Fısıltı

Ocak 27, 2011 Gençlik Kitapları, Pegasus, Roman (Yabancı)

Bu kitabı en uygun fiyata satın alın »

DÜNYA GENÇLİĞİNİN YENİ HEYECANI HUSH HUSH SERİSİ TÜRK HAYRANLARIYLA BULUŞUYOR…
KUTSAL BİR YEMİN
KOVULMUŞ BİR MELEK
YASAK BİR AŞK…
“Okuyucuyu sarsan tüyler ürpertici bir roman… Nora’nın kötü çocuk Patch’le fırtınalı aşkı okurları kendilerinden geçirecek.”
–Publishers Weekly
“Vampirlerden ve kurt adamlardan sıkılan gerilim ve aşk romanı hayranları Hush Hush serisini hemen benimseyecekler.”
–Booklist
“Sıra dışı bir aşk hikâyesi. Okurlar Fısıltı’yı baştan sona yürekleri ağızlarında okuyacak.”
–Falcata Times
Kovulmuş bir meleğe âşık olmak…
“Bütün sınıf arkadaşlarımın isimlerini biliyordum… biri hariç. Yeni öğrenci… Arkamdaki sırada, serinkanlı siyah gözleri karşıya sabitlenmiş bir hâlde kaykılmış oturuyordu…
Siyah gözleri beni âdeta delip geçiyordu. Dudaklarının kenarları yukarı doğru kıvrıldı. Kalbim bir an tekler gibi oldu ve o bir anlık duraksamada, kasvetli bir karanlık duygusunun bir gölge gibi üzerime örtüldüğünü hissettim. Bu duygunun kaybolması sadece bir an sürdü, ama ben hâlâ ona bakıyordum. Gülümsemesi dostça değildi, bela kelimesini heceleyen bir gülümsemeydi. Ve vaat doluydu.”

DÜNYA GENÇLİĞİNİN YENİ HEYECANI HUSH HUSH SERİSİ TÜRK HAYRANLARIYLA BULUŞUYOR…
KUTSAL BİR YEMİNKOVULMUŞ BİR MELEKYASAK BİR AŞK…
“Okuyucuyu sarsan tüyler ürpertici bir roman… Nora’nın kötü çocuk Patch’le fırtınalı aşkı okurları kendilerinden geçirecek.”–Publishers Weekly
“Vampirlerden ve kurt adamlardan sıkılan gerilim ve aşk romanı hayranları Hush Hush serisini hemen benimseyecekler.”–Booklist
“Sıra dışı bir aşk hikâyesi. Okurlar Fısıltı’yı baştan sona yürekleri ağızlarında okuyacak.”–Falcata Times
Kovulmuş bir meleğe âşık olmak…
“Bütün sınıf arkadaşlarımın isimlerini biliyordum… biri hariç. Yeni öğrenci… Arkamdaki sırada, serinkanlı siyah gözleri karşıya sabitlenmiş bir hâlde kaykılmış oturuyordu…
Siyah gözleri beni âdeta delip geçiyordu. Dudaklarının kenarları yukarı doğru kıvrıldı. Kalbim bir an tekler gibi oldu ve o bir anlık duraksamada, kasvetli bir karanlık duygusunun bir gölge gibi üzerime örtüldüğünü hissettim. Bu duygunun kaybolması sadece bir an sürdü, ama ben hâlâ ona bakıyordum. Gülümsemesi dostça değildi, bela kelimesini heceleyen bir gülümsemeydi. Ve vaat doluydu.”

GİRİŞ

LOIRE VADİSİ, FRANSA

KASIM, 1565

Fırtına patladığında, Chauncey bir çiftçinin kızıyla birlikte, Loire Nehri’nin çimenlik kıyısındaydı ve beygirini çayırda özgürce dolaşmaya saldığından, şatoya dönmek için iki ayağından başka bir şeyi yoktu. Ayakkabısının gümüş tokasını koparıp kızın avucuna yerleştirdi ve kızın, eleklerinden sarkan çamurlarla koşar adım uzaklaşmasını izledi. Ardından çizmelerini ayağına geçirdi ve eve dönüş yoluna koyuldu.

