Birazoku.com sitesinde de kitapların ilk sayfalarından biraz okuyabilir, satın almadan önce fikir sahibi olabilirsiniz. Devamı »

Yazar ya da