Birazoku.com sitesinde de kitapların ilk sayfalarından biraz okuyabilir, satın almadan önce fikir sahibi olabilirsiniz. Devamı »

Yazar ya da yayınevi iseniz kitaplarınızı ücretsiz yükleyin!

Dubrovnik Üçlemesi
Dubrovnik Üçlemesi

Dubrovnik Üçlemesi

Ivo Vojnovic

“Sahnelendiği andan itibaren klasikleşmiş bir tarihi drama…” Adriyatik’in incisi Dubrovnik’in üzerine, Dalmaçya kıyılarına kurulmuş Ragusa Cumhuriyeti’nin özgürlüğünü kaybedişinin hikâyesidir anlatılan. Takvimler 1808 yılını gösterdiğinde…

“Sahnelendiği andan itibaren klasikleşmiş bir tarihi drama…”

Adriyatik’in incisi Dubrovnik’in üzerine, Dalmaçya kıyılarına kurulmuş Ragusa Cumhuriyeti’nin özgürlüğünü kaybedişinin hikâyesidir anlatılan. Takvimler 1808 yılını gösterdiğinde I. Napolyon’un önderlik ettiği Fransız ordusunun ayak seslerinin şehirde duyulmasıyla başlayan çöküş ve acı teslimiyet…

Yazar Ivo Vojnovic, aynı zamanda memleketi olan, buram buram tarih kokan Dubrovnik’in siyasi yapısını ve yaşanan gelişmeleri aristokratların gözlerinden anlatırken, diğer yandan İtalya ve Fransa’nın bilhassa Hırvatların kültürlerinde ve dilinde bıraktığı izlere eserinde yer vermiş; halkın kaybedilmekte olan Cumhuriyet’e olan bağlılığını ve ihtiyacını anlatmıştır.

“Ekvinocij” adlı oyununda olduğu gibi, bu kez de kozmopolit değerleri yansıtan Vojnovic’in kıymetli eseri Dubrovnik Üçlemesi’ni Türkçe’ye kazandırmanın gururuyla…

İ Ç İ N D E K İ L E R

Önsöz  VIII

Giriş     XII

Üçlemenin Birinci Kısmı ALLONS, ENFANTS!

Üçlemenin İkinci Kum ALACAKARANLIK

Üçlemenin Üçüncü Kısmı TERASTA

Önsöz

Vojnovic, Kont Konstantin Vojnovic’in (1832-1903) ve Maria de Serragli’nin (1836-1922) ilk oğlu olarak 9 Ekim 1857’de Habsburg Krallığı’nda Dubrovnik’te dünyaya gelmiştir. Baba tarafından Sırp asilzadeleri Vojnovic ailesinin bir üyesidir. Annesi ise aristokrat Floransalılardandır. İlerideki edebi eserlerinde doğduğu şehrin ve tarihinin çok önemli bir yeri vardır. Ancak çocukluğunun çoğunluğunu Split’te geçirmiştir. 19. yüzyılın sonları ve 20. yüzyılda Dalmaçya ve Karadağ için son derece önemli siyasi ve kültürel bir rol oynayacak Lujo Vojnovic isimli meşhur bir erkek kardeşi vardır.

Bir delikanlıyken ailesiyle birlikte Zagreb’e taşınır ve burada 1879 yılında Zagreb Üniversitesi, Hukuk Fakültesi’nden mezun olur. 1884’e değin Zagreb’teki Kraliyet Mahkemesi’nde bir stajyer gibi görev alır. Sonrasında hukuk kariyerine Krizevci (1884-1889), Bielovar (1889) ve Zadar’da (1889-1891) devam eder.

Vojnovic, 1893’te Dubrovnik’teki Hırvatların ve Sırpların birlikteliğini bariz bir şekilde savunan Gundulic anıtının açılışı sırasında yayımlanan Gundulicey san (Gundulic’in Rüyası) isimli kısa bir oyun yazar. 1889’da Dubrovnik mahkemesinde işe alınır, sonrasında Brac adasındaki Supetar’a, ardından Zadar’a ve sonra tekrar Supetar’a taşınır. Supetar’daki işinden görevini mali olarak suiistimal ettiği için kovulduğunda hukuki kariyeri sona erer ve emeklilik hakları elinden alınır. 1907’de Zagreb’teki Hırvat Milli Tiyatrosu’nda drama yazan olur. Bu sırada Vojnovic’in Güneydeki Sirplanın Sırbistan altında birleşmesini ateşli bir şekilde savunduğu Sırp yanlısı fikirleri de eserlerine yansımıştır.

