Yiğit Düşünce/Kaza mı, Suikast mı?, Kurtaramama Rezaleti mi?

Ağustos 20, 2010 Aktüel Siyaset, Profil Yayıncılık, Siyasal Hayat

Acıktın mı? Mükemmel bir yemeğe ne dersin?Korr.com.tr

BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindekileri taşıyan helikopterin 25 Mart 2009 tarihinde Kahramanmaraş Göksun’da düşmesinden sonra, herkesin kafasındaki soru şuydu: Suikast mıydı? Bu kitapta da bu ve buna benzer pek çok soru sorulacak, tüm ipuçlarının ardından gidilecek. Cevabı ise okur verecek. İşte sorulardan bazıları:
2007 yılında Avrupa’da bir yerde, bazı gizli servis üyeleri, BBP Lideri Muhsin Yazıcıoğlu’nun ortadan kaldırılacağını konuştu mu? BBP Lideri’nin bundan haberi oldu mu?
Yazıcıoğlu’nun eşi Gülefer Yazıcıoğlu, kaza akşamı Kahramanmaraş’a gitmek üzere evden ayrıldıktan sonra, birileri gelip çalışma odasındaki laptopu aldı mı?

Kazadan sonraki ilk saatlerde, bir kadın, Yazıcıoğlu’nun genel merkezdeki odasına girerek, tüm özel dosya ve belgelerini niye aldı? Bu belgeleri kimlere teslim etti?

Kaza akşamı, ilk saatlerde Muhsin Yazıcıoğlu’nun evinde özel dosyaları almaya çalışırken yakalanan kadın kim için çalıştığını söyledi?

Ergenekoncuların Muhsin Yazıcıoğlu’nu asla affetmemelerinin nedeni, Recep Tayyip Erdoğan’a kurdukları büyük tuzağı boşa çıkarması mıydı?

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, siyasi hayatını Muhsin Yazıcıoğlu’na mı borçlu?

ÖNSÖZ

Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindekileri kaybettiğimiz talihsiz helikopter kazası, ilgili ilgisiz, tanıyan tanımayan, hemen hepimizi derinden sarstı.

Helikopter enkazına günler sonra ulaşılabilmesi, herkesin duyarlılığını daha da artırdı. 112 Acil Servis’i arayarak kazayı haber veren meslektaşımız, İHA muhabiri İsmail Güneş’in yürek burkan feryatları, yüreğimizi dağladı.

Tüm Türkiye ekran başında sabahlayarak, Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindekilerden güzel bir haber bekledi. Milyonlar tek yürek oldu, Allah’tan onları yakınlarına ve Türk milletine bağışlamasını niyaz etti. Ama olmadı. Karlı dağlar onları geri vermedi. Bembeyaz karlar onları örttü, kefenledi ve “Sonsuzluğun Sahibi’ne” teslim etti.

Tüm gelişmiş imkânlara rağmen, kazazedelere 47 saat sonra ulaşılabildi. Ne telefonlarından yerleri tespit edilebildi, ne helikopterdeki cihazlardan. Tüm şartlar onların aleyhindeydi. Olmadı, Muhsin Başkan ve beraberindekiler kurtarılamadı.

Kaza sonrası ilk saatlerden itibaren büyük bir tartışma başladı. Kaza mıydı, yoksa suikast mı? İhmal miydi, yoksa zaaf mı? Devlet bunca teknolojik imkânlara rağmen nasıl enkazın yerini tespit edemedi? Bunda bir kasıt var mıydı? Tüm Türkiye, günlerce bunları konuştu, durdu. Ama giden geri gelmedi. Muhsin Başkan ve arkadaşları Hakk’ın rahmetine kavuştu.

Türkiye, Muhsin Yazıcıoğlu’nun cenazesi için Ankara’ya aktı. Bir milyon seven insan, onu son yolculuğuna dualarla, tekbirlerle uğurladı. Türkiye, onun hayatı boyunca gerçekleştirmek için çabaladığı ‘Büyük Birliği, cenazesinde sağladı.

Ancak zihinlerdeki “Suikast mıydı?” sorusu bir türlü yanıtlanmadı. Tüm kaza kırım raporları, otopsi raporlarına rağmen, aklımızın bir köşesinde bu işte bir iş olduğu kuşkusu takıldı, kaldı.

1907 yılından beri Muhsin Yazıcıoğlu’nun yakınında bulunmuş, onun sevdiği, güvendiği bir gazeteci olarak, bu talihsiz kaza ve sonrasındaki gelişmelerin izini sürmeyi görev bildim. Elimden geldiğince soru İşaretlerini yanıtlamak için çabaladım. Niyetim, O büyük vatanseverin ruhunu rahat ettirebilecek bir sonuca ulaşmaktı.

Elinizdeki bu eserde belki bunu tam olarak başaramadım. Ancak, yine de sorular sorup, yanıtlarını aradım. Hataları, eksikleri, ihmalleri ortaya koymaya çalıştım.

