Birazoku.com sitesinde de kitapların ilk sayfalarından biraz okuyabilir, satın almadan önce fikir sahibi olabilirsiniz. Devamı »

Yazar ya da yayınevi iseniz kitaplarınızı ücretsiz yükleyin!

Sosyalizm Kemalizm ve Din
Sosyalizm Kemalizm ve Din

Sosyalizm Kemalizm ve Din

Alpaslan Işıklı

Işığı Prof. Dr. Alpaslan Işıklı tutuyor. Bir bilim adamının dürüstlüğü ve titizliği ile… Ama herkesin kolaylıkla anlayabileceği, kimsenin yadsımayacağı kadar da açık ve yalın…

Işığı Prof. Dr. Alpaslan Işıklı tutuyor. Bir bilim adamının dürüstlüğü ve titizliği ile… Ama herkesin kolaylıkla anlayabileceği, kimsenin yadsımayacağı kadar da açık ve yalın olarak… Sosyalizm, Kemalizm ve Din her aydının okuması gereken bir yapıt… Altı çizilerek okunması gereken…
Ahmet Taner Kışlalı / Cumhuriyet

Prof. Dr. Alpaslan Işıklı’nın Sosyalizm, Kemalizm ve Din gibi kitapları, yanlış yorumlarla tarihsel olayları bile bile saptırmalarla şaşkına döndürülen insanlarımıza Kemalist öğretinin ne olup ne olmadığını gösteren yapıtlardır.
Oktay Akbal / Cumhuriyet

Yurdumuzdaki sosyal ve siyasal çalkantıda ‘kafası karışmış’ olanlara yol gösterici bir kitap: Sosyalizm, Kemalizm ve Din… -son derece yararlı- eser…
Attilâ İlhan / Cumhuriyet

Prof. Işıklı’nın üçüncü baskısı İmge Yayınları’ndan çıkan Sosyalizm, Kemalizm ve Din adlı kitabı ayrı bir önemde ve uzun uzun tartışılmalı… Türkiye söz konusu oldukta, sosyalizm, Kemalizm ve din, anlamlı bir sacayağı halinde, apayrı ve yaşamsal bir önem taşıyor. Prof. Alpaslan Işıklı, bu tür çabalara karşı gösterilen titizliği haklı kılacak şeyler söylüyor. Kitabını, döne döne okumakta yarar var.
Server Tanilli / Cumhuriyet

4. Baskıya Önsöz
Bu kitapla ele alınan üç temel olgu arasındaki ilişkiler irdelenirken, bunların temellendirilebilecekleri bir ortak payda olarak demokrasi kavramı üzerinde durulmuştur. Kitabın önceki baskılarından bugüne kadar geçen zaman zarfında küresel ölçekle meydana gelen dönüşümler, demokrasi konusunda çok önemli sorunların doğuşuna ortam oluşturmuş bulunuyor.
Kitabın bundan önceki 2. baskısı yapıldığı günlerde, 11 Eylül 2001 tarihli İkiz Kuleler ve Pentagon saldırılan vuku bulmuştu. O günlerde katıldığım bir panelde yaptığım konuşmada bu saldırılarla, Hitler’in “önlenemeyen yükselişine basamak oluşturan Reichstag (Alman Parlamentosu) yangını arasında paralellik kurmuş; bu saldırıların küresel kapitalizmin küresel faşizme dönüşmesi yolunda bir dönüm noktası oluşturması tehlikesi üzerinde durmuştum.1 Hitler, klikleri peşinden sûrükleyebilmek için ortak düşman ilan ettiği komünizm ve Yahudilik tehlikesinden yararlanmış!!. Günümüzde de bu rolü oynayabilecek başka bazı korku ve tehlike unsurlarının imali ihmal edilmemekledir. 901ı yılların başında Sovyeeı Birliği’nin çöküşünden sonra “komünizm tehlikesi” işlevini yitirmiş; onun yerine “lslami terör” korkusu konulmuştur. Bu süreçle 11 Eylül saldırılarının Önemi belirleyici olmuştur
“İslami terör” korkusunun yaygınlaşması ve derinleşmesi, yalnızca uluslararası güç merkezlerinin tepesinde bulunanların söylemleriyle sınırlı olmayan geniş kapsamlı bir küresel koronun eseridir. Bu çerçevede yararlanılan başlıca etkili unsur, medyadır, İçinde bulunduğumuz 2006 yılı Mart ayının başında, aralarında İngiliz yazar Salman Rüşdi ve Bangladeşli doktor ve yazar Teslime Nesrin gibi uluslararası üne kavuşturulmuş isimlerin yer aldığı on iki kişi, Hazreti Muhammet karikatürlerini Fransa’da da yayımlayarak provokasyon halkasını genişletmiş olmasıyla tanınan haftalık mizah dergisi CharlîeHcbdöâa, “İslami totalitarizme karşı” adım taşıyan bir manifesto yayımladılar. Bu manifestoda savunulan “Faşizmi, nazizmi, Sulinizmi yendikten sonra dünyanın yeni bir tür küresel totaliter tehditle karşı karşıya olduğu” yolundaki görüş, zihinlerde oluşturulmak istenen tabloyu gözler ününe sermektedir. Bu tabloda emperyalizm yoktur. Bu tablo, daha önce Huntington tarafından ortaya atılmış olan “medeniyetler çatışması” teziyle örtüşmekıe ve yeryüzünde mevcut temel çelişkiyi, bir yanda ilkel İslam ile Konfüçyanizmin, diğer yanda ise yeryüzüne demokrasi ve özgürlük getirme misyonunu üstlenmiş bulunan HıristiyanMusevi medeniyetinin yer aldığı bir çatışmaya indirgeme çabasıyla bütünleşmektedir Böylece, Atatürk’ün özlü bir biçimde ifade ettiği emperyalizm ile mazlum milletler arasındaki temel çelişki gizlenmek istenmektedir.