Balkan Savaşları’ndan önce Vojnovic milli kökenlerinden gurur duyduğunu gösteren oyunlar yazmış olsa da Avusturya-Macaristan Imparatorluğu ile Sırbistan arasındaki savaş patlak verdiğinde I. Dünya Savaşı sırasında bunlar ona pek de fayda sağlamamıştır.

1911’de İtalya’ya, Prag’a, Budapeşte’ye ve Belgrad’a seyahat etti. 1912 tarihli Belgrad gezisinde asil Sarp soyundan geldiğini kamuoyu önün de açıkladı. 1914’te Dubrovnik’e geri döndü, burada Avusturya-Macaristan hükümeti onu bir Yugoslav milliyetçisi olma suçlamasıyla Sibenik’te hapse attı. Dört ay sonra, 1914 Noel’inde Avusturya’nın Linz ilinin yakınlarındaki başka bir hapishaneye gönderildi. Avusturyalılar tarafından mahkeme görmeksizin üç yıl boyunca hapiste tutuldu. 1917’de nihayetinde Zagreb’teki bir hastaneye intikal ettirildi. Burada hapiste olduğu süreçte kaptığı ağır bir göz hastalığı defalarca kez tedavi edilmeye çalışılsa da başarılı bir sonuç alınamadı.

1. Dünya Savaşı sona erdikten sonra 1919’da Fransa’ya taşındı. 1922 yılında Dubrovnik’e tekrar taşınana kadar Fransa, Nice’de kaldı. Aristokrat soyundan geldiğini iddia ettiği ve zapt edemediği Yugoslav milliyetçiliği yüzünden 1924 yılında Miraslov Krleza ona sahte kont ve drama meraklısı diyerek bir kamu davası açtı.

1928 yılında Vojnovic’in göz problemleri iyice ağırlaşarak kör kalma aşamasına değin ilerlerdi ve güçten düşmüş bir şekilde Belgrad’taki bir hastanede tedavi görmek üzere Sırbistan’a gitti. 1929 yılında burada vefat etti. Naaşı, Dubrovnik’tedir.

Dubrovnik Üçlemesi, üç kısa oyundan oluşan tarihi bir dramadır. Yazar “Allons Enfants” adlı ilk kısımda Dubrovnik’in düşüşünü, “Alacakaranlık” adlı ikinci kısımda şehrin bağımsızlığını kaybettikten sonraki hali ve “Terasta” adlı üçüncü ve son kısımda da aradan belirli bir zaman geçtikten sonra şehrin ve insanlarının vaziyetini anlatır. Bu üç kısmı da daha doğru yorumlamak için öncelikle birazcık Dubrovnik şehrinin tarihine ve kültürüne değinmek gerekir.

Dubrovnik, Adriyatik Denizi’nin incisi olarak da bilinen tarihi bir şehirdir. 15. yüzyıldan 18. yüzyıla kadar bu şehir önemli bir ticaret merkezi ve kültürel anlamda bir odak noktası olarak öne çıkmıştır. Dubrovnik’in altın çağı 15. yüzyıl olarak kabul edilir çünkü o zamanlar şehir, Ragusa Cumhuriyeti adı altında özerk bir hükümet elinde yönetilmektedir ve önemli bir deniz ticaret noktası haline gelmiştir. Ragusa, ticaret yolları arasında stratejik bir konuma sahip

 

olduğu için de Doğu ile Batı arasındaki ticarette önemli bir rol oynamıştır. Tarihi boyunca olduğu gibi ve özellikle de sonrasında gitgide artacağı üzere şehir bağımsızlığını ve ticaret haklarını korumak için çeşitli savaşlar ve çoğunlukla da diplomatik mücadeleler içerisine girmek zorunda kalmıştır. Bu diplomatik mücadele ve çözüm yollarına yazının ilerleyen kısımlarında tekrar değinecek ve Vojnovic’in oyunda çizdiği Senato, halk ve burjuvazi portresinin temellerini ne kadar gerçek bir eksenden aldığını çok daha yakından inceleyeceğiz.