Yağmur, Langeais Şatosu’nu çevreleyen, kararmaya yüz tutmuş kırlık alana sicim gibi iniyordu. Chauncey göçük mezarların ve mezarlığın kara toprağının üzerinde kolayca ilerliyordu; en yoğun siste bile buradan evine giden yolu bulabilir ve en ufak bir kaybolma korkusu hissetmezdi. Bu gece sis yoktu, fakat karanlık ve yağmurun şiddetli saldırısı yeterince aldatıcıydı.

Görüş alanının kıyısında bir hareket hissedince, kafasını hızla sola çevirdi. İlk bakışta yanı başındaki bir anıtın tepesindeki büyük bir meleğe benzeyen şey, ayağa kalkmıştı. Ne taştandı ne de mermer. Kollan ve bacakları olan bir erkek çocuktu. Gövdesi ile ayakları çıplaktı ve belden aşağısı bir köylü pantolonuyla kaplıydı. Anıttan aşağı atladı, siyah saçlarının uçlarından yağmur suları dökülüyordu. Akan damlalar bir İspanyol’unla kadar koyu renkte olan yüzünden aşağı süzüldü.

Chauncey’nin eli kılıcının kabzasına uzandı. “Kim var orada.

Çocuğun dudaklarında bir gülümseme belirir gibi oldu.

Chauncey onu, “Langeais Dükü’yle oyun oynamaya kalkma,” diye uyardı. “Adını sordum. Söyle.”

“Dük mü?” Çocuk çarpılmış bir söğüt ağacına yaslandı. “Yoksa bir piç mi?”

Chauncey kılıcım kınından çıkardı. Beceriksizce, “Sözünü geri al! Babam Langeais Dükü’ydü. Ve şimdi yerini ben aldım,” dedi ve bu telaşlı hili için kendine sövdü.

Çocuk kafasını tembel tembel salladı. “Baban yaşlı Dük değildi.”

Chauncey bu çirkin hakaret karşısında Öfkeden köpürmüştü. Kılıcını ileri doğru uzatarak, “Ya senin baban?” diye sordu. Henüz tebaasının tamamını tanımıyordu, ama yavaş yavaş öğreniyordu. Bu çocuğun aile adını hafızasına kazıyacaktı. Yağmur sularından kurtulmak için eliyle yüzünü sildi ve, “Bir daha soruyorum,” dedi. “Kimsin?”

Çocuk ona doğru yürüdü ve kılıcı kenara itti. Birden Chauncey’nin gözüne tahmin ettiğinden daha yaşlı görünmüştü. Belki de kendisinden bir ya da iki yaş daha büyük olabilirdi. “Şeytan’ın döllerinden biri.”

Chauncey midesinin korkuyla düğümlendiğini hissetti. “Sen delinin tekisin,” dedi dişlerinin arasından. “Yolumdan çekil”

Ayaklarının altında yerin sarsıldığını hissetti. Çocuğun gözlerinin arkasında altın ve kırmızı ışıklar bel iriyordu sanki. Tırnaklarını bacaklarının üst tarafına geçirmiş hâlde, iki büklüm öne eğildi. Olanlara bir anlam vermeye çalışarak kafasını kaldırdı, nefes nefese ve gözlerini kırpıştırarak çocuğa baktı. Zihni, artık kant rol ün den çıkmış gibi fırıl fırıl dönüyordu.

Çocuk, onun göz hizasına gelmek için yere çöktü. “Beni iyi dinle. Senden bir şey almam gerek. Ve alana kadar da hiçbir yere gitmeyeceğim. Anlıyor musun?”

Chauncey dişlerini sıktı ve inanmadığını, meydan okuduğunu göstermek ister gibi kafasını salladı. Çocuğa tükürmeye çalıştı, ama tükürüğü çenesinden aşağı süzüldü. Dili oıı.ı it.ı.ıl etmemekte direniyordu.

Çocuk, ellerini Chauncey’ninkilere sıkıca sardı. Sıcaklıkları Chauncey’yi dağ lam işti. Bir çığlık koyuverdi.

