Operasyon Kudüs / Türkiye Cumhuriyeti’nin Kudüs’ü Fethi

Şubat 1, 2011 AKY Yayınları (Akademi Kitap Basım Yayın), Siyasi Kurgu

Acıktın mı? Mükemmel bir yemeğe ne dersin?Korr.com.tr

“Yalnızlık diye tanımlanabilecek bir sessizlik vardı Batı Şeria’da…İsrail tarafından işgal edilen, her yanına örülen duvarlarla adeta bir labirent haline getirilen, gettolardan oluşan bir karanlıklar diyarına dönüştürülen Batı Şeria, kan kızılı bir acıyı, Filistinlilerin elindeki son verimli toprak parçası olmaktan çıkarak dehşetin kol gezdiği apokaliptik bir cehenneme dönüşmenin acısını kusmak istiyordu sanki, medeni dünyanın duyarsız gözbebeklerine…Güneş ışığıyla kızgın bir saca dönüşen utanç duvarlarına Filistinli ressamların çizdiği özgürlük resimlerinden utanarak, bir umut ışığına dönüşüp İsrail’in pençesinde kıvranan masum çocukların rüyalarına giremeyişinin kıvranışını taşıyordu avuçlarında…O kadar çok zulme, kana, cinayete, ölüme, umutsuzluğa, mutsuzluğa, acıya ve kedere şahit olmuştu ki! Patlamak istiyordu, yok olup bütün izini silmek istiyordu yeryüzünden…Ancak yalnızlık şeklinde tanımlanabilecek bir sessizlik vardı Batı Şeria’da…Toprak, insana özgü bir bitkinlik ve bıkkınlığın izlerini taşıyordu sanki üzerinde…”İsrail’in Gazze’ye yardım götüren Marmara gemisine baskın yaparak Türk vatandaşlarını katletmesi ile patlak veren Türkiye ile İsrail arasındaki krizin sonuçlarının nereye varacağını kimse önceden hesap edememişti.Osmanlı Halkları Birliği’nin kurulması ile uyandı dünya…Türkiye İsrail’den Kudüs’ü boşaltmasını istediğinde ise çok geç olmuştu artık; ABD, İsrail’i kendi haline bırakarak Ortadoğu’daki varlığını sürdürebilmenin yollarını aramaya başlamıştı bile…

1

Hayfa’nın kuzeydoğusunda kalan Golan tepelerine yakın bir yerde bulunan küçük bir çölün yirmi beş metre altındaki gizli bir karargâhla hareketli saatler yaşanıyordu.

Karargâh sorumlusu Albay Samuel Beinstein, Türkiye’den hareket eden ve tam on üç saat sonra bölgeye ulaşacağı hesaplanan Filistin’e yardım gemilerine müdahale edecek olan ekibe katılacak Özel ajanları seçme telaşı içindeydi. Genelkurmay Başkanlığı’ndan gelen emre göre, her türlü uyarıya rağmen herhangi bir şekilde rotalarını değiştirmeye yanaşmayan bu yardım gemilerine sabaha karşı müdahale edilecekti.

Yer altındaki bu karargâhın bulunduğu çölün resmi bir ismi yoktu, haritalarda gözükmüyordu ve yalnızca Mossad’ın bazı önemli isimleri tarafından biliniyordu.

Karargâh, uydular tarafından yerinin tespit edilmemesi ve tespiti durumunda düzenlenmesi muhtemel herhangi bir saldırı karşısında zarar görmemesi İçin özellikle yerin altında İnşa edilmiş ve İsrail’in kurulduğu günden beri göreve gelen hükümetlerden ve bu hükümetlerin başbakanlarından bile gizli tutulmuştu. Karargâhtan Hayfa’ya kadar uzanan gizli yer altı tünelleri vardı Bu tüneller, iki adet büyük kamyonun yan yana durabileceği genişlikteydi ve yine pek az kimsenin bildiği bir yerlere çıkıyordu.

İsrail’in kurulmasından önce Irgun, Stem ve Haganah gibi Yahudi terör örgütleri tarafından merkez olarak kullanılan karargâh, özel operasyon ve küresel çapta ses getiren büyük suikastları düzenleyen yetenekli militanların yetiştirildiği bir eğitim kampı olarak kullanılıyordu.

Albay Beinstein önündeki dosyaları karıştırıyor, operasyonda görevlendirilecek ajanların seçiminde herhangi bir hata yapmamak için titizlikle özgeçmişleri inceliyordu.

