İşte Hayat/ Bir Genç Kızın Gizli Defteri 5

Temmuz 28, 2011 Epsilon, Gençlik Kitapları

Bu kitabı en uygun fiyata satın alın »

Kepler havaya…

Diplomalar alınıyor.

Serra artık hayatla yüz yüze.

Ve yaşamla ilgili önemli bir ayrıntının farkına varıyor bu süreçte.

Hayatla ilgili bilgiler tersinden öğreniliyor.

Okulda önce çalışıp sonra sınanıyor insan.

Hayatta ise önce sınanıp sonra bir şeyler öğreniliyor.

Bakalım Serra neler öğreniyor?

13 Haziran, Çarşamba

Ahhhh,Ah… O havuza allayıp bir boy yüzebilmek için neler neler vermezdim! Oysa. gün boyu acımasız yaz güneşinin altında, elimde bir tepsi, Hilton Oteli’nin havuz başında, otelimizin “konuklarına” hizmet sunmak için gittim geldim -gittim geldim- gittim geldim! Haşat oldu ayaklarım!

Bu sözcüklerden anlaşılacağı gibi. stajıma başlamış bulunuyorum, sevgili defterim. Seninle yeniden bir araya gelmek meğer ne büyük bir mutlulukmuş. Bunca zaman yazamamamın nedenine gelince… Geçen yıl için burs almayı aklıma koymuştum ya. kendimi deliler gibi derslere verdim.

Veecc… üniversitede üçüncü yılımı burslu o-ku-dum! Bu kez de bursumu dördüncü yılıma taşıyabilmek, yani bu desteği yitirmemek içici hırs yapıp yine deliler gibi çalışmaya devam…

İyi şeylere çabuk alışılır derler ya. meğer ne doğruymuş. Amaaa… övünmek gibi olmasın notlarım şıkır şıkır.

Onun için son yılımı da burslu okuyabileceğime inanıyorum. Kısaca… umutluyuz! Yıkılmadık, ayaktayız! Üstüne üstlük stajımı. İstanbul Hilton’da yapıyorum!!! İnanabiliyor musun! Ben bâlâ inanabilmiş değilim. Ama bu hiç de kolay olmadı. Zaten benim neyim kolay olur ki? Neyse, o konuyu ayrıntılarıyla daha sonra anlatacağım.

Gelelim senden uzak geçen ayların özeline…

Şükürler olsun, herkesin .sıhhat ve afiyeti yerindedir. Tüm aile bireyleri ve enişteniz Oktay (kıh kıh) iyidirler, ellerinizden öperler. Arkadaşlarıma gelince, hem üniversitedeki sevimli ve sevimsizler hem de benim gerçek dostlarım, dünyalar tatlısı arkadaşlarım geleceğe yönelik sıkı çalışma içinde olduklarından, onlarda da kayda değer değişiklikler yok. Babam Ankara’deki görevine döndüğünden ara ara görüşüyoruz. İşi abanmadığımız sürece ilişkimiz ‘düzeyli’ ve ‘seviyeli’ (magazin basını, kulakların çınlasın) bir biçimde kalabiliyor Yoksa mutlaka ama mutlaka bir yerden patlak veriyor. O nedenle, daha önceki de defterlerimde de belirtmiş olduğum gibi, “Seni uzaktan sevmek” tutumu kesinlikle daha sağlıklı bir ilişki yaşamamızı sağlıyor.

Babaannem, canım benim, daha bir yaşlandı sanki. Bu nedenle midir nedir, benim medeni durumum hakkındaki o çok bilinen ve yinelenen ‘Evde kaldın.” şeklindeki gözlem ve yorumlarına eskisi gibi sinirlenmiyorum artık. Ya yalama oldu ya da

giderek daha sabırlı bir insan olmaya başladım. Annemleşiyor muyum ne? Evet, geçmiş yünleri böylesine özetledikten sonra gelelim şu staj işine…

Okulumuz staj konusunda yardımcı oluyor, çoğu kişiye yer buluyor. Buluyor bulmasına da… bendeki şans mıdır nedir, dandik yerler hep bana kalıyor. Nitekim başta Oktay olmak üzere pek çok kişiye istedikleri gibi yerler bulundu. Oklay, Ankara’daki bir acentede staı yapmayı yeğledi. İç turizme yönelik turlarda çalışıp deneyim kazanmak istiyor.

Oysa ben. dönem sonuna gelmiş olmamıza karşın halâ şöyle gönlüme göre bir yer bulamamıştım. Bunun üzerine, Ankara’dan umudu kesip. İstanbul’a uçtum, bakalım orada ne yapabilirim, diye. Ayrıca İstanbul’da staj yapmak, yatacak yer sorunu olmayacağından tartışmasız yeğlenecek bir durumdu. Çeşme’de insanları hangi koşullarda barındırdıklarını gördük!.!! Oysa İstanbul’da, kalırım kendi evimde, misler gibi… Gündüzleri de paşa paşa gider gelirim. Değil mi ama…

Ve… doğal olarak devreye aslan annem girdi. Tüm arkadaşlarını taradı veeeee… bir tanesinin Hilton Oteli’nde bir tanıdığının olduğu onaya çıktı. Anneme. “Dur bakalım, önce ben bir arayıp konuşayım. Serra gibi parlak bir öğrenciyi almayacaklar da kimi alacaklar,” demiş.

