Kur’an’dan Ayet Tefsirleri ve Va’azlar

Ağustos 6, 2010 Kuran/ İncelemeleri, YAĞMUR YAYINEVİ

Acıktın mı? Mükemmel bir yemeğe ne dersin?Korr.com.tr

Osmanlı Devleti,Balkan Savaşları’yla başlayıp Kurtuluş Savaşı’na kadar süren harplerden ve devlet içindeki siyasi çekişmelerden yorgun ve perişan bir halde çıkmıştı.
Bu süre zarfında milletin maddî ve manevî gücü yıpranmış ve harplerden iyi bir sonuç elde edilemeyeceğine dair yayılan ümitsizlik,Türk milletinin maneviyatını derinden sarsmıştı.

İşte bu dönemde merhum Mehmed Akif Ersoy, Sebilü’r Reşad Dergisi’inde belirli aralıklarla
kaleme aldığı Kur’an’dan âyet ve yorumlarını neşretmiş, ümitleri sarsılan millete ümit aşılamıştır.
Bununlada yetinmeyen Mehmed Akif, daha sonra İstanbul’da Beyazıt, Fatih, Süleymaniye, Balıkesir’de;
Zağnospaşa ve Kastamonu’da, Nasrullah Camilerinde verdiği vaazlarla Türk milletinin maneviyatını yükselten ve takviye eden konuşmalarıyla Türk milletini uyandırmak ve ayağa kaldırmak istemiştir.
İşte elinizdeki eserde, Mehmed Akif’in yorumuyla bugün hala geçerliliğini ve tazeliğini koruyan
Kur’anî ilhamlar ve toplumsal dertlere derman olacak manevî şifalar bulacaksınız.

FATİHA SÛRESİ

TERCÜMESİ Esirgeyen ve bağışlayan Allah’ın adıyla. ‘Bütün övgüler Allah’a mahsustur ki o bütün âlemlerin Rabbi’dir.” (Vazedilmiş olan kemâle erişmek üzere terbiye edendir).

“Rahmandır”. (Rahmet kaynağı Ottur. Ezelden beri rahmetini esirgemeyen Allah), “Rahimdir”. (Bağışlayla rahmet sahibidir. Rahmetini ebede kadar sağanak sağanak yağdırandır) “Hesab gününün sahibidir’. (Sorumlu olan kulların.

yaptıklarının karşılığım görmek üzere kurulacak olan hesap gününün âmiridir.)

“(Yâ Rabb) Biz yalnız Sana kulluk ederiz ve yalnız Senden yardım dileriz. Bizi dosdoğru yola ilet. Nimetine eren gazabına uğramayan, azıp haram yollara sapmayanların dosdoğru yoluna kavuştur ve bu yoldan ayırma yâ Rabbîl” Amin.

TEFSİRİ

Fatiha Sûresi Kur’ânı Kerim’in ilk süresidir. Mekke’de nazil olmuştur. Yedi âyetten ibaret olan bu sûreyi her Müslüman, namaz kıldıkça namazının her rek’atında okur ve okumak vacibdir. Ailesinden ölmüş olanları, dünyadan ahirete göçen sevdiklerini hatırladıkça onların ruhuna bu sûreyi okuyarak hediye eder. Her Müslüman dua ettikçe dualarım bu sûreyi okuyarak bitirir. Bu yüzden bu sûrenin Müslümanların hayatında çok büyük bir önemi ve etkisi vardır. Bu sûreyi okuyan her Müslüman, çok büyük sevablar umar.

Bu sûrenin ilk âyeti ile Yaradan] anıyor, övüyoruz ve şöyle diyoruz;

‘Bütün övgülerimiz ve teşekkürlerimiz her şeyi yaratan en yüksek sdatlara sahip; lütuf ve ihsanları sonsuz olan Allah’a aittir.”

Evet; Allah “Rabbülalemiri’dir. Yani “bütün âlemlerin Rabbidir.” Rab, terbiye eden, verdiği terbiyeye göre bir hedefe ulaştırandır. Ahun, bütün alemlerin, bütün varlıkların Rabbidir. Mahlukâta rızıklarını veren ve onları çeşit çeşit Özellik ve kabiliyetle donatan O’dur.

Yine “Hamd ona mahsustur ki o, bütün âlemlerin Rabbidir”.

Bütün varlıklar, onun eseridir ve Onu öven her insan, bütün varlıkları Allah’ın yarattığını idrak ile belirtmiştir.

İşte biz, bu Allah’a hamd ederiz. Allah, bütün âlemlerin Rabbidir. Bütün varlıkları var eden Allah’tır.

