Ergenekon’un Çöküşü

Ağustos 14, 2010 Aktüel Siyaset, Kurumlar-Örgütler, Neden Kitap, Siyasal Hareketler-Eylemler-Topluluklar, Terör-Mafya

Acıktın mı? Mükemmel bir yemeğe ne dersin?Korr.com.tr

VATANSEVER KUVVETLER GÜÇ BİRLİĞİ Milli
İstihbarat Teşkilatı ve Emekli Subaylar Derneği’ne Sızan Örgütlenmenin Sırları
Zihni Çakır

Türk tarihinin en çarpıcı çeteleşmelerinden biri, Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi ve uzantılarının yasadışı faaliyetleri tüm boyutlarıyla karşınızda… Dolandırılan şehit eşlerinden, Danıştay’a yapılan kanlı saldırıya, Ümraniye’deki cephanelik gecekondulardan, türlü yolsuzluklara adı karışmış olan bu oluşumun üzerindeki sis perdesi aralanıyor… “Vatansever”lerin kirli ilişkileri, karanlıkta kalan yönleri günışığına çıkıyor.

Ne ile suçlanıyorlar?
“Suç işlemek için örgüt kurmak.”
“Dolandırıcılık.”
“Yağma.”
“İhaleye fesat karıştırma.”
“Zimmet.”
“Tarihi eser kaçakçılığı.”
Devletin bağımsızlığını zayıflatmaya veya birliğini bozmaya, Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye yönelik provokatif eylemler düzenlemek.”

Girdap Operasyonu da dahil olmak üzere çeşitli hamlelerle deşifre olan Ergenekon’un kuruluşunu ve çöküş operasyonunu bu çalışmada okuyacak, derin devletin açılımları karşısında hayrete düşeceksiniz.

ÖNSÖZ

Toplumlar, düzen, hizmet ve dirlik için devlet mekanizmasını kurarlar. Ve devletler, kendi toplumlarının tarihsel süreç içerisindeki sosyo kültürel birikimlerinden esinlenerek yasalar oluştururlar. Oluşturulan bu yasalar, toplumların refah ve mutluluğunun temin ve tesisi içindir.

Bireye düşen, bu kurulu düzenin sınırları içerisinde kendi mutluluğunu ve refahını temin etmektir. Buna karşılık, olası toplumsal devinimlerde veya sancılarda, belirli kişi ve gruplar, yasal düzene karşı örgütlenerek çıkar temin etmeye çalışırlar. Bu çıkar amaçlı örgütlerin kamuoyuna karşı en büyük vurguları “vatan, millet, din, devlet ve hürriyet’tir.

Toplumlar tarafından kutsal ve tabu olan bu değerlerin arkasına sığınan suç örgütleri, yüzyıllardan beri insanoğlunun kanını, huzurunu, refahını sülük gibi emerek, çatışmalar, iç savaşlar, uluslararası savaşlar, terör, kaos ve anarşiyi üretip toplumların başına bela ederler. Kaotik ortamın oluşmasından sonra bu çıkar amaçlı suç örgütleri ortaya çıkarak, bazen “tanrı” bazen da “millet adına mücadele” eder(!)

Tarihteki bilinen ilk organize suç Örgütü veya çete, “Tapınak Şövalyeleri”dir. Onun kadar güçlü olmasına rağmen artık Tapınakçılar gibi varlığını sürdürmeyen İranlı Hasan Sabbah’ın kurduğu ünlü vahşi çete olan “Haşhaşiler”de, bu organize suçların ikinci büyüğüdür. Ortaçağ’dan sonra kapitalist devrim, milliyetçilik, sosyalist teori gibi düşüncelerin ortaya çıkması ile birlikte, bitti denilen Tapınakçılar ile diğer çetelerin modern versiyonları oldular.

Yaklaşık 300 yıldır oluşan bu modern suç örgütleri, süreç içerisinde faaliyet alanlarını belirleyerek birbirlerinin sınırlarına girmeden varlıklarını babadan oğla bugüne dek sürdürdüler. Modernite ile birlikte ortaya çıkan ulus devletler, 20. yüzyılın başında toplumları harekete geçiren ideolojik düşüncelere karşı kendi varlıklarını korumak için bu tarz organize suç örgütlerinin yapılanmasına göz yumarak, bugün dünya ekonomisinin önemli bir bölümüne sahip olan yapıların kök salmasına sebep oldular.

Özellikle iç sorunları olan ülkelerin tümünde GLADIO olarak adlandırılan örgütler kuruldu. Bu Örgütler, Soğuk Savaş döneminde, Sovyet yayılmacılığının Önünü kesmek için NATO tarafından finanse ve organize edildi. Vehmedilen güçle çıkar çetesi halini aldılar. Türkiye’de de, “Halkın kurulu düzenini bozmaya çalışanlara karşı” mücadele amacıyla kurulduğu iddia edilen bu illegal ama meşru olduğunu iddia eden benzer örgütlenmelerin mensupları, sisteme hakim olduktan sonra devletin içerisinde kendilerine ait çeteler kurarak kayıt dışı ekonomik sistemde söz sahibi oldular.