11 Eylül saldırılarıyla tırmanışa geçen, küresel kapitalizmi küresel faşizme dönüştürmek yolundaki eğilimlerin açığa çıkması çok gecikmemiş; ABD’de temel hukuk kurallarım hiçe sayacak yönde birbiri ardından sökün eden bazı önlemlerle somutlaşmış bulunmaktadır. Bu önlemlerle ilgili olarak Le Monde diplomaıiqııe\n Ocak 2002 tarihli sayısında, “özgürlüklere Veda” başlıklı yazıda yer alan açıklamaları aynen aktarmak gereksiz görünmemektedir
“Saldırıların hemen ertesinde, ABD tarafından bir olağanüstü yargı rejimi hayata geçirildi Adalet Bakanı John Ashcroft, Vatanseverlik yasası’ adıyla bir terör yasasının kabulünü sağladı. Bu yasa, yetkili makamlara, yargı kararı olmaksızın, şüpheli şahıslan yan belirsiz bir süre için tutuklama, sürgün etme, tecrit hücrelerine kapatma, yazışmalarını, telefon görüşmelerini, bilgisayarlı iletişimlerini denetleme ve konutlarında arama yapma yetkisini tanımaktadır. Sayılan 1200’den az olmayan yabancılar, bu yolla gizlice tutuklandılar. Bunlardan 600 tanesi, yargılanmaksızın, hatta çoğu yargıç önüne çıkarılmaksızın ve bir avukattan yararlanma olanağına sahip olmaksızın hapiste tutul maktalar. Hükümet, ayrıca, yaşları 16 ile 45 arasında değişen ve bir turist vizesine sahip olan 5000 kişiyi, yalnızca Yakın Doğu kökenli olmaktan dolayı şüpheli görerek sorguya çekmek eğilimdedir.
“Normal Amerikan mahkemelerinin yeterince ehil olmalarına karşın. Başkan George W. Bush, 13 Kasımda, terörizmle itham edilen yabancıların davalarına bakmak üzere, özel usullere tabi askeri mahkemelerin kurulmasına karar verdi. Bu davalar, savaş gemilerinde veya askeri ûslerde görülecektir; hüküm, askeri şahıslardan oluşan bir komisyon tarafından verilecektir; ölüm cezasının verilmesi için oybirliği aranmayacaktır; kararın temyizi yoktur; sanığın avukatı ile görüşmeleri gizlice dinlenebilecektir; dava gizlilik içinde yürütülecek ve davanın ayrıntıları ancak onlarca yıl geçtikten sonra kamuoyuna açıklanacaktır…