Yüce Rabbimiz “Rahman’dır. Rahmet kaynağıdır. Yarattığı her varlık doğar doğmaz, rahmet kaynaklarının kendisim kucakladığım hisseder ve görür. Çünkü insanı beslemeğe yarayacak herşey, peşinden yaratılmıştır. Güneş ona bol bo) ışık ve ısı verir. Toprak sinesinin bütün verimlerini ona sunar; hava, göğsünü sağlık ve sıhhat seyyâleleri ile doldurur.

Sonuç olarak mahlûkât, yaşamak, beslenmek, kuvvetlenmek için her neye muhtaçsa hepsinin, dünyaya gelmeden önce yaratılmış ve hazırlanmış olduğunu görür ve bunların hepsinden istifade ederek yaşar. Allah’ın “Rahman” sıfatındandır manâ ve anlam budur. Rahman, yasamak İçin istifade edilecek her şeyi yaratmakla, rahmetini bütün kullarına veren ve hiçbirini mahrum etmeyen, merhamet sahibi Allah’tır. Allah’ın, “Rab” sıfatı, mahrumiyete değil, terbiye ediciliği, rahmete dayanır. Onun rahmeti boldur, geniştir, devamlıdır. Bolluğu ile doyurur, genişliği ile geliştirir. Allah’ın bu rahmeti ezelidir, ebedidir ve her yaratılmışın emrine amadedir,

Hazreti Allah sadece Rahman değil “rahim”dirde. Yani yarattıklarının dünyada yaşamalarım sağlayacak, varlıklarım devam ettirecek, hedeflerini gerçekleştirecek, rahmetini hiçbir an esirgemediği gibi, kullarının çalışarak çabalayarak, kazandıkları başarılanda mükâfatlandıran rahmet kaynağı, Rahman ve Rahim olan Allah’tır. Kullan yani özellikle insanlar Onun terbiyesini alır, Onun va’d ve valdlerinden yani iyi ve ürkütücü olan cennet ve cehennem inancından istifade ederek yaşar. Bu imânla yaşayışlarım düzene koyar ve Allah’ın terbiyesi ile olgunlaşır. Rahim olan Allah’da bu yaşayışı bereketlendirir. O’nun Allahlığı, kahr ve zorbalık ilahlığı değildir. O rahmet ve ihsan sahibidir. Onun gazabına uğrayanlar, rahmet ve ihsanını kazandıran yoldan saparak yasayan, onun iyi ve kötü, haram ve helâl, güzel ve çirkin olarak bildirdiği, yapılması gerekli olan işleri yapmayıp, yapılmaması gereken eylemleri yapanlardır.

“Ceza gününün sahibi O’dur.”

Ceza günü, hesap günü, mükâfat günü, din günü, yani her iyiliğin ve her kötülüğün karşılığının verileceği günün mutlak âmiri ve sahibi O’dur. Çünkü Allah, hesap sorar; hesap vermez.

Allah, suçluyu bağışlar, suçsuzu mükafatlandırır. Rahmeti her hesabın üstündedir. Mutlak amirliği ve malikliği adaletinden fazla rahmet ve ihsanına bağlıdır,

Allah’ın yarattığı her an bir din günü, bir hesab günü, bir ceza ve mükâfat günüdür. İnsan her an yaptıklarının karşılığını görür. İyilik eden her kimse, yaptığı iyiliğin karşılığını göreceğini aklı ile anlar, vicdanı ve iz’ânı ile hisseder. Onun feyz ve bereketini yaşayışında da fark eder. İnsan için bu böyle olduğu gibi milletler için de böyledir. Milletlerde yaptıkları iyiliklerin ve kötülüklerin karşılığını hemen, her an, er veya geç görürler. Bütün insanlık da böyledir. İnsanlığın, milletlerin ve şahısların karşılaştıkları basan ve başarısızlık, mükafat ve ceza, kendi ellerinin, daha doğrusu akıl ve iradelerinin ürünüdür.

Onun için Cenâbı Hakk ilk önce bütün âlemleri kapsayan Rabbaniyetini, rahmet ve muhabbetinin bolluğunu ve genişliğini anlattıktan sonra başıboş olmadığımızı, yaptığımız herşeyden mes’ûl olduğumuzu ve er veya geç hesaba çekileceğimizi anlatmıştır…

Satın Alabilirsiniz

Acıktın mı? Mükemmel bir yemeğe ne dersin?Korr.com.tr

Burada yer almak ister misiniz?
Satın alma bağlantılarını web sitenize yönlendirin.

Genel Bilgiler

Benim için ARA!

Cevap ver

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Kapat

Forza Rowing Club