Tarihi Hakikatler

Eylül 11, 2009 Araştırma/İnceleme, Timaş

Acıktın mı? Mükemmel bir yemeğe ne dersin?Korr.com.tr

975-263-665-1
İsmail Hami Danişmend, Türk tarihi ve Türk dili sahasındaki araştırmalarıyla tanınmış seçkin bir tarihçimiz ve oldukça değerli bir fikir adamımız olarak kendisini bütün ilim çevrelerine kabul ettirmiş bir büyüğümüzüdür. Tarihi Hakikatler, ünlü tarihçi ve fikir adamımız İsmail Hami Danişmend’in iki ciltlik eserinden özenli bir seçkidir. Osmanlı dönemine ait birçok yerli yabancı tarihi kaynaklardan istifadeyle hazırlanan eserde, Türklerin askeri, siyasi ve sosyal hayat yapılanmaları hakkında önemli tespitler ve açılımlar yer alıyor. Osmanlı padişahlarının liderlik ve kişilik özellikleri, Osmanlı tarihindeki ilkler, saray kültürünün ayrıntıları ve daha birçok nitelikli açıklamalar yer alıyor. Tarihi Hakikatler’de önde gelen Türk büyüklerinin ayırt edici pek çok özelliğini orijinal ve ince nükteler ve kitabın sonunda tarihten ilginç anekdotlarla okuyacaksınız.

İSMAİL HAMİ DANİŞMEND KİMDİR?
Danişmendoğulları Beyliği’nin kurucusu Danişmend Gazi soyundan gelen ismail Hanı Danişmend, Türk tarihi ve Türk dili sahasındaki araştırmalarıyla tanınmış seçkin bir tarihçimiz ve oldukça değerli bir fikir adamımız olarak kendisini bütün ilim çevrelerine kabul ettirmiş bir büyüğümüzdür.
Günümüzdeki Siyasal Bilgiler Fakültesinin benzeri olan Mekteb i Mülkiyye’de okuduktan sonra kısa bir dönem Dışişleri Bakanlığında çalıştı, fakat memurluğu sevmediği için kendisini gazetecilik ve yazarlığa adadı.
Engin bilgi ve kültüründen dolayı bazı üniversitelerde Yakınçağ Tarihi, Dinler Tarihi» Siyasi ve Medenî Tarih gibi çeşirli dallarda hocalık yaptı, ayrıca İngiliz işgaline uğrayıncaya kadar da Bağdat Hukuk Fakültesi dekanlığını yürüttü.
İstiklâl Savaşı sırasında tam bağımsızlığı savunan ve milliyetçiliği teşvik eden ateşli gazete yazılarıyla Mürareke’nin karanlık günlerinde İstanbul’da bir ümit ışığı oldu Sivas Kongresine İstanbul delegesi olarak katıldı Kongrenin divan kâtipliğine seçildi.
Milli Mücadele’nin kazanılmasından sonra resmi görev almayan İsmail Haini Danişmend, tarih ve dil arattırmalarına yöneldi. Aynı zamanda çeşitli dergi ve gazetelerde yazılar yazdı Arapça, Farsça ve Fransızca’yı çok İyi bilen, ayrıca Almanca, Latince ve Sümerce’yi de okuyup anlayabilen İsmail Hami Danişmend 12 Nisan 1967′de vefat etti ve Zincirlikuyu Mezarlığına defnedildi.
Otuzdan fazla kitabı bulunan tarihçi ve edebiyatçımızın “İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi” en önemli eseridir.
Kendisi sözlük çalışmalarıyla da önemli hizmetler yaptı. Özellikle 1930′lu yıllarda tek başına veya bankalarıyla birlikte bu konuda hazırladığı eserler arasında “Türkçe –Osmanlıca Fransızca Sözlük”, “FransızcaTürkçe Resimli Büyük Dil Kılavuzu”, “OsmanlıcaTürkçeFransızca Sözlük” çalışmalarını sayabilin:.
Bu değerli tarihçi ve fikir adamımızın güçlü bir yönü de şairliğidir. Şiirlerini bazen gerçek adıyla, bazen de Muhtî veya Râbia Hatun mahlaslarıyla yazmıştır. Bu şiirlerde derin romantik bir aşk duygusu hakimdir. Azerî ağzına yakın bir söyleyişle kaleme alınan bu şiirler, yıllarca elden ele dolaşarak değişik kesimlerden okuyucuların hayranlığını kazanmıştır.
Danişmend’in Batı dillerinden yaptığı tercümeler arasında Cornille’den çevirdiği “Seyyid” ile “Nikomed”, Moliere’den tercüme ettiği “Cimri” ve “Hastalık Hastası” yayınlanmıştır.
İsmail Hamı Danişmcnd, ilmi ve medenî cesaretiyle her konunun üzerine giden bir karaktere sahipti. Özellikle Batı’nın kültür emperyalizmine karşı tek kişilik bir ordu gibi meydan okudu. Batılıların açtıkları kolejlerden yetişen ve kendi milletini küçümseyip Batılıları göklere çıkaran yarı aydınların kustukları zehirlere karşı gençliğimizi korumak için, bizzat Batılı yazarların ve seyyahların yazdıkları kitapları kaynak göstererek milletimizin de, dinimizin de diğerlerine kıyasla belli bir üstünlüğe sahip olduğunu zihinlere yerleştirdi. Gençliğe ve halkımıza kendine güvenme ve tarihe bir kere daha yön verebilme duygu ve idealini yerleştirdi. “Tarihi Hakikatler” (elinizdeki kitap), “Batı Kaynaklarına Göre Eski Türk Karakteri ve Ahlakı”, “Batı Kaynaklarına Göre Batı İlminin Kur’ân ı Kerim Hayranlığı”» “İstanbul’un Fethinin Medenî Kıymeti”, “Türk Milleti Niçin Müslüman Oldu?” gibi son derece Önemli eserler kaleme alarak, kendi zamanındaki kuşakları bilinçlerdi ve o kuşaklara aşılanmak istenen aşağılık kompleksini yok etti.
İsmail Hami Danişmend, kitap ve makalelerinde sade ve akıcı bir üslûp kullandığı ve gençliğimize hak ettiği üstünlük şuurunu kazandırdığı için Türkiye’de en çok okunan yazarlardan biri olmuştur.
Kendisini, vefatının bu 40. yıldönümünde minnet ve şükranla yâd ediyoruz.

