İbn Rüşd Felsefesi

Ağustos 5, 2009 İslam Felsefesi, KLASİK YAYINLARI

Acıktın mı? Mükemmel bir yemeğe ne dersin?Korr.com.tr

109448_2

İBN RÜŞD, İslam felsefenin yaklaşık beş asır süren altın çağının en başarılı ve en önemli isimlerinden biridir. Gerek antik ve helenistik felsefe, gerekse İslam ilim ve düşüncesi alanında o güne kadar oluşmuş bulunan zengin birikimi, yeniden ele alıp tartışarak farklı yorumlar getirmiş; geride bıraktığı ölümsüz eserler ve açtığı yeni ufuklarla Latin ortaçağını etkileyerek Batı’da rönesans fikrinin uyanmasında önemli katkı sağlamıştır.

İbn Rüşd, taibat felsefesinden psikolojiye, bilgi ve varlık felsefesinden din felsefesine kadar her alandaki farklı yaklaşım ve özgür görüşleriyle, Aristo’nun yalnızca sadık bir izleyicisi ve yorumcusu olmadığını ortaya koyan bir filozof, teori ile pratiği bir arada yürüten iyi bir hukukçu ve tabiptir.

Allah-kainat-insan ilişkileri bağlamında değerlendirdiği “insan” ve “din” gerçeğini düşünce sisteminin merkezine koyan bu seçkin filozof, beşeri bilginin imkanı, kaynağı değeri ve sınırını kendine özgü bir yorumla ortaya koymuştur. Onun özellikle din-felsefe ilişkileri konusundaki gerçekçi yaklaşımı, sadece İslam Dünyasında değil Batı’da da önemil tartışmalraa kaynaklık etmiştir