16.yüzyılda ise Dubrovnik, Osmanlı Imparatorluğu’nun baskısı altında kalmıştır. Osmanlılar, Balkan coğrafyasındaki hakimiyet alanını genişletmeye çalışırken Dubrovnik’e birkaç sefer düzenlese de bu girişimler başarısız olmuştur. Dubrovnik bağımsızlığını korumuştur ancak yazının ileriki kısımlarında değineceğimiz üzere şehir doğrudan Osmanlı hakimiyetine girmekten kurtulmuş olsa da gerek coğrafya gerek de yaşayacağı zorluklar dolayısıyla diplomasisi Türk etkisinden asla tam olarak kopamamıştır.

Bir sonraki yüzyılın ikinci yarısında Vojnovic’in meşhur erkek kardeşi Lujo Vojnovic’in “Dubrovnik’in Ilk Çöküşü” olarak adlandırdığı 1667 Dubrovnik Depremi yaşanmış ve bunun sonucunda nüfusun yarısı hayatını kaybetmiştir. Cennet gibi bir şehirden ekonomisi ve insan kaynağı son derece zayıflayan bir viraneye dönen Dubrovnik, bu dönemde ileride de yapacağı üzere diplomatik ilişkiler kurarak varlığını devam ettirmiştir. Venedik Cumhuriyeti’nin etkisi altında kalan şehir bu cumhuriyetle ittifaklar kurarak ayakta dursa da bu durum Dubrovnik’in bağımsızlığını ve ticaretini de sınırlamıştır.

Dubrovnik, 18. yüzyılın başlarında tekrar güç kazanarak ekonomik ve ticari ilişkilerini düzeltmeye başlasa da bu yüzyılın sonlarına doğru şehri bekleyen çok daha büyük ve tarihi bir sorun vardır: Napolyon Bonapart. Iste Lujo Vojnovic’in Dubrovnik’in İkinci Çöküşü olarak adlandırdığı olay da budur. Napolyon emrindeki Fransız orduları Dubrovnik’i ele geçirir. Bu dönemde Senato ve elit kesim arasında ise bağımsızlığını kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalan her millette olduğu üzere hararetli tartışmalar yaşanır. Ivan Kaboga isimli bir senatör şehrin yerlilerinin ve en değerli varlıklarının dönemin Osmanlı padişahı aracılığıyla Ege Denizi’ndeki adalardan birine aktarılmasını dahi teklif eder. Vojnovic’in belirttiği üzere bu Dubrovnik’i tekrar inşa etme düşüncesi ise hiç öyle radikal ve de hayalperest bir düşünce değildir. Çünkü bu fikir, şehrin büyük tehlikelerle karşı kaldığı zamanlarda en az iki kez daha ortaya atılmıştır. İlki kendisinin Birinci Çöküş olarak adlandırdığı 1667 depreminde, ikincisi ise Türklerin 1678 yılındaki Dubrovnik çıkartmasında yaşanmıştır. Bu noktada üçlememizin yazarının meşhur kardeşinin Napolyon’un Dubrovnik fethi konusundaki fikirlerini de şöyle kısaca bir özetlemek gerekirse, kendisi Dubrovnik seferini “kraliyet aklıyla düşünen bir kafadaki dengesizliğin ve çöküşün başlangıcı” ve “merkeziyetçi Fransiz Devrimi’nin zalim ellerinin aristokrat sınıfını yok edişi” olarak görmektedir.

Kardeşinin aksine Ivo Vojnovic, oyununu tam da ikinci çöküşten başlatır. Yukarıdaki senatörün teklifi yazarımızın kardeşinin aristokrat sınıfı hakkındaki yaptığı yorumla birlikte düşünülecek olursa oyunda anlatılan olayların ve karakterlerin temellerini ne kadar büyük bir gerçeklikten aldığı çok daha açık olmaktadır.

Eşine az rastlanır bu tarihi dramayı 1921 tarihli ilk İngilizce çevirisini yapan ve yazarın kendisiyle de tanışıklığı bulunan Dr. Ada Broch’un tanıtım yazısıyla birlikte siz değerli okuyucularımıza sunuyoruz.

NOT: Üçleme boyunca orijinal metne sadık kalarak pek çok İtalyanca ifade korunmuştur. Yer yer tekrardan ve anlatım bozukluklarından kaçınmak için yabancı ifadelerin değiştirildiği olsa da çoğunlukla metne sadık kalınmıştır. Dillerin birlikte kullanıldığı bu ifade şekli Hırvatların, Adriyatik kıyısında Italyan komşularıyla yakın ilişkide olmasından kaynaklanmaktadır.

