Şemdinli’de Sınırı Aşmak

Temmuz 31, 2009 Pozitif Yayınları, Siyaset

Acıktın mı? Mükemmel bir yemeğe ne dersin?Korr.com.tr

1238248888_semd.siniri-kapak
Bu kitabı mutlaka okuyunuz. Sınırlarımızın nasıl yolgeçenhanı olduğunu, PKK’nın çok sayıda gümrük noktasında nasıl haraç vergi alıp semirdiğini, yanıbaşımızdaki İran ve Irak kamplarına asla müdahale edebediğimizi öğrenmiş olacaksınız.
Ve İran’la Kuzey Irak arasında sıkışmış Şemdinli’de karakollarımıza yapılan PKK baskınları..O baskınlarda yaşanan çok acı ve kanlı olaylar.
Bu kitabı okurken şaşıracak, hayret edecek ve ürpereceksiniz. Ülkemizin sınırları dışında ve içinde neler olduğunu, terörün nasıl yeşerdiğini, vatan evlatlarının neler yaşadığını, nasıl can verdiğini, kurtulanların nasıl kurtulduğunu hayretle ve ibretle göreceksiniz.
Şehit cenazeleri her gün boşuna kalkmıyor efendim!
Emin Çölaşan

İÇİNDEKİLER
YAZARIN OKURLARA MESAJI.
EMİN ÇÖLAŞAN’IN ÖNSÖZÜ
GİRİŞ.
BİRİNCİ BÖLÜM 1992-1993 DÖNEMİ
GENEL DURUM
1992-1994 TÜRKlYENİN İRAN VE IRAK POLİTİKASI.
PKK’NIN İNİSİYATİFİNDE GERÇEKLEŞEN SALDIRILAR
AKTÜTÜN ÇATIŞMASI 13 EYLÜL 1992
KONUR VADİSİ
DERECİK ÇATIŞMASI 29 EYLÜL 1992.
IRAK KUZEYİNE HAREKAT
BİRİNCİ DÖNEMİN KAPANIŞI
İKİNCİ BÖLÜM 1993-1994 DÖNEMİ
TERÖRLE MÜCADELEYE HAZIRLIK
ALAN KONTROLÜ
KORUCULARIN TEŞKİLATLANMASI
KAÇAKÇILIKLA MÜCADELE
İNİSİYATİFİN GÜVENLİK KUVVETLERİNE GEÇİŞİ
LEYLEK DAĞI OPERASYONU
BALKAYALAP OPERASYONU
İRAN OPERASYONU (RÜYA-1)
İRAN OPERASYONU (RÜYA-2)
BASYAN OPERASYONU.
ALAN ÇATIŞMASI (2).
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM İZ BIRAKAN OLAYLAR
YOLLAR, BİTMEK BİLMEYEN YOLLAR
HACIBEY OPERASYONU.
GASTO OPERASYONU   .
GÜLLÜ ÇALIYOR GÜLLÜ  .,.
EMMOĞLU
ÜZÜMKIRAN VE AYŞIĞI
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM SONUÇ
ŞEMDİNLİ GERÇEĞİ
TERÖRLE MÜCADELE
GAZİPAŞA’YA AÇIK MEKTUP
SON SÖZLER.
EKLER
ŞEMDİNLİ HATIRALARI
ŞEMDİNLİ’DE SINIRI AŞMAK İÇİN NE DEDİLER?.
YAZARIN İKİNCİ ESERİ: HESAPLAŞMA.
YAZARIN OKURLARA DEĞİŞMEYEN MESAJI

