Allah’ı İnkar Mümkün müdür? Atatürk’ün Hayatını Değiştiren Kitap

Ağustos 28, 2009 İslam Felsefesi, YAKAMOZ YAYINCILIK

Acıktın mı? Mükemmel bir yemeğe ne dersin?Korr.com.tr

ataturkunhayatinideg

Atatürk’ün üç günde okuduğu ve geleceğin Türkiye’sini inşa ederken görüşlerinden yararlandığı önemli eser…

Atatürk’ün 3 Günde Okuduğu Kitap!

Atatürk’ün okumaya düşkünlüğü ve kitaplara verdiği önem herkes tarafından bilinir. Daha Selanik’te bulunduğu gençliğin ilk dönemlerinden itibaren zamanın büyük kısmını okumakla geçiren Atatürk, okumakta olduğu kitaplardan edindiği fikirlerle de ufkunu genişletilmiş, bu şekilde sadece kendi geleceğini değil, bir ulusun geleceğini çizmiştir.

2. Meşrutiyet döneminin ünlü düşünürlerinden Şehbenderzade Amhed Hilmi tarafından kaleme alınan “Allah’ı İnkar Mümkün müdür?” de Atatürk’ün üç günde okuduğu ve geleceğin Türkiye’sini inşa ederken görüşlerinden fazlasıyla yararlandığı önemli eserlerden biridir.

Şehbenderzâde Ahmed Hilmi bu eseri aslında Allah’ın varlığını kanıtlamak ve felsefede küfrün niteliğini belirtmek amacıyla yazmıştır.

Ancak eserin “Okuyuculara Birkaç Söz” başlıklı giriş bölümünde yaptığı değerlendirmelerde Osmanlı İmparatorluğu’nun bulunduğu siyasi sıkıntılara değinerek bu konunun çözümü için önemli fikirler de ileri sürülmüştür.

Atatürk, düşünce yapısını büyük oranda etkileyen bu eser aracılığıyla Auguste Comte ve Pozitivizmle tanışmış… Dini ideolojiye karşı fen bilimlerinin yükselişinin farkında varmış ve “Hayatta en hakiki mürşidin ilim olduğu” inancının temellerini atmıştır.

