27 Mayıs İhtilali ve Sebepleri

Ekim 2, 2009 KUBBEALTI NEŞRİYAT, Siyasal Hayat

Acıktın mı? Mükemmel bir yemeğe ne dersin?Korr.com.tr

6444339

İçindekiler

Türkiye’de Cumhuriyet’in Kurulmasından Sonra Siyasi Partilerin Teşkili
Demokratlar İktidarda
Demokrat Parti İktidarı’nın Müsbet İcraatı
D.P. Hükümeti’nin Karşılaştığı Güçlükler ve Hataları
Demokrat İktidarın Zayıflaması
Subaylar Arasındaki Memnuniyetsizliğin Sebepleri

BİRKAÇ SÖZ
Anayasa hukuku Ord. Prof. Dr. Ali Fuad Başgil, bu kitabı, İsviçre’de Fransızca olarak yazdı. Yazarın gayesi, çağdaş Türkiye’nin iç siyâsî târihinin tetkikini kolaylaştırmaktan ibarettir.
Eser, batı basınında ve ilim muhitlerinde, büyük bir alâka ve hayranlıkla karşılandı. Tanınmış yazarlar ve ilim otoriteleri, eserden bahsetmek için, âdeta birbirleriyle yanşa girdiler. Bu makalelerden pek az bir kısmı, eserin son tarafına eklenmiştir. Bunların tetkikinden de anlaşılacağı gibi, eser, sâdece 27 Mayıs İhtilâli hakkında değil, Atatürk Türkiyesi ve Atatürk inkılâptan hakkında da garp okuyucusuna, doyurucu malûmat vermiştir.
Şimdiye kadar hiçbir Türk ilim adamı, batıda, yabancı bir dilde böylesine seviyeli bir eser kaleme almamıştır. Batılı yazarlar, bu vesile ile Türkiye’den ve Atatürk inkılâplarından uzun uzadıya bahsetmek ve okuyucularını aydınlatmak fırsatını bulabilmişlerdir.
Eseri, İsviçreli naşir Perret Gentil, Cenevre’de yayınladı. Ve prospektüsten birisini, İstanbul Hukuk Fakültesi S ek re terliği’ne de gönderdi. Sekreterlik, eserden bir miktar getirterek kütüphaneye koydu ve bâzı profesörlere verdi. Bu eseri okuyan üniversite öğretim üyeleri, bir tepki göstermediler. Fakat, İstanbul savası, esere karşı hassasiyet gösterdi. Onu hemen tercüme ettirerek Adalet Bakanlığı’na yolladı ve yazar hakkında takibat izni aldı.
Yazar hakkındaki takibat vazifesini üzerine alan Kadıköy savası, ekspertize dahi lüzum görmeden, yazar aleyhinde âmme dâvası aça. Ve onu anayasa nizâmını bozmak ve yabana ülkelerde memleketin itibârını zedelemekle itham etti. Bunu yaparken de, sâdece kendi şahsî ve indî görüşlerini esas tuttu.
Halbuki, avukat Mehmet Ali Sebük’ün de cinayet mahkemesinde belirttiği gibi, yazar, anayasa nizâmının yurdumuzda kurulması ve memleketimizin hâriçteki itibârının yükselmesi uğrunda, bütün ömrünü harcamıştır. Yine aynı müdafi avukat tarafından, yazarın şahsiyet dosyası, cinayet mahkemesine verildi. Burada, kendisinin sosyal şahsiyeti ve ilmî faaliyeti belirtildi. Bu suretle yazarın, sava tarafından ileri sürülen fiilleri işleyecek karakterde bir şahsiyet olmadığı ortaya kondu. Nitekim tanınmış İlim otoritelerinden kurulu bilirkişi heyeti de, eserin aslını ve tercümesini tetkikten sonra, yazarın, isnat edilen suçlardan hiçbirisini işlemediği neticesine vardı. Bilirkişinin ittifakla verdiği bu târihî rapor, savcının yalnız indî ve şahsî görüşlerinin isabetsizliğini belirtmekle kalmamış, aynı zamanda, memleketimizde, fikir hürriyetinin mevcut olmadığı yolunda, Banda uyanan şüpheleri de izale etmiştir.
Yazar, 27 Mayıs İhtilâli’ni, hukukî ve siyâsî yönden tahlil etmiş ve onun sebeplerini kendi görüşlerine göre, salâhiyetle ortaya koymuştur. Salâhiyetle diyoruz, çünkü kendisi zamanın devlet ve hükümet adamlarına nasihatta bulunmuş ve bütün gücü ile ihtilâli önlemeye çalışmıştır. Ayrıca Yüksek Adalet Dîvânı huzurundaki şahitliği sırasında hukukun tarafsız sesi île konuşmuş ve ihtilâlin adalet mekanizmasına ışık tutmaya gayret etmiştir,
Bu itibârla, saçlarını memleket hizmetinde ağartmış ve 40 sene müddede Anayasa nizâmının ve onun müesseselerinin kurulması için durmadan savaşmış olan yazara, 10 sene ağır hapis cezasını müstelzim iki suç İsnat edilmesi, sâdece memleketimizde değil, ban dünyâsında da büyük bir tepki ile karşılanmıştır.
Yazar, tercüme ettiğimiz eserin her satr ve kelimesi üzerinde durmuş ve bize bu sahada da, ışık tutmuştur. Onun için bu kitap tercümeden ziyâde, kıymetli hocamızın üslûbunu taşıyan bir telif eser hüviyet ve havasını kazanmıştır.
Eserin sonuna, adalet huzurunda cereyan etmiş olan mücâdelenin safhalarını da ekledik. Bu surede, memlekete hizmet aşkı ile çırpınan bir ilim adamının ne gibi fedakârlıklara katlanmak zorunda olduğunu ve tarafsız bir adalet cihazı huzurunda, hakkın dâima zafere ulaşabileceğini göstermek istedik.
İşte bu derece asil bir gaye ile yazılmış, yurdumuzun dünya üzerindeki prestijini arttırmış ve Türk hâkimleri huzurunda parlak bir İmtihan vermiş olan bu eseri, kıymeti vatandaşlarımızın istifâdelerine arz ederken, memleketimize karşı hizmet borcumuzu îfâ etmenin şeref ve huzuru içinde bulunmaktayız.
ÇEVİRENLER

