Tarih Sümerde Başlar/ Yazılı Tarihteki Otuzdokuz İlk

Ağustos 17, 2009 Kabalcı Yayınları, Medeniyetler-Arkeoloji

Acıktın mı? Mükemmel bir yemeğe ne dersin?Korr.com.tr

tarih-sumerde-baslar-kapak

İlk yasa sistemi hangi uygarlığa aitti? İlk vergi indirimini hangi uygarlık uyguladı? İlk vergi indirimini hangi uygarlık uyguladı? Ya ilk atasözü, ilk aşk şarkısı, ilk atasözü ve deyimler? Tüm bu soruların yanıtı hiç şüphesiz çiviyazısı denen yazılarını kil tabletlere geçirerek yazılı tarihi başlatan Sümerler olacaktır. Kitabı Mukaddes’te geçen birçok kavramın kökenlerinin de Sümerlerde olduğunu görmek kafalarımızda soru işaretleri uyandıracaktır. Önde gelen Sümeroglardan Samuel Noah Kramer, Sümerlerin insanlık taihine katkıda bulundukları 39 alanı, yıllar süren araştırmalar ve binlerce tabletin okunması sonucunda ortaya çakın bu kitapta topladı. Eğitimden aileye, tarımdan adalete, ahlaktan felsefeye, edebiyatan politikaya “Tarih Sümer’de Başlar.”

Birinci Baskıya Önsöz
Sümeroloji üstûne, özellikle Sümer edebiyatı alanında yirmialtı yıldır etkin olarak çalışmaktayım. Çalışmalarımın ürünleri başlangıçta oldukça üst düzey uzmanlık kitapları, monografiler ve çeşitli bilimsel dergilere yayılmış makaleler biçiminde onaya çıktı. Bu kitap meraklılar, insanbilimciler ve bilimadamları için Sümeroloji araştırmalarında ve yayımlarında ortaya çıkan bazı önemli sonuçları bir araya getirmektedir.
Kitap birbiriyle bağlantılı yirmibeş makaleden oluşmuştur: hepsi de yazılı insanlık tarihinin “ilkelerini işler. Dolayısıyla düşünce tarihi ve kültürel kökenler çalışması için önemleri hiç de azımsanamaz. Ancak bu, Sümeroloji araştırmalarının sadece ikincil ve rastlantısal yan ürünüdür. Makalelerin ana amacı insanlığın en eski ve en yaratıcı uygarlıklarından birinin tinsel ve kültürel basarılarından bir kesit sunmaktır. Yönetim ve politika, eğitim ve edebiyat, felsefe ve etik. yasa ve adalet, hatta tarım ve tıp gibi insanlığın en fazla çaba gösterdiği alanların başlıcaları gösterilmiştir. Umarız metnin dili açık ve anlaşılırdır. Her şeyden önce. kadim belgeler okurun önüne ya bütün olarak ya da gerekli seçmeler yapılarak getirilmiştir böylece konuların ana bağlantıları izlenirken özgün tatlarına da varılabilir
Bu kiıapta bir araya getirilen malzemenin büyük bölümü benim “kanım, canım ve göz nurum” ile işlenmiştir; bu nedenle sayfalarda oldukça kişisel notlar da yer almaktadır. Çoğu belgenin metni ilk olarak benim tarafımdan bir araya getirilmiş ve çevrilmiştir ve konularım bizzat saptadığım ve yazıtlarının kopyalarını çıkardığım tablet sayısı da az değildir.
Bununla birlikte, Sümeroloji yalnızca çiviyazısı çalışmalarının bir dalıdır ve bunlar bir yüzyılı aşkın bir zaman önce başlamıştır. Bu yıllar süresince pek çok bilımadamı. günümüz çiviyazısı uzmanlarının. bilinçli ya da bilinçsiz, yararlandığı ve temel aldığı sayısız katkıda bulunmuşlardır. Bu bilimadamlannın çoğu artık hayatta değil ve günümüz Sûmerologunun, adsız öncellerinin emeklerinin sonuçlarını kullanırken onlan şükranla anmaktan başka yapabileceği bir şey yok. Bir gün onlar da bu dünyadan göç edecekler ve daha verimli buluşları çiviyazısı ilerleyişinin ortak ırmağının parçası olacak.
