Muhayyileye Dayalı Düşünmek

Ağustos 19, 2009 AÇILIM KİTAP, Felsefe-Sosyoloji-Psikoloji

Acıktın mı? Mükemmel bir yemeğe ne dersin?Korr.com.tr

muhayyileye_dayali_dusunmek_2008_4_24_80302

Düşünmeye Davetlisiniz!

Muhayyile düşüncesinin insan varoluşundaki merkeziliği nedir?

Muhayyileye dayalı düşünme (imajinatif düşünce) ne demektir?

Muhayyileye dayalı düşünme (imajinatif düşünce), felsefe ve bilim ilişkisi nasıl kurulur?

Mantıksal ve Muhayyileye dayalı düşünme (imajinatif düşünce) arasındaki diyalektik ilişki nasıl gelişmektedir?

Bu kitap, öncelikli olarak, hayatta karşılaşılan problemlerde psikolojik yardım alma ihtiyacı duyan kişilerle ilgilenen psikologlar, psikiyatrlar ve terapistler için kaleme alınmıştır. Bu kişiler için yazarın yazdıkları bütünüyle yeni gelmeyebilir; fakat bu kitap, onlar için de, onların daha önceki araştırmalarında ve çalışmalarında dikkatlerinden kaçan bazı önemli konularda dikkate değer mülâhazalar sunuyor.

Dahası, bu kitap, hayatın bütünleştirilmesi konusunda gösterilen çağımızdaki çabaları zenginleştirecek yeni bir insan kişiliği anlayışının geliştirilmesine katkıda bulunabilir. Eğer böyle bir noktaya gelinirse, bu kitap, insan sağlığıyla ilgili alanlarda çalışan kişiler için son derece değerli yardımcı bir el kitabı işlevi görebilir. Şimdiye kadar bu konular etrafında yazılan çalışmalarda, yazarın burada derinlemesine incelediği bazı meselelerin çoklukla teğet geçildiğini gözlemliyoruz. Artık bu meselelere daha doğrudan ve derinden yaklaşmanın zamanıdır ve fenomenolojik yaklaşımı benimseyen böyle bir çalışmanın bazı hayatî konuları doyurucu şekillerde izah etmesi beklenmektedir.

Ayrıca, önceden resmen psikolojik işlerde çalışmayan veya psikolojik alanlarda eğitim almayan ama hâlihazırda insanî problemlerle yakından ilgilenen papazlar, hahamlar, imamlar, insan kaynakları yöneticileri ve spiritüel danışmanlar burada geliştirilen fikirleri ve yaklaşımları kendileri açısından bir hayli değerli bulabilirler.

