Türk Dili Kitabı

Ocak 16, 2013 Dil - Grammer, Edebiyat, Kesit Yayınları

Acıktın mı? Mükemmel bir yemeğe ne dersin?Korr.com.tr

Her şey gibi dilimiz de büyük bir hızla değişmektedir, bu tabii bir olgudur. Tarihimizde başka milletlerin dilini üstün görerek o dille yazan aydınlar, sultanlar olduğu gibi duruma isyan edenler de olmuştur. Aslında aydın, başkalarına benzeyerek var olmaya çalışan kişi değil, kendi değerleri üzerinde yükselen kişidir ve insan neticede konuşup yazdığı dilin kültür dairesi içindedir. Dil, bir kurallar yığını olmayıp estetik bir yapı olduğu için, sadece kuralların bilinmesi ve uygulanmasıyla değil, ancak yüksek seviyedeki eserlerle mükemmelliğe ve estetik olgunluğa ulaşabilir. Konuşurken ve yazarken dili; en güzel, en doğru, en etkili şekilde kullanmak, dilini sevmek ve ona bilinçli bir saygı duymak milli bir borçtur. Ana dilinin yapı ve işleyiş özelliklerini iyi kavramak, onu iyi kullanmak hayattaki başarının da ilk şartıdır.

***

İçindekiler

Ön Söz..9

BİRİNCİ BÖLÜM

DİL NEDİR?

Dilin Tanımı..13
Dilin Kökeni..16
Dil Ediniminin Zamanı..20
Dilin Sosyal Yönü..23
Diller Arası Alışveriş..26
Gelişmişlik-Gelişmemişlik Mukayesesi Açısından Diller..38
Dil Türleri..41
Dili İnceleme Türleri..46
Yeryüzündeki Diller ve Dillerin Sınıflandırılması..49
Ural-Altay Dilleri..56

İKİNCİ BÖLÜM

TÜRK DİLİ

Çağlar Boyunca Türk Dili..61
Türk Dilinin Bugünkü Durumu..76
Selçuklu Türkçesinden Çağdaş Türkiye Türkçesine..83

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

TÜRK DİLİNİN ÖZELLİKLERİ

Ses Bilgisi..101
Yapı Bilgisi  116
Sözcük Türleri..140
Söz Dizimi..153
Anlam Bilgisi..17
Köken Bilgisi..186

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

TÜRK DİLİNİN DOĞRU YAZIMI VE DOĞRU KULLANIMI

Yazım özellikleri..191
Noktalama İşaretleri..206
Anlatım Bozuklukları..228

BEŞİNCİ BÖLÜM

SÖZLÜ ANLATIM

Sözlü Anlatım..247
Konuşma ve Türleri..248
Sözlü Anlatım Türleri..259

ALTINCI BÖLÜM

YAZILI ANLATIM

Yazılı Anlatım..285
Yazılı Anlatım Türleri..289

YEDİNCİ BÖLÜM

ARAŞTIRMA VE METİN OLUŞTURMA YÖNTEMLERİ

Kütüphane ve İnternetten Yararlanma..253
Kitap Bölümleri..259
Dipnot ve Bibliyografya..261

Yazarlarına Göre Kitaptaki Konuların Dağılımı

*Prof. Dr. Gülden Sağol Yüksekkaya: Dil Türleri, Selçuklu Türkçesinden Çağdaş Türkiye Türkçesine, Anlam Bilgisi, Köken Bilgisi

*Doç. Dr. Mesut Şen: Çağlar Boyunca Türk Dili, Türk Dilinin Bugünkü Durumu
*Doç. Dr. Erdal Şahin: Söz Dizimi
*Doç. Dr. Aylin Koç: Ses Bilgisi
*Yrd. Doç. Dr. Hilal Oytun Altun: Dilin Sosyal Yönü, Diller Arası Alışve­riş, Gelişmişlik-Gelişmemişlik Mukayesesi Açısından Diller, Deneme; Eleştiri, Makale, Köşe Yazısı (Fıkra), Röportaj, Dilekçe, Öz Geçmiş
*Yrd. Doç. Dr. Arzu Çiftoğlu Çabuk: Masal, Destan, Yazılı Anlatım, Gezi Yazıları, Günlük, Mektup, Rapor, Tutanak
*Yrd. Doç. Dr. Dilek Herkmen: Yapı Bilgisi, Sözcük Türleri
*Yrd. Doç. Dr. Göksel Öztürk: Sözlü Anlatım, Tekerleme, Türkü, Mani, Bilmece, Ninni, İlenç (Beddua, Kargış), Dua (Alkış), Efsane, Hikâye; Atasözü ve Deyim, Fıkra
*Dr. Nurgül Yıldız: Yazım Özellikleri, Noktalama İşaretleri, Kitap Bölüm­leri, Dipnot ve Bibliyografya
*Dr. Mehmet Kocakaplan: Dili İnceleme Türleri, Yeryüzündeki Diller ve Dilerin Sınıflandırılması, Ural-Altay Dilleri, Kütüphane ve İnternetten Yararlanma
*Dr. Yasemin Özdemir Bulut: Dilin Tanımı, Dilin Kökeni, Dil Ediniminin Zamanı, Anlatım Bozuklukları, Roman, Hikâye, Tiyatro, Senaryom Biyografi, Hatırat