ÖNSÖZ
İslâm felsefesinin düşünce tarihindeki yeri ve önemi, bugün artık herkes tarafından kabul edilen bir hakikattir. Bu noktaya gelinmesinde, amaçları ne olursa olsun, Batılı oryantalistlerin çift yönlü rol oynadıkları bilinmektedir: İlk olarak, bu alandaki çalışmalarını her ne kadar islâm filozoflarının yaptığı işin antik felsefenin bir tekrarı ve uzantısı olmaktan öteye gidemediği şeklindeki, dayanaktan yoksun bir iddiayı kanıtlamaya yönelik sübjektif bir tavırla yapmış olsalar da. oryantalistlerin bu faaliyeti, bir bakıma kendilerini de İslâm felsefesinin varlığını baştan kabul ve tescil etme durumunda bırakmıştır. İkinci olarak, onların bu yanlı hatta yer yer an niyetli tavır ve iddiaları karşısında, müslümanlann, kendilerine intikal eden ilim. düşünce ve kültür mirasına yönelmek ve bunları araştırmak durumunda kalmalarına da böylece zemin hazırlamışlardır. İşte elinizdeki bu çalışmanın konusunu teşkil eden lbn Rüşd felsefesi de bu cümleden olarak, ondokuzunçu yüzyıldan itibaren Batılılar eliyle araştırılıp incelenmeye başlanmıştır. Tennemann’ın yazdığı bir makale ile (Ali gemeine Encyclopâdie der Wissenschaften ıınd KÜnste, Berlin 1821) başlayan lbn Rüşd araştırmaları, Ernest Renan ve Salanıon Munk’un çalışmalarıyla sürmüş ve günümüzde de devam etmektedir. Ne var ki bugüne kadar gerek Avrupa’da gerekse islâm dünyasında yapılmış olan ve belli konular üzerinde yoğunlaşan çalışmaların, filozofumuzun düşünce sistemini bütünüyle ortaya çıkarmaktan uzak bulunduğunu belirtmek durumundayız.
Türkiye’ye gelince, ismi en az diğer İslâm filozoflarınınki kadar sık anılmasına ve bu yüzden de çok iyi biliniyor sanılmasına rağmen, elinizdeki kitabın doktora tezi olarak hazırlandığı doksanlı yılların başlarında. ibn Rüşd felsefesini konualan çalışmalar hem nicelik hem de nitelik bakımından oldukça sınırlı idi. Nitekim o tarihe kadar Türkiye’de Ibn Rüşd ve Felsefesi hakkında yapılmış olan çalışmalar şunlardır: İzmirli İsmail Hakkı’nin “İslam’da Felsefî Cereyanlar” başlığı altında kaleme aldığı seri yazıların bir bölümü (Dârü’lFün nün ilahiyat Fakültesi Mecmuası, İstanbul, 19311932, sy. 2023); filozofun b’aslu’lmakâl, edDannîme ve elKeşfm Ibn Rüşd’ün Felsefesi (Ankara, 1955) adıyla Türkçe’ye tercüme eden Nevzad Ayasbeyoğlu’nun bu çevirinin girişine koyduğu kısa değerlendirme; Hilmi Ziya Olken’in felsefe tarihine dair eserlerindeki kısa bilgiler ile onun İslâm Ansiklopedisi’ne (İstanbul 19Ö8, V (2). 781798) yazdığı “Ibn Rüşd” maddesi; Mahmut Kaya’nın “Mahiyet ve Varlık Konusunda Ibn Rüşd’ün Ibn Sînâ’yı Eleştirmesi” (Ibn Sina Armağanı, Ankara 190n ve “ripaietik Felsefede İnsan Aklının Fa’âl Akılla Olan İlişkisi ve Ibn Rüşd’ün Probleme Farklı Yaklaşımı” (Felsefe Arkivi, istanbul 1994, sy. 29) başlıklı iki makalesi; Necip Taylan’ın “islam Düşüncesinde FelsefeDin Uzlaştırma Çabaları ve Ibn Rüşd” {Bu Meydan, NisanHaziran, istanbul 1989) adlı çalışması; Süleyman Uludağ’ın bir değerlendirmesi (Ibn Rüşd, Faslü’lmakûl  elKeş fan minhâci’ledilte  FelsefeDin ilişkileri, istanbul 1985. giriş kısmı) ile Bekir Karlıga’nın Ibn Rüşd ve özellikle eserleriyle ilgili çalışmaları (Ibn Rüşd, Faslü’lmakâl  FelsefeDin İlişkisi, istanbul 1992, s. 953; İslâm Düşüncesi’nin Batı Düşüncesi’ne Etkileri, istanbul 1993, s. 265286). Bütün bu araştırmalar filozofun, felsefenin belli sorunlarına dair görüşlerini konu alan çalışmalardan ibarettir. Ibn Rüşd’ün, bir doktora çalışması düzeyi ve kapsamında ele alındığı ilk çalışma durmundaki Üç Tehâfüt Bakımından Felsefe ve Din Münasebeti (Doktora Tezi, Ankara, 1956) adlı kitabında Mubahat Türker de yine filozofun tek bir eserinden yola çıkarak, onun dinfelsefe ilişkisi bağlamında ortaya koyduğu bazı yaklaşımlarını Gazzâlî ve Hocazâde’nin görüşleriyle karşılaştırmıştır.
“Ibn Rüşd ve Felsefesi” başlığı altında ve doktora tezi olarak hazırlanan bu çalışmada ise filozofun düşünce sistemi kendi bütünlüğü içinde incelenerek olduğu gibi ortaya konmaya çalışılmıştır. Bu yapılırken imkanların elverdiği ölçüde doğrudan filozofun kendi eserlerine başvurulmuş, onun birbirirînden çok uzak değerlendirmelere konu olmasına yol açan problemlere ilişkin görüşleri tespit edilirken o konuda daha önce yapılmış yorumlar fazla dikkate alınmamış ve mecbur kalmadıkça başka düşünürlerin görüşleriyle mukayese yoluna gidilmemiştir.