ÖNSÖZ
Bu kitap, öncelikli olarak, hayatta karşılaşılan problemlerde psikolojik yardım alma ihtiyacı duyan kişilerle ilgilenen psikologlar, psikiyatrlar ve terapistler için kaleme alınmıştır. Bu kişiler için benim yazdıklarım bütünüyle yeni gelmeyebilir; ama öyle sanıyorum ki bu kitap, onlar için de, onların daha önceki araştırmalarında ve çalışmalarında dikkatlerinden kaçan bazı önemli konularda da dikkate değer mülahazalar sunuyor.
Dahası, bu kitap, hayatın bütünleştirilmesi konusunda gösterilen çağımızdaki çabalan zenginleştirecek yeni bir insan kişiliği anlayışının geliştirilmesine katkıda bulunabilir. Eğer böyle bir noktaya gelinirse, bu kitap, insan sağlığıyla ilgili alanlarda çalışan kişiler için son derece değerli bir yardımcı ve el kitabı işlevi görebilir. Şimdiye kadar bu konular etrafında yazılan çalışmalarda, bizim burada derinlemesine incelediğimiz bazı meselelerin çoklukla teğet geçildiğini gözlemliyoruz. Artık bu meselelere daha doğrudan ve derinden yaklaşmanın zamanı geldi; ve fenomelojik yaklaşımı benimseyen böyle bir çalışmanın bazı hayati konulan doyurucu şekillerde izah etmesi beklenir elbette ki.
Buna ilâve olarak, psikoloji, psikiyatri, sosyoloji, sosyal çalışma ve eğitim öğrencileri, bu kitabın sayfalarına sinen bazı temel fenomenolojik ve varoluşsal kavramları iyice özümsedikten sonra, bu kitabı hem teorik olarak anlamı, hem de pratik olarak faydalı bir çalışma olarak değerlendireceklerdir. Bu, elbette ki, tesadüfi ve şaşırtıcı bir şey değil. Dünyada, özellikle de ABD’de, değişen sosyal ve ekonomik madarayla birlikte, aldatıcı ve ayartıcı olmayan, aksine ciddî, etkili, sonuç verici kısavadeli bir terapi ihtiyacında inanılmaz bir patlama yaşandığı gözleniyor. Uzun tedavi seanslarına tahammül edemeyen ama bu tür bir çalışmadan faydalanabilecek pek çok insan vardır. Bu bağlamda, bu kitabın sayfalan arasında geliştirilen anlayış ve yaklaşım biçiminin, geleceğin bu tür pratisyenlerine değerli bir katkı olmasını umarım.
Son olarak, önceden resmen psikolojik işlerde çalışmayan veya psikoloik alanlarda eğitim almayan ama hâlihazırda insanî problemlerle yakından ilgilenen papazlar, hahamlar, [imamlar?], insan kaynaklan yöneticileri ve spiritüel danışmanlar burada geliştirilen fikirleri ve yaklaşımları kendileri açısından bir hayli değerli bulabilirler. Bizim insan kişiliği incelememizden kazanılacak pek çok şeyin olduğunu söylememi yadırgamayacağınızı umarım; özellikle de, insan türünün geleceğinin gerektirdiği hayatın ve toplumun dönüşümlerine bir parça da olsa katkıda bulunabilecek olması bakımından. Ve din adamları gibi insanlar, bu hayatî insanî çabanın yerine getirilmesi açısından gerçekten çok önemli bir konumdadırlar. Tıpkı insanın varoluş serüveniyle ilgili sırlan daha fazla ve daha iyi anlamak isteyen sayısız eğitimli okuyucu gibi din adamları için de bu kitabın vereceği pek çok şey olduğunu sanıyorum.
Bu kitabın okuyucularının burada incelediğimiz konu hakkında dişe dokunur bir şeyler öğrenmek isteyen ama teorik açıdan yetersiz olduğunu hisseden çoklukla profesyonel/uzman olmayan genel okuyucu kulesinden oluştuğunun bilinciyle, kitabın önsözünde, kitabın okunma yöntemine ilişkin bir kaç öneride bulunmak istiyorum. En azından onlar açısından pek fazla pratik değeri olmayan, teorik düzeyi bir hayli yüksek bu konuya ilgi duyma iştiyakıyla hareket eden bu genel okuyucuların kitabı ilk kez okurken, ikinci ve yedinci bölümleri allayarak, en sona bırakarak okumalarını öneririm. Aron Gunvitsch’in bilinç alanındaki teorik çalışması çerçevesinde kurgulanan ikinci bölüm ile birlik ve zamansallık meselesini derinlemesine inceleyen ve tartışan yedinci bölüm, ilk bakışta genel okuyucu için biraz soyut kaçabilir, iki bölüm de, önemlidir; ancak ikinci kez ve dikkatle okunduğu zaman, okuyucuya daha anlamlı katkılarda bulunabilir. Keza, kitabın kalbini oluşturan son bölümün, ilk önce okunması da, burada işlenen konunun ana hatlarının ve genel tartışma konularının daha iyi kavranılması ve özümsenebilmesi açısından iyi olur. Elbette ki, bu önerilerim, profesyonel/uzman kişiler için geçerli değildir; ama genel okuyucu için kitapta geliştirmeye çalıştığımız fikirlerin daha iyi ve özûmsenerek anlaşılması bakımından faydalı olabileceği kanısındayım.