Ön Söz

Bu kitap Yüksek Öğretim Kanunu gereğince üniversitelerde okutulan Türk Dili dersleri için YÖK tarafından oluşturulan çerçeve programa göre hazırlanmakla birlikte orada yer almayan köken bilgisi, anlam bilgisi, vurgu gibi konular üzerinde de durulmuştur.

Her şey gibi dilimiz de büyük bir hızla değişmektedir, bu tabii bir olgu­dur. Tarihimizde başka milletlerin dilini üstün görerek o dille yazan aydın­lar, sultanlar olduğu gibi bu duruma isyan eden aydınlar da olmuştur. Aslın­da aydın, başkalarına benzeyerek var olmaya çalışan kişi değil, kendi değer­leri üzerinde yükselen kişidir ve insan konuşup yazdığı dilin kültür dairesi­nin içindedir.

Konuşurken ve yazarken dili; en güzel, en doğru, en etkili şekilde kullan­mak, dilini sevmek ve ona bilinçli bir saygı duymak millî bir borçtur. Zaten bu derslerin öncelikli amacı ana dili bilincine sahip gençlerin yetiştirilmesidir. Ana dilinin yapı ve işleyiş özelliklerini iyi kavramak, onu iyi kullanmak hayat­taki başarının da ilk şartıdır.

Dilin etkili bir güce dönüşebilmesi için berrak, keskin ve güzel olması şarttır. Kuralları iyi bilinmeli, ama dil sadece bir kurallar yığını olmayıp este­tik bir yapı olduğundan dilin ancak yüksek seviyedeki eserlerle mükemmelli­ğe ve estetik olgunluğa ulaşacağı unutulmamalıdır. Tabii ki sırf Türk Dili ders­leri takip edilerek güzel ve sağlam bir dile sahip olunamaz. Dili güzel kullanan şair ve yazarların eserlerini dikkatlice okumak, gelişigüzel konuşmaktan ve çalakalem yazmaktan kaçınıp düşünerek ve özen göstererek yazma ve konuş­ma denemeleri yapmak gerekir.

Amacımız bu derslerde sırf teorik bilgilerle yetinilmemesiydi. Bundan dolayı elinizdeki kitapta teorik bilgiler; sorular, uygulamalar ve çeşitli bilim dallarından deneme, makale, eleştiri gibi örnek metinlerle pekiştirildi; öğren­ciler, düşünmeye ve araştırmaya yönlendirilmeye çalışıldı. Ayrıca yazıların hazırlanışı sırasında kullanılan kaynaklar, bütün olarak kitabın sonuna toplanmayıp konu sonlarında verilerek öğrenciler en azından başlangıç safhasın­da ulaşabilecekleri kaynaklardan haberdar edilmeye çalışıldı.

Ortak bir çalışmanın ürünü olan bu kitabı hazırlarken amacımız orijinal bir araştırma eseri hazırlamak değil, dilimizin yapısı ile yazılı ve sözlü anla­tımla ilgili bilgileri sistemli bir şekilde sunmaktı, ama yine de yazı sahipleri özenli ve araştırmaya dayalı bir çalışma neticesinde yazılarını hazırladılar. Kitapta alıntı metinlerin dışında Türk Dil Kurumunun 2005 Yazım Kılavuzu’na uyduk, alıntı yapılan metinlerin imlalarına ise dokunmadık.