Atatürk’ün Hayatını Değiştiren Kitap
Cumhuriyetimizin kutucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün askerlik mesleğine dair kitaplar yazmış ve çeviriler yapmış olduğu hemen hemen herkes tarafından bilinmektedir. Bu kitaplar arasında ilk akla gelenler Zahit ve Kumundan ile Hasbıhal, Takımın Muharebe Eğirimi, Cumalı Ordugâhı, Bölüğün Muharebe Eğitim Ğn. Bunların dışında Atatürk tarafından yazılmış Arıburun Muharebeleri Raporu, Atatürk’ün Hatıra Defteri, Mustafa Kemal Atatürk’ün Karlasbad Hatıraları adlı eserlerde ise onun hayatı ile ilgili bilgiler mevcuttur.
Tabii olarak herkes tarafından okunan ve bilinen muhteşem eseri Nutuk hakkında burada ayrıca bilgi vermemize gerek yoktur.
Ankara’da yeni devletin kurulmasından sonra Mustafa Kemal Atatürk, gerek yeni cumhuriyetin sağlam temellere oturtulması ve gerekse toplumun yeniden yapılandırılması için çok yönlü bir arayış içine girmiş; bunun sonucunda öncelikle Harf İnkılâbı sonrasında 1928′de Türk Dil Kurumu, birkaç yıl sonra ise 1931′de Türk Tarih Kurumu kurulmuştur
Yeni devletin en önemli kurumları ortaya çıkarken Atatürk gerek yurt içinden gerekse yurt dışından edindiği yüzlerce eseri bizzat okumuş ve okuduğu kitaplar üzerine notlar düşmüş ve önemli gördüğü yabancı kitapların çevrilerek yayınlanmasını sağlamıştır.
Daha Selanik’te bulunduğu gençliğinin ilk dönemlerinden itibaren zamanının büyük kısmını okumakla geçiren Atatürk, okumakta olduğu kitaplardan edindiği fikirlerle de ufkunu genişletmiş, bu şekilde sadece kendi geleceğini değil, bir imparatorluğun geleceğini çizmiştir
Tarihler 1909′u gösterirken zamanın önde gelen felsefecileri arasında gösterilen Filibeli Ahmed Hilmi tarafından yazılan elinizdeki bu eser. Hikmet Matbaai İslamiyesi israfından Osmanlı efkari umumiyesine sunulmuştur.
Atatürk bu eseri 1911′de Silvan’da bulunduğu zamanlarda “3 günde” okuyup bitirmiştir. Şerafettin Turan “Atatürk’ün Düşünce Yapısını Etkileyen Olaylar, Düşünürler. Kitaplar” (Türk Tarih Kurumu Yayınları 1982 Ankara) adlı eserinde (sayfa 21) Atatürk’ün bu kitabı okuduktan sonra “Toplumsal ve devrimci görüşlere sahip olduğunu” yazar
Şehbenderzâde Ahmed Hilmi bu eseri aslında Tanrı’nın varlığını kanıtlamak ve felsefede küfrün niteliğini belirtmek amacıyla yazmıştır
Ancak yazar eserinin “Okuyuculara Birkaç Söz” başlıklı giriş bölümünde yaptığı değerlendirmelerde Osmanlı İmparatorlugu’nun içinde bulunduğu siyasi sıkıntılara değinmiş, bu konunun çözümü için önemli fikirler ileri sürmüştür.
Atatürk’ün de düşünce yapısını büyük oranda etkileyen bu fikirlerden en önemlisi, Şehbenderzâde’nin “Osmanlı toplumunun Olta Çağ hayatından çağdaş yaşama geçmek zorunda olduğu ve bunun uzun sürecek yavaş bir gelişmeyle gerçekleşmeyeceğini de belirterek hızlı bir ilerlemenin yani bir DEVRİMİ’nin zorunlu olacağına” dair olan düşüncesiydi. Şehbenderzâde Ahmed Hilmi bu konuda şunları ifade etmektedir:
“Orta Çağ hayatından günümüz yaşayışına geçmek mecburiyetinde kalmış bir milletiz. Küçük bir azınlığa göre bu hüküm doğru olmasa bile, genellikle yerindedir. Şurası da var ki, yukarıda sözünü ettiğimiz geçiş, ağır bir ilerlemeyle ve uzun bir sürede yapılamaz. Çünkü medeniyet bizim hatırımız için ve bizi beklemek üzere ilerlemekten vazgeçip geri kalmayacağından, öyle, kaplumbağa yürüyüşüyle biz hiçbir zaman medeniyet kervanına yetişemeyiz.”
Osmanlı İmparatorluğu’nun adım adım bir sona yaklaştığı ve bu gidişatı engellemek için farklı fikirlerin öne sürüldüğü bir dönemde Şehbenderzâde Ahmed Hilmi’nin bu keskin fikirleri daha sonra bu kitabı okuyan Atatürk tarafından kurulan yeni Türkiye Cumhuriyeti’nde birbiri ardına yapılan devrimlerle hızla uygulanmıştır.
Genç Mustafa Kemal, Şehbenderzâde Ahmed Hilmi’nin bu kitabında Auguste Comte’la ve pozitivizmle tanışmış. dinî ideolojiye karşı fen bilimlerinin yükselişinin farkına  varmış. “Hayatta en hakiki mürşidin ilim olduğu” inancının temellerini atmıştır.
Atatürk bu kitabı okuyup bitirdikten sonra kitaba şu not karı düşmüştür: “Allah’ı İnkâr Mümkün mü?” eserini bilirdim. Bütün filozofların, çeşitli dinlere bağlı olan natüralistlerin, akile ilan n, materyalistlerin, hukukçuların, düşünürlerin, tasavvufçuların tümü, ruhun var olup olmadığını, ruhun ve maddenin bir ya da ayn olup olmadığını, ruhun kalıcı olup olmadığını inceliyor.”
Bir dünya savaşının tam ortasında kendi teorik yapılanmasını inşa etmeye çalışan bu genç adam, kitabın açlığı tartışmayı böylece özetledikten sonra kendi tavrını şu cümleyle ortaya koyuyordu:
“Bu incelemelerde, bilim ve fenne dayananlar kabul edilebilir.”
Atatürk’ün bu görüşleri, elinizdeki bu kitabın değerini açıkça ortaya koymaktadır. İlk baskısı 1909/132? yılında Hikmet Matbaası tarafından “Allah’ı İnkâr Mümkün müdür? = Huzuru Fende Mesâiki Küfür” adıyla Osmanlıca olarak yapılan ve yüz yıla yakın bir süredir Türk kamuoyundan uzak kalan bu değerli kitabı Osmanlıcadan sadelestirerek okuyucularımıza sunmaktan büyük mutluluk duyuyor, ayrıca eserin yayınlanmasını sağlayan Yakamoz yayınlan sahibi değerli dostum Haluk Derince’ye tevekkül ediyorum.
Ahmet Almaz Kuzguncuk. Mayıs 2008