ERGENEKON da GLADIO’nun Türkiye’deki uzantısı olmasına rağmen, kökeni 20. yüzyıla dayanıyor. Cumhuriyetin kuruluş mücadelesinin verildiği günlerde (Milli Mücadele) bile baş belası olan bu örgütlenme yapısının (Yeşil Ordu), 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül ve 28 Şubat süreçlerinde başrolde olduğunu görüyoruz,

80 yılı aşkın demokrasi sürecinde sertyumuşak askeri müdahale dönemlerinin karmaşa ve kaos, daha da Ötesi iç çatışma ortamının hazırlayıcısı olan bu güruhların, son dönem kaos ortamının doğmasında da etkinlik gösterdikleri iddialar arasında.

Paramiliter örgütler şeklinde yapılanıp piramitsel bir şema üzerinde toplanan ve en tepe noktasının ERGENEKON olarak ifade edildiği çete yapılanmasının, düzenlenen emniyet operasyonları sonrasında rejim için büyük tehdit olduğu görüldü.

Çalışmanın genel konsepti “derin devlet” olarak da adlandırılan bu yapılanmanın tarihsel süreci ve nasıl bir tehdit olduğuna yönelikse de bu çalışmada, söz konusu yapının uç kollarından, VKGB’nin doğuş ve işleyişine yer vermek elzem olmuştur.

Özede, Danıştay’a yönelik kanlı saldırıdan sonra yapılan operasyonlarla VKGB gibi farklı hücreler şeklinde örgütlendiği deşifre edilen Ergenekon’un kuruluş ve çöküş operasyonunu bu çalışmamızda okuyacaksınız.

Zihni ÇAKIR

Büyük ve büyüme hedefi taşıyan devletler, uzun vadeli politikalarını ve bu politikaların uygulanmasını kolaylaştıracak kısa vadeli hamlelerini adeta bir satranç tahtasında oynar gibi uygulamaya koyarlar. Onları büyük devlet yapan ve büyüme hedefini gerçekleştirmeye yaklaştıran özellikleri de bundandır.

Uluslararası strateji satrancı olarak adlandırılabilecek bu oyunda ilk hamleyi yapmak isteyen devletler, oyunu büyük ölçüde kazanmalarını sağlayacak bu hamlelerinde, kimi zaman devlet politikalarını resmi kurumları vasıtasıyla yürütürler.

Uluslararası sözleşme ve hukuktan dolayı karşılarına çıkması muhtemel engellemelere önlem olarak ise; kimi zaman örtülü operasyonlar yaparlar. Bu operasyonlarda da, resmi hiçbir görevi olmayan, tamamen illegal yapılanmaları ile faaliyet gösteren zümreleri kullanırlar.

Bu devletlerin sözü edilen strateji satrançlarına diğer ülkeler de hedef olur. Yani bu örtülü operasyonlarını uzun ve kısa vadeli çıkarlarının çakıştığı ülkeler üzerinde uygularlar. Kimi zaman bu ülkeler en yakın müttefikleri de

Bu varsayımdan yola çıkarak, büyük devlet olma iddiasındaki ülkelere karşı, bölünmez bütünlüğü ve üniter yapışma yönelik iç ve dış tehditler her zaman olasıdır. Hele Türkiye gibi strateji satrançlarının odağı durumundaki ülkeler için bu kaçınılmazdır.

Bu tehditlerin, illegal örgütlenmelerine karşı yürütülen savma mücadelesi, dış etkenlerle zafiyet gösterebilir. Bu dış etkenleri yanlı insan haklan kuruluşlarının kararları ve tek taraflı uluslararası hukuk dayatmaları şeklinde sıralamak mümkündür.

Sosyal, siyasal, ekonomik ve askeri alanlarda kendisine yönelmiş tehditleri ortadan kaldırmak için, bu devletler de örtülü operasyonlar yapabilir. Bu örtülü operasyonların uygulaması için, kimi zaman devlet görevlilerinin dışında elemanlar da kullanılabilir. Ancak bu elemanların devleti kullanmaya başladığı an, devlet anarşiye karışmış demektir.

Bu nedenle devlet, örtülü operasyonlarını hayata geçirmek için seçtiği sivil elemanlarda, kimi kriterleri gözetmek zorundadır.

Devlet, seçtiği elemanların, paraya, şöhrete, kadına ve en önemlisi devletin temel değerlerine bağlılığını test etmelidir. Aksi halde Türkiye’de yaşanan Susurluk sürecinin daha büyüğü İle karşılaşmak mümkündür.