Kaybettiklerimiz arasında kendilerine özellikle derinden minnet duyduğum üç kişi var. bunlar, çiviyazısı alanına yarım yüzyıl egemen olmuş ve benim üretken, açık. önemli olanın ayırdında ve abartmaktansa her zaman bilmediğini kabule hazır ideal bilimadamı örneğimi oluşturan seçkin Fransız bilgini François ThureauDangin; sözlük düzenlemesi ve hazırlanmasında keskin bir duyusu olan ve pek çok eksiğine karşın oldukça yararlı anıtsal Schumerischcs Locıfcon’un yazan, Vatikan bilimadamı Anton Deımel ve son olarak. Sümer edebiyatı araştı imalarımda önsezisi ve çalışkanlığıyla bana yardımcı olan Edward Chıera’dır.
Yaşayan çiviyazısı uzmanlan arasında, özellikle Sümcrce sözlük oluşturma açısından Heidelbergden Adam Falkensıein ve Chicago Üniversitesi Doğu Enstıtusu’nden Thorkild Jacobsen’in çalışmalarını değerli buluyorum. Adlan ve eserleri bu kitapta sıkça yer alacak. Dahası,  Doğu  EnstitüsûÛniversite   Müzesi’nin   19481952 yıllarında Nippur’da yaptıkları ortak kazıda bulunan tabletlerin bir sonucu olarak Jacobsen ile oldukça yakın bir işbirliği geliştirdik. Çiviyazısı çalışmalarında en yaratıcı zekalardan biri olan Benno Iandsberger’in ııyar.cı ve anlamlı çalışmaları sürekli bir bilgi kaynağı ve kılavuzu olmuştur; özellikle son çalışmaları çiviyazısı sözlüğünü oluşturmada tam bir hazinedir.
Ama araştırmalarımda en derin şükranı, geçen yanın yüzyılın önde gelen Sümerologu Amo Poebel’e borçluyum. Otuzlu yıllarda. Doğu Enstitüsü’nûn Asurca Sözlük Komiiesi’nin bir üyesi olarak, onun dizi dibinde oturup, sözlerini içtim. Sümerolojinin Amerika’da gerçekten de bilinmeyen bir bilim dalı olduğu o günlerde, Sümerolojik yöntemin ustalarından Poebel bana cömertçe zamanını ve bilgisini verdi.
Okurunda tahmin edebileceği gibi. Sümeroloji en büyük Amerikan üniversitelerinde bile temel bilim dallarından sayılmıyordu ve seçtiğim yol hiç de alımla döşenmemişti. Göreceli olarak sabit ve az çok rahat bir profesörlük koltuğuna oturmadan önce sürekli olarak maddi sorunlarla uğraşmam gerekti. Özellikle 193742 yılları arasında ciddi tehlikeye giren bilimsel kariyerim, John Simon Guggenheım Memorial Foundation ve American Philosophical Socicty’den sağlanan bir dizi burs olmasaydı, başlamadan bitebilirdi. Son yıllarda ise. Bollingen Foundation. Sümeroloji araştırmalarım için her türlü bilimsel yardımın yanı sıra konuyla ilgili ülkelere seyahat olanağı sağladı.
Türkiye Cumhuriyeti Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdûrlügû’ne ve Arkeoloji Müzeleri Müdürlugü’ne cömert yardımlarından dolayı şükran borçluyum. Eski Sark Fserlerı Müzesindeki Sümer edebi tabletlerinden yararlanmamı sağladılar ve Tablet Koleksiyonunun iki mini Muazzez Çığ ve Hatice Kızılyay özellikle yüzlerce Sümer edebi eserini kopyalamakla bana en etkin biçimde yardımcı oldular.
Son olarak, bu kitabı daktilo etmekte bana yardımcı olan Genrudc Silver’a içten teşekkürlerimi sunmak istiyorum.
SAMUEL NOAH KRAMER
Philadelphia. Pa.