Filibeli Ahmed Hilmi (18651914)
Filibe doğumlu olan Alımed Hilmi bu nedenle Filibeli Ahmed Hilmi olarak anılmıştır. Babasından dolayı da Şeh’ benderzâde olarak anılmıştır. İlk eğilimini Filibe’nin müftüsünden alan Ahmed Hilmi, daha sonra ailesiyle birlikte İzmir’e taşınmıştır. Eğitimini Galatasaray Lisesinde tamamladıktan sonra Düyuno Umumiye’de çalışmaya başlamış, sonra Beyrut’a atanmıştır. Siyasi bir mesele nedeniyle Beyrut’tan Mısır’a kaçmış, 1901′de tekrar İstanbul’a dönmüş fakat Fizan’a sürülmüştür. Tasavvufa olan ilgisi büyümüş, özellikle Vahdeti Vücud düşüncesine inanmaya başlamıştır. Tasavvufi yönü fikirlerini büyük oranda etkilemiştir. Meşrutiyetin ilanıyla 1908′de İstanbul’a dönmüştür. Burada İttihatı İslam adlı bir haftalık gazete çıkarmaya başlamış fakat bu gazete uzun soluklu olmamış ve sonunda başka gazetelerde yazmaya başlamıştır. 1910′da Hikmet isimli bir haftalık gazete yayımlamaya başlamış, yine aynı yıl Hikmet Matbaayi İslamiyesi’ni kurmuştur.
İttihat ve Terakki Cemiyeti’ni eleştirmeye başlamıştır. Düşünceleri dönemde cemiyetin karşıtı olan görüşlerle de uyuşmadığı için birçok düşman kazanmıştır. Eleştirilerini ve görüşlerini en çok Hikmet gazetesinde yayımlamış, gazeteyi günlük çıkartmaya başlamıştır.
Düşünceleri nedeniyle Hikmet gazetesi matbaası ile birlikte yasaklanıp kapatılmış, kendisi de Bursa’ya sürgüne gönderilmiştir. Fakat daha sonra sürgünden dönünce Hikmet gazetesini tekrar yayımlamaya başlamıştır. Yine de gazetesinin ömrü, yayımladığı fikirleri nedeniyle uzun olmamıştır
Ekim, 1914′te zehirlenerek ölmüştür. Zehirlenmesinin nedeni ve durumu tam olarak bilinememektedir. Masonluk ve Siyonizm ile mücadele eden ilk kişilerdendir. Dolayısıyla ısrarla karşı çıktığı ve düşmanı olmuş masonlarca zehirlendiği söylenmektedir.
Eserleri:
Hikmet gazetesi Ahmed Hilmi’nin düşünceleri açısından çok önemlidir. Bunun dışında Ahmed Hilmi’nin en ünlü eseri A’mâkı Hayâl adlı romanıdır. Eserde Vahdeti Vücud inancı manevi hikâyelerin yardımıyla anlatılmaktadır. Bunların dışında Coşkun Kalender isimli bir mizah gazetesi de çıkarmıştır. Yazarlığının yanı sıra Darülfünun’da felsefe öğretmenliği yapmıştır. Felsefi incelemelerini ve düşüncelerini kaleme aldığı eser, “Allah’ı İnkâr Mümkün müdür?” adlı kitabıdır.
Daha bir çok yayınlanmış eseri bulunmaktadır.

….

Satın Alabilirsiniz

Acıktın mı? Mükemmel bir yemeğe ne dersin?Korr.com.tr

Burada yer almak ister misiniz?
Satın alma bağlantılarını web sitenize yönlendirin.

Genel Bilgiler

Benim için ARA!

Cevap ver

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Kapat

Forza Rowing Club