Kum Fırtınası

Aralık 1, 2010 Pegasus, Roman (Yabancı)

Acıktın mı? Mükemmel bir yemeğe ne dersin?Korr.com.tr


NEFES KESEN BİR GERİLİM VE AKSİYON ROMANI
DÜNYAYI KASIP KAVURAN SİGMA SERİSİNİN İLK KİTABI

İNSANLIK GELMİŞ GEÇMİŞ EN KORKUNÇ FIRTINAYLA BAŞ EDEBİLECEK Mİ?

Esrarengiz bir patlama, Londra’da bir müzede bulunan eski eserlerden birini yok eder ve tüm dünyadaki gizli örgütlerde tehlike çanları çalmaya başlar. Cevabı bulmak adına yapılan arayış Lady Kara Kensington’ı, galerinin güzel ve zeki küratörü olan arkadaşı Safia al-Maaz’ı ve uluslararası bir maceracı olan, rehberleri Omaha Dunn’ı var olduğunu hayal bile etmedikleri bir dünyaya götürür: Arap çölünün altına gömülmüş kayıp bir şehre. Ancak karanlık ve kötü amaçlara sahip olan başka kişiler de buraya çekilmektedir. Arap Yarımadası’nın vahşi kalbine yaptıkları bu ölüme meydan okuyan yolculuktaki tehlikelerin üstesinden gelmeleri gerekecek, üstelik tüm bunlar yolculuğun sonunda ortaya çıkmayı bekleyen kâbusun öncesinde gerçekleşecektir:

Bir ütopya yaratabilecek kadar ölümsüz ve muhteşem bir güç. Ya da insanoğlunun binyıllardır inşa ettiği her şeyi yıkabilecek kadar ölümcül bir silah…

“Çok iyi bir aksiyon yazarı…Rollins gerilim dolu sahneler ve olay örgüleri yaratıyor.”
-Publisher’s Weekly

“On numara aksiyon.”
-Wisconsin State Journal

“Rollins’in romanını gece boyunca elimden bırakamadım.”
-John Saul

HEYECAN YÜKLÜ YENİ BİR SERÜVENE HAZIR OLUN

1

ATEŞ VE YAĞMUR

14 KASIM, 01:33 BRITISH MUSEUM

LONDRA, İNGİLTERE

HARRY MASTERSON on üç dakika içinde ölecekti.

Bunu bilseydi, son sigarasını izmaritine kadar içerdi. Ama yalnızca üç nefesten sonra sigarasını topuğuyla söndürüp yüzündeki dumanı eliyle dağıttı. Nöbetçilerin mola odasının dışında sigara içerken yakalanırsa, müze güvenliğinin başındaki o Serseri Fleming canına okurdu. Harry, geçen hafta vardiyasına iki saat geç geldiği için zaten göz hapsindeydi.

Harry içinden küfredip, sönmüş izmariti cebine soktu. Bir sonraki molada bitirirdi; tabii bu gece mola verirlerse.

Gök gürültüsü taş duvarlarda yankılandı. Kış fırtınası gece yarısından hemen Önce vurmuş, gürültülü tipi yağışıyla başlayıp, Londra’yı Thames’le kaplamakla tehdit eden şiddetli bir yağmurla devam etmişti. Şimşekler gökyüzünde bir ufuktan diğerine dans ederek uzanıyordu. Beeb’deki meteoroloji uzmanlarına göre bu on yıldır görülen en şiddetli gök gürültülü sağanak yağıştı. Muhteşem şimşek sağanağı altında kalan şehrin yarısı kararmıştı.

Harry’nin şansına şehrin kararan yarısı onun bulunduğu taraftaydı ve Great Russell Caddesi’ndeki British Museum da bu karanlığa dâhildi. Yedek jeneratörler bulunsa da, müzenin mallarını korumak için ilave bir önlem olarak bütün güvenlik personeli çağrılmıştı. Yarım saat içinde geleceklerdi. Ama gece vardiyasında çalışan Harry, elektrikler kesildiğinde zaten görev başındaydı. Güvenlik kameraları hâlâ çalışıyor olsa da Fleming onun ve vardiyasının, müzenin iki buçuk millik salonlarında acil güvenlik taraması yapmasını emretmişti.

Bu da birbirlerinden ayrılmaları anlamına geliyordu

Harry fenerini alıp koridora tuttu. Müzenin karanlık olduğu gece saatlerinde tur atmaktan nefret ederdi. Tok aydınlık, pencerelerin dışındaki sokak lambalarından gelirdi. Ama şu anda elektrik kesintisiyle o lambalar bile sönmüştü. Müze kararmış, her yeri düşük voltajlı güvenlik lambalarından gelen kırmızı ışık havuzuyla bölünmüş dehşet verici gölgeler kaplamıştı.