ÖNSÖZ
Bu eser, bugünkü Türkiye’nin iç siyâseti ile ilgilenen Fransız okuyucularına hitap etmektedir. Yazar, neticeleri bu gün dahî devam eden ve şüphesiz daha senelerce de devam edecek olan bir hâdiseyi ana hatları ile anlatmaya çalışmaktadır. Bu hâdise, 1950 yılından beri iktidarda bulunan Demokrat Parti Hükûmetini bir kaç saat içinde ortadan silip süpüren 27 Mayıs 1960 Hükümet Darbesidir.
Reisicumhur ile birlikte bütün hükümet üyeleri ve parlamentodaki mebusların büyük bir kısmı, önce bir müddet için Harp Okulu binasında nezâret altına alınmak, sonra da İstanbul’un Marmara denizindeki küçük bir adacığa, Yassıada’ya sevkedilmek üzere, en süratli bir şekilde, Ankara’da kendilerini tevkif edilmiş buldular. Yüksek Adalet Dîvânı’nda on altı buçuk ay devam eden ve mevkutlardan birkaçının ölüm cezasına, bâzılarının muhtelif hapis cezasına çarptırılması ve pek azının da berâatine karar verilmesiyle neticelenen bir dâva açıldı. Bu hâdise, üzerinde bir an düşünmeye lâyık değil midir? Ve ondan muhtemelen bir ders çıkarılamaz mı? Bu olayda, umumiyetle herkese, bilhassa devlet adamlarına yarayacak bir ders vardır. Bizzat Türk devlet adamlarına olduğu kadar, bütün dünyânın devlet adamlarına da…
Bu günkü teknik ilerlemeler sayesinde dünyâmızın hacminin küçülmesi ve mesafelerin kısalması karşısında, böyle bîr hâdise mahallî olmak vasfını kaybeder ve taklit kânunları îcâbınca başka bir memlekette yeniden baş göstermek tehlikesini, fazlası ile yaratır.
. Bununla beraber, bâzı haberler ve basında çıkan dağınık makaleler dışında, bizim bildiğimize göre, bu tarihî hâdisenin şartlan hakkında henüz toplu bir inceleme mevcut değildir, içinde bahis konusu hâdisenin sebeplerini belirtmeye çalıştığımız bu eseri, bilhassa böyle bir boşluğu doldurmak için yayınlamaktayız. Eğer şartlar müsâade ederse, 27 Mayıs Hükümet Darbesi’nin neticeleri ve Türkiye’nin hâli hazır hükümeti üzerinde bir incelemeyi ihtiva eden İkinci bir eser yayınlayacağız.
Bu önsözü, bize lütufkâr misafirperverliğini sunan isviçre halkına minnettarlığımızı ifâde etmeden bitirmek istemiyoruz. Gerçekten, bu eserde bahsedilen karışıklıklar bizi şahsen, sâdece bedenî ve ruhî bakımdan zarara uğratmamış ve fakat peşinden üç aya yakın bir mevküfiyeti de sürükleyip getirmiştir.
Çektiğimiz ızdıraplardan kurtulmak için, (çünkü, memleketimizin geçirdiği sıkıntı aynı zamanda bizim sıkıntımız olmuştur) başka nice insanlara olduğu gibi, bize de kollarını genişçe açan İsviçre halkına sığındık. Bu lütuf ve kabul sayesinde bu eser gün ışığına çıktı. İyi düşünülürse, bu asil millet birkaç asır önce meşhur Iran şâir ve filozofu Şeyh Sadi’nin mısralarında nefis bir belâgada ifâde ettiği ve insanlığa sunduğu hakimane bir kaideyi farkında olmadan tatbik etmiştir:
“Ademoğulları aynı vücudun azalandır, çünkü hepsi aynı cevherden yaratılmıştır. Eğer, bunlardan biri acı duyarsa bütün diğerleri de bu acıyı duymalıdırlar.”
ALİ FUAD BAŞGİL

Satın Alabilirsiniz

Acıktın mı? Mükemmel bir yemeğe ne dersin?Korr.com.tr

Burada yer almak ister misiniz?
Satın alma bağlantılarını web sitenize yönlendirin.

Genel Bilgiler

Benim için ARA!

Cevap ver

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Kapat

Forza Rowing Club