Ye Dua Et Sev

Ağustos 14, 2010 Anı, Pegasus

Acıktın mı? Mükemmel bir yemeğe ne dersin?Korr.com.tr

Ye, Dua Et, Sev kitabının satışları 2 milyona yaklaşırken önümüzdeki birkaç ay içinde bu rakamın 5 milyonu bulması bekleniyor. Kitap 36 dile çevrildi yaklaşık 1 Yıl boyunca bütün en çok satanlar listesinde 1. sırada ve halen ilk üçte yerini korumaktadır.2008 yılında filme alınacak kitapta hayatını Ye, Dua Et, Sev’de anlatan yazar Elizabeth Gilbert’i Julia Roberts canlandıracak.Ye,Dua Et,Sev bu olağanüstü kitabı çok sevdim.Hillary Clinton

Bugünlerde sokakta gördüğüm kadınların neredeyse hepsinin elinde Ye Dua Et Sev’i görüyorum. Elizabeth’i programıma çıkarmak için oldukça sabırsızlanmıştım.Oprah WinfreyBu Sürükleyici ve cezbedici gezi anısında,gazeteci Liz Gilbert bir yıllığına İtalya,Hindistan ve Endonezya’yı kapsayan bir yolculuğa çıkar Şanslıyız ki öğrendiği şeyleri Kendimize katabiliriz. Marie Claire

Müthiş,ilgi çekici,zekice ve yüksek derecede keyif veren bir anı romanı..Mutlaka Okuyun TimeOtuzlu yaşlarının başında, Elizabeth Gilbert modern bir kadının isteyebileceği her şeye sahipti iyi bir eş, şehre uzak büyük bir ev, başarılı kariyer fakat tatmin ve mutlu hissetmek yerine o, panik ve şaşkınlıkla tükendiğini hissediyordu. Bu, bilgelik ve heyecanla yüklü kitap onun sahip olduğu başarı göstergesi olan şeyleri arkasında bırakıp bunların yerine koyduklarının hikayesidir. Takip eden bir boşanma ve yıkıcı bir depresyondan sonra, Gilbert kendi doğasının gerektirdiği üç özelliği sorgulamak üzere ön plana plana çıkarır ve üç farklı kültür zeminin karşılaştırır: İtalya’da keyif, Hindistan’da ibadet ve Bali’nin Endonezya Adalarında dünyevi hazlar ve ilahi yücelik arasındaki denge.Yakın zamanda Elizabeth Gilbert gibi iyi bir yazar daha tanımış değilim. Gilbert’in kitabı zeka, neşe ve konuşma diline özgü tartışmasız bir canlılık ile yüklü.THE NEW YORK TIMES BOOK REVIEW

Hizabeth Gilbert’in Ye, Dua Et, Sev kitabına Övgüler

“Okumaya değer, eğlenceli… o ve sevgilisi Balıdır gün batımına doğru yelken açtıklarında, Gilbert beni kendine hayran bıraktı. O cesur bir kadın. Uz, ruhani yaralarını ve pop kültür dünyasında inancı aramayı görkemli bir şekilde anlatmış.”

—The Washington Post

Gilbert’in coşkunluğu ve kendisiyle dalga geçmesi olayların gidişatına neşe katıyor direk olarak ilk kez Tanrı ile konuşma girişiminde bulunduğu anı hatırladığında. “Yapabildiğim tek şey “Ben daima yaptığın işin büyük hır hayranıyım,” dememek için kendimi engellemeye çalışmaktı* demektedir.

—The New Yorker

_Gilbert’in romanı sizin en içten ve en neşeli arkadaşınızın günlüğünü okumak gibi çünkü o karşılaştığı şifa veren kişileri, eski bağımlıları ve (evet’) kibar yakışıklı erkekleri anlatıyor.”

—Glamour

“İlgi çekici, zekice ve yüksek derecede keyif veren bir anı romanı… Hindistan’da geçirdiği zaman üzerine anladıkları güzel, dürüst ve silhet esansı kokularından muaf”

—Time

“Bir arkadaş olarak ve bir yazar olarak  Gilbert masum, insanlara güvenen, cömert, sevecen ve dokunaklı birisidir.”

—The Boston Globe

….