Hiçbir teste tabi tutulmadan, sadece illegal faaliyetlerindeki başarılarından dolayı örtülü operasyonların uygulayımcısı olarak seçilen karakter zafiyeti içerisindeki bazı kimseler, Susurluk Skandalı sonrasında da görüldü ki devlet tarafından kullanılmamış; onlar devletin en önemli kurumlarını kullanmış.

İstihbarat birimleri, Emniyet Teşkilatı ve Silahlı Kuvvetler içerisindeki illegal örgütlenmeleriyle, devlet içinde devlet olmuşlar. “”Derin Devlet”" olgusu olarak isimlendirilen bu oluşum, yani devlet içindeki devlet, devletin istisna kurumlarını kendi çıkarları için kullanmış. Susurluk’ta meydana gelen ve devlet mafya ilişkisinin en belirgin fotoğrafını veren kaza sonrasındaki toplumsal refleks sonucu, devlet içerisindeki çete örgütlenmeleri de birer birer deşifre oldu.

“Derin Devlet “in,devlet imkânlarından beslendiğini gösteren çarpık İlişkiler zincirindeki halkalar, birer birer koptu.

“Derin Devlet’in çöktüğü ve devlette bir boşluk doğduğu görüşü, bu süreç sonrasında ağırlık kazanmaya başladı. Kimi çevreler, kendilerince boşluk olarak değerlendirilen bu durumdan vazife çıkararak, örgütlenme planlan kurmaya başladı. Ordunun kimi kademelerinden emekli olmuş isimlerin önderliğinde başlayan bu çete tipi örgütlenme yapısı, milenyuma girilirken yaygınlık kazandı.

GLADİO  ÇETELER

Tarihsel gelişimde farklı isimlerle kendini gösteren bu ve benzeri örgütlenme yapısının, cumhuriyet öncesi ve sonrasında, dünyadaki iki gücün taşeronluğunu yaptığını söylemek hiç de uçuk olmaz.

Dünyada, İngiliz ve Amerikan hâkimiyetinin devamını amaçlayan ve bu ülkelerin 50 yıl sonrası hedeflenerek hazırladığı “devlet politikalarının” dünya coğrafyasında hâkimiyetini sağlayacak oluşumların taşeronudur bu yapılar. Soğuk Savaş döneminde Sovyet Rusya’nın KGB’si de kullanmıştır bu yapıları.

Bazıları da NATO tarafından, iki kutuplu dünya düzeninde tek kutup yaratma çabasına hizmet için desteklenen GLADİO örgütlenmeleridir. Cumhuriyet öncesi örgütlenme yapılarını farklı bir kitap çalışmasında ele almak elzemdir. Ancak Milli Mücadele’de ortaya çıkan ve Mustafa Kemal’e suikast cüretine kadar giden bu örgütlenme yapısının uzantılarına bugün de rastlayabildiğimiz için tanımlama anlamında kısaca değinmek faydalı olacaktır.

O dönemde, halisane duygularla örgütlendirilen “yeşil ordu” ve “gürbüzler ordusu” daha sonra dış mihrakların sızmasıyla, yabancı devletlerin Türkiye’deki emellerine hizmet eder olmuştur.

YEŞİL ORDU

1920 yılı sonbaharında kurulan Yeşil Ordu’nun kurucusu ve Genel Sekreteri Nazım Bey’dir. Nazım bey aynı zamanda örgüt tüzüğünün(cemiyet nizamnamesi) hazırlayıcısıdır. Mustafa Kemal, vatan için hizmet edeceğiz diye ortaya çıkan bu gruba, halisane niyette gördüğü için karşı çıkmamıştır.

Yeşil Ordu, kuruluş amacında, “Millî Mücadele hareketine karşı zararlı eylemleri engellemek ve millî hareket lehine kamuoyu oluşturmak” fikrini taşımaktadır. Bünyesinde 14 milletvekili bulunmaktadır. Nazım Bey’in yanı sıra Dr. Adnan Adıvar, Hakkı Behiç Bey gibi önemli isimler de Yeşil Ordu’da yer almıştır. Yeşil Ordu, kısa zaman sonra, Milli Mücadele’de başarıya giden yolu tıkamak için, amacı dışına çıkarak, gizli bir İhtilâl örgütü kimliğine bürünmüştür.

Mustafa Kemal’e karşı hareket eden ve Sovyet Rusya’dan destek alan komünist bir teşkilat kimliğine bürünmüştür…

Satın Alabilirsiniz

Acıktın mı? Mükemmel bir yemeğe ne dersin?Korr.com.tr

Burada yer almak ister misiniz?
Satın alma bağlantılarını web sitenize yönlendirin.

Genel Bilgiler

Benim için ARA!

Cevap ver

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Kapat

Forza Rowing Club