Ergenekon Belgelerinde Fethullah Gülen ve Cemaat

Eylül 4, 2009 Aktüel Siyaset, GÜNCEL YAYINCILIK

Acıktın mı? Mükemmel bir yemeğe ne dersin?Korr.com.tr

ergenekon-belgelerinde-fethullah-gulen-ve-cemaat-nedim-sener-mini

Tedavi göreceği gerekçesiyle 1998 yılında Türkiye’den ayrıldı ve ABD’ye gitti… 10 yıldan bu yana bu ülkede yaşıyor. Pensilvanya’da ikamet ettiği çiftlik evi, sıkı güvenlik önlemleriyle korunuyor…
Hakkında açılan davalar beraatle sonuçlandı. Bizzat Adalet Bakanı’nın ifadesiyle, ülkeye dönmesinde hukuki açıdan da hiçbir engel bulunmuyor. Ama belli ki, süregelen bir “anlayış” sorunu var orta yerde…
Türkiye’de yeni bir dönemin başlangıcı olarak kabul edilen “Ergenekon” adlı soruşturma ve davayla birlikte Fethullah Gülen ve Gülen cemaati de “gündelik” tartışmanın odağına oturdu. Bu tartışma gündemi ile birlikte toplumdaki farklı kesimler ve kurumlar arasındaki ayrışma, buna paralel olarak da sorular, yanıtlar ve yargılar netleşmeye başladı.
Artık çoğu insan, Fethullah Gülen ve cemaatini, “aynı duygu heyecan, ve hedefi paylaşanların bir araya geldiği bir hareket” şeklindeki tarifle yetinmiyor. Hareketin hedefi içinse, “Hakk’ın rızasını kazanmak” şeklindeki açıklama artık yeterince tatmin edici bulunmuyor.
Peki neydi tüm bu soruların, yanıtların ve yargıların gerçek kaynağı?..
İşte hem bu sürecin gelişimine ışık tutan hem de “devlet”in Fethullah Gülen ve Gülen cemaatine bakışını ortaya koyan belgeler, adeta bir külliyat gibi Ergenekon davasının eklerinde çıkıyor karşımıza…
Fethullah Gülen ve cemaati hakkında, en eskisi 1990’lı yılların başına, sonuncusu Genelkurmay’ın 2004, Emniyet genel müdür yardımcılarından birinin imzasıyla savcılığa giden 2006 tarihli “Poliste F Tipi yapılanma” iddialarını gündeme getiren belge, tüm tartışmalara rağmen, en azından “resmi gözle” Fethullah Gülen ve cemaatinin ne olduğunu, cemaatin polis içindeki elemanlarını, destekçilerini, amaçlarını ve büyüklüğünü okuma fırsatı veriyor.
Değişik tarihlerde hazırlanan raporlar, asıl olarak cemaatin bürokrasi ve özellikle asker ve Emniyet teşkilatındaki örgütlenmesine dikkat çekiyor. Raporlarda “resmi gözle” Fethullah Gülen cemaatinin sivil hayattaki çalışma ve halen şeffaf olmadığı için tam olarak bilinmeyen organizasyon yapısı ortaya konuyor. Bu kitap hem cemaatin savunmaları hem de onlar hakkındaki iddialara ilişkin sorulara hayli çarpıcı, bir o kadar da güçlü yanıtlar veriyor…

