Ya Gazi Paşa Duyarsa

Temmuz 31, 2009 Pozitif Yayınları, Tarih

Acıktın mı? Mükemmel bir yemeğe ne dersin?Korr.com.tr

yagazipasaduyarsa-erdalsarizeybek-kapak

Hayat bu, insanın başına her şey gelir. Bazen iyi, bazen kötü..Bazen sınanırsınız, nefsinizle kendiniz arasında gelip gidersiniz..Ne yapacağınızı bilemezsiniz. Emekli Jandarma Albay Erdal Sarızeybek’in başına gelenler de belki bu şekilde izah edilebilir, ama asla yeterli olmaz. 1993-95 yılları arasında PKK terör örgütüne vurulan büyük darbede önemli rol oynayan Sarızeybek, bu kitabında adeta kendisiyle yüzleşiyor. Bir yanda ahlaksızlığı, pervasızlığı, sahtekarlığı ispat edilmiş bir adam ve öte yanda sistemin kendi içinden kaynaklanan sorunlarla uğraşmak zorunda kalan Erdal Sarızeybek, her şeye rağmen mücadelesine devam ediyor ve ülkesine duyduğu sevgiden vazgeçmiyor..En önemlisi küsmüyor.
Kitabı okurken, bu kadar da olur mu diyeceksiniz ve Erdal Sarızeybek’le gurur duyacaksınız..

OSMAN PAMUKOĞLU’NUN ÖNSÖZÜ
Erdal Sarızeybek “Hiçbir şey tecrübeden daha kıymetli ve kalıcı değildir.” İlkesinden hareketle, “Şemdinli’de Sınırı Aşmak” ve “Hesaplaşma” kitaplarım yazdı. Halkı,’, aydınlattığı için de onların beğenisi ve takdirlerini kazandı.
Sarızeybek, cesur, idealist ve dürüst kişiliğinin kaçınılmaz bir sonucu olarak şu anda elinizde olan eseri kaleme aldı. Her konusu ve bölümü yargı sürecinden geçmiş bu kitap, O’nun dayanıklığı ve feragati sayesinde mücadelesini nasıl kazandığını anlatıyor.
Bu kitap aslında iyi bir insanın feryadıdır.
Ömer Hayyam’ın dünya ve insan hallerini en kestirme yoldan anlatan bir dörtlüğü şöyledir:
“Yıkık bir saray bu dünya dedikleri, Gece ve gündüz atlarının durak yeti, Yüz cemşitten arta kalmış bir dünya bu, Yüz behram kendinin sanmış bu gökleri.”
Tanrı kitaplarında ne diyor?
“Her şeyi affederim bir şey hariç. Kimse benim karşıma kul hakkı yemiş olarak gelmesin!” Sarızeybek yolun açık olsun. Gençliğe Hitabe kime yazıldı?
Osman Pamukoğlu 29 Ocak 2007