DÖRT RENKLİ OĞUZ TÜRK ORDUSU

Hakiki Türkler Oğuz Türkleridir. Ve bu nokta bu günkü Batı ilminin Türkoloji sahasında tesbit edilmiş bir hakikattir. Bundan dokuz yüzyıl önce Miladın XI. yüzyılında Anadolu’yu fethedip bugünkü Türkiye Devleti’ni kuranlar da işte bu Oğuz Türkleridir.
İsmi bir şeref unvanı olarak ırkımıza alem olan muazzam Hakan Oğuzhan’dan Çin kaynaklarında ‘Mo  Tun’, ‘Mao  Tun’ ve ‘Mete’ gibi isimlerle bahsedilir. Miladdan önce üçüncü yüzyılın sonlarında yaşamış olan bu muhteşem cihangirin ülkesi Kore ile Japon denizinden Volga nehrine kadar uzanıyordu ve yirmi altı krallık arazisinden mürekkepti.
Oğuzhan’ın dehası yalnız cihangirlik sahasına münhasır değildi. Teknik saha ve teşkilatçılıkta da misli yoktu. Mesela ‘ıslıklı oklar’ı işte o icad etmiş ve fetihlerinde buluşundan çok faydalar görmüştü. Askeri teşkilat itibariyle de üç yüz bin süvariden mürekkep muazzam ordusunu dünyanın dört cihetine göre dört kola ayırmıştı, bu dört kol, atlarının rengiyle birbirinden ayrılırdı. Mercel Brion’un La Vic des Huns adındaki eserinin 1931 Paris baskısının 38. sayfasındaki açıklamaya göre kuzey kolunun atları yağız, güney kolunun kula, batı kolunun kır ve doğu kolunun da bakla kırıydı. At renklerinin ayrılığına karşılık, hu dürt kolun birleşik bir özelliği vardı ve o da Ulu Hakanın icadettiği ‘ıslıklı ok’ların dünyanın dört cihetini birden dehşet içinde bırakmasıydı.

AYASOFYA KIZIL ELMASI
Eski Türkler dünyanın üç kıtası ile çeşitli denizleri ve adaları üzerinde tarihin en büyük imparatorluklarından birini kurma* dan önce o muhteşem devleti milli vicdanlarında kurmuşlar ve Anadolu’daki Ana Vatanlarını her tarafından genişletmek için adeta manevi bir harita hazırlamışlardır. Gönüllere giren bu vicdani haritanın muhtelif istikametlerindeki büyük merkezlerine hep Kızıl Alma veya Kızıl Elma adı verilmiştir Anadolu’nun etrafında uzak, yakın birçok Kızıl Elmalar vardır. Eski Türk efsanelerine dayanan bu güzel sembol ordunun gideceği hedefleri gösterir. Yorulmak bilmeyen eski Türk akınları işte bu Kızıl Elmalara doğru atıldıkça yüzyıllara göğüs gerecek muazzam bir imparatorluk kurulmuş ve her akında genişlemiştir
Bu manevi sembolü maddileş t irerek izah etmekte kolaylık gören Osmanlı yazarları ‘Altın Top, ‘Akın Hokka’ ve ‘Kürre i lâal; Yakut Top gibi elma şeklinde birtakım kızıl kürelerden söz etmişler ve eski Türklerin ‘Kızıl Elma’ adını taktıkları şehirlerin hepsinde ya en büyük kilise kubbesinin veyahut bir saray damının işte böyle bir parlak topla göz kamaştırdığına ait birtakım tafsilata bile girişmişlerdir! Mesela Evliya Çelebi, Budin Sarayından bahsederken: “Her kasrın kubbelerinde birer altın top asılı olduğundan, adımı ‘Kızıl Alma’ sarayı der/er”, diye Macaristan’ın Başşehrine Türklerin ‘Kızıl Elma1 dediklerini anlatır…..

Satın Alabilirsiniz

Acıktın mı? Mükemmel bir yemeğe ne dersin?Korr.com.tr

Burada yer almak ister misiniz?
Satın alma bağlantılarını web sitenize yönlendirin.

Genel Bilgiler

Benim için ARA!

Cevap ver

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Kapat

Forza Rowing Club