2006 yılında hazırladığımız Türk Dili Kitabının, birtakım düzeltme, deği­şiklik ve eklemelerle 2010 yılında ikinci baskısını yayımlamıştık. İlk kitabı hazırlamamızın ardından geçen altı yıldan sonra artık aynı kitabı olduğu gibi sunmak olmazdı. Yazar kadromuz daraldı, ancak yazıları tekrar gözden geçir­dik, yeni kaynaklar ışığında bir kısmını yeniden yazdık.

Sözlerimi bitirirken hem yazılarıyla katkıda bulunan hem de kitabın kont­rolleri sırasında yardımlarını esirgemeyen Yrd. Doç. Dr. Hilal Oytun Altun’a ve Dr. Nurgül Yıldız’a, birlik beraberlik içinde heyecan dolu ve özverili çalışmala­rından dolayı yazı sahipleri Doç. Dr. Mesut Şen’e, Doç. Dr. Erdal Şahin’e, Doç. Dr. Aylin Koç’a, Yrd. Doç. Dr. Göksel Öztürk’e, Yrd. Doç. Dr. Dilek Herkmen’e, Yrd. Doç. Dr. Arzu Çiftoğlu Çabuk’a, Dr. Mehmet Kocakaplan’a, Dr. Yasemin Özdemir Bulut’a, yazıların bir kısmına yaptığı katkılardan dolayı Yrd. Doç. Dr. Nesrin Altun’a, kitabın basım işini büyük bir hevesle üzerine alan Kesit Yayınları’nm sahibi Sadettin Bayrak’a, kitabın hazırlık aşamasında heyecanı­mızı bizimle paylaşan Prof. Dr. Emine Gürsoy Naskali’ye, Prof. Dr. Ceval Kaya’ya, Prof. Dr. Halûk Harun Duman’a, Doç. Dr. Timur Kocaoğlu’na, Funda Gökçe Bağcı’ya, destekleriyle her zaman yanımda olan eşim Tuncay Yüksek- kaya’ya, zamanından çaldığım kızım Berin Ece Yüksekkaya’ya ve kitabın bası­mı sırasında bütün emeği geçenlere teşekkürü bir borç bilirim.

Prof. Dr. Gülden SAĞOL YÜKSEKKAYA Temmuz 2012, İstanbul

BİRİNCİ BÖLÜM

DİL NEDİR?

Dilin Tanımı

Dilin farklı yönleri ele alınarak pek çok tanımı yapılmıştır. Karmaşıklığı göz önüne alındığında, çeşitli şekillerde tanımlanması da tabiidir. Kelime anlamı olarak dil, “İnsanların düşündüklerini ve duyduklarını bildirmek için kelimelerle veya işaretlerle yaptıkları anlaşmazdır (TDK 1998 I: 586). Dil sadece insana ait bir varlık mıdır? Aslında diğer canlılarda, örneğin hayvanlar arasında da bir iletişim vardır. Ancak bu iletişimi sağlayan unsurlar, insan dilinden farklıdır. Hayvanlarda bazı ses, koku ve tatlarla sağlanan bu bildiri­şim, kalıtım yoluyla nesilden nesile geçer ve hemen hemen hiç değişmez (Friedel 1970 III: 694). İnsanlar arasında anlaşmayı sağlayan dil ise öğrenilir ve konuşmaya dayanır. Dünyada konuşabilen tek varlık insandır ve dil de insa­nın konuşma yeteneğidir.

Bir Vasıta Olarak Dil

Dil, duygu ve düşüncelerimizi anlatmaya yarayan en önemli araçtır. Cor- ballis dili şöyle tanımlamıştır: “Dil; mekânları, insanları, diğer nesneleri, olay­ları ve hatta düşüncelerle duygulan betimlemek için özel olarak kurgulanmış bir araçtır” (Corballis 2003: 12). Dilin bir araç olduğuna ilk kez Eflatun Kratylos adlı eserinde değinmiştir (Eflatun 1997:18-19). Mekiğin bir dokuma aracı, burgunun da bir delme aracı olması gibi ad da nesneleri adlandırma aracıdır. Ancak dil, herhangi bir araç değildir. Doğaldır ve kendine ait bir kimliğe sahiptir (Ergin 1992: 3). İnsan, dili kullanırken, onun doğal kurallarına uymak zorundadır. Bu aracı istediği biçimde değiştiremez. Kendine ait kurallarıyla var olan dil, bu kurallara aykırı bir kullanımı ya da müdahaleyi benimsemez. Örneğin Türkçede büyük ünlü uyumu vardır ve bu kuralın dışına çıkarak “gel­miş” yerine “gelmiş”, “sudan” yerine “suden” denemez. Türkçenin söz dizimi­ne aykırı olarak “Bilmek ben çok iyi senin suyu portakal sevdiğini” şeklinde bir cümle kurulamaz.

