Tüm Yönleriyle Köy Yönetimi ve Muhtarların Görevi

Ocak 16, 2013 Adalet Yayınevi, Hukuk

Bu kitabı en uygun fiyata satın alın »

-Kavram Olarak Köy
-Köy Yönetimi
-Köy Sınırlarının Tesbiti ve Sınır Uyuşmazlıkları
-Köy İdaresinin Yöneticileri
-Köy İdaresinin Personeli
-Köy Mühürü, Köy odası, Köy Konağı, Köy Konuk Odası
-Köy Orta Malları
-İmece
-Salma
-Köy Gelirleri
-Köy Giderleri
-Köy Bütçesi
-Köy Defterleri
-Köy Birlikleri
-Haciz
-Köyün Davaları
-Köyde İmar Uygulaması
-Köylerin Taşınmaz Mal Varlıklarının Oluşumu
-Köy Muhtarının Tarımla İlgili Görevleri

Devletlerin yönetim şekilleri ne şekilde olursa olsun örgütlenmelerinde, yerel yönetimlere yer vermişlerdir.
Yerel yönetimlerin var oluşunun siyasal gerekçesinin özünde Demokrasi inancı yatar. Bu sebeple yerel yönetimler öteden beri Demokrasinin temel kurumlarından biri olarak kabul edilmişlerdir.

Köy Kanununun yetersizliği yanında köyü ilgilendiren mevzuatın dağınık olması köyü yöneten insanların bu mevzuatı yeterince bilememelerine neden olmuştur. Bu kitapla tüzel kişiliğe sahip köyleri ilgilendiren mevzuat bir araya getirilmiş ve özellikle çok çeşitli kanunlarda sözü edilen ve sayısı oldukça fazla olan muhtarın görevleri toplu hale getirilmeye çalışılmıştır. Bunun yayında köyü ilgilendiren mevzuat açıklanmaya çalışılırken yargı kararlarına da yer verilmiştir.

M. Al tuğ İMAMOĞLU Tapu ve Kadastro Başmüfettişi

Tüm Yönleriyle

KÖY YÖNETİMİ

ve

MUHTARLARIN GÖREVLERİ

ADALET YAYINEVİ Ankara 2007

ÖNSÖZ

Devletlerin yönetim şekilleri ne şekilde olursa olsun örgütlenmelerimde, yerel yönetimlere yer vermişlerdir.

Yerel yönetimlerin var oluşunun siyasal gerekçesinin özünde Demokrasi inancı yatar. Bu sebeple yerel yönetimler öteden beri Demokrasinin temel kurumlarından biri olarak kabul edilmişlerdir.

Yönetenlerle, yönetilenler arasında daha yakın ilişkilerin doğmasına sebep olan yerel yönetimler vatandaşlardaki politik sorumluluk duygusunun gelişmesine de yardımcı olurlar. Bu nedenle yerel yönetimler seçimle iş başına gelen organlarının varlığı sayesinde Demokrasinin yerleşmesine yardımcı olan birer politik antrenman alanı fonksiyonunu da yerine getirirler.

Yerel yönetimler, anayasada ve ilgili hukuksal metinlerde, kimi yazarların yayınlarında “mahalli idare” olarak adlandırılır. Üç yerel yönetim türü vardır: İl özel idaresi, belediye, köy. Yerel yönetim türleri anayasada sayıldığı için, bunlar dışında dördüncü bir tür kurulamaz.

Yerel yönetimlerin en küçük birimi ve en yaygın olanı köydür. Ülkemizde yaklaşık 35500 adet köy olmasına rağmen halen 1924 tarihli 442 sayılı Kanunla idare edilmeye çalışılmaktadır. 442 sayılı Kanunda zaman zaman yapılan değişiklikler, ülkemizin gelişme gösteren ekonomik ve sosyal yapısına ayak uyduramamıştır. Özellikle köy yönetiminin gelirlerinin yetersiz olması bu çok önemli kurumun güçsüzleşmesine ve devlet yardımına muhtaç hale gelmesine neden olmuştur.

Köy Kanununun yetersizliği yanında köyü ilgilendiren mevzuatın dağınık olması köyü yöneten insanların bu mevzuatı yeterince bilememelerine neden olmuştur.

Bu kitapla tüzel kişiliğe sahip köyleri ilgilendiren mevzuat bir araya getirilmiş ve özellikle çok çeşitli kanunlarda sözü edilen ve sayısı oldukça fazla olan muhtarın görevleri toplu hale getirilmeye çalışılmıştır.

Bunun yayında köyü ilgilendiren mevzuat açıklanmaya çalışılırken yargı kararlarına da yer verilmiştir.

Kitabın köy konusuna ilgi duyanlara yararlı olması dileği ile

M.Altuğ İMAMOĞLU

BİRİNCİ BÖLÜM

KÖY YÖNETİMİ

I. GENEL BİLGİLER

Devletlerin yönetim şekilleri ne şekilde olursa olsun örgütlenmelerinde, yerel yönetimlere yer vermişlerdir.