Ajanların operasyon sırasında herhangi bir hata yapmamaları gerekiyordu. Yardım gemilerinde bulunan Türkler hakkındaki istihbarat raporlarından hareketle belirlenen bazı isimleri ‘kaza ile’ Öldürmeyi başaracak olanları seçerken dikkatli olmalıydı Cinayetleri işleyecek olanlar profesyonelce davranmalı, geride, katliamın kasten yapıldığına dair bir işaret bırakılmamalıydı

Albay, yanında dikilmekte olan eğitim sorumlumu Yüzbaşı Menahem Zieldmann’a sordu:

“Yüzbaşı, sen bu adamların eğitmenisin, gemi baskını için hangilerini Önerirsin?”

“Efendim C-1, J-5. B-9, L-7 ve L-9 bana sorarsanız bu iş için biçilmiş kaftandırlar.”

İsimsiz bir çölün ortasındaki gizli karargâhta eğitim gören ve uzun görevler için hazırlanan ajanlar insan isimleri ile değil, harf ve rakam |ar ile kodlanıyorlardı. Aylar süren zorlu eğitimlerle insan olmaktan çıkarılarak adeta birer robota, acımasız birer ölüm makinesine çevrilen bu insanlar, herhangi bir İsim ve kimlik bilgisine sahip değildiler. Herhangi bir sosyal ilişkileri yoktu. Kimse tarafından tanınmıyor ve bilinmiyorlardı. Yaşamalarının temel anlamı, kendilerine öğretildiğine göre, büyük İsrail’in kurulma sürecinde kendilerini Yahudi tanrısına adamış olan kutsal Yahudilerin yaşamlarını güvenli hale getirmekti. Bundan dolayı mevcut değildiler. Varlıkları, Yahudilerin yaşamı ve Yahudi vatanının güvenliği bağlamında anlam kazanıyordu. Bunun dışında hepsi birer koddan ibarettiler.

Yüzbaşı anlatmaya devam ediyordu:

“Hepsi yakın dövüş uzmanı olmanın yanında, özel olarak suikast için eğitilmişlerdir. Günlerce yemek yemeden ve su içmeden yaşayabilecek dayanıklılığa sahiptirler. Hepsinin en az üç suikast tecrübesi var. daha önceki işlerinde herhangi bir şekilde arkalarında iz bırakmamayı ve deşifre olmamayı başardılar, C-1 ve J-5′in özel sabotaj tecrübeleri de var. Daha önce Türkiye’de ve Kuzey Irak’ta başarılı işler yaptılar.”

Albay, eliyle yüzbaşıyı susturdu.

“Tamam Menahem, bu kadar bilgi yeter. Bu ajanlardan Üç tanesinin derhal hazırlanmasını istiyorum. Onlara söyle, gerekirse İsrail’in yüce menfaatleri için emirlere itaatsizlikten ve kasten cinayet işlemekten yargılanıp hapse mahkum edilebilirler. Bu işin bütün sorumluluğu da sana ait, herhangi bir soran olduğu takdirde ipi çekilecek ilk kişilerden biri de sen olursun, ona göre…”

Albay Beinstein sustu. Masanın üzerindeki sigara paketinden bir tane alarak seri hareketlerle yaktı. Sigarasından derin bir nefes çektikten sonra devam etti:

“Bu operasyon çok önemli Yüzbaşı! Herhangi bir başarısızık kesinlikle hoş görülmeyecek, hem benim hem de senin kellen bu operasyona bağlı. Şimdiye kadar birçok operasyon düzenledik ve çoğunda başarılı olduk. Ama bu seferki farklı, çünkü bütün dünyanın gözü üzerimizde ve devletimizin kurulduğu ilk günden beri bize destek veren Türkiye ile bütün ilişkilerimizin muhtemelen bir daha düzelmemek üzere kopmasına neden olacak. Başarısız olmamız durumunda İsrail’in prestiji büyük yara alabilir. Bu durumda da sanıyorum başımıza neler geleceğini sana hatırlatmama gerek yok.”

Satın Alabilirsiniz

Acıktın mı? Mükemmel bir yemeğe ne dersin?Korr.com.tr

Burada yer almak ister misiniz?
Satın alma bağlantılarını web sitenize yönlendirin.

Genel Bilgiler

Benim için ARA!

Cevap ver

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Kapat

Forza Rowing Club