Dil ile Duygu-Düşünce Bağı     :

Dil yeteneği, insanın öteki yaratıklardan ayrı olan düşünme yeteneğine de sıkı sıkıya bağlıdır (Aksan 1998, I: 51). İnsan duygu ve düşüncelerini el, kol hareketleri ve mimikler gibi başka şekillerle de aktarabilir, ama bunlarla duygu ve düşüncelerin sadece bir kısmı, o da kısıtlı olarak, ifade edilebilir. Dil ise, ne kadar karmaşık olursa olsun insanın bütün hissettiklerini ve düşün­düklerini aktarabilme gücüne sahiptir. Herhangi bir dil ile bütün duygu ve düşünceler ifade edilebilir, daha önce hiç duyulmamış, kullanılmamış bir söz­cük türetilebilir, hiç söylenmemiş bir cümle kurulabilir. İnsanların duygu ve düşünceleri ne kadar çeşitli ve karmaşıksa, dil de bütün bu çeşitliliği ve kar­maşıklığı aktarabilecek sınırsız üretkenliğe sahiptir. Chomsky’nin tanımı dilin bu yönünü ortaya koymaktadır: “Dil, sınırlı sayıda sözcük ve kuraldan yarar­lanarak türetilebilecek sınırsız sayıda tümceden oluşan bir bütündür.” Bir başka deyişle dil, kendisini oluşturan öğeler ve bu öğeler arasındaki ilişkiler­den oluşan bir dizgedir. Dil dizgesi, şimdiye kadar söylenmiş tüm sözlerden yeniden oluşturulabilir, ancak bu sözlerin toplamı değildir. E. F. de Saussure, dizge kavramını satranç örneği ile açıklar: Satrançta önemli olan kurallardır, tek tek öğeler arasındaki ilişkilerdir ve şah, vezir, fil ve piyon gibi taşların işlevleridir. Satranç bu açıdan dile benzemektedir. Kuralları ve taşların birbir­leri arasındaki ilişki bakımından bağlayıcıdır. Ancak oyuncu, bu kurallar çer­çevesinde oyunu istediği gibi oynamakta özgürdür. Bu da dilin bireysel kulla­nımı gibidir [Toklu 2003: 12). İnsan dili kullanırken onun kurallarına ve öğe­leri arasındaki ilişkilere aykırı olmadan sınırsız söz söyleyebilir. Geçmişte var olmayıp yeni yapılan veya bulunan nesnelere, yeni kavramlara daha önce hiç söylenmemiş adlar verebilir. Örneğin nesneyi yapanların faks dediği makine­ye Türkçe konuşanlar, Türkçede daha önce olmayan bir sözcük türeterek belgegeçer adını vermişlerdir.

Canlı Bir Varlık Olarak Dil

Dilin sürekliliğini ve sınırsızlığını sağlayan özelliği canlı oluşudur. Toplu­mun yaşamındaki değişmeler, farklı kültürlerden ve bununla birlikte o kültür­lerin dillerinden etkilenmeler ile dil, tıpkı yaşayan bir varlık gibi, zaman içinde değişir ve gelişir. Her dilin tarihi içinde dönem dönem farklılıklar ve bazı bölümlere ayırmalar görülür. Bu dönemleri birbirinden ayıran unsurlar, dilde meydana gelen bu değişme ve gelişmelerdir. En küçük öğesi ses olan dilin vapısı içerisinde, seslerin bir araya gelmesiyle oluşmuş heceler, sözcükler ve ıu sözcüklerin oluşturduğu cümleler bulunur. Bu öğelerin her biri belli kural­lar içinde yan yana gelir ve dilde gerçekleşen değişimler de bunlar üzerinde olur. Bazı sözcükler kullanılmaz olur, bazılarının sesleri, bazılarının anlamlan değişir, yeni kelimeler ortaya çıkar. Bazen de dildeki kuralların bu tarihî seyir içinde değiştiği görülür. Mesela Türkçe yaşıl sözcüğü, tarihî gelişim içinde, ses değişikliğine uğrayarak yeşil şekline gelmiştir. Türkçede geçmişte kullanılan tayyare sözcüğü bugün kullanılmamakta, onun yerine uçak denmektedir. Dil­deki bu değişme ve gelişmeler, yine kendi kuralları içinde gerçekleşir. Dilin yapısına ve kurallarına, bunlan değiştirmeye yönelik, dışarıdan etki edilemez. Dile yapılacak bir etki yine onun kuralları çerçevesinde ve ancak doğal gelişi- 14 mini engelleyen bir durum varsa mümkündür (Ergin 1992: 4).