YAZARIN OKURLARA MESAJI
Sizinle nerede tanıştığımızı hatırlıyor musunuz? Peki ya kuru ceviz İçiyle kara kovan balını yediğimiz yer, onu hatırlıyor musunuz?
Anladım; siz Gevaruk yaylasına hiç çıkmadınız ve Konur’un subaşında buz gibi ayran da içmediniz öyle mi?
Üzülmeyin, Fransız’ların dediği gibi “C’esı la vie” hayat bu unutuluyor işte.
Nasıl tanıştığımızı ben size anlatayım:
Biz sizinle 1992 yılında Şemdinli’de tanıştık. Aylardan Tem-muz’du. Konur köyünde birlikte kara kovan balı yedik yanında ceviz içiyle. Gevaruk yaylasına da çıktık ve tertemiz havayı soluduk biz.
Yanınızda sarışın yeşil gözlü bir binbaşı vardı; hani ben devletim deyip çoluk çocuğu silahlandıran, hani ben devletim deyip de koyunu kuzuyu yaylalardan indiren, halka güven veren, devlete güven sağlayan binbaşı.
İşte o benim, sansın yeşil gözlü binbaşı. Hatırladınız mı?
Biz sizinle sınırları aştık Şemdinli’de ne İran kaldı ne Irak hepsini geçtik biz.
Ne konuşmuştuk o zamanlar hatırlamaya çalışın; cesaret, kahramanlık, fedakârlık, umut, ölüm, sadakat, vefa ve cefa, hepsini konuştuk. Ama bir şey daha konuştuk biz; size söylemiştim; oralarda da ağaçlar yeşildi, papatyalar sarı, insanları su içerdi kan değil, okullarında İstiklal Marşı söylenirdi. Türk Bayrağı dalgalamrdı dört bir yanında, onlar da şehitlere gözyaşı döker, teröre lanet ederdi, demiştim.
Sizinle tekrar karşılaşmak bizi ne kadar heyecanlandırdı ve de mutlu etti bilemezsiniz! Zira kitabın ilk baskısı çıktığında inanın üzülmüştüm. Kendi yazdığım kitabı okuduğumda içimden ” yaşa-dtklanmın hepsini niye anlatmamışım ki” diyerek hayıflarımışım.
Ama kilabın ilk bir ay içinde dokuz, baskı yapıp ta on sekiz bin okura ulaştığını gördüğümüzde yaşadığımız mutluluk üzüntümüzü gölgede bırakmış ve göndermiş olduğunuz mesajlardan, bizim o günlerde yaşadıklarımızı sizlerin de paylaşmak için can attığını görmüş olmak bize yetmişti.
Kaderin cilvesi bu ya, kitabın basımını yapan Ümit Yayıncılık geçtiğimiz yılın son ayında faaliyetine ara verme kararı aldı. Bu arada ikinci kitabım Hesaplaşma!Terör, Kaçakçılık, Hudut ve Biz) okurların ilgisine sunuldu. Sizlerin göstermiş olduğu ilgi bizi öylesine mutlu etti ki, ansızın ayrılmak zor geldi ve İnkılap kitapevine başvurdum. Ediiöı Şafak Hanım sağ olsun, yakın ilgi gösterdi ve hemen kitaplarımı okullara ‘jLiMirahiUvekleriııi söyledi, kabul ettim.
Ama bir şartım vardı; ben Şemdinli’de yaşayıp da anlatmadıklarımı yeni kitaba ilave edecek ve onlar da genişletilmiş baskı olarak yeniden sizlere ulaştıracaklardı, kabul ettiler.
İşle heyecanım, işte mutluluğum bundan; sizinle yeniden Şemdinli’ye gitmek ama hnıii?. görmediğim/ yerlere sizleri götürmek ve yaşadıklarımıza si/i otlak edebilmek! Gaslo’da Hacı beyimin balıklarını ı/.gara yapıp yiyen teröristleri gördüğüm zaman duyduğum öfkeyi anlatmamışımı size. Bayrak Tepe’de yalnız kalıp da yardıma gidemediğim askerimin sesini duyduğum zaman yüreğimdeki acıdan da haberiniz olmamıştı. Peki ya kızım Ayşe’nin beni aradığında duyduğum heyecan, bayata yeniden dönüşüm! Neler yaşadık biz neler gördük, bir kilap anlatabilir mi sizce bir ömre sığmayanı?
Neyse nasıl olsa birlikteyiz, hepsini anlatırım zamanı gelince bir bir.
Şimdi size güzel haberlerim var. Yüksekova tugay komutanı Süleyman Paşa aradı beni. Vadiye gitmiş. Yeşil gözlü Yeşil Bayırlı Numan’ın mezarını ziyaret etmiş. Bir fatiha okumuş, Konur’un umudu yıllardır yapılmayan bölük binası inşaat için planlamaya alınmış. Şemdinli-Derecik yolu asfalt yapılmaya başlanmış. Canım öğretmenlerim seve seve Şemdinli’ye gitmiş bilmeyenlere öğretmek için Türkçe’yi. Konur’da Derecik de ilköğretim okulları inşaatı başlamış, ne güzel!
Duydum, duydum da nasıl sevindin] bilemezsiniz. İnanın bana bu satırlar size ulaştığı zaman daha çok güzel şeyler olacak Şemdinli’de, doğuda, halkımızda, ülke inilde çünkü bize. inanıyorlar.
Çok yazıldı çok çizildi Şemdinli için. Bilen bilmeyen, gören görmeyen herkes bir şeyler imlanı, yorum yaptı ama gene de bitmedi Şemdinli. Bitmez de bilmeyecek de. Çünkü onların, bilmeden konuşanların bilmedikleri bir şey daha vardı, o da; Şemdinli bizim, oradaki insanlar bizim, bizim toprağımız bizim canımız. Orada görev yapan asker bizim, öğretmen, doktur, memur bizim. Bizim olanlara uzaktan bakarsanız göremezsiniz, tanıyamazsınız ve de anlatamazsınız.
İlkine göre genişletilmiş olan bu kitapta daha önce birlikte olduğumuz, birlikle Şemdinli’ye gittiğimiz dostlarımızın, bizi anlayan yazarlarımızın düşüncelerini ve de bizim için yazdıkları okuyacaksınız.
Olaylara biraz dalın yakından bakacak, anlaımaya çalıştığımız gerçekleri biraz daha yakından ^öleceksiniz. Birlikte yaşayacak, birlikte göreceksiniz insanlarımızı, birlikle biraz daha sevinecek, birlikte biraz daha üzüleceksiniz ama nihayetinde bizim sizden biri olduğumuzu gördüğünüzde inanın bizimle gurur duyacaksınız.
Çünkü biz siziz.
Şimdi gelin sizinle uzaklara çok uzaklara, uzak ama bizim olan Şemdinli’ye gidelim. Yıl 1992. Aylardan Temmuz.

