kitapla Karaoğlan belgeseli için görüştüğümüz 30u aşkın tanığın, belgeselde yer veremediğimiz bazı söyleşileri… Ecevit’in babasıyla, eşiyle, partilileriyle. dostlarıyla yazışmaları… hayatının ilk dönemlerinde yazdığı makaleleri ve şiirleri de var.
Bunun da Ötesinde, kendisi ve eşiyle günler boyunca yaptığımız, toplam 12 saatlik söyleşinin yine belgesele sığmayan bazı bölümlerini de bu kitapta kullandık.
Bu söyleşide Kemal Derviş ve Hüsamettin Özkan adlan geçince Ecevit çiftinin kamera önünde yaşadıkları küçük tartışmanın bir bölümü de, o dönemin belgesi olarak sayfalarda yer alıyor.

Büyük çoğunluğu ilk kez yayınlanan bu belgeler, sadece Ecevit’i merak edenlere değil, yakın çağ Türkiye siyasi tarihini inceleyenlere de ışık tutacak nitelikte…
Onları özel bir arşivin dosyalarından çıkarıp kamuoyunun bilgisine ulaştırmanın mesleki ve siyasi hazzını yaşıyoruz.

Rıdvan Akar Can Dündar

burada bitsin mi hikâye başlasam mı yeniden herşeye
yine tamı mı olsam yaratsa/n mı kendimi ateşle havayla suyla mı yalnız eniyle boyuyla mı neyle kursam
hoş mu versem tanrılığı bir başıma otursam ne ateş ne hava ne su ne en ne boy ne Habil ne Kabil ne soy
ne ben ne tanrı
(Sonra1953)

ikinci yûzûmün sen gül biniz ben ağlayacağım
havadan sudan konuş kaygısız ben deli gibi aşık olacağım
ikinci yüzûm

işine gücüne bak sen ben şiir yazacağım
dosyalar aç
tezkere yaz
dostlara hile duyurmadan
ben öleceğim yine biraz
ikinci yüzüm
yolda kaldı iki gözüm
ekmek getir bana biraz
(İki Yüzlü Adam1953)

Satın Alabilirsiniz

Acıktın mı? Mükemmel bir yemeğe ne dersin?Korr.com.tr

Burada yer almak ister misiniz?
Satın alma bağlantılarını web sitenize yönlendirin.

Genel Bilgiler

Benim için ARA!

Cevap ver

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Kapat

Forza Rowing Club