Giriş

ya da;

Bu Kitabın Nasıl İşlediği

ya da; 109. Boncuk

H indistan’da yolculuk ederken özellikle kutsal mekânlarda ve Ashram’da gerdanlarına boncuktan bir kolye takmış pek Çok insan görürsünüz. Çıplak, sıska ve göz korkutan Yogilerin (ya da bazen balıketli, nazik ve neşe saçan Yogiler) kolye takarken çekilmiş eski fotoğrafları da gözünüze çarpabilir. Boncuktan yapılan bu kolyelere japa mala adı verilir. Bu kolyeler yüzyıllardır Hindistan’da kendini bu işe adamış olan Hindu ve Budistlerin ahit bir meditasyona odaklanmalarına yardımcı olsun diye kullanılırlar. Kolye bir elde tutulur ve bir; halka şeklini alır—nıanıramn her tekrar edilişinde boncuklardan birine dokunulur. Ortaçağ Haçlıları kutsal savaşlar için Doğu’ya giderlerken, bu japa malalar ile ibadet eden kimseleri gördüler, tekniklerine hayran kaldılar ve bu fikri tespih adı vererek Avrupa’ya taşıdılar.

Geleneksel japa mala 108 boncuktan oluşur. Doğulu filozofların en gizemli olanlarının arasında 1Ü8 sayısı uğurlu sayı olarak tanımlanıyor: Üç rakamlı bir sayı; bileşenleri dokuz oluyor ki üçle üçün çarpımı da dokuzu doğurur. Tabii bir de üç rakamı… Bu rakam, Kutsal üçlüyü bilen birinin de göreceği gibi en üstteki dengeyi simgelemekledir. Bu kitap benim denge bulma çabalarıma dair olduğundan, yapısını tıpkı bir japa malaya benzetme kararı aldım ve hikâyemi 108 kıssaya ya onu boncuklara böldüm.

108 kısa öykünün bütünü ise İtalya, Hindistan ve Endonezya’ya dair olmak üzere üçe ayrıldı—iç dünyama yolculuk yaptığım sılalarda ziyarette bulunduğum üç ayrı ülke. Bu bölümler her bir kısımda 36 kısa öykü olduğu anlamına geliyor—ki bu benim açımdan kişisel bir anlam da taşıyor çünkü hu kitabı otuz altı yaşımda yazıyorum.

Pekâlâ, Bu numeroloji işini Louis Farrakhan ile de konuşmadan önce, izin verin bütün bu hikâyeleri tıpkı bir japa mala gibi bir araya getirme fikrinden hoşlandığımı söyleyeyim, çünkü bu gerçekten de… yapısal bîr şey. Samimi bir ruhani sorgulama sistemli bir öğreti için gösterilen çaba demektir—ki bu her zaman böyleydi. Doğrunun Arayışı herkese özgü değildir; en azından herkese özgürlük tanınan bu yüzyılda. Hem arayış içerisinde olan biri hem de bir yazar olarak, boncuklarla mümkün olduğunca çok vakit geçirmenin işe yaradığını gördüm ve anık dikkatimi elde etmeye çabaladığım şeye daha çok odaklıyordum.

Her durumda, her bir japa malanın Özel, ekstra bir boncuğu olur 109. boncuk ve bu boncuk tıpkı bir kolye süsü gibi diğer 108 boncuğun denge ekseninin dışında durmaktadır. 109. boncuğun hoş bir süveterde yer alan fazladan bir düğme ya da kraliyet ailesinin en genç oğlu gibi acil durumlar için »aklandığını düşünürdüm. Fakat görünen o ki, bu boncuğun çok daha yüksek bir anlamı mevcut. İbadet sırasında parmaklarınız bu boncuğa değdiği vakit meditasyonla ilgilenmeyi bir kenara bırakıyor ve eğitmenlerinize teşekkür etmek istiyorsunuz. Bu nedenledir ki benim 109. boncuğuma sıra geldiği zaman, ben de başlamadan önce bir süre öylece duruyorum. Bu yıl içerisinde çok sayıda merak uyandıran şekle bürünerek karşıma çıkan tüm eğitmenlerime teşekkürlerimi sunuyorum.

Fakat en özel teşekkürlerimi şefkati yüreklere dokunan ve ben Hindistan’dayken Ashram’ında çalışma iznini bana cömertçe sunan Gurıtma sunuyorum. Ayrıca bu noktada belirtmeliyim ki Hindistan’daki deneyimlerimi dinsel bir eğitmen ya da herhangi birinin sözcüsü olarak değil de tamamıyla kendi bakış açımdan faydalanarak yazıyorum. Kitap boyunca Gurumun adını anımsıyor oluşumun nedeni budur—çünkü ben onun ağzından konuşmuyorum. Onun öğretileri zaten kendilerini çok daha iyi anlatacaklardır. Ben ne onun adını ne de Ashram’dakj mekânının yerini burada belirteceğim—ki bu durumda ne ilgilenilmiyor olan ne de yönetim kaynaklarım içinde barındırmayan bu iyi olan kumlusu dışarda bırakıyorum.

