Jitem Gerçeği Susurluk’tan Ergenekon’a

Ağustos 31, 2009 Hatıralar, TRUVA YAYINLARI

Acıktın mı? Mükemmel bir yemeğe ne dersin?Korr.com.tr

k72420_90

Yoğun bir enformasyon ve dezenformasyon süreci yaşıyoruz. “Bilgiler” geliyor, “bilgiler” gidiyor. Birileri “alınıyor”, birileri bırakılıyor, telefonlar dinleniyor, telefon kayıtları, sokak ortasına bırakılmış silahlar çıkıyor ve bir toplum paranoyaya sürükleniyor. Duygusuzlaşmak değil belki ama duyarsızlaştığımız kesin. Dünyalarımız bilinçli olarak mı düşük tutuluyor acaba? Herkes yakınındakini ısıran yılanın kendisine o an için dokumadığının mutlu avuntusunda, tabii yılanın zehirli dişlerini kendi bedeninde hissedene dek!
Çeteler devletleşirken, kocaman devlet bölünmeye çalışılıyor. Ya devletimizin vekilleri? Sırça köşklerinden ara sıra çıkıp, Meclis’e hır çıkarmaya gidip, dışarı çıkmışken de ahalinin gönüllerini alıyorlar bol keseden. Körlerle sağırlar birbirini ağırlıyor, bu teatral komedide.
“Cem Ersever ve Jitem Gerçeği” ile “Kod Adı Yeşil” birbirini bütünler nitelikte olduğundan, yeni bilgi ve gelişmeleri de dikkate alarak yeni baskılarında, her ikisini bir kitapta toplamaya karar verdim. Bunu yaparken de orijinal baskılarındaki dokunun bozulmamasına da özen gösterdim.
Gazeteci-Yazar olarak birkaç hassas konunun altını kalın çizgilerle çizerek, siz sevgili okurlarıma kolay gelsin diyeceğim. Ve bu kitabımızla birlikte Cem Ersever’in Belgeselini de hiç yayınlanmamış özel görüntülerle cd olarak vermekteyiz.

ÖNSÖZ
Gazetecilik hayatmın daha ilk aylarıydı, bir heyecan, bir coşku ve şevkle adı haber olan her şeye koştuğum yıllar…
Binbaşı Cem Ersever birkaç yıl önce üç arkadaşıyla ölü bulunmuş; o gün bu gündür de Türkiye gündeminden hiç düşmemişti. O günlerde de gündemdeydi.
İsrarla Ersever dosyası hazırlamak isliyordum çünkü aile ilişkilerinden dolayı kendisini oldukça yakından tanıyordum ve dolayısıyla, bu duygusallık nedeniyle de şefkatli düşünüyordum…
Günler günleri kovalayıp Ersever dosyasını kabarttıkça başka başka gerçeklerle karşılaşıyor, karşılaştıkça da olaylara yaklaşım seklim değişiyor, değiştikçe de duygusal olmaktan hızla uzaklaşıyordum.
Bir gazeteci büyüğüm o dönemlerde hiç unutmadığım ve hep hayatımda yastık altı yaptığım bir cümle söylemişti. “Meslekine ve hayatına bahsini, ilkelerini ve habercilik anlayışım boğuştuğun haberle, arasında oluşturup öğreneceksin, bu boğuşma sana, senin kendi ilke terini Öğretecek. Hiç kaçma haberlerden, boka dal içerisine’ irili ufaklı ve her daldığında içerisinden kendin için doğru  olanı yap”
O gün bu gündür bu ilkeler doğru kuşunda, kendimi kendi doğrularımın dışında hiçbir şey karşılığı salmadan habercilik yapmaya devam ediyorum ve edeceğim. .
On yıl önce ilk baskısını çıkardığım “Cem Ersever ve JİTEM Gerçeği” ve “Kod adı Yeşil” kitabım bugüne kadar besinci baskısını yaptı. Devamında birçok haber dosyası çalışıp, bazılarını kitaplaştırıp sizlere sundum ve sunmaya da bira; önce belirttiğim anlayış doğrultusunda devam edeceğim.
Kitabın yeni düzenlemesini yaptığım su günlerde, konuyla alakalı birçok yeni gelişme ve güncel bilgiler ışığında biraz daha genişletip güncelleyerek sizlerin huzuruna sunuyorum. Yine aynı noktaların hassasiyetiyle ilk baskısındaki orijinal dokusunu bozmadan düzenledim.
GazeteciYazar olarak birkaç hassas konunun altını kalın çizgilerle çizerek kolay gelsin diyeceğim..
JİTEM, İstihbara! Teşkilatı, MİT gibi bir çok özel haber alma ve istihbarat teşkilatları. Türkiye’de olduğu gibi dünyanın bütün ülkelerinde en gelişmiş halleriyle yüz yıllardır olduğu gibi bundan sonra da ülkelerin istikrarı ve bütünlüğü için olmazsa olmazlardandır.
Kişiler doğal olarak gidecek, devamında hep yenileri gelecek, bu gidiş gelişler o kurumların varlığını koruma ve ülke menfaatlerini kollayabilme adına, aynı bayrağı elden ele zeval getirmeden teslim etme kıvamında olmaya devam edecektir
Gelelim en hassas noktamız oları Türk Silahlı Kuvvetleri’ne .
Yatağımızda o yüzden korkusu;:, o nedenle huzurlu uyuyabiliyoruz. O nedenden dolayı da sürekli değişkenlik gösteren, çağdan kopmadan ilerleyip, en demokratik siyasi geçişler yaşıyoruz
Diğer kitaplarımın önsözlerinde yazdığım bir cümleyi şimdi de ısrarla tekrarlayacağım. Pirinci doğru ayıklayalım, içerisinde birkaç çer Çöp var diye bütününü almayalım, çöpleri ayırıp sağlamlarını kullanalım.
Kişiler yüzünden bu kadar olmazsa olmaz kurumlarımıza cehalet yüzünden zararlar vermeyi bırakıp becerebiliyor isek, dediğim gibi ayık lama lan doğru yapıp hassasiyetin bilincinde olarak, bütüne zarar vermeyelim
Biraz sonra okumaya başlayacağınız kitap bu anlayış çerçevesinde bahsi geçen hiçbir kurum zan allında bırakılmaksızın Sadece ve sadece suiistimalleri baz alarak yazılmıştır…
Bu ilkelere sadık kalmaya çalışarak yaptığım hiçbir çalışmamdan ötürü, olumsuz bir tepkiyle karşılaşmadığım gibi, karşılaşacağıma da inanmıyorum. Özellikle önsöz yazımda bu hassasiyetin altını kalınca çizmemin sebeplerini umarım açıkça anlatabilmişimde. Çünkü bu hassasiyetin aynı zamanda hepimizin hassasiyeti olduğuna inanıyorum.
O, bilip bilmeden bu duyarlılıkları göz ardı ederek yalan yanlış suçladığımız paşaların varlığı ve dirayeti sayesinde bir çok oyunlara maruz kalmamıza rağmen, dimdik parçalanmadan ayaktayız
Ve unutmayın ki bu vatanın birliği ve bütünlüğü içerisinde o Silahlı Kuvvetler’in üniforması allında bizim binlerce evladımız şehit oldu, sadece vatanın birlik ve bütünlüğü için.
Kolay gelsin.

GİRİŞ
Duygusuz değil belki ama duyarsızlaştığımız kesin. Kozalar örmüşüz, kendi küçük dünyalarımızın çevresine ya da kozalar örülmüş, ördürülmüş hala kuşatılıyor ömrümü;, hapsediliyor gündelik hesaplaşmaların çemberine
Tüm ağırlığıyla binerken hayat omuzlarımıza, herkes kendi ferdi ağırlığını hafifletme ve başından defetme çabasında Herkes yakınındakini ısıran yılanın kendisine a an için dokunmadığının mutlu avuntusunda, tabii yılanın zehirli dişlerini kendi bedeninde hissedene dek!
Belki şu an bir hastahane odasında yeni bir can, annesinin bedeninden, ilk merhabasının çığlığını alıyor hayata…
Ve belki kurşunlar vuruyor genç bir bedeni “bilmem hangi yüce değerler” adına yapılan kıyımda…
Bir bilim adamı hayatın bilinmezlerini zorluyor laboratuvarında. .
Belki bir sarhoş kusuyor sokak lambasının akında. Bir mahpus bir acı daha düşüyor, günlerin çentiğine. Nöbet yerindeki asker, bir gün daha eksiltmenin yorgunluğunda
Harlem’de bir zenci bıçaklanıyor, bir kadın etini pazarlıyor otobanın kenarında, bir hastahane odasında yeni bir sabahı gözlüyor umutsuz bir hasta…
Birileri sevişiyor, bedenlerindeki tuz birbirine karışarak…
Ve birileri işkence tezgahında savunuyor hayatı! Yaşamak adına inandığı değerleri.
Birileri şarkı söylüyor…
İçiyor birileri.
Birileri ağlıyor taze toprak kokusu ellerinde, karanfiller mezar üstünde!
Şu an tüm ağırlığı, tüm acıları, tüm coşkusu, renk ahengiyle ve tüm paradoksuyla sürüyor hayat…
Umut yüklü hayaller bile kuramaz haldeyiz. Hani atalarımız demiş ya, “ölü toprağı serpilmiş üzerimize,” diye, bir türlü atılmıyor, atamıyoruz bu toprağı üzerimizden ama atılması da gerekiyor. Neden mi? Gözümüzün alabildiği her şey bir neden, bir mesele haline gelmiş. Belki de artık elden ele bu güne kadar getirdiğimiz gelenek halini alan yapı, yirmi birinci yüzyılın eşiğinde uzay çağma altı….

Satın Alabilirsiniz

Acıktın mı? Mükemmel bir yemeğe ne dersin?Korr.com.tr

Burada yer almak ister misiniz?
Satın alma bağlantılarını web sitenize yönlendirin.

Genel Bilgiler

Benim için ARA!

Cevap ver

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Kapat

Forza Rowing Club