Yerel yönetimlerin var oluşunun siyasal gerekçesinin özünde Demokrasi inana yatar. Bu sebeple yerel yönetimler öteden beri Demokrasinin temel kurumlarından biri olarak kabul edilmişlerdir.

Yönetenlerle, yönetilenler arasında daha yakın ilişkilerin doğmasına sebep olan yerel yönetimler vatandaşlardaki politik sorumluluk duygusunun gelişmesine de yardımcı olurlar. Bu nedenle yerel yönetimler seçimle iş başına gelen organlarının varlığı sayesinde Demokrasinin yerleşmesine yardımcı olan birer politik antrenman alanı fonksiyonunu da yerine getirirler.

Yerel yönetimler, anayasada ve ilgili hukuksal metinlerde, kimi yazarların yayınlarında “mahalli idare” olarak adlandırılır. Üç yerel yönetim türü vardır: İl özel idaresi, belediye, köy. Yerel yönetim türleri anayasada sayıldığı için, bunlar dışında dördüncü bir tür kurulamaz. Yerel yönetimler “kamu kurumu” değil, devlet tüzelkişiliği gibi “kamu idaresi”dir. Bu kategori, yerel yönetim karar ve yürütme organlarının, devlet tarafından değil genel seçimler yoluyla doğrudan halk tarafından yaratılmasından doğar. Dolayısıyla bu yapılar, ülke yönetiminin kurucu parçaları olarak “özerklik ilkesi” temelinde yönetilirler. Özerklik ilkesinin, anayasada belirlenmiş olan “idarenin bütünlüğü ilkesi”ne uygunluğu, yönetsel vesayet mekanizmasıyla sağlanmıştır.

Yerel yönetimler, Anayasa gereğince, özerk yönetim birimleridir; merkezi yönetimin hiyerarşik denetimi altında değil, vesayet denetimi altında iş görürler. Merkezi yönetimin bu birimler üzerindeki vesayetinin içeriği ve sınırları yasa ile açıkça belirlenmek zorundadır. Merkezi yönetim ile yerel yönetimler arasındaki ilişkide politika geliştirme-planlama-eşgüdüm-rehberlik ana ekseni oluşturur. Ülke yüzeyine dağılmış çok sayıda yerel yönetim biriminin hukuka uygun, bir- örnek, dengeli, eşit ve verimli kamu hizmeti sunmasını sağlamak, merkezi yönetimin başlıca görevlerinden biridir. Merkezi yönetimin yerel yönetimler üzerindeki ‘vesayet yetkisi’, yasada belirlene sınırlar içinde kaymakamlık ve valilikler eliyle uygulanır. Yerel yönetimlerin merkezdeki bağlantı noktası İçişleri Bakanlığı’dır.

Mahallî idarelerin belirli kamu hizmetlerinin görülmesi amacı ile kendi ara-larında Bakanlar Kurulu’nun izni ile birlik kurmaları, görevleri, yetkileri, maliye ve kolluk işleri ve merkezî idare ile karşılıklı bağ ve ilgileri kanunla düzenlenir. Bu idarelere, görevleri ile orantılı gelir kaynakları sağlanır.” demiştir.

Yerel yönetimler, bir anayasal kavramdır. 1876 Anayasası dahil diğer bütün anayasalar, yerel yönetimlerle ilgili hükümlere ve ilkelere yer vermiştir. Ancak 1982 Anayasası’nın yerel yönetimlerle ilgili düzenlemesi, diğer anayasalara göre daha geniş kapsamlıdır. Bunun sebebi, yerel yönetimleri geliştirmek değil, daha çok denetim altında tutabilmektir.

Anayasada yerel yönetimlerle ilgili düzenlemeler şu özellikleri içermektedir.

-Yerel yönetimler, il, belediye ve köy halkının mahalli müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulan kamu tüzel kişileridir.

-Yerel yönetimlerin karar organları seçimle belirlenir.

-Yerel yönetimlerin kuruluş ve görevleri ile yetkileri, yerinden yönetim ilkesine uygun olarak kanunla düzenlenir.

-Yerel yönetimlerin seçilmiş organlarının organlık sıfatını kazanmalarına ilişkin itirazların çözümü ve kaybetmeleri konusundaki denetim, yargı yolu ile olur.

-Yerel yönetimlerin seçimleri beş yılda bir yapılır.

-Merkezi yönetimler yerel yönetimler üzerinde idari vesayet yetkisine sahiptir. İdari vesayet yetkisi, kanunla düzenlenir.

-Yerel yönetimler kendi aralarında birlik kurabilirler. Birlik kurmaya ilişkin izni Bakanlar Kurulu verir.

-Yerel yönetimlerin merkezi yönetim ile karşılıklı bağ ve ilgileri kanunla düzenlenir.