KAYNAKÇA

Suvin, Darko Ronald. (1975) Vojnovic’s Dramaturgy and Its European Context. Canadian Review of Comparative Literature. 1975 (Mart).

Kubik, Damian. (2022). The Second Death of Dubrovnik: Selected Testimonies from the Beginning of the Nineteenth Century of the Fall of the Republic in the Light of Lujo Vojnovic’s Historiosophical Conception. Colloquia Humanisticia 2022 (11), Article 2733.

Giriş

Cambridge, 1920 Dr. Ada Broch

Yazar, Dubrovnik Üçlemesi’nde şehrin özgürlüğünü kaybettiği o trajik anı anlatmaktadır. Üçlemedeki açık bir şekilde bağlantısız gözüken üç kısım da geçmişle olan derin bağlantı sayesinde aslında son derece iç içedir. Yeni hayatlarının baskısı altında karakterler her ne yaparsa yapsın şapeldeki küçük pirinç çan, görünmez eller çekse de kimsecikler dokunmasa da her daim asilzadelere o kutsal geçmişlerini hatırlatarak çınlamaktadır.

Fransız ordusunun milli marşlanına eşlik ederek muzaffer bir edayla şehre girdikleri Allons Enfants’ta şair oyunlarının ana fikrini açığa çıkarır. O kritik anın öncesinde şiddetli tartışmalar, çığlıklar ve büyük gürültüler kopar, özgürlüğün batan güneşiyle karşılaştıklarında müthiş bir durgunluk ve ölüm gibi bir kabulleniş sahneye hakimdir. Adriyatik’in özgür cumhuriyeti Dubrovnik artık yoktur.

Üçlemenin ikinci kısmı “Alacakaranlık” bize şehrin özgürlüğünü kaybettikten sonraki manzarasını sunar. Burada karşılaştığımız ise herkesçe bilinen ve üçüncü kısımda-“Terasta”-üzerinde durulacak fikirlerin bir göstergesi olan sorunlardır. Burada şair sahnesini 20. yüzyılın başlarında kurar ve biz de unutmayı öğrenenlerle modern eğlencelerin kulakları sağır eden gürültüsünde halihazırdaki bedbahtlıklarıını saklamaya çalışanlarla karşılaşırız. Ancak halen eskiyi unutamayanlar ve yeni hayatı anlamayanlar vardır ve bize de sürekli olarak geçmiş hatırlatılır. Böylelikle biz de şairin ihtişamlı geçmişle olan yakın ilişkisinde onun ilhamını nereden aldığını görürüz.

Eklendi: Yayım tarihi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Kategori(ler) Sinema-Tiyatro
  • Kitap AdıDubrovnik Üçlemesi
  • Sayfa Sayısı128
  • YazarIvo Vojnovic
  • ISBN9786256730236
  • Boyutlar, Kapak13 x 19.5 cm,
  • YayıneviFihrist Kitap / 2024

Yazarın Diğer Kitapları

Men-e-men Birazoku

Aynı Kategoriden

  1. Deleuze’den Sonra Sinema ~ Richard RushtonDeleuze’den Sonra Sinema

    Deleuze’den Sonra Sinema

    Richard Rushton

    Filmler daha ziyade kendi felsefeleriyle gelir, onlar kendinde felsefidir. Bana göre bu, yani filmlerin kendilerini incelemek, Deleuze’ün Sinema kitaplarının temel amaçlarındandır ve kuşkusuz bu...

  2. Gizemli Bir Dünya: Sinema ~ İslam GemiciGizemli Bir Dünya: Sinema

    Gizemli Bir Dünya: Sinema

    İslam Gemici

    Beylik laftır, “Türkler tarih yapmayı bilir, tarih yazmayı bilmezler.” Sinemadaki durum da bundan farklı değil. Yeşilçam kriz dönemlerinde bile film üretebilen dünyanın sayılı sinemasından...

Haftanın Yayınevi
Yazarlardan Seçmeler
Editörün Seçimi
Kategorilerden Seçmeler

Yeni girilen kitapları kaçırmayın

Şimdi e-bültenimize abone olun.

    Oynat Durdur
    Vimeo Fragman Vimeo Durdur