Memleketimden İnsan Manzaraları | Nazım Hikmet | Biraz Oku Sonra Al

Birazoku.com sitesinde de kitapların ilk sayfalarından biraz okuyabilir, satın almadan önce fikir sahibi olabilirsiniz. Devamı »

Yazar ya da yayınevi iseniz kitaplarınızı ücretsiz yükleyin!

Facebook’ta Beğen

Memleketimden İnsan Manzaraları

Nazım Hikmet

Memleketimden İnsan Manzaraları

Türk şiirinin çizgisini değiştirmiş, çok yönlü, evrensel boyutlu bir şair ve yazarın bu basım için yeniden gözden geçirilmiş, kaynak metinler esas alınarak düzeltilmiş “külliyatı”…

İçindekiler

Birinci Kitap

İkinci Kitap

Üçüncü Kitap

Dördüncü Kitap

Beşinci Kitap

Halice, Pîrâye Pîrâyende. Doğum yeri neresi, kaç yaşında, sormadım, düşünmedim, bilmiyorum. Dünyanın en iyi kadını, dünyanın en güzel kadını. Benim karım. Bu bahiste

realite umrumda değil… 939’da İstanbul’da tevkifanede başlanıp

…………………………………………………biten bu kitap

ona ithaf edilmiştir.

I

Haydarpaşa garında 1941 baharında

Merdivenlerin üstünde güneş

yorgunluk

ve telaş.

Bir adam

merdivenlerde duruyor

bir şeyler düşünerek. Zayıf. Korkak.

yanaklarının üstü çopur. Merdivenlerdeki adam

— Galip Usta —

tuhaf şeyler düşünmekle meşhurdur “Kâat helvası yesem her gün” diye düşündü

5 yaşında. “Mektebe gitsem” diye düşündü 10 yaşında. “Babamın bıçakçı dükkânından Akşam ezanından önce çıksam” diye düşündü 11 yaşında. “San iskarpinlerim olsa kızlar bana baksalar” diye düşündü 15 yaşında, “Babam neden kapattı dükkânını? Ve fabrika benzemiyor babamın dükkânına” diye düşündü 16 yaşında.

“Gündeliğim artar mı?” diye düşündü.

20 yaşında. “Babam etlisinde öldü, ben de böyle tez mi öleceğim?”

diye düşündü 21 yaşındayken. “İşsiz kalırsam” diye düşündü

22 yaşında. “İşsiz kalırsam” diye düşündü

23 yaşında. “İşsiz kalırsam” diye düşündü

24 yaşında Ve zaman zaman işsiz kalarak “İşsiz kalırsam” diye düşündü

50 yaşma kadar. 51 yaşında “İhtiyarladım” dedi,

“babamdan bir yıl fazla yaşadım.” Şimdi 52 yaşındadır. İşsizdir. Şimdi merdivenlerde durup

kaptırmış kafasını

düşüncelerin en tuhafına: “Kaç yaşında Öleceğim? Ölürken üzerimde yorganım olacak mı?”

diye düşünüyor. Burnu sivri ve uzun. Yanaklarının üstü çopur.

Denizde balık kokusuyla döşemelerde tahta kurularıyla gelir

Haydarpaşa garında bahar. Sepetler ve heybeler

merdivenlerden inip

merdivenleri çıkıp

merdivenlerde duruyorlar.

Polisin yanında bir çocuk

— tahminen beş yaşında —

iniyor merdivenleri. Nüfusta kaydı yok fakat ismi Kemal.

Merdivenleri bir heybe çıkıyordu

bir halı-heybe.

Merdivenlerden inen Kemal

yapayalnızdı

— kundurasız ve gömleksiz — ortasında kâinatın. Açlığından başka bir şey hatırlamıyor

bir de hayal m ey al

karanlık bir yerde bir kadın.

Merdivenleri çıkan heybenin kırmızı, mavi, siyahtı nakışları. Halı-h ey beler

ata, katıra, yaylıya binerlerdi eskiden, şimdi şimendifere biniyorlar.

Merdivenleri bir kadın iniyor.

Adviye Hanım. An-asıl Kafkasyalı. 131 l’de kızamık

1318’de gelin oldu. Çamaşır yıkadı. Yemek pişirdi. Çocuk doğurdu. Ve biliyor ki öldüğü zaman

bir şal koyacaklar tabutuna

selâtin camilerinden.

Bir damadı imamdır.

Merdivenlerin üstünde güneş

bir baş yeşil soğan

ve bir İnsan:

Ahmet Onbaşı. Balkan Harbinde gitti. Seferberlikte gitti. Yunan Harbinde gitti. “Ha dayan hemşerim sonuna vardık”

sözü meşhurdur.

Merdivenlerden bir kız çıkıyordu.

Çorapta çalışır.

— Tophane caddesi, Galata. —

Âtifet on üç yaşındadır.

Galip Usta

baktı Âtifet’e,

“Evlenseydim eğer

torunum olurdu bu kadar”

diye düşündü. “Çalışırdı, bana bakar”

diye düşündü. Sonra birdenbire aklına

Şevkîye geldi. Emin’in kızı. Mavi mavi gözleri vardı. Geçen sene

daha âdet görmeden

Şahbaz’ın arsasında bozmuşlardı.

Sepetler ve heybeler

merdivenlerden inip

merdivenleri çıkıp

merdivenlerde duruyorlar.

Ahmet Onbaşı

— yine askerdi — yelişti halı-heybeye. Öptü elini. Halı-heybe

ve mavi mintan, palto, siyah şalvar

ve keten lastik iskarpinler, fötür şapka, sakal,

kuşak

onbaşının omzunu okşayarak: “— Hayıflanma birkaç kalem borç için” dedi, “hane halkını sıkıştırmayız. Yalnız biraz faiz biner.”

Haydarpaşa kuyunda martılar inip kalkıyor

denizde leşlerin üstünde. İmrenilir şey değil

martıların hayatı.

Garın saati

üçü beş geçiyor. Siloların orda

buğday yüklüyorlar

İtalyan bandıralı bir şilebe.

Ayrıldı onbaşıdan halı-heybe

gara girdi.

Merdivenlerde güneş

yorgunluk

ve bir altın başlı kelebek ölüsü var. Kocaman insan ayaklarına aldırmadan bembeyaz, upuzun taşın üstünde

taşıyor karıncalar kelebeğin Ölüsünü.

  • Kitap AdıMemleketimden İnsan Manzaraları
  • Sayfa Sayısı537
  • YazarNazım Hikmet
  • ISBN9750803779
  • Boyutlar, Kapak13,5x21 cm, Karton Kapak
  • YayıneviYAPI KREDİ YAYINLARI / 2010

Yazarın Diğer Kitapları

Yazarın Diğer Kitapları



Okudunuz mu?

Rastgele Kitap Getir Son Girilenleri Getir

Mükemmel bir spora başlayın, kürek çekin. Şimdi!

Detaylı Bilgi

Yeni girilen kitapları kaçırmayın

Şimdi e-bültenimize abone olun.

Oynat Durdur
Vimeo Fragman Vimeo Durdur