Minnettarlığım için son bir açıklama daha Bazı isimler çeşitli nedenlerden dolayı bu kitabın içine dağıtıldığından, Hindistan’ın Ashram kentinde  ister Hintli ister Batılı olsun tanıştığım her bekâr insanın adım değiştirmeyi tercih ettim. Bunun nedeni ise, bu ruhani yolculuğa çıkma nedeni bir kitapta isim olarak yer alabilmek olmayan pek çok İnsana duyduğum saygıdır (Tabii kendim hariç). Bu anonim oluş ilkesinde tek bir istisnai harekette bulundum: Teksas’dan olan Richard’ın adı gerçekte de Richard ve o gerçekten de bir Teksas’lı. Onun gerçek adını kullanmak istedim çünkü Hindistan’da bulunduğum süre içerisinde kendisi benim için çok büyük anlamlar ifade etmekteydi.

Son bir şey daha: Eğer onun bir eroinman ve alkolik olduğunu esas olarak adından kitapta söz edersem bunun problem olup olmayacağım Richard’a sorduğumda, bunun hiçbir sorun teşkil etmeyeceğini söyledi.

Dedi ki; “Aslında bu konuda duygularımı dile getirecek tek bir söz bile bulmakta zorlanıyorum.’

Fakat öncelikle—İtalya…

1

Giovanni Din beni öpmesini isterdim.

Ah, fakat bunun berbat bir fikir olması için pek çok neden var. Bir yerden başlamak gerekirse, Giovanni benden on yaş daha genç ve yirmili yaslarımla okul bir çok İtalyan erkeği gibi halâ annesiyle beraber yaşıyor. Hu gerçekler bile onu benim için romantik bir eş yapmamaya başlı başımı birer neden. Tabii bir de benim başarısız bir evlilikten henüz çıkmış, tahrip ettiler ve sonu gelmez bir boşanma yaşamış ve bunun ardından serde esrik bir kalp kırıklığı bırakan tutku dolu bir ilişki yaşamış olan otuzlu yaşlarına gelmiş Amerikalı profesyonel bir kadın okluğumu düşünürsek… Kayıp üstüne kayıp yaşamak beni üzgün ve kırılgan biri haline getirdi ve inanır mısınız yedi bin yıl kadar yaşlanmama neden oldu. Aslında prensip olarak kendi üzüntümü ve eski yaşadıklarımı o çok tatlı, tertemiz. Giovanni’ye yaşatmak istemezdim. Bir kadının günün birinde güzel kahverengi gözlere sahip genç bir adamı kaybetmenin acısı karşısında bir başkasını yatağına alıp almaması konusunda kimdim sorguladığı yaşlara nihayet eriştiğimi ise hiç vurgulamıyorum. Aylardan beri yalnız yaşıyor olmamın sebebi bu zaten. Aslında, bütün bir yılı bekârlık içinde geçirmeye karar vermiş olmamın sebebi de budur.

Usta bir gözlemci şu soruyu sorabilir: “Öyleyse İtalya’ya neden geldin?”

Ben de bu soruyu şöyle cevaplarım—özellikle masanın karşısında duran yakışıklı Giovanni’ye bakıyorsam: “Harika bir soru!”

Giovanni benim Paylaşım Arkadaşımdı. Bu kulağa biraz imalı bir deyiş gibi gelebilir. Takat maalesef Öyle değil. Bütün bunlar şu anlama geliyor Birbirimizin dilini öğrenmek için Roma’da ballanın birkaç akşamı bir araya geliyoruz Önce İtalyanca konuşuyoruz ve o bana karsı sabırlı davranıyor; sonra İngiliz…

Satın Alabilirsiniz

Acıktın mı? Mükemmel bir yemeğe ne dersin?Korr.com.tr

Burada yer almak ister misiniz?
Satın alma bağlantılarını web sitenize yönlendirin.

Genel Bilgiler

Benim için ARA!

Cevap ver

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Kapat

Forza Rowing Club