Sosyal Bir Varlık Olarak Dil

Dil, canlı olmasının yanında sosyal bir varlıktır ve toplum yaşamının şar­tıdır. Bir toplumu oluşturan bireyler, aynı nesneler için aynı sembolleri kulla­nır ve bu sembolleri aynı kurallara göre sıralar (Friedel 1970 III: 694). Bu bakımdan dil, toplumun bireyleri arasında “bir gizli antlaşmalar sistemindir (Ergin 1992: S). Örneğin su sözcüğü ancak Türkler, Türkçe konuşanlar için belli anlamlara sahiptir. Türkler bu nesneyi su kelimesiyle karşılamak konu­sunda sanki sözleşmişlerdir. Başka dilleri konuşan toplumlarda, Türkçe konu­şanların su dediği nesne farklı sözcüklerle karşılanmaktadır. O toplumun bireyleri arasında da başka bir gizli anlaşma sistemi var olmuştur ve bir top­lumun bütün bireyleri arasında bu anlaşma mevcuttur.

Kendisi de doğanın bir parçası olan insanı, diğer varlıklardan ayıran baş­lıca özellik, başka yer ve zamanlara ait bir bilgi birikimine, yani tarihe sahip oluşudur. Başka varlıklar gibi “bugünde” ve “burada” yaşamakta olan insanı, bugünden ve buradan ayırıp geçmişe, geleceğe ve başka mekânlara götüren dildir (Karaağaç 2002: 7). İnsan dil ile bir toplumun, ortak bir kültürün ve tarihin parçası hâline gelir. Dil, bu özelliğiyle, ortak sembollerin ve kavramla­rın insandan insana ve kuşaktan kuşağa aktarımını sağlamasıyla toplumu bir. arada tutan ve ona bir kimlik oluşturan en önemli varlıktır. Bir başka deyişle, toplumun ortak değerleri olan kültürü; kendi içindeki sesler, sözcükler ve cümleler aracılığıyla şifreler ve gelecek nesillerine aktararak toplumun sürek­liliğini sağlar. Dil olmasaydı insanların ne geçmişine ilişkin bir bilgisi olur, ne de insanlar bir toplum hâline gelebilirlerdi.

Sorular

  1. Dil deyince akla ilk gelen kavramları söyleyiniz.
  2. Dilin sosyal bir varlık oluşunu örneklerle açıklayınız.
  3. Dilin olanaklarının sınırsızlığını örneklerle açıklayınız.
  4. Dil olmasaydı düşünce olur muydu?

Bibliyografya

  1. Aksan, Doğan (1998), Her Yönüyle Dil Ana Çizgileriyle Dilbilim, C I-JII, Ankara: TDK yayınları.
  2. Corballis, Michael C. (2003), İşaretten Konuşmaya Dilin Kökeni ve Gelişimi, İstan­bul: Kitap Yayınevi.
  3. Eflatun (1997), Kratylos, çev. Suad Y. Baydur, İstanbul: Milli Eğitim Bakanlığı yayınlan.
  4. Ergin, Muharrem (1992), Türk Dil Bilgisi, İstanbul: Bayrak yayınları.
  5. Friedel, H.(1970), “Dil (Leng.)”, Meydan Larousse, İstanbul: Meydan Yayınevi.
  6. Karaağaç, Günay (2002), Dil, Tarih ve İnsan, Ankara: Akçağ yayınları.
  7. Koksal, Aydın (1980), Dil ile Ekin, Ankara: TDK yayınları.

TDK (1998), Türkçe Sözlük, Ankara: TDK yayınları.

Satın Alabilirsiniz

Acıktın mı? Mükemmel bir yemeğe ne dersin?Korr.com.tr

Burada yer almak ister misiniz?
Satın alma bağlantılarını web sitenize yönlendirin.

Genel Bilgiler

Benim için ARA!

Cevap ver

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Kapat

Forza Rowing Club