ÖNSÖZ
ERGENEKON SANDIĞINDAN ÇIKAN GÜLEN KÜLLİYATI
Yabancılar doğru anlarken, bizde bazılarının anlayışsızlığı devam ediyor… Evinin “mütevazı” salonunda ağırladığı ziyaretçiler arasında bulunan Zaman gazetesi yazan Hüseyin Gülerce’ye bu ifadelerle yakınıyordu Fethullah Gülen, Samanyolu Televizyonu’nda ana haberleri izlerken… Almanya’daki uluslararası Gülen konferansında Prof. Thomas Michel’ın konuşmasının aktarıldığı haber üzerine bu değerlendirmeyi yapıyordu…
“Anlayışsızların anlayamadığı, (Gülen’in kendi ifadesiyle) “Gönüllüler Hareketi”nin amacı ve faaliyetleriydi. Yandaşlarının “‘Fethullah Gülen Hareketi”, uzağında bulunanların “Fethullah Gülen Cemaati”, karşı olanların ise “Fethullah Gülen Tarikatı” ya da kısaca “Fethullahçılar” diye tanımladığı oluşumu kastediyordu “Hocaefendi”…
Tedavi göreceği gerekçesiyle 1998 yılında Türkiye’den ayrıldı ve ABD’ye gitti. 10 yıldan bu yana bu ülkede yaşıyor. Pensilvanya’da ikamet etliği çiftlik evi sıkı güvenlik önlemleriyle korunuyor.Hakkında açılan davalar beraatle sonuçlandı. Bizzat Adalet Bakanı’nın ifadesiyle, ülkeye dönmesinde hukuki açıdan da hiçbir engel bulunmuyor. Ama belli ki, süregelen bir “anlayış” sorunu var orta yerde…
Peki. neydi bu anlayış sorununun (emelinde yatan “dahili” nedenler’1.
Bu soruya yanıt olarak pek çok gerekçe sıralamak mümkün… Ancak, özellikle iki temel noktaya işaret etmekle yarar var: Birincisi, bizzat Fethullah Gülen adı ve bu ad etrafında düğümlenen olgular. Bu çerçevede, çeşitli vesilelerle ve çeşitli yollarla basına ve televizyonlara yansıyan vaaz kasetlerinde dile getirdiği görüşler, yorumlar… İkincisi ise, cemaat içinde yer almış kişilerin; cemaatin amaçlan, çalışma yöntemleri ve sosyo politik yaşamı biçimlendirme iddialarına dair toplumda endişe yaratan açıklamaları…
Kuşkusuz, toplumun değişik kesimlerinde bu iki olgu üzerine farklı görüşler söz konusu. Dahası, bu olguların süreç içinde önem sırasını değiştirmesi ve algı değişikliğine yol açması da pekâlâ mümkün.
Ancak bir üçüncü olgu var ki. kafalardaki soru işaretlerini ve endişeleri sürekli klimaya yetiyor. O da pek çok kişinin üzerinde uzlaştığı “şeffaflık’” sorunu…
Bu çerçevede, tartışma gündeminde yer alan bir diğer önemli soru ise, sayıları giderek artan ve kamuoyu oluşturmada önemli bir güç haline gelen “cemaate yakın medya kuruluşlarının; kamu hizmeti niteliği taşıyan yayıncılık mı yaptıkları yoksa asıl olarak belirli bir gruhun propaganda aracı olarak mı işlev gördükleri” sorusudur.
Şeffaflığın gereği olarak okulların, üniversitelerin, dershanelerin, yurtların. İşık Evleri nin, kursların, kampların yerleri, sahipleri, yöneticileri, finansörieri; öğrencilerin, rehberlerin, belletmenlerin, hatta “iman’ların. “abilerin” kimlikleri, nitelikleri; verilen eğilimin içeriği ve niteliğinin bilinmesi ve kamu denetimine açık olması keyfiyet değil bir zorunluluktur.
Anlaşılanı ama sorunu açısından ise, Fethullah Gülen’in büyük önem atfettiği “istişare” kurulları üyelerinin, mahalle, ilçe, il ve Türkiye genelindeki Üyelerinin isimlerinin bilinmesi yararlı olmaz mı?
Eğer sivil nitelikli hır toplumsal hareket kimliği tadıyorsa organizasyon şeması, yönelim kadrosu ve tüzüğünün bulun
Öğrencilere yardım amacıyla kurulmuş demekler ve vakıfların, onlara bağış yapanların isimlerinin açık olarak bilinmesi yanında, cemaate “himmette” bulunan işadamlarının kimliklerinin de açık olması, bilinmesi gerekme/, mi?
İşte bu çerçevede, kendisini bir bakıma batının “sivil toplum hareketi” niteliğinde konumlandıran Fethullah (Gülen Cemaati’nin. söz konusu yapıların sosyal karakterinden farklı olarak “şeffaflık ve “hesap verebilirlik” konularında ciddi açıkları bulunduğu tanışma götürme? bir gerçektir.
Tüm bu soruların açıklıkla yanıt bulması cihetteki  ruhumun rahatlaması ve hareket üzerinden süren tartışmaların sağduyu temelinde uzlaşı şansı yakalaması bakımından hu yük önem taşıyor.
Şeffaflık. Fethullah Gülen’ın bizzat kendi ifadesiyle, “bı gibilerinin onu yanlış değerlendirip hakkında suızanna kapılarak günaha girmesine sebep olmama” adına da bir zorunluluktur.
Dahası şeffaflık, bu kavramı “bir üslup güzelliği” diye niteleyen cemaalin “kendisini daha doğm ve daha iyi anlatabilmesi” için de bir gerekliliktir.
Böylece Pensilvanya’da yaşayan Fethullah Gülen. Işık Evleri’ne himmette bulunan işadamının parasının ihalelerdeki yolsuzluklardan gelip gelmediğini de açıkça görecek, bu konuda yalnızca kendisine verilen bilgilerle yetinmek zorunda da kalmayacaktır.
Nasıl mı?
Eğer ışık Evleri’ne ya da cemaate yardımda bulunan kişilerin isimleri ve yaptıkları işler toplumun, devletin ve basının denetimine açılırsa, bu kişiler hakkındaki bilgiler de ortaya çıkacaktır. Böylelikle, ibadeti yaşam biçimi haline getiren Risaeli Nur öğrencilerinin kursağından da “haram” para geçmemiş olacaktır.
Bilindiği gibi yolsuzluk yalnızca ondan beslenenleri değil, toplumu çürüten bir hastalıktır ve herkes tarihin bu ahlak dışı ezeli virüsüyle mücadele etmek zorundadır.
Eğer şeffaflık olmazsa, Fethullah Gülendin ömrünü verdiği hareketi de bu öldürücü virüsün etki alanından uzak kalamaz. Dolayısıyla, “cemaate himmette bulunan işadamları acaba hangi ihale karşılığı bağışta bulunuyor”‘ sorusu da hep gündemde kalır.
İşte bu yüzden cemaat “anlaşılmak” istiyorsa, bu ve benzeri durumlara şeffaflıkla yanıt verebilmelidir. Herkes ve her kurum gibi…
“Anlaşılamama” olgusunun “harici” nedenlerine gelin
Artık çoğu insan, Fethullah Gülen ve cemaatini “aynı duygu heyecan ve hedefi paylaşanların bir araya geldiği bir hareket” şeklindeki tarifle yetinmiyor.
Hedefi içinse, “Hakk’ın rızasını kazanmak” şeklindeki açıklama yelerince tatmin edici bulunmuyor.
Harekete şüphe ile bakanlar açısından ise, Fethullah Gülen hakkındaki resmi raporlar farklı bir anlam taşıyor. Cemaate yakın medya kuruluşları, yalnızca 115 ülkede sahip olunan okullardan bahsederken, ekonomi, siyaset ve sosyal alanlardaki bağlantılarını açık olarak konuşmuyor. O yüzden bilim adamları, aydınlar, gazeteciler, devletin resmi kurumlan farklı boyutlarda sorgulama refleksi gösteriyorlar. “Cemaat ne amaçlar, kaç üyesi vardır, nasıl örgütlenmiştir, kim destekler, yabancı ülke bağlantısı var mı” gibi sorulara (doğru, eksik ya da yanlış) yanıt veren ve her zaman ulaşılması mümkün olmayan bu belgelere yöneliyorlar.
Bu kitapta yer alan belgelerin böylesi bir ihtiyacı ne ölçüde karşıladığı tartışılabilir. Ama Fethullah Gülen’in ifade ettiği şekilde, “cemaatin anlaşılamamasının” temel nedenlerinden bilini oluşturduğu da gerçek.
Dolayısıyla bu açıdan bakıldığında da. cemaat tam anlamıyla şeffaflaşana kadar Ergenekon davası ekleri arasında bulunan Türkiye Cumhuriyeti güvenlik kurumlarının hazırladığı resmi istihbarat raporları anlam taşımaya devam edecektir.