Değil mi ya… Değil mi ya…

Şaka bir yana, hu girişimden hiç mi hiç umudum yoktu.

Düşünsene koskoca İstanbul Hilton Oteli! Ayrıca Boğaziçi’nin turizm öğrencileri var. Ve de daha bir dolu İstanbul okulu… Onlar çoktaaan kotayı doldurmuşlardır, bize nereden sıra gelecek, diye düşünüyordum.

Bu düşünceler “ışığında” bana önerilen tüm otellere başvurmaya kararlıydım. Bunlardan biri çok sapa ve uzak bir yerdeydi. Yeşilköy’de, havaalanına yakın… Bir başkası Taksim’deydi. Burası en azından merkezi diye düşünüp, görüşmeye gittim. Ama ne yalan söyleyeyim, gördüklerime pek de bayılmadım. Bir kere bedava çalıştıracak işçi arar gibi hir halleri vardı sanki Ayrıca çalışanları da. otel müşterileri de pek parlak değildi. İnsan böyle bir otelde ne öğrenebilirdi ki…

“Hemen başlayabilirsiniz.” dediler. Oysa ben kendimi dışarı atar almaz derin bir nefes aldım. Hiç de iyi izlenim vermeyen bir arka sokak otelinde çalışamazdım.

Yeşilköy’deki otele de gittim. Gerçi büyük ve güzel bir otel ama oraya gidip gelmek, hele de her gün. tam eziyet. Neyse, yine de görüşmeyi yaptım. Gerekli bilgileri aldıktan sonra, beni arayacaklarını, çünkü henüz kaç stajyer çalıştıracaklarını belirlemediklerini söylediler.

Yani… ben uzak muzak diye kendi kendime mırın kırın ederken, onların da beni alıp almayacakları belli değilmiş meğer, iyi

İşte durumlar böyleyken, bir sabah erkenden telefon çaldı ve “hayatım değişti”! (Orhan Pamuk, kulakların çınlasın!| Arayan, annemin arkadaşı Ertem Teyze”ydi.

“Serra?”

“Efendim?”

“Ben, Ertem.”

“Aaa Ertem Teyze,” dedim ve hemen o şaşkınlıkla ekledim. “Annem evde yok. Yani işe gitti.”

“Zaten ben de anneni değil, seni arıyordum.”

“Yaa…” Zekâ düzeyi alt sıralarda sürünen bu yanıtlarımdan anlaşılacağı gibi hâlâ uyanamamıştım, “Bak canım,” dedi Ertem Teyze çabuk çabuk. “Sana saat dokuz buçukta Hilton’da bir randevu ayarladım. Hemen toparlan. Gidip personel müdürünü göreceksin.”

İşte şimdi uyanmıştım!!!

Neler söylüyordu bu kadın?

“Ertem Teyze, şu anda saal sekizi on geçiyor…”

“Tamam, oyalanma öyleyse,”

İyi valla…

“Hemen duşunu al.”

Emredersiniz!

“Şöyle güzel giyin ha… Sonucu da bana bildir. Haydi iyi Ve telefon çat diye kapandı.

Dehşete düşmüştüm, dehşete…

Bu kadar büyük bir kuruluşta, bu kadar önemli bir randevu ve… benim doğru dürüst hazırlanabilmem için hiç vakit yok.

Hayatımın en hızlı duşunu aldıktan sonra saçımı fönlerken gözüm saatte, dakikaları sayıyordum. Neyse ki, ne giyeceğim diye zaman kaybetmedim, çünkü bu tür görüşmeler için giyebileceğim tek bir kıyafetim var.

Ne demişler, hayatını sadeleştir… sadeleştir… sadeleştir…

İşte böyle tek takımın olursa, kafanı yormaya gerek kalmaz, diye düşünerek beyaz kelen pantolon takımımı ve içine minik siyah tişörtümü giydim. Aslını istersen sevgili defter, anneannem bu takımı bana geçen yıl armağan elliğinde, belli etmemiştim ama. ne kadar da kokoş, diye düşünmekten kendimi alamamışımı. Oysa bak bu yıl tüm bu görüşmeler için cuk oturuyor. Sanırım giderek biz de kokozlanıyoruz anlamına geliyor bu. Hazin ki hazin bir durum… Şaka değil tam yirmi yakındayım artık. Aman Tanrım! İnanabiliyor musun. Şimdi Burak ulsa, “N’aber moruk” derdi.

Bu arada… İnsan çılgınlar gibi koşuştururken bile neler düşünebiliyor. Neyse… Evden fırladım, paraya kıyıp bir taksiye atladım ve görüşmeye olabildiğince az bir gecikmeyle yetişebileyim diye bildiğim tüm duaları sıralamaya başladım. Neyse ki yollar. nasıl olduysa, açıktı da. on beş dakikalık bir gecikmeyle Hillon’a vardım.