-Yerel yönetimlere görevleri ile orantılı gelir kaynaklan sağlanır.

-Büyük yerleşim merkezleri için kanunla özel yönetim biçimleri oluşturulabilir.

442 sayılı Köy Kanunu’nun l’nci maddesine göre köy; ” Nüfusu iki binden aşağı yurtlara (köy) ve nüfusu iki bin ile yirmi bin arasında olanlara (kasaba) ve yirmi binden çok nüfusu olanlara (şehir) denir. Nüfusu iki binden aşağı olsa dahi belediye teşkilatı mevcut olan nahiye, kaza ve vilayet merkezleri kasaba itibar olunur. Ve Belediye Kanununa tabidir.” şeklindedir.

Bu köy tanımlaması nüfus miktarını kıstas alarak yapılmıştır. Bu tanıma göre nüfusu 2 binden az olan yerlere “köy”, nüfusu 2 bin ile 20 bin arasında olanlara “kasaba” ve nüfusu 20 binden çok olanlara “şehir ” denmektedir.

Bir yerleşim yerinin “köy ” olarak tanımlanabilmesi için nüfusunun en az 150 kişi olması şarttır. Nitekim 422 sayılı Köy Kanunu’nun 89′ncu maddesinde “İşbu Köy Kanunu kadın ve erkek nüfusu yüz elliden yukarı olan köyler içindir. Nüfusu yüz elliden aşağı olan köyler bu Kanuna göre köy ahalisinden seçim  hakkı olanların yarısından çoğunun istemesiyle etrafındaki bir saat ve ondan aşağı olan köylerden birine bağlanırlar veyahut vali veya kaymakam bu Kanu-nun hangi maddeleri yapılacağını ayrıca emreder. Bu kabil köyler hiçbir köye bağlanmaz ve vali veya kaymakam da hiçbir emir vermezse eski göreneklerine göre işlerini yaparlar.” demiştir.

Ancak köyü tek bir yönü ile tarif etmek mümkün değildir. Nitekim 422 sayılı Köy Kanunu’nu 2′nci maddesi köyü; ” Cami, mektep, otlak, yaylak, baltalık gibi orta malları bulunan ve toplu veya dağınık evlerde oturan insanlar bağ ve bahçe ve tarlalarıyla birlikte bir köy teşkil ederler. ” şeklinde köyün mallan ba-kımından tanımlamıştır.

Yine 442 sayılı Köy Kanunu’nun 7′nci maddesine göre köy; ” Köy bir yerden bir yere götürülebilen veya götürülemiyen mallara sahip olan ve işbu Kanun ile kendisine verilen işleri yapan başlı başına bir varlıktır. Buna (şahsı manevi) denir.” olarak tanımlanmıştır.

422 sayılı Kanunu’nun 1, 2 ve 7′nci maddelerindeki köy tanımlaması köyün hükmi şahsiyesini ortaya koymaktadır.

1982 Anayasası “idarenin kuruluşu” “1- Merkezi idare” “2-Mahalli İdareler” başlığım taşıyan 126′ncı ve 127′nci maddeleri şu şekildedir..

Madde: 126- “Türkiye, merkezi idare kuruluşu bakımından, coğrafya du-rumuna, ekonomik şartlara ve kamu hizmetlerinin gereklerine göre, illere; iller de diğer kademeli bölümlere ayrılır.”

Madde metninden de anlaşılacağı gibi Anayasa, ilden küçük kademelerin neler olduğunu açıkça belirtmemiştir. Bu da Anayasa’nın idareye geniş bir yetki verme isteğinden kaynaklanmaktadır.

Madde: 127 – “Mahallî idareler; il, belediye veya köy halkının mahallî müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kuruluş esasları kanunla belirtilen ve karar organları, gene kanunda gösterilen, seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan kamu tüzelkişileridir.”

127′nci maddenin birinci fıkrasından da açıkça anlaşılacağı gibi köy; bir kamu tüzel kişisi olarak anayasaca kabul edilmiştir. Anayasaya ya göre; il özel idareleri, belediyeler ve köyler birer kamu tüzelkişilikleridir. Bu fıkra, tüzel kişi-liğin, müşterek mahalli ihtiyaçlan karşılamak üzere kurulduğunu ve icra organlarının ise halk tarafından seçileceğini belirtmektedir.

Buna göre köyü; halkının ortak yerel ihtiyaçlarını karşılamak üzere, kuruluş esasları kanunla belirtilen ve karar organları, kanunla gösterilen, seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan bir kamu tüzel kişiliğidir. Şeklinde tanımlamak mümkündür…

Satın Alabilirsiniz

Bu kitabı en uygun fiyata satın alın »

Burada yer almak ister misiniz?
Satın alma bağlantılarını web sitenize yönlendirin.

Genel Bilgiler

Benim için ARA!

Cevap ver

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Kapat

www.ucuzkitapal.com | YGS Kitapları