“Federal Soruşturma Bûrosu’nun (FBI) yetkilileri, bazı sanıkların mahalli polis tarafından ‘katı ve etkin’ yöntemler kullanılmak suretiyle sorgulanmalarının sağlanması için, diktatörlük rejimine sahip dost ülkelere gönderilmelerini önerecek kadar ileri gittiler. işkenceye başvurulması, büyük gazetelerin sütunlarında açıkça islendi. CNN kanalında, yorumcu Tucker Carlson, bu konuda çok neni: İşkence, iyi bir şey değil. Fakat terörizm en kötüsüdür. Üstelik, bazı koşullarda, işkence kötünün en iyisidir.’ Chicago Tribune’den Steve Chapman, israil gibi demokratik bir devletin, Filistinli tutukluların % 85’ine işkence yapmaktan çekinmediğini anımsa I ti.
“ClA’nin yabancı yöneticileri öldürmesini yasaklayan 1974 tarihli bir kararı yürürlükten kaldıran Bush, bu örgüte, El Kaide’nin yöneticilerinin öldürülmeleri için gerekli her türlü gizli operasyonun sürdürülmesi yolunda açık kart verdi. Cenevre anlaşmaları unutulmak suretiyle, Afganistan’daki sava* da aynı anlayışla yürütüldü El Kaide üyeleri, teslim olsalar bile öldürüleceklerdir. Görüşmeye ve teslim olmaya yer veren her türlü çözüm önerisini reddeden Amerikan Savunma Bakanı Donald Rumsfeld. katı bir tutum lakındı ve açıkça, Talibanlarla birlikte savaşan Arap esirlerin öldürülmeleri çağrısında bulundu. Bunlardan dört yüz tanesi KaleiCengi ayaklanmasında; kuşkusuz, çok daha fazlası Tora Bora’nın alınması sırasında katledildiler.
“Amerikan askerlerine karşı, yurtdışında katıldıkları hareketler dolayısıyla herhangi bir kovuşturma açılamamasını sağlamak amacıyla, Washington, Uluslararası Ceza Mahkemesı(CPI) önerisine karşı çıkmaktadır. Bu nedenle, Senato. ASPA (Amerikan Görevlilerinin Korunması Yasası) Yasasını ilk görüşmede kabul etmiş bulunmaktadır. Bu yasa ABD’nin, gelecekte Uluslararası Mahkeme (CPİ) karşısına çıkarılma tehdidiyle karşılaşan bir Amerikan vatandaşını geri alabilmek için, bir ülkenin askeri yolla işgaline kadar varabilen aşın önlemler almasına olanak tanımaktadır!
“Terörizme karsı dünya savası’ konusunda, İngiltere, Almanya. İtalya, İspanya, Fransa… gibi diğer ülkeler de baskıcı yasalarını ağırlaştırmalardır. Kamusal hakların savunucuları endişelenmekte haklıdırlar. Bizim toplumlarımızın bireye ve özgürlüklerine daima daha fazla saygı gösterilmesi yönündeki eğilimi, kaba bir biçimde sona ermiş bulunuyor. Her şey, bundan böyle polis devleti niteliği giderek ağır basan bir yapılanmanın ortaya çıkacağına işaret etmekledir.”
Bu konuda da ABD’yî hemen ardından ve yakından izleyen ülke ingiltere olmuştur. Daha önce, yeni bir Haçlı Seferi başlattığını ilan etmiş olan Bush, ikinci defa göreve seçilmesi münasebetiyle yaptığı konuşmada da kendilerine “yıldızların ötesinden” bir çağrı geldiğini ilan etmişti. Bush’un baş destekçisi olduğunu her zaman göstermiş olan Blair. bu konuda da gecikmemiştir. Blair, 5 Mart 2006 tarihinde ITV’de yayınlanan söyleşisinde, Irak konusundaki kararında Hıristiyanlık bilincinin ve inancının etkili olduğunu ifade etmiştir.
“Terörizm karşıtı” mevzuatın yürürlüğe konulmasında da Blair, Bush’un en yakın takipçisi olmuştur. Blair’in yürürlüğe koyduğu “antiterörist yasa” hükmüne göre, yabancı uyruklu herhangi bir kişi. bakanlardan birinin basit bir emriyle tutuklanabilecektir. Yasa ayrıca, tutuklanan kişinin kendisine yöneltilen ithamın ana unsurlarını bilmesinin gerekli olmadığını öngörmektedir. Yasanın 109. maddesine göte, tüm bakanlar, parlamentoyu aşarak yasaların üstüne çıkabileceklerdir. Bu yapılanların anlamı, “ingiltere’de 800 yıllık bir geçmişi olan Habeas Corpus (Tutuklanan kişinin, tutuklanma nedeninin geçersizliğini yargıç önünde ispatlayabilmesi; kişinin yargı kararı olmadan özgürlüğünden mahrum edilememesi) ilkesinden kaynaklanan keyfiliğe karşı direnme hakkı geleneğinin birkaç saat Hinde silinip süpürülmesidir “2
sorunun çok daha düşündürücü olan yanı, tüm Ban dünyasında kabaran böylesine hukuk dışı bir dalganın başlıca gerekçesini oluşturan 11 Eylül saldırılarının gerçek yuzu konusunda giderek gün ışığına çıkan açıklamalarda kendisini göstermektedir Öyle anlaşılıyor ki olayı Bin Ladinin marifetlerini indirgeyen senaryolara inanmak giderek olanaksızlaşacaktır. Bir sure önce, Amerikalı 200 uçuş pilotunun w askın pilotun gerçekleştirdikleri derinlemesine görüşmelerden çıkan sonuçlar, 11 Eylül saldırılan konusunda bugüne kadar yapılan resmi açıklamaların teknik acıdan kabul edilemez olduğunu kanıtlamaya yönelik şu tespitleri içermekledir
“I Bu kapsamda hır operasyonun böylesine ince bir kesinlikle gerçekleştirilmesi. I Mach’lık (saatte 1000 km.) bir hızla hu kadar çetin bir yörünge izlemek suretiyle ve bu tür büyük nakliye uçaklarının normal yükseklikteki uçuşu itibariyle bu kurşun kalemi büyüklüğü ifade eden bir
……

Eklendi: Yayım tarihi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazarın Diğer Kitapları

Men-e-men Birazoku

Aynı Kategoriden

Haftanın Yayınevi
Yazarlardan Seçmeler
Editörün Seçimi
Kategorilerden Seçmeler

Yeni girilen kitapları kaçırmayın

Şimdi e-bültenimize abone olun.

    Oynat Durdur
    Vimeo Fragman Vimeo Durdur