Danışmaya, personel müdürüyle randevum olduğunu söyleyince bana gitmem gereken yeri tarif ettiler. Koşa koşa Personel Müdürü yazan tabelayı buldum.

Nefes nefeseydim!

Geç kalmıştım, geç!

Bu hiç de iyi bir “ilk izlenim” olmayacaktı.

Kalbim güm güm atarak kapıyı tıkIattim.

Tekrar tıklattım!

Yine ses yok. Bu kez yavaşça kapıyı açıp içeri baktım ki… Kimsecikler yok.

Eyvah! Eyvah ki eyvah!

Bekledi, bekledi ve bu kız daha bir iş görüşmesine bile vaktinde gelemiyor dedi ve çekip gitti.

Allah kahretsin!

Diye düşünürken, koridorun ucunda bir adam belirdi. Beni görünce, “Geliyorum, geliyorum,” diye seslendi ve ekledi. Ertem Hanım’ın sözünü ettiği öğrencisiniz, değil mi?”

Ohhh! Dünya yeniden dönmeye başlamıştı, Güneş parlıyor, ruhumun çiçekleri açıyordu.

“Evet.”

“Özür dilerim, sizi çok bekletmedim umarım,” diyerek hızlı adımlarla yanıma ulaştı.

“Hiç önemi yok,” diye cıvıldadım, beklemiş ama bunu sorun yapmaz pozlarda.

Çok tatlı bir adamdı. Genç! Güler yüzlü! Ceket meket yok. Çizgili, açık mavi bir gömlek ve üstüne kırmızı örgü bir kravat.

Sabah sabah insana enerji veren renkler…

Neyse, o önde ben arkada içeri daldık. “Buyurun oturun,” dedikten sonra bir yandan masasının üstünü düzenlemeye başladı, bir yandan da eline ahizeyi alıp bana sordu. “Ne içersiniz?”

Öyle heyecanlıydım ki. bir yudum suyu bile yutacak hâlim “Teşekkür ederim, hiçbir şey istemem.”

“Nasıl isterseniz ama ben günlük kafeinimi almazsam asla ve asla çalışamam,” dedikten sonra. “Bana şöyle koyu bir kahve…” diyerek siparişini verdi ve… sonunda dikkatini bana yöneltti.

“Evet… Adınız neydi?”

“Serra… Serra Noyarı.”

“Tamam, şimdi anımsadım. Bana biraz kendinizden söz eder misiniz?”

Satın Alabilirsiniz

Bu kitabı en uygun fiyata satın alın »

Burada yer almak ister misiniz?
Satın alma bağlantılarını web sitenize yönlendirin.

Genel Bilgiler

Benim için ARA!

İşte Hayat/ Bir Genç Kızın Gizli Defteri 5 için 13 cevap

  1. sizin kitaplarınızı çok beğeniyorum ve sizi gönülden tebrik ediyorum yazarlık hayatınızda başarılıklar diliyorum

  2. size ve kitaplarınıza gerçekten hayran olduğumu söyleyebilirim büyük bir zevkle okudum sizi tebrik ediyorum

  3. derya dedi, Mart 19, 2013'te.

    öncelikle kitaplarınızın serilerini okudum şimdi bu 5. seriyi almayı düşünüyorum gerçektende beğenerek ve kitabın içindeymişcesine okuyorum başarılarınızın devamı daim olsun bu arada ARKADAŞLAR TANRIÇA ADLI BİR KİTAP VAR ODA HARİKA BİR KİTAP ŞU AN BEN O KİTABINDA 2. SERİSİNE BAŞLAMAK ÜZEREYİM TAVSİYE EDERİM

  4. genc kizin günlünün serisini okudum ve bayıldım süper

  5. Serra kiminle evleniyor ve kimden cocugu oluyor .??

  6. Ay çok heyecanlı ama daha okumadım yakında alıcam.Neler oluyo bana anlatırmısın en önemli yerlerini.Bu arada İpek Onguna çoook teşekkür ederim çok güzel bi kitap.Bana neler olacağını söylermisiniz???????

  7. Hesna dedi, Ocak 4, 2014'te.

    Devamını da yazarmısınızzz

    • Sevgili Hesna,

      Kitabın yayınlama hakkı tamamen yayıncı kuruluşa aittir. Tamamını yayınlamak yasal bir suç teşkil etmektedir.

      Korsana ve emek hırsızlığı konusunda hassasiyetimizi bilmenizi isteriz.

      Saygılarımızla.

  8. kitap süper yaaaaaaaaaaa .:) :) :) :)

  9. damla dedi, Ocak 27, 2014'te.

    şu anda 4.serisini okuyorum ve süper

  10. hatice dedi, Ocak 29, 2014'te.

    sizin neredeyse tüm kitaplarınız bende var . bu serinin 5 cisi ni en yakın zamanda alacagım kitaplar süper ötesi

  11. çooooooooooooooooooooooooook güzel

  12. aytil dedi, Mart 10, 2014'te.

    ya çook güzel zevkle okuyorum lütfen devamını getirin

Cevap ver

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Kapat

www.ucuzkitapal.com | YGS Kitapları