“Sadakat yeminine ihtiyacım var,” dedi çocuk. “Tek dizinin üzerine çök ve yemin et,”

Chauncey gırtlağına sert bir kahkaha emri gönderdi, ama boğazı daralmıştı sanki; çıkan ses boğuk bir öksürükten farksızdı. Sag dizi, etrafta hiç kimse olmamasına rağmen arkadan tekme yemiş gibi bükülünce, çamurun içine düştü. Yana dönüp öğürdü. Çocuk, “Yemin et!” diye tekrar etti.

Chauncey’nin boynu alev alev yanıyordu; alız yumruklarını sıkmak için kalan bütün enerjisini kullanmak zorunda kaldı. Kendi kendine güldü, ama ortada gülünecek bir durum yoktu. Nasıl olduğu konusunda hiçbir fikri yoktu, ama çocuk midesini bulandırıyor, içindeki zayıflığı uyandırıyordu. Bu ağırlık yemin edene dek üzerinden kalkmayacaktı. Söylemek zorunda olduğu şeyi söyleyecekti, ama içinden bu aşağılama yüzünden çocuğu mahvetmeye yemin etti.

Kin dolu bir sesle, “Efendim, adamınız olacağım,” dedi.

Çocuk, Chauncey’yi ayağa kaldırdı. “İbrani takvimindeki Heşvan ayının başında beni burada bul. Yeni ayla dolunay arasındaki iki haftada hizmetlerine ihtiyacım olacak.”

“On… On dört gün boyunca mü” Chauncey’nin bütün vücudu öfkesinin ağırlığı altında sarsılıyordu. “Ben Langeais Dükü’yüm.”

“Sen bir Nefil’sin,” dedi çocuk ince bir gülümsemeyle.

Chauncey dilinin ucuna kadar gelen küfürlü cevabı yuttu. Bir sonraki cümlesi dudaklarından buz gibi bir kinle döküldü. “Ne dedin sen?”

“İnci/’de bahsi geçen Ne fili m ırkına aitsin. Baba a Cennet’ten kovulmuş bir melekti. Sen yarı ölümlüsün.” Çocuğun koyu renk gözleri Chauncey’nin kilerle buluştu. “Yarı bir düşmüş melek.”

Chauncey zihninin gerisinde, mürebbiyesinin İncirden pasajlar okuyan ve Cennet’ten sürülen meleklerin ölümlü kadınlarla çiftleşmelerinden yaratılmış sapkın bir ırktan bahseden sesini duydu. Korku salan, güçlü bir ırk. Chauncey’nin içi, tamamı tiksintiden ibaret olmayan bir ürpertiyle titredi. “Kimsin sen?”

Çocuk döndü ve uzaklaşmaya başladı. Ne kadar peşinden gitmek istese de, Chauncey bacaklarına ağırlığını taşımaları için söz geçiremiyordu. Dizlerinin üzerinde yağmura karşı gözlerini kırpıştırırken çocuğun çıplak sırtında iki kaim yara izi gördü. İzlerin arası ters bir V şeklinde daralıyordu.

“Sen… Cennet’ten mi kovuldun?” diye seslendi. “Kanatların koparıldı, değil mi?”

Çocuk melek ya da her kimse, arkasına bakmadı. Chauncey’nin doğrulanmaya ihtiyacı yoktu.

Chauncey, “Vermem gereken bu hizmet…” diye bağırdı. “Ne olduğunu öğrenmek istiyorum.”

Çocuğun zayıf kahkahası dört bir yanda yankılandı.

COLDWATER, MAINE GÜNÜMÜZ

Biyoloji sınıfına girince ağzım bir karış açık kaldı. Tahtaya esrarengiz biçimde bir Barbie bebek ve yanına da bir Ken asılmıştı. Kol kola girmeye zorlanmışlardı ve seçilmiş birkaç bölgeye eklenen yapma yapraklar dışında tamamen çıplaktılar. Başlarının Üzerine pembe tebeşirle şöyle karalanmıştı:

İNSAN ÜREME SİSTEMİNE HOŞ GELDİNİZ (SEKS)

Vee Sky yanımda, “Okulun kameralı telefonları yasaklama nedeni bu işte,” dedi. “Bu şeyin fotoğraflarının eZine”a’ düşmesi, eğitim kurulunun biyoloji dersini kaldırması için yeterli kanıt teşkil eder. İşte o zaman bu saati üretken bir şeyler şirin üst sınıf çocuklarından bire bir ders almak gibi mesela yapmaya ayırabiliriz.”