Onu tanıma fırsatı bulmuş, bir Müslüman Türkün nasıl olması gerektiğini ondan görmüş, kendine güvenen imanlı bir Türkün, nasıl Fatihleri, Yavuzları, yüzyıllar sonra bile bünyesinde yaşatabildiğine şahit olmuş biri olarak, onun kaybını sorgu

Sorguladım, çünkü eğer bu olay bir suikastsa, bunun farkında bile olamamayı bizlere yakıştıramadım. Sorguladım, çünkü eğer bu bir suikastsa, onu Türk milletinden koparıp alan hainlerin, en azından enselerinin ürpermesini istedim.

Türk yurdunun gür ormanlarında, ulu bir çınarı yıkmışlarsa, o çınarın gümbürdeyerek düşerken, kendisini yıkan hainleri altına almasını istedim. Bu çatışma için beni cesaretlendiren, destekleyen dostlarım; Cem Küçük’e, Doç. Dr. Hasan Oktay’a, Hakkı Öznur’a, Hakan Pala’ya, Adnan Öksüze, Engin Şenol’a, Ünal Tanık’a, Ayhan Kıskaca ve BBP camiasına, huzurlarınızda şükranlarımı sunuyorum.

Allah, böyle bir acıyı bir daha milletimize yaşatmasın.

Muhammet Kutlu

Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindekileri taşıyan helikopterin düştüğü haberi geldiğinde, yolumun üzerindeki Necatibey’de bulunan bir dostuma uğramış, yazdığım bir haberi, temsilciliğini yaptığım Cafesiyaset’e göndermeye hazırlanıyordum.

Düşen helikopterde İHA Sivas Burudan İsmail Güneş isimli arkadaşın da bulunduğunu ve helikopterin düştüğünü 112′yi arayarak onun haber verdiğini öğrenince, hemen İHA’nın Ankara Bürosu’nu aradım. Görüştüğüm eski haber müdürüm Behçet Aksoy’a işin aslım sordum. Haberi doğruladı ve kendilerinin de İsmail Güneş ile telefonda görüştüklerini anlattı. İsmail Güneş’in, kendisinden başka kurtulan olmadığını söylediğini aktararak, “Durum vahim Muhammet. Fazla ümitlenmeyelim. Galiba Muhsin Başkan’ı kaybettik” dedi.

Behçet Aksoy, İHA Başbakanlık Muhabiri Devlet Arık’ın izinli olarak memleketi Kahramanmaraş’ta bulunduğunu belirtti ve, “İstersen Devlet’i ara o da bir şeyler öğrenmeye çalışıyordu” dedi.

Az sonra hattın diğer ucunda Devlet’in bitkin sesi vardı. O da aynı bilgileri tekrar etti ve “Abi Muhsin Başkan’ı kaybettik galiba. Ben de şurada bir yere çöküp dua etmeye başlayacaktım. İnşallah bir mucize ulur da kurtulurlar” diye konuştu.

Devlet ile konuşmamız biter bitmez telefonum çaldı. Arayan, Ankara’nın önde gelen habercilerinden bir arkadaşımdı. Her zamanki samimi üslubuyla, “Müdür, gördün mü nasıl düşürdüler Muhsin Yazıcıoğlu’nu? Duyduklarımız doğruymuş demek ki” dediğinde, elim şakağımda koltuğa yığılıp kaldım. Arkadaşım, 2007 yılının ortalarında, Ankara kulislerinde kulaktan kulağa fısıldanan bir duyumu hatırlatmak istiyordu.

Buna göre, bir Avrupa ülkesinin başkentinde, dünyanın önde gelen ülkelerinin istihbaratçılarının yaptığı sohbete şahit olan bir Türk işadamı, orada konuşulan konular arasında, “Aşırı Türk milliyetçi parti lideri Muhsin Yazıcıoğlu’nun” yakın bir zamanda ortadan kaldırılacağı yönündeki ifadelere şahit olmuştu,

Söz konusu işadamı. Türkiye’ye dönüşünde, konuyu Türk istihbaratındaki tanıdıklarına aktarmıştı. Onlar da BBP Lideri Yazıcıoğlu’na iletmiş, dikkatli olması konusunda uyarıda bulunmuşlardı. Bununla da yetinmeyip, Muhsin Yazıcıoğlu ve çevresinde bir takım tedbirler almışlardı.

Kulislerde dolaşan bu duyumu ilk fırsatta BBP Liderine sormuştum. Ondan, kendisinin de bu tür duyumlar aldığı yanıtını almıştım. Muhsin Yazınoğlu, her zamanki nezaketiyle bu konuyu yazmamamı istemiş, ben de bu isteğine saygı göstermiştim.

BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, 2009 Mart’ına kadar kamuoyuna yansıyan dört, açıklanmayan yirmi civarında şüpheli trafik kazası atlatmıştı. Söz konusu dış komployla ilgili duyumlar Ankara kulislerinde havada uçuştuğu için, BBP Liderinin geçirdiği her kazaya şüpheyle yaklaşır olmuştuk.

Bu konuyu, ileride yeniden ele almak üzere bir kenara bırakıp, kaza gününe geri dönelim….

Satın Alabilirsiniz

Acıktın mı? Mükemmel bir yemeğe ne dersin?Korr.com.tr

Burada yer almak ister misiniz?
Satın alma bağlantılarını web sitenize yönlendirin.

Genel Bilgiler

Benim için ARA!

Cevap ver

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Kapat

Forza Rowing Club