Giriş
Sümerolog, bilim dünyasının oldukça uzmanlaşmış çevrelerinde en dar alana sahip uzmanlardandır; “en az olan hakkında en fazlasını bilen” insanın kusursuz bir örneğidir. Dünyası Orta Doğu diye bilinen dar bölgeden ibarettir ve tarihi Büyük iskender’in zamanından önceki olaylarla sınırlıdır. Araştırma la nnm konusunu Mezopotamya’da bulunan yazılı belgeler, öncelikle çivi yazısıyla yazılmış kil tabletler oluşturur ve çalışmalarını Sümercede yazılmış metinlerle sınırlı tular. “İlk Lagaş Prensleri Döneminde Be ve Bi Öneki,” “Ur’un Yıkılışına Ağıt,” “Gılgamış ve Kişli Agga.” “Enmerkar ve Anıtta Beyi” gibi heyecan uyandıran başlıklarla makaleler ve monografiler yazar ve yayınlar. Bu ve bunun gibi dünyayı sarsan araştırmalarının üzerinden yirmi otuz yıl geçtikten sonra ödülünü alır; artık bir Sumerolog’tur. En azından benim başıma gelen buydu.
Yine de, inanılmaz görünmekle birlikte, Toynbec’nin tersine çalışma alanı çok dar olan bu tarihçi (bir “son koz” gibi) genel okura sunacak alışılmışın dışında bir şey bulundurur. Sümerolog, insanın kökenleri  uygarlık tarihindeki “ilkler” konularındaki evrensel sorgulamalarına diğer bilimadamları ve uzmanlardan daha doyurucu yanıtlar verecek bir konumdadır.
Sözgelimi, insanın ilk kez yazıya geçirdiği ahlaksal görüşler ve dinsel anlayışlar  ilk siyasi, toplumsal ve felsefi temelleri nelerdi’
İlk tarihi olaylar, mitler, destanlar ve ilahiler nasıldı? İlk hukuk sözleşmesi nasıl ifade edildi? ilk toplumsal reformcu kimdi? ilk vergi indirimi ne sıman oldu? İlk yasa koyucu kimdi? ilk ikili meclis ne zaman ve ne amaçla toplandı? insanlığın ilk okulları neye benziyordu  eğitim programlan, öğretmen ve öğrenciler nasıldı?
Yazılı insanlık tarihindeki bunlara benzer pek çok “ilk” Sümerologun “besinı’dır. Kültürel kökenlerle ilgili soruların çoğuna doğru yanıtlar verebilir. Bu onun çok akıllı, çok bilgili, alışılmışın ötesinde kavrayış sahibi bir bilimadamı olmasından kaynaklanmaz elbette. Gerçekte, sümerolog, en alt derecedeki akademisyenlerden bile daha aşağıda sayılan, sınırlı biridir. Kültürel “ılkler”de yaptığı sayısız keşfin şan ve şerefi Sümerologun değil, bugün bilindiği kadarıyla kullanışlı ve çıkın bir yazı dizgesini ilk kez icat etmiş yetenekli ve pratik bir halk olan Sümerlerin hanesine yazılır.
Bir yüzyıl öncesine değin kadim devirlerde Sümerlerin varlığının bile bilinmemesi şaşırtıcı bir olgudur. Birkaç yüzyıl önce Orta Dogu’nun Mezopotamya olarak bilinen bölgesinde kazıya başlayan arkeologlar ve bilımadamları Sümerlerin değil Asur ve Babillilerin izlerini araştırıyorlardı Bu halklar ve uygarlıkları üstüne Yunan ve ibranı kaynaklarından oldukça fazla bilgi edinmişlerdi, ancak Sümer ve Sûmerlere ilişkin hiçbir fikirleri yoktu. Geçerli olan kaynaklarda bu halk ya da ülkelerine ilişkin bir iz bulunmuyordu. İki bin yılı aşkın bir süredir Sümer adı belleklerden silinmişti.
Günümüzde ise Sümerler kadim Yakın Dogu’nun en iyi tanınan halklarından biridir. Amerika’nın ve dünyanın diğer önemli müzeleri’ ne dağılmış heykelleri ve kabartmalarından görünüşlerinin nasıl olduğunu biliyoruz Maddi kültürlerini gösteren görkemli bir kesit  tapınaklarını ve saraylarını inşa ederken kullandıktan sütunlar ve tuğ lalar, aletleri ve silahları, kap kaçakları, arpîeri ve lirleri, mücevher ve süs eşyaları  yine bu müzelerde bulunabilir. Dahası, bu müzelerin koleksiyonlarında bulunan (icarı, hukuki, yönetsel belgelerin yazılı olduğu gerçekten de on binlerce (sözün gelişi değil, gerçekten) Sümer kil tableti bize kadim Sümerlerin toplumsal yapılan ve yönetsel düzenlemeleri hakkında pek çok bilgi verir. Hatta nesneleri suskun ve hareketsiz bir bilim olduğundan arkeolojinin çoğunlukla en az üretken olduğu yerde biz bir dereceye kadar Sümerlerin yüreklerine ve zihinlerine bile girebiliyoruz. Gerçeklen de Sümer dini, etiki ve felsefesini gösteren edebi yaratıların yazılı olduğu çok fazla tablete sahibiz. Bütün bunlar, Sümerlerin büyük bir olasılıkla yazı dizgesini icat eden birkaç halktan biri olmalarından değil, aynı zamanda bunu canlı ve etkin bir iletişim aracı olarak da geliştirmelerinden kaynaklanmaktadır.
10 dördüncü bin yılın sonlarına doğru, yaklaşık beş bin yıl önce, Sümerler ekonomik ve yönetsel gereksinimlerinin bir sonucu olarak kil üstüne yazma düşüncesine geldiler. İlk girişimleri kaba ve resim* yazı biçimindeydi; bunlar yalnızca en basit yönetim kayıtlan için kullanılabiliyordu. Ama izleyen yüzyıllar içinde, Sümerli yazmanlar ve öğretmenler giderek yazı dizgelerini öyle değiştirdiler ve biçimlendirdiler ki, resimyazı niteliği tamamıyla ortadan kalktı ve hayli geleneksel, saf fonetik yazı dizgesine dönüştü. IÛ üçüncü bin yılın ikinci yarısında Sümer yazı tekniği en karmaşık tarihsel ve edebi yapıtların bile kolaylıkla yazılmasına yetecek esnekliğe erişmişti IÛ üçüncü hin yılın sonlarına gelindiğinde, Sümerli yazarların o zamana değin yalnızca sözlü anlatımlarında bulunan edebi yaratılarının çoğunu kil tabletler, prizmalar ve silindirlere kaydettiklerine kuşku yoktu. Ancak, arkeolojik rastlantılar nedeniyle, aynı döneme ait on binlerce…………..

Satın Alabilirsiniz

Acıktın mı? Mükemmel bir yemeğe ne dersin?Korr.com.tr

Burada yer almak ister misiniz?
Satın alma bağlantılarını web sitenize yönlendirin.

Genel Bilgiler

Benim için ARA!

Cevap ver

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Kapat

Forza Rowing Club