EMİN ÇÖLAŞAN’IN ÖNSÖZÜ
Elinizde uıtıuğunuz bu kitabın yazarı olan emekli Albay Erdal Sarızeybek’i hiç tanı madiği mı itiraf edeyim de biraz şaşınn! O halde kitabına niçin önsöz yazıyorum?
Mart ayı içinde bir gün Sameybek ‘ ten bir elektronik posta mesajı aldım. Kendisini tanıtıyor, Güneydoğu’da PKK terörüyle yaptığı mücadeleyi kısaca anlatıyor ve bu konuda bir kitap yazdığını söylüyordu.
İki sorusu vardı:
1- Acaba kitabıma bir önsöz yazar mısınız?
2- Ben kitabımı hangi yayınevine bastırabilirim? Bu konuda bir firim yok. Bana yardımcı olabilir misiniz?
Kendisini telefonla aradım. Zamanım olmadığını, bu nedenle önsöz yazamayacağımı söyledim.
İkincisi, kendisine timil Yayıncılık’ la bir konuşmasuıı önerdim. Ümit Gürtuna’nın telefonunu verdim ve aramasını söyle-
Ertesi gündü. Yayınevi yetkilisi, gazeteci arkadaşım Rahmi Özyazgan beni aradı. ” Abi okuduk, muhteşem bir kitap. Biz bunu derhal basıyoruz ” dedi. Ben de bu hızlı gelişmeye doğrusu çok sevindim, hayırlı olmasını diledim.
Aradan yine birkaç gün geçti. Albay Sarızeybek bu kez bana kitabın orijinalim yollamıştı. Ekinde üç satırlık bir not vardı:
” Lütfen önsözü siz yazın ki herkes okusun. Bu milletin buna ihtiyacı var..
Kitabı okuyunuz. Bir önsöz yazmak gerekmiyorsa yırtıp
Size bu ülkede güvenen insanlar var.”
Henüz basılmamış kitabı o gece eve götürüp bir solukta okudum. Elimden bırakamadım. Gerçekten muhteşemdi.
Ertesi sabahı gazeteye ilk geldiğimde  ilk işim bilgisayarın başına oturup bu önsözü yazmak oldu. Bu, benim için bir görevdi.