Kitabın içeriğine gelince… Bu konuda da bir kaç gözlemde ve öneride bulunmak istiyorum. Birinci bölümde, felsefe alanında, muhayyileye dayalı düşünce konusundaki ilgi yoğunlaşmasını inceliyorum. Ve çeşitli filozofların konuyla ilgili çalışmalarını zikrediyorum. Bunlardan biri de Paul Ricoeur’nun çalışmasıdır. Ricoeur’nün çalışması apayrı bir kitap konusu olarak incelemeyi gerektiren önemli bir çalışmadır; ama ben burada, onun çalışmalarını kısaca zikretmekle ve özetlemekle yetindim. Bu, onun çalışmasının gözardı edilmesi ya da küçümsenmesi amacını taşımıyor elbette. Ben şahsen, Ricoeur’nün insan düşüncesine yaptığı muazzam katkıyı çok önemsiyorum. Burada onun çalışmasından hak ettiği kadar ayrıntılı bir şekilde söz etmeyişimin en önemli gerekçesi, Ricoeur’nün çalışmasına hem sonraki bölümlerde kimi zaman yer veriyor. hem de daha önemlisi, yakın bir zamanda yayımlanacak bir kitabımı yalnızca onun muhayyileye dayalı düşünceye yaptığı önemli katkıya hasretmiş olmamdır. Bu nedenle, Ricoeur’dan birinci bölümde ve kitabın diğer yerlerinde söz ediyor olmam, onun çalışmasına verdiğim önemin ve duyduğum saygının bir nişanesi olarak görülmelidir.
Kitabın içerik bakımından tanzimi konusunda yapacağım ikinci gözlem, son bölümde, özet bir şekilde de olsa, insan kişiliğinin bütünleştirilmesinde dinin önemine dikkat çekmenidir. Barı okuyuculara, burada dine bu kadar fazla yer vermem alakasız ya da hatla gereksiz görünebilir. Ama ben bu görüşe tabiî ki katılamayacağım. Birinci bölümde, muhayyileye dayalı düşünme konusu üzerinde çağdaş dinî ve teolojik çevrelerde artan bir ilgi gözlendiğine dair yaptığım gözlem ve yorumlar gözünüzden kaçmayacaktır. Son bölümde, bu konunun kişilik bütünleşmesindeki önemini göstermek için tekrar bu konuya dönüyorum. Bunun iki temel gerekçesi var: Her şeyden önce, Freud, din meselesinin insan hayatındaki yeri konusunda, tabii ki, tahmin edilebileceği gibi, dinin insanlığın geleceğindeki değerini ve konumunu sorgulayan başlıbaşına bir kitap yazmıştır. Burada, onun The Future of an Illıısioıı başlıklı kitabında konu ettiği konuyu inceliyorum. Freud, din yanılsaması’nın, kendi amacına hizmet ettiğini ve insanlığa artık ne türden olursa olsun bir katkı yaptığını hissetmişti, ama Freud’a göre, dinin yeri ve değeri artık şüpheliydi. Ben, zamanın, Freud’ün din hakkındaki bu gözleminin prematüre bir gözlem olduğunu ispatlayacağını düşünüyorum. Artık din meselesi, ciddi düşünürlerin bu konuyu silbaştan yeniden gözden geçirmelerini gerektirecek kadar önem kazanmaya başlamış durumdadır. O yüzden, ben, şahsen, dinin hayatımızı daha derinlikli, anlamlı ve zengin bir şekilde sürdürebilmemize önemli bir katkı yaptığını göstermeye çalıştım.
ikinci olarak, Hegel’in, felsefenin kavramlar alanında gerçekleştirmeye çalıştığı şeyi, dinin semboller alanında gerçekleştirmeye çalıştığını düşündüğü hatırlanacaktır. Eğer durum böyleyse, bu durumda, iki alanda da [felsefe ve din alanlarında] muhayyileye dayalı düşünmenin öneminin önceden düşündüğümüzden daha çok zaruret arseniği aşikâr ortadadır. Bu fikri paylaşan kişilere, Hindistan’ın Banglore kentindeki Dharmaran College tarafından yayımlanan dünya dinleri araştırması dergisi Journal oDıarrtıa’da yakınlarda yayımlanan bir makalemi önermek isterim. Bu makale, bu kitabın son bölümünde ancak özet olarak ele alabildiğim konuyu ayrıntılı bir şekilde inceleyen bir makaledir.
Son olarak, bu kitabın dogmasında, zamanlarını, kabiliyetlerini ve ilham verici çabalarını bana ayırarak katkıda bulunan bir kaç kişiye şükranlarımı sunmak istiyorum. Kitabın metninin dizgisinin çoğunu yapan Duquesne Üniversitesi’nin Psikoloji departmanından Linda Rendulic ile kitabın indeksini hazırlayan benim doktora asistanı arkadaşlarımdan Linda Rockey’e en içten şükranlarımı sunarım. Bölümûmüzdeki meslektaşlarıma (ve tabiî ki öğrencilerime de) başka nedenlerle ve başka şekillerde bu kitabın ortaya çıkmasında yaptıkları katkılardan ötürü teşekkür borcum var. Bu dostlarım, bu alana kendilerine özgü şekillerde katkılarda bulunuyorlar ve çağdaş psikolojiye yaptıkları katkılar nedeniyle hakettikleri ulusal ve uluslararası saygıyı yavaş yavaş görmeye başlamış durumdalar. Fenomenolojik ve varoluşçu düşünceye yaptıkları samimî katkının idrakinde olan bu dostlarım, çalışmalarım sessizce ve sistematik olarak sürdürdüler ve böylelikle üniversitede, kitaplarda, dergilerde ve profesyonel konferanslarda hakettikleri ayrıcalıklı yere kavuştular. Freud ile Adler’in yalnızca 56 yıl birlikte çalıştıktan, keza Freud’le Jung’un da belli bir süre ortaklaşa çalışmalar yaptıktan sonra yollarım ayırdıkları gözönünde bulundurulduğunda, bizim fakültemizdeki arkadaşlarımızın, meslektaşlarımızın 19601ı yılların başlarından itibaren yılmadan, yorulmadan ve birbirlerinden ayrılmadan birlikte…..

Satın Alabilirsiniz

Acıktın mı? Mükemmel bir yemeğe ne dersin?Korr.com.tr

Burada yer almak ister misiniz?
Satın alma bağlantılarını web sitenize yönlendirin.

Genel Bilgiler

Benim için ARA!

Cevap ver

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Kapat

Forza Rowing Club