Nitekim, “gizli bir örgütlenme” düşüncesi yaratan kendi propaganda faaliyetleri dışında, hareket hakkındaki en büyük bilgi yığını da bu raporlarda yer alıyor.
Devle! ve Fethullah Gülen “anlaşılmazlığının” arkasındaki bu raporlar, adeta bir ”külliyat” gibi Ergenekon davasının ekleri arasında karşımıza çıkıveriyor…
Şurası açık ki, ilerleyen sayfalarda da görüleceği gibi, devletin Fethullah Gülen grubuna bakışı, kimin iktidarda bulunduğuna bağlı olarak değişiyor.
Kitapta yer verilen raporlarda, bazen övülen Fethullah Gülen’in faaliyetleri çoğu zaman da tehlike olarak görülmüş Hazırlanan raporlara göre. Fethullah Gülen ve grubu hakkında görüşünü hiç değiştirmeyen ve onun “ılımlı bir İslam dev!eti”ni amaçladığı yönündeki düşünceye sahip olan tek kurum ise Türk Silahlı Kuvvetleri olmuş…
Bu kitabı okurken akıldan çıkarılmaması gereken; Fethullah Gülen’in, “terör örgütü kurmak ve yönetmek” iddiasıyla açılmış davalardan beraat ettiği ve yaşadığı Amerika Birleşik Devletleri’nden Türkiye’ye dönmesinde hukuki hiçbir engelin bulunmadığıdır. Zaten Ergenekon dosyası eklerindeki belgelerde de Fethullah Gülen Cemaati hakkında terör örgütü olduğuna dair bir iddia yer almıyor. Değişik tarihlerde hazırlanan raporlarda asıl olarak, cemaatin bürokrasi ve özellikle Emniyet teşkilatındaki örgütlenmesine dikkat çekiliyor ve bu çerçevede oluşan sorulara hayli çarpıcı, bir o kadar da iddialı yanıtlar veriliyor.
Fethullah Gülen ve cemaati hakkında, en eskisi 1990 yılların basına, sonuncusu Genelkurmay’in 2004, Emniyet Müdürlüğü’nün 2006 tarihli raporlarına dayanan belgeler, tüm tartışmalara rağmen, en azından “resmi gözle” Fethullah Gülen ve cemaatinin ne olduğunu, cemaatin apoletindeki elemanlarını, destekçilerini, amaçlarını ve büyüklüğünü okuma fırsatı veriyor….

Satın Alabilirsiniz

Acıktın mı? Mükemmel bir yemeğe ne dersin?Korr.com.tr

Burada yer almak ister misiniz?
Satın alma bağlantılarını web sitenize yönlendirin.

Genel Bilgiler

Benim için ARA!

Cevap ver

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Kapat

Forza Rowing Club