İLK SÖZLER
Komutanım, diyerek haberci odama girdi ve Selçuk Yüzbaşı sizinle görüşmek istiyor, dedi. Gelsin, dedim. Selçuk alayımızın istihbarat subayı idi.
-    Komutanım, müsaade ederseniz bir hususu arz edeceğim.
-    Buyur Selçuk.
-    Komutanım. Ankara’dan aradılar. Birkaç numaranın üç aylık dökümünü istiyorlar bizden.
-    Kim İstiyor Selçuk?
-    İstihbarat Başkanlığı komutanım.
-    Senden bunu isteyen kim?
-    Uğur Yüzbaşı.
-    Söyle beni arasın.
-    Emredersiniz komutanım.
Garip bir durumdu. Genelde istihbarat gibi hassas konularda aracılık olmaz ya emir verilir yazılı olarak ve de gizli ya da görüşmeler birebir yapılırdı en üst düzeyde. Bir yüzbaşıya aracılık görevi verilmiş olması garipti. Bir öğleden sonraydı hatırladığım. Uğur Yüzbaşı beni aradı.
-    Evet Uğur?
-    Komutanım aramamı emretmişsiniz.
-   Nedir bu hikâye Uğur?
-    Komutanım. Malumunuz biz de merkezden istihbarat yapıyoruz ama mahkeme kararı çıkarmakta zorluğumuz var. Yığılmalar oluyor. İşimiz gecikiyor. Bu nedenle her alaya dağıtım yaptık numaraları. Onlardan istiyoruz.
-    Uğur. Bu doğru değil ki.
-    Biliyorum komutanım ama acil bir durum bu.
-    Kim istiyor bunu?
-   İstihbarat Başkanı Tuğgeneral Levent Ersöz.
-   Tamam. Bu seferlik yapalım. Ama bundan sonra yazılı emir gönderin.
-    Emrederseniz komutanım.
-    Sahi, bu numaralar kime ait?
-   Biliyorsunuz komutanım, terörist işte.
Uğur yüzbaşı ilk kez bu tür sorulara muhatap olmuş olacak ki yaptığımız konuşma pek hoşuna gitmemişti, sesinsen anladım. Selçuk yüzbaşıyı çağuttım ve bu kez gerekeni yapın ama bir daha yok, diye emir verdim. Üzerinde durmadım zira istihbarat ne de olsa istihbarattı ister Urfa olsun ister Ankara, her şey ülkemiz için değil mi?
Yeni atanmışım Urfa’ya. Her yeni görevde olduğu gibi yapılacak iş çok. Bizden önce Faik albay varmış. Alayın Önü olmuş otopark, duvarları eğreti. İlk olarak bu duvarları yıkmakla işe başladık. Ön cepheyi meşhur Urfa taşından kapladık. Yanına güzel bir oturma yeri yaptık. Amacımız halka hizmet başka bir şey değil!
Şimdi kızıyorum kendime, keşke diyorum, keşke bizden istenen telefon numaralarını hiç tespit etmemiş olsaydım. Ama nerden bilecektim ki en azından üçünün kozmik gizli olduğunu? Her birinin şifreli bir dosyaya ait olduğunu? Ankara’dan top secret bir operasyon yürütüldüğünü? Bilemedim. Bilemeyince de aldım başıma belayı. Bir de köstebek çıkınca karşımıza ortalık karıştı. İşte bu kitap bir belanın hikâyesidir. Bilmeden ve de istemeden başı belaya girenlerin ibretle okuması gereken bir yaşamı anlatır bu kitap.
Bu satırlarda bir yaşam göreceksiniz ve de bu yaşamın nasıl yok edilmek istendiğini.
Bu kitapta bir mücadele göreceksiniz hiç bitmeyen ve bitmeyecek olan.
Bu kitap size sizi hatırlatacak, çocukluk yıllarınızı, gençliğinizi ve de yorgun bedendeki güçlü yüreğinizi.
Uğruna verdiğiniz mücadele kutsal bildiğiniz değerler olunca, dayanma gücünüzün sonsuzluğunu göreceksiniz bizde ve yaşadıklarımızda.
Sendelemekten korkmayın; bırakın ayağınız taşa çarpsın, acı-sın ama yürüyün doğru bildiğiniz yolda. Engeller sizi ürkütmesin, bırakın Önünüze aşılmaz dedikJeri engel koysunlar aldırmayın, aşın onları, sizi durduramasın. En önemlisi Gazi Paşayı unutmayın: Ülke için gerçek amaç ne ise onu görecek, o hedefe yürüyeceksin. Herkes senin aleyhinde bulunacaktır. Herkes seni yolundan çevirmeye çalışacaktır. Fakat sen buna dayanacaksın. Önüne sonsuz setler yıkacaklardır. Kendini büyük değil, küçük, zayıf, vasıtasız, hiç sayarak, kimseden yardım gelmeyeceğine emin olarak bu setleri aşacaksın!
Sizinle nerede tanıştığımızı hatırlıyor musunuz? Peki ya kara kovan balı yediğimiz yeri?
Anladım; siz Gevaruk yaylasına çıkmadınız ve Komır’un su-başında buz gibi ayran da içmediniz Öyle mi? Öyleyse ben anlatayım:
Bizsizinle 1992 yılında Şemdinli’de tanıştık1. Sınırları aştık ne Iran kaldı ne Irak hepsini geçtik biz. Ne konuşmuştuk o zamanlar, size söylemiştim, orada da ağaçlar yeşildi, papatyalar sarı, insanları su içerdi kan değil, okullarında istiklal Marşı söylenirdi, Türk Bayrağı dalgalanırdı dört bir yanında, onlar da şehitlere gözyaşı döker, teröre lanet ederdi, demiştim.
Aradan geçti yıllar tekrar karşılaştık sizinle, karış karış hudutları dolaştık2. Asker ve hudut hattında dolaşan kaçakçıların para uğruna Mehmetçiğe nasıl kurşun attığını, teröristlerle nasıl işbirliği yaptığını üzülerek gördük. Üstelik kaçakçılığın gözler önünde açık açık yapılması, kaçaktan gelen paranın mermi olarak Mehmetçiğe atılması sizin de benim de epey canımızı sıkmıştı. Son sözlerim şu olmuştu sizlere yürekten söylediğim: Yapayalnız, yapayalnız kaldık, yapayalnız bir Türk milleti, tarihten beri! Ama asıl güç orada, asıl güç Türk milletinde, güç bizde!
Dilerdim, keşke hepsi bu kadar olsaydı size anlatacaklarım ama daha neler yaşamadık ki! Bazen olaylar bizi sürükledi bir bilinmeze bazen biz olayların ortasında bulduk kendimizi. Yaşadığımız olaylar ve bu olayların biz de yarattığı düşünceler satırlara döküldü kendiliğinden.
Bu düşünceler alıyor beni ve götürüyor uzaklara, bir geçmişi hatırlatıyor bir geleceği gösteriyor, korkuyorum. Dönüyorum içime ve kendime cesaret vermeye çalışıyorum. Diyorum, Gazı Paşa sana söylemedi ki Bursa’daki nutkunu önce gençlik var. Hitabı da sana değil, yaşın elliye dayanmış önce gençlik var Türk’ün, Türklüğün, diyorum korkma. Unutulmayacak olanları not etmeye gerek yok deyip çeviriyorum sayfasını yılların.
Geçenlerde emekli Korgeneral Çetin Haspişiren’e rastladım İstanbul’da. Sağ olsun halimizi hatırımızı sordu. Ne yapıyorsun, dedi. Dedim yazıyorum. Aman Erdal, sen akıllı çocuksun, silahlı kuvvetlere bir zarar gelmesin, dedi ama ben anlamadım. Sonra daha niceleri “Aman Erdal, teşkilata zarar verme. Zaten silahlı kuvvetlere zarar vermek için çabalayanlar var, sen alet olma”, dediler. Ben gene anlamadım.
Daldım karanlık düşüncelerime ve dedim, yoksa ülkemizi karanlığa sürükleyen sen misin? Dedim, yok!
Dedim yoksa sen mi devlet malına deniz dedin de milli servetimizi heba ettin? Dedim yok!
Dedim sen bölücülük mü yapıyorsun? Yoksa sen misin terörist, yarattın onları da yok etmek yerine şimdi seyrediyorsun? Dedim yok!
Yoksa sen insanların özel hayatına mı giriyorsun gizlice, sen misin Gazi Paşalara kurşun atan, ikbal uğruna, koltuk uğruna, şahsi çıkarların uğruna yoksa sen mi geleceğimizi karartıyorsun? Cevap verdim ama kararlı ve de sertçe, yok dedim.
inanın bana gerçek ne ise odur değişmez görmek zorundasınız bunu. Gerçeği bilmeden doğru karar veremezsiniz. Geleceği göremezsiniz. Birlik ve beraberliği sağlayamazsınız. Amacımız kimseyi yıpratmak değil! Gazi Paşa’nın mektebinde okudum ben, yıl 1970. Küçük bir çocuktum o yıllar. Bize Gazi Paşa’yı sevmeyi öğrettiler ve de O’nun yolundan yürümeyi. Bu satırları bize yazdıran sevgidir ülkeye olan, insana olan bayrağa olan. Ruhumuza askerlik var içimize işlemiş. Sevgimiz ülkemize, Mehmetçiğe, bayrağımıza. Biz bu değerlerle büyüdük. Bizi terk etmez değerlerimiz, ölüm canı alır ama değerler kalır. Savaşın yerini yanlış seçtiler, içimizde olur mu hiç! Hedefi yanlış seçtiler, yüreğe kılıç çekilir mi hiç bu ülke için atan! Şahsi hesabımız olmaz bizim, düşündüğümüz ülkedir.
…..

Satın Alabilirsiniz

Acıktın mı? Mükemmel bir yemeğe ne dersin?Korr.com.tr

Burada yer almak ister misiniz?
Satın alma bağlantılarını web sitenize yönlendirin.

Genel Bilgiler

Benim için ARA!

Cevap ver

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Kapat

Forza Rowing Club