PKK mücadelesinde binlerce şehit verdik. Binlerce insanımız sakat kaldı. Belki 200 milyar dolar paramızı sırf terörü bitirelim diye harcamak zorunda kaldık.
Terör 1984 yılında başlamıştı. Şimdi yıl 2006. Aradan 22 yıl geçmiş.
Yılanın başı henüz lam olarak ezilemedi.
Biz bu İğrenç, hain ve kanlı mekanizmayı Ankara’da, büyük kentlerde, hatta masa başında i/lcdik. Omlarda kavga veren subay, astsubay, uzman çavuş, erbaş ve erlerimizin, özel harekâtçı polislerimizin yaşadıklarını asla yaşamadık.
Ama onlara kalemimizle güç, moral verebilmek için çaba harcadık
Bazılan ise tam tersini yaptı.
Bizim medyada hain sayısının hangi boyuna olduğunu işte o süreçte öğrenme fırsatı bulduk.
Kimileri gidip hiç utanmadan Abdullah Öcalaıı İa vıcık vıcık söyleşiler yaptı. Kimileri PKK mağaralarında sırıtarak pozlar verdi.
Bazıları kölelerini.’ Kürkülükleıı yana ” demokratik” yazılar
Medyamızda utanmazlığın, İhanetin, pisliğin bini bir paraya gidiyordu.
Bugün de öyle.
Biz o gazetecilerle de kavga verdik. Ve onları sindirmeyi büyük ölçüde başardık.
Güneydoğu’da terörün en yoğun olduğu dönemde dağlarda, bayırlarda, köylerde, kentlerde görev yapanların komutanların, yaşadıklarını mutlaka yazması gerekiyor. Örneğin emekli Tümgeneral Osman Pamukoğlu bunu yaptı. Başkaları da yaptı.
O dönemi Türkiye’nin gelecek kuşaklan çok iyi bilmek zorunda.
Biz sıcak yuvalarımızda, masalarımızın başında otururken, yiyip içer eğlenirken, ana baba kuzuları oralarda vuruşuyor, sakat kalıyor, can veriyordu.
Karşılarında bin bir güçlük vardı.
Teröristler vur-kaç taktiği uyguluyor. gerilla savaşı veriyordu. Düzenli ordulara karsı sıvaşmaya alışmış  Türk ordusu ve askeri, doğrusu bu vuruş mada çok zorlandı. Her şeyin normale girmesi ve öğrenilmesi yıllar aldı.
Kürtçüler ” Bağımsız Kürdistan” hayallerinde nasihat aldı.
Evet, yaşadıklarını yazanlar arasına şimdi emekli albay Erdal Sarızeybek bu kitabıyla katıldı.
Şemdinli’de yaşadığı sınır karakolları baskınları. PKK terörü ile kaçakçılığın ilişkisi. Yaşanan acı olaylar. Okurken tüylerim ür-perdi.
Bu alanda daha nice kitaplar yazılması diliyorum.
Hatalar, sevaplar, yanlışlıklar, kahramanlıklar, yaşanan güçlükler, zorluklar, eksiklikler, fazlalar, her şey ortaya çıkmalı ve bunlar bize çok şey öğretmeli, hem de gelecek kuşaklara.
Sarızeybek’i bu güzel eseri nedeniyle kutluyorum. Ellerine sağlık, darısı öteki komutanların, savaşanların başına diyorum.
15 Mart 2006
Emin ÇÖLAŞAN

Satın Alabilirsiniz

Acıktın mı? Mükemmel bir yemeğe ne dersin?Korr.com.tr

Burada yer almak ister misiniz?
Satın alma bağlantılarını web sitenize yönlendirin.

Genel Bilgiler

Benim için ARA!

Cevap ver

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Kapat

Forza Rowing Club