Harry’nin, sinirlerini yatıştırmak için birkaç nefes nikotine ihtiyacı vardı, ama nöbetini daha fazla erteleyemezdi. Gece vardiyasının hiyerarşisine göre alttaki adam olduğu için kuzey kanadındaki koridorları tarama görevi ona verilmişti. Ama bu onun kestirmeden gidemeyeceği anlamına gelmiyordu. Sırtını önündeki uzun koridora dönerek Kraliçe II. Elizabeth Avlusu’na geçti.

iki hektarlık merkezî avlunun etrafı British Museum’ın dört kanadıyla çevriliydi. Ortasında, dünyanın en iyi kütüphanelerinden biri olan Yuvarlak Okuma Odası’nın bakır kubbesi yükseliyordu. İki hektarlık avlunun tamamının tepesi, devasa Foster ve Partnere tasarımlı jeodezik çatıyla kaplanmıştı ve Avrupa’nın en geniş kapalı meydanını oluşturuyordu.

Harry, bütün kapılan açan anahtarım kullanarak geniş alana girdi. Müzenin tamamı gibi avlu da karanlıktı. Yağmur cam çatıda patırdıyordu. Yine de Harry’nin ayak sesleri açık alanda yankılanıyordu. Gökyüzünü yeni bir şimşek dalgası yırttı. Binlerce üçgen parçadan oluşan çatı bir an için aydınlandı. Ardından karanlık, yağmurla çınlayan müzeyi tekrar yuttu.

Harry ardından gelen gök gürültüsünü göğsünde hissetti. Çatı sarsıldı. Harry bütün binanın çökmesinden korkarak hafifçe eğildi.

Fenerini ileriye uzatarak avluyu geçti, kuzey kanadına yürüdü. Ana Okuma Odası’nı dolaştı. Tekrar çakan şimşek, birkaç saniye için alanı aydınlattı. Karanlıkta kaybolmuş devasa heykeller birdenbire ortaya çıkmış gibi göründü. Bir Easter Adası heykelinin devasa başının arkasındaki Kııidos Aslanı şahlanmıştı. Işık solarken karanlık, muhafızları yuttu.

Harry ürperdiğini hissederken tüyleri diken diken oldu.

Hızını artırdı. Her adımda içinden küfrediyordu “Lanet olası pislik parçaları…” Bu sözler onu biraz sakinleştirdi.

Kuzey kanadının kapılarına varıp içeri girince onu aynı tanıdık küf ve amonyak kokusu karşıladı. Etrafında yeniden sağlam duvarlar olduğu için memnundu. Fenerini uzun koridorda dolaştırdı. Her şey yerli yerinde görünüyordu, ama bütün galerileri kontrol etmesi istenmişti. Hızlı bir hesaplama yaptı. Eğer acele ederse, devriyesini bir sigaraya zaman kalacak şekilde bitirebilirdi. Nikotin vaadi onu cezbederken koridorda fenerinin ışığının önderliğinde yürümeye başladı.

Kuzey kanadı müzenin yıldönümü vitrinine ev sahipliği yapıyordu. Çağlar boyunca insan basanlarını resmeden bu etnografik koleksiyon, bütün yaratıkları kapsayan bir sergiydi. Mumyaların ve lahitlerin bulunduğu Mısır galerisi gibi. Kelt, Bizans, Rus, Çin gibi çeşitli kültürel galerileri kontrol ederek hızla ilerledi. Odaların bulunduğu her süit, güvenlik kapısıyla kilitlenmişti. Elektrik kesilince kapılar otomatik olarak inmişti.

Sonunda, koridorun sonu göründü.

Galeri I erdeki koleksiyonların çoğu geçici olarak burada saklanıyordu. İnsanlık Müzesi’nden yıldönümü kutlamaları için buraya aktarılmışlardı. Ama sondaki galeri Harry’nin hatırladığı kadarıyla her zaman buradaydı. Burada müzenin Arap sergisinin, Arap Yarımadasından gelen paha biçilmez antika koleksiyonu bulunuyordu. Galerinin bedeli bir aile tarafından karşılanıyordu. Bu aile, bölgedeki petrol girişimleriyle zengin olmuştu. Böyle bir galerinin British Museum’da kalıcı olarak sergilenmesini sağlamak için gerekli bağışın yılda beş milyon dolar olduğu söyleniyordu.

İnsanın böyle bir adanmışlığa saygı duyması gerekiyordu.

Ya da duymaması.

Harry, paranın böyle aptalca ziyan edilmesi karşısında gülerken feneriyle kapının üzerindeki pirinç levhayı aydınlattı: KENSINGTON GALERİSİ. Burası aynı zamanda “Kaltağın Tavan Arası” olarak da biliniyordu.

Harry, Leydi Kensington’la hiç karşılaşmamış olsa da çalışanların konuşmalarından anladığına göre, galerideki en ufak bir düzensizlik dolaptaki toz, kartın üzerindeki bir leke, düzgün yerleştirilmemiş bir antika ciddi azarlamalara neden oluyordu. Galeri onun özel projesiydi ve hiçbir şey gazabının önünde duramazdı. Onun yüzünden insanlar işlerini kaybetmiş, hatta eski müdür bile onun yüzünden işinden olmuştu.

Satın Alabilirsiniz

Acıktın mı? Mükemmel bir yemeğe ne dersin?Korr.com.tr

Burada yer almak ister misiniz?
Satın alma bağlantılarını web sitenize yönlendirin.

Genel Bilgiler

Benim için ARA!

Cevap ver

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Kapat

Forza Rowing Club