Başlangıçtan itibaren Ibn Rüşd’ün yaşadığı döneme kadar geçen süre zarfında islâm dünyasında ortaya çıkan fikir hareketleri ile felsefî çalışmaların gelişme seyri ve özellikle Endülüs’teki durumunun özet olarak verildiği girişin ardından, birinci bölümde filozofun hayatı, çevresi, tahsili, ilim zihniyeti ve yöntem ilkelerinin yanısıra ilimler tasnifi ve eserleriyle bir Ibn Rüşd portresi çizildikten sonra, düşünce tarihindeki yeri ve öneminine dikkat çekmek üzere etkilerine kısaca temas edilmiştir. Çalışmamızın tez olarak hazırlanışında sırasıyla metafizik, psikoloji, bilgi nazariyesi ve din felsefesi olmak üzere dört bölüm halinde incelenen Ibn Rüşd felsefesi, kitaplaştırma sürecinde tabiat felsefesi, psikoloji, bilgi felsefesi, varlık felsefesi, din felsefesi sıralamasıyla ve beş bolüm şeklinde yeniden düzenlenerek bütün boyutlarıyla sergilenmeye çalışılmıştır. Bu arada çalışmamız, gerek ifade ve üslup ve gerekse içerik bakımından baştan sona gözden geçirilerek yer yer kısaltma ve ilâveler yapılmış, ayrıca okuyucunun takibini kolaylaştırmak üzere yeni alt başlıklar konulmuştur. Sonuç bölümünde, Ibn Rüşd’ün sadece bir Aristo sarihi ve yorumcusu olmadığı, onun kendine özgü bir düşünce sistemi oluşturduğu, bu doğrultuda ayrı bölümler halinde incelediğimiz felsefe disiplinleri ve sorunları arasında nasıl tutarlı ilişki ve bağlantılar kurduğu gerçeği gösterilmeye gayret edilmiştir.
Türkiye’de doktora tezi düzeyinde doğrudan Ibn Rüşd felsefesini konu alan ilk araştırma olma özelliğini taşıyan bu çalışmadan sonra, filozofun farklı felsefe sorunlarına ilişkin düşüncelerini inceleyen yüksek lisans ve doktora tezlerinin hazırlandığını görmek memnuniyet vericidir. Doktora seviyesinde Ibn Rüşd üzerine doktora tezi seviyesinde araştırma yapan isimleri ve çalışmalarını burada anılması kadirşinaslığın bir gereği olmalıdır; Nuri Adıgüzel, “Ibn Rüşd’ün Varlık Felsefesi” (Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Ankara 1996); Atilla Arkan.  “Ibn Rüşd Psikolojisi” (Marmara Üniversitesi S.B.E., İstanbul 2001); Muhittin Macit, “İbn Küşd ve Metafizik Şerhleri” (M.Ü.S.B.E., istanbul 2002); Numan Yusuf, “İbn Rüşd’ün Eğitim Felsefesi”‘ (M.Ü.S.B.E.. İstanbul 2002). Bu arada, Türkçemizde hâlâ ortak bir felsefe dili ve terminolojisinin geliştirilememesi sebebiyle, çalışmamız sırasında yer yer oldukça zorlandığımızı belirtmek durumundayız, işaret edilmesi gereken bir husus da filozofumuzun kendi eserlerine atıf yapılırken, çok yoğun bir tekrarı beraberinde getireceği için, dipnotlarda müellif olarak İbn Rüşd ismine yer verilmemiş olmasıdır.
İbn Rüşd’ün ülkemiz insanı tarafından tanınması ve haketıigi ilgiyi görmesi yolunda katkısı olacağını umduğumuz bu çalışmanın, tez konusu olarak belirlenip hazırlanmasından kitap halinde yayımlanmasına kadar geçen bütün aşamalarda derin ilmî vukufu, engin sabır ve hoşgörüsüyle hep yanımda olan, maddî ve manevî hiçbir konuda yakın ilgi, alâka ve desteğini esirgemeyerek üstün bir fedakârlık örneği gösteren muhterem hocam Prof. Dr. Mahmul Kaya’ya en kalbi duygularla teşekkürlerimi sunuyorum. Kitabın yayına hazırlanması sırasında yardımlarını gördüğüm değerli arkadaşlarım M. Cüneyd Kaya, Cahid Şenel ve Mustafa Dcmiray’ın yamsıra Akif Umre başta olmak üzere Klasik çalışanlarına da ayrı ayrı şükran borçluyum.
İbn Rüşd’ün vefat ettiği 10 Aralık 1198 tarihinin 804. yıldönümüne tekabül eden şu günlerde yayılanmış olan çalışmada, her türlü dikkat ve ihtimama rağmen gözden kaçmış olan bazı eksikliklerin bulunabileceğini, fakat bunların okuyucular tarafından hoşgörüyle karşılanacağı yolundaki ümidimi belirtmek istiyorum.
Gayret bizden, başarı Allah’tandır.
10 Aralık 2002 Bağcılar Istanbul

Satın Alabilirsiniz

Acıktın mı? Mükemmel bir yemeğe ne dersin?Korr.com.tr

Burada yer almak ister misiniz?
Satın alma bağlantılarını web sitenize yönlendirin.

Genel Bilgiler

Benim için ARA!

İbn Rüşd Felsefesi için 1 cevap

  1. Felsefe severlerin mutlaka okuması gereken bir eser. Hüseyin Sarıoğlu’na eseri türkçeye kazandırdığı için kendi ama çok teşekkür ederim. Okutken düşünmekten başınız çatlayacak. Başı çatlayana kadar okumayı sevenlere özellikle tavsiye edilir. Taş’ı açıklarken hayran kaldım. Artık zannetmiyorumki taş cansızdır :)

Cevap ver

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Kapat

Forza Rowing Club