Yaktığın Coğrafya

Kasım 22, 2010 Can Yayınları, Şiir

Acıktın mı? Mükemmel bir yemeğe ne dersin?Korr.com.tr

Mehmet Hameş’in Yaktığın Coğrafya’sı ‘yaban bir Doğa’nın haşin haritasını okumaya çağırıyor bizil: ‘sırtını sırtlan sırtlan kayalıklar’a vermiş ve ‘yaralarını çakal ulumalarının’ kanattığı bir bedenin de coğrafyasıdır bu… Doğa ve Beden ne kadar yabansa, Tin o kadar incelmiştir: ‘Düşleri Kalbine Kilitlenen’ bir şair tinidir ve ‘Aşk, şairin kanında bir paslı iğne’dir…
Mehmet Hameş: Asi nehrinin yazan asî bir çocuk!
Hilmi Yavuz

Mehmet Hameş, 1959 yılında Hatay’ın Hassa ilçesinde doğdu. 1977 yılında Adana’ya yerleşti. Uzun süre özel sektörde çalıştı: Daha sonra Adana Büyük Şehir Belediyesi’ne bağlı Koza Kültür – Sanat A.Ş’de danışmanlık yaptı. 2004 yılından itibaren Mersin’e yerleşti ve Sanat Akademisi çalışmalarını sürdürmektedir. Çocuk yaşlarda şiir yazmaya başladı. Şiire uzun süre ara verdikten sonra, şiire dönüş yaparak çeşitli edebiyat ve sanat dergilerinde şiirleri tekrar yayımlanmaya başladı.  1998 Hacı Bektaş şiir yarışmasında mansiyon, 2000’de ise Dünya Kitap şiir ödülünü aldı. Şairin yayımlanmış şiir kitapları: Yaktığın Coğrafya  (Can Yayınları, 2001),  Suskunluğu Su Rengi ( Dünya Yayıncılık, 2001), Tay ve Ter (Yom Yayıncılık, 2004), Yaşlı Kelebek ( Evrensel Basım Yayın, 2007).

Konuşacak Bir Şeyler Var

aramızda konuşacak bir şeyler vardı oysa

göğün çatısı deliniyor yağmur ve şimşekler maratonda

içimde azan yalnızlığımı çoğaltıyorlar sığınak ararken

yalnızlıkları ısırıyorum simitle birlikte boş bakışlardayım

yolunu kaybetmiş yolcuyum yolum nerde ben nerdeyim

aramızda konuşacak bir şeyler vardı oysa

uzun uzun doldurdum onu gönlümün sancılarına, erittim

günler hüzünle bitti yalnızlığıma gül attı kül ekti

kutsal şerbetti, şiirler armağan etti

yalnızlığımı bahar düşleriyle dolduran onlarca

aramızda konuşacak bir şeyler vardı oysa

birlikte yürüseydik bulvarın mavisine

oturup dinlenseydik çiçekleri altında portakalların

nehir boyu uzansaydık dilsiz göle

tütünümüzden tüttürseydik üst üste lodosa

aramızda konuşacak bir şeyler vardı oysa

karanfiller güllerle kaldırımda çiçekçi çocuk

‘bir gül al bir gül ver sevdiğine, solmasın ellerimde’

buğulu gözleriyle yaşayamadığı çocukluğu yüreğimde

teni kül müydü gül müydü sureti hâlâ ıslak gözlerimde

aramızda konuşacak bir şeyler vardı oysa

neler neler anlatırdım, son yazdığım şiiri belki

imgelerin kendisiyle dansını pek de severdi

negatiflerle oynamayı kaçak bakmayı bir de

aramızda konuşacak bir şeyler vardı oysa

şuracıkta şiirler okusaydık esmer esintiler de olsa

Nadide Zaman

adını saklı tutmamı isteyene

yetim bir yolculuğa çıkan o kadın

hayatın burgaçlarına bırakıyordu kangren kederini

sürüklüyordu düşlerini menzili olmayan bir yola

oysa teli kırık mandolin sesiydi günün gerginliği

yüzü yanan petrol kuyusuydu işgal edilmiş bir ülkeydi aklı

kuşlar kulaklarına resmederken ilkyazı nazlanıyordu nadide zaman

içinde upuzun yatarken küflenen pişmanlığı

kanat vuruyordu menzilsiz hüzünlerine kuşları

sabahın köründe bir fil ölüsü taşıyordu sırtında

raylar boşaldıkça yaşayacak dünlerini kanatıyordu kuşkuları

niçin biriktirdiği belirsizdi dilinin küplerinde suskunluğu

ki gölge sessizliği bırakarak yürüyordu kaldırımdaki kalabalığa

raylarca uzuyordu yüzünün çizgileri

şimşekler başlarken gökyüzünü göğsünden bıçaklamaya

çığlıksız o çocuğun tınısına dökemeden özlemlerini

karşılamaları boş kamaralara dönüşüyordu peronda

düşlerinde aysberglere veriyordu sıcaklığını

yaşamı sorguluyordu: yaşam kirli bir suydu

çözemiyordu bunca zamanda suyun git gelini

ay ışığında küf rengine dönerken yüzü

kuş figürlü zarflara bırakıyordu kalbindekini

kırdın bir kelebeğin kanadını

kırdın bir kelebeğin kanadını

bahar bu ovaya küser artık

yağmur yağmaz dut dallarına

bir tas su bile içilmez asi’den

git gidebilirsen bensiz

dilsiz bu yerlerden

işte gene davetsiz imgelerindeyim

çocukluğumun papatyalı gömleğisin

giyindiğim güzellik çok eskilerden

oysa sunmuştum kendimi sunağına

şam’da kelebek ömrüdür aşkımız şimdi

ah samira, hüzünlerimle sırladığım ayna

bedenime acı hayatıma katık sevgili

açıp bakabilirdin albüme

kirpiklerinle renklendirebilirdin halbuki

eski bir resmi

kırdın bir kelebeğin kanadını

kuşlar bu ovayı terk eder artık

yörük çadırları kurulmaz dik bayıra

baykuşlar öter keklikler yerine

nehir akmaz vadinin yeşil yerinden

bir tas su bile içilmez asi’den

git gidebilirsen bensiz

dilsiz bu yerlerden

Satın Alabilirsiniz

Acıktın mı? Mükemmel bir yemeğe ne dersin?Korr.com.tr

Burada yer almak ister misiniz?
Satın alma bağlantılarını web sitenize yönlendirin.

Genel Bilgiler

Benim için ARA!

Cevap ver

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Kapat

Forza Rowing Club