Jitem Türkiye’nin Faili Meçhul Tarihi

Ağustos 29, 2009 Aktüel Siyaset, Siyasal Tarih, Timaş

Acıktın mı? Mükemmel bir yemeğe ne dersin?Korr.com.tr

101185_k_2917

JİTEM, yani Jandarma İstihbarat ve Terörle Mücadele son 20 yıldır sürekli Türkiye’nin gündeminde. Tabii daha çok faili meçhul cinayetlerle… Bazen de bu birimde görev yapan, hayatları efsanevi bir hal alan Cem Ersever gibi subayların öldürülmesiyle…

JİTEM hakkında bugüne kadar kesin bir bilgiye sahip olamadık. Ortaya çıkan bilgiler de çoğunlukla burada görev yapan itirafçıların açıklamalarıyla sınırlı kaldı. Bu itirafçıların verdiği bilgiler ise çoğunlukla eksikti ve hatta bazı noktaları çarpıtılmıştı. Kendilerinin içinde yer aldıkları cinayet ve diğer eylemler hakkında doğru bilgi vermedikleri için yeni senaryolar yazdılar.

İşte JİTEM ilk kez bu kitapla deşifre ediliyor. Gerçek kurcuları kimlerdi? Nasıl örgütlendi? Hangi il ve ilçelerde faaliyet yürüttü? Sırasıyla JİTEM’e ve timlerine komutanlık yapan görevliler kimlerdi? İtirafçılar dışında sivil unsur olarak kimler görev yapıyordu? JİTEM’in özellikle faili meçhullerle anılan faaliyetleri nelerdi? Belki de en önemlisi JİTEM hâlâ faaliyette mi?

JİTEM hakkında hiç bilinmeyen bilgi, belge, detay ve olaylar ilk kez bu kitapta. Karşınızda JİTEM ve Türkiye’nin en yakın tarihinin bilinmeyenleri…