Satın Alabilirsiniz

Bu kitabı en uygun fiyata satın alın »

Burada yer almak ister misiniz?
Satın alma bağlantılarını web sitenize yönlendirin.

Genel Bilgiler

Benim için ARA!

Fısıltı için 10 cevap

  1. Melek dedi, Mart 3, 2011'te.

    Okunulası bir kitap… Okurken Merakımın her satırda daha fazla arttığını hissediyorum.. büyük bir keşif gerçek bi adrenalin….

  2. Patch! Bambaşkasın sen ya <3 Yani ne desem anlatamam… Senin gibi bir arkadaşa ya da sevgiliye sahip olmak gerçekten çok güzel olurdu.
    Mükemmelliyet diye buna denir.
    Okumayan kesinlikle okumalı.
    Devam kitabını bekliyorum.

  3. hush hush serisinin özetini detaylıca anlatmaya çalıştımm beklerimm :)

  4. ya devamınıda yazaydınız

  5. neden her ünlü ünlüye kızlar deliriyor anlamıyorum.
    ben de bir kızımama nedense hiç böyle hırslarım yok daaha dğrusu saçmalılarım

  6. bu kitabı arkadaşlarım tavsiyesi üzerine okudum ilk başta gerçekten etkileyici bir kurgu olduğunu düşündüm sonra farkettim ki melekleri resmen aşağılayan bir kitap.O saf masum tertemiz varlıkları resmen lekeliyor ne hakla? Bilindiği gibi melekler nurdan yaratılmışlardır ve de cinsiyetleri yoktur. Onlar yaratılışları itibariyle hep Allah’ı tesbiheder ona ibadet ederler Allah’ı üzecek birşey yapmaktan korkarlar çünkü onu çok seviyorlardır.Günah işlemedikleri için doğal olarak cennetten kovulmamşlardır kovulmayacaklardır.O temiz varlıklara resmen iftira atan bir kitap olduğundan asla tavsiye etmiyorum.Meleklere iftira atanların vay haline…

  7. tymsah dedi, Mart 6, 2012'te.

    harika bi seri

  8. arkadaş tavsiyesiyle okudum inanılmaz derecede güzel bi kitap 1 günde bitirdim ve hiç beklenmicek kişiler sonun da bütün olayları karıştırıyo süper bi şey :)

  9. o kadar güzeldiki kitaba bağlandım patch nora o kadar güzeldiki finalde ve sesizlik beni benden aldı baş meleklerden yardım almışlardır haNK öldürmek için ve öldürdüler ölmeden önce hank dabriadan yardım alır geleceği görmesini ister dabria sa öleceğini söyler öleceğini bildiği için nora hank milların yemininden nefill oldu ve hank ölünce kızı nora greye yemin ettirdi artık o nefilim ordusunun başı kara el. scott tanıştırdığı yakın arkadaşı dante nefilim ordusunu en güvenilir kişilerinden ama kovulmuş meleklerin yanında dante paçayı sıvırmak için norayı öldürmek ister ama yapamaz . patch izin vermez . savaş çıkacaktır nora ve patch ayrım konumlarda savaşacaktır ama savaşmazlar devamını kitaptan okuyun heyecanlanın istedim … bu sesizlik ve finalde . ilk kitabı fısıltıyla o kadar gzl olduğunu anlayacaksınız ki hmn çığlık geçeceksiniz. sesizlik başları o kadar zorluyacakki 100 kadar bir gnde okumassanız meraktan rahat edemessiniz.

  10. dilnur dedi, Ocak 20, 2014'te.

    çok güzel bir kitap okumanızı şiddetle tavsiye ederim.patch çok iyi onun için söylenecek laf yok:D

Cevap ver

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Kapat

www.ucuzkitapal.com | YGS Kitapları