ÖNSÖZ
Elinizdeki kitap bu kez Türkiye’nin son 30 yıllık yakın tarihini kapsıyor.
Tabii yine gizli tarihi.
Kitapta; Jandarma teşkilatı bünyesinde kurulan gizli ordu JlTEM’in öyküsünü bulacaksınız. Daha doğrusu Güneydoğu’yu kana bulayan olayların arkasındaki kişileri ve güçleri tanıyacaksınız.
JlTEM’in öyküsünü anlatmaya başlamadan önce bu yapılanmanın ortaya çıkışının asıl kaynağı olan Özel Harp Dairesi’nden kısaca bahsetmemiz gerekiyor,
Özel Harp Dairesi, Soğuk Savaş konsepti çerçevesinde Amerika ve İngiltere’nin öncülüğünde NATO üyesi ülkelerde kurulan Gladio örgütlerinin bir parçasıydı, özel Harp Dairesi, gizli bir orduydu. Kurulma amacı komünizmle mücadeleydi. Türkiye’nin Sovyetler Birliği’ne sınırının olması en aktif gizli ordunun özel Harp Dairesi olmasına yol açtı. Bu nedenle en büyük önem Türkiye’nin gizli ordusuna verildi.
1932 yılında Seferberlik Tetkik Kurulu adıyla kurulan özel Harp Dairesi’nin tüm eğitim, silah ve maddî ihtiyaçları Amerika tarafından sağlandı. Amerika’nın gönderdiği silahlarla olası bir Sovyetler Birliği işgaline karşı yeraltında, ormanlık alanlarda ve hatta okullar ile camilerin altında cephanelikle t oluşturuldu,
özel Harp Dairesi’nde hem resmi askerler hem de siviller görev yapıyordu. Resmi askerler subay ve astsubaylardan oluşuyordu. (1980′lı yılların sonundan itibaren dairede uzman çavuşlar da görev yapmaya başladı.)
Özel kamplarda harp eğiri mi erin den geçirilen siviller İSE her  türlü meslekten seçildi. Türkiye’de toplumsal muhalefetin yükseldiği her dönemde bu siviller resmî unsurların yardımıyla yeraltında oluşturulan cephaneliklerden aldıkları silahlarla sokağa çıktılar.
1970′li ve 1980′li yıllarda yaşanan kanlı olayların mimarı bu sivil unsurlardı. Bu kanlı olayların getirdiği üç darbe de tabii.
Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte diğer NATO üyesi ülkelerdeki bu örgütler tamamen açığa çıkartıldı. Ardından da dağıtıldı. Türkiye’de ise Özel Harp Dairesi, güçlendirilerek Özel Kuvvetler Komutanlığı’na dönüştürüldü.
Ama ciddi bir problem vardı; uluslararası düzeydeki politika ve güvenlik konseptindeki değişimler nedeniyle anık özel Harp Dairesi’nin karanlık islerde kullanılması pek de mümkün değildi. Zaten Batı ülkelerinde bu yapıların faaliyetine son verilmişti.
Özel Kuvvetler Komutanlığının yeni temel görevi PKK’yla mücadele oldu. Tamamı profesyonel askerlerden oluşturuldu. Burada Özel Harp Dairesi’nden miras sivil unsurlara da pek İhtiyaç yoktu. PKK’nın gerilla taktiği yürütmesi nedeniyle profesyonel askerler bile yetersiz kalıyordu. Ayrıca Dairenin faaliyet yürütebileceği (ek alan olarak da Güneydoğu kalıyordu. Bu nedenle de sivil unsurlar devre dışı bırakıldı.
Bu noktada. Daire’nin adı artık yasadışı operasyonlar, cinayetler veya toplumsal katliamlarla anılmamaya başlandı. Ama bu sonla birlikte yeni bir gizli ordu kurulmuş oldu.
Özel Kuvvetler Komutanlığı, terörle mücadeleye odaklanırken Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde Jandarma istihbarat ve Terörle Mücadele kuruldu.
Yani yaygın adıyla JİTEM…
özel Kuvvetler Komutanlığı, PKK’yla dağda mücadele ederken, JİTEM ‘terörle mücadele’ adı altında, insanın kanını donduran, sadece korku filmlerinde rastlayabileceğimiz cinayetlere imza atacaktı.
JİTEM oluşturulurken Özel Darp Dairesi’nin yapısı örnek
1983 yılında Jandarma istihbarat Daire Başkanlığı’na bağlı olarak Jandarma istihbarat Grup Komutanlığı kuruldu. Basına da seçkin subayların görev yaptığı Plan ve Proje Birimi’nden yüzbaşı Arif Doğan getirildi.
Amaç jandarma istihbaratı tek elde toplamaktı.
İstihbarat Grup Komutanlığı, Ankara’da Jandarma Genel Komutanlığı Karargâhı’nda yönetilecekti.
Bunun yanı sıra yedi bölgede de grup komutanlıkları oluşturuldu: Ankara, İstanbul. İzmir, Diyarbakır, Erzurum, Samsun ve Adana. Her ildeki komutanlık o bölgenin tamamındaki istihbarat faaliyetlerinden sorumlu olacaktı. Bu yedi grup komutanlığının istihbarat bilgileri tek isimde, yani Arif Doğanda toplanacaktı.
JlTEM’in ilk hali olarak görülen İstihbarat Grup Komutanlığının kurulmasını sağlayan isim, dönemin Jandarma Kurmay Başkanı Tümgeneral Hulusi Sayındı.
Jandarma İstihbarat Grup Komutanlığı, özel İstihbarat çalışması yapıyordu. Rutin veya gündelik istihbarat çalışmaları takip edilmediği için kadrosu geniş değildi.
Yedi bölgedeki her grup komutanlığının başında bir yüzbaşı veya üsteğmen vardı. Alt kadroları İse İki subay ve İki üç astsubaydan oluşuyordu.
Bu grup komutanlıklarının yerleri çoğunlukla o ildeki jandarma komutanlıklarının içindeydi. Ancak bu jandarma komutanlıklarıma doğrudan bir bağlantıları yoktu. Yine de özel bir durum veya sorun yaşandığında alay komutanına bilgi verme zorunlulukları vardı.
Sorgu yerleri ise çoğunlukla ayrıydı. Kent merkezindeki veya askeri lojmandaki bîr daire sorgu yeri olarak kullanılıyordu.
Yine de istenilen amaca ulaşılmamı şu. Çok da etkin değildi.
Jandarma İstihbarat Grup Komutanlığı’nın akı itleşmesi PKK eylemlerinin başlamasıyla oldu.
Yakalanan veya teslim olan PKK’lıların sorgularına Diyarbakır Grup Komutanlığı’nda görevli istihbaratçılar giriyordu. Zaten o dönemde örgütle ilgili tek bilgi kaynağı çatışmalarda sağ veya yaralı yakalanan PKK’lılardı. Ama PKK’ya karşı etkin bir başarı yoktu. Ne istihbarat ne de operasyonel anlamda.
Sonunda Güneydoğu’daki mücadeleyi tek elden yürütmek amacıyla 1987 yılında Diyarbakır’da Asayiş Kolordu Komutanlığı kuruldu. Başına da Korgeneral Hulusi Sayın arandı.
Sayın, göreve başlar başlamaz Jandarma Genel Komutanlığı Kurmay Başkanlığı sırasında oluşturduğu Jandarma istihbarat Grup Komutanlığı’nı yeniden yapılandırdı, istihbarat Grup Komutanlığı’ nın adını Jandarma istihbarat ve Terörle Mücadele olarak değiştirdi. Böylece varlığı yıllarca tartışılacak JİTEM lam anlamıyla kurulmuş oldu.
Bir istihbarat örgütü olarak kurulsa da JİTEM’in operasyon yapma yetkisi vardı.
Sadece Jandarma Genel Komutanı, bu ekiplere hesap sorabilme yetkisine sahipti. İl jandarma komutanları bu bitimlerin işleyişine karışamıyordu.
Hiçbir JİTEM görevlisi hakkında, ne gerekçeyle olursa olsun Jandarma Genel Komutanı’nın izni olmadan adli ve idari işlem yapılamıyordu.
JlTEM’ciler istihbarat amaçlı olarak herkesi gözaltına alıp, sorgulayabiliyordu.
Çatışma ve olayların yoğunluğu nedeniyle en çok önem verilen JİTEM birimi, Diyarbakır Grup Komutanlığıydı. En Önemli istihbaratçı subaylar bu komutanlıkta görevlendirildi. Güneydoğu ve Doğu Anadolu Bölgesi’ndeki bütün JlTEM timleri Diyarbakır Grup Komutanlığı ‘na bağlıydı.
En faal tim komutanlıkları; Elazığ, Batman, Mardin, Şanlımla, Bingöl, Hakkâri ve Van’daydı.
Ayrıca tim komutanlıkları sadece İllerle sınırlı değildi, önemli ve özellikle sınır noktalarındaki ilçe merkezlerinde de tim komutanlıkları vardı. Silopi, Yüksekova ve Cizre gibi…
JİTEM’de resmî görevli olarak subay, astsubay ve uzman çavuşlar görev yapıyordu.
Tabii bir de sivil unsurlar vardı: itirafçılar, korucular ve muhbirlik yapan her meslekten insan…
JlTEM mensuplarından hiçbiri terörle mücadelede aktif rol almadı. Yani dağda PKK’yla mücadele etmediler. Her zaman kem merkezlerinde faaliyette bulundular.
Ama JlTEM’in kurulmasıyla birlikte Güneydoğu’da faili meçhul cinayetler başladı. İnsanlar evlerinden, işyerlerinden götürülüp ya da yolda çevrilip gözaltına alındı. Kaçırılanların bazıları birkaç gün sonra ya bir köprü altında, ya da bir yol kenarında ölü olarak bulundu.
Büyük çoğunluğunun cesetleri bile bulunamadı.
Bu cinayetlerin arkasında hep aynı örgüt vardı: JlTEM.
Terörle mücadeleye zarar verdi
Eylemleri nedeniyle JİTEM, en çak terörle mücadeleye zarar verdi. Hatta sekteye uğrattı.
Bugün artık kabul edilen bir gerçek var; JlTEM’in terörün bitirilmesi noktasında hiçbir faydası olmadı. Aksine büyük zarardan oldu.
JlTEM’in bölge halkına verdiği zarar önada. En büyük zararlardan birini ise Türk Silahlı Kuvvetleri’ne verdi.

Satın Alabilirsiniz

Acıktın mı? Mükemmel bir yemeğe ne dersin?Korr.com.tr

Burada yer almak ister misiniz?
Satın alma bağlantılarını web sitenize yönlendirin.

Genel Bilgiler

Benim için ARA!

Jitem Türkiye’nin Faili Meçhul Tarihi için 1 cevap

  1. bence bu konular kamo oyuna neden aciklanmadi daha once

Cevap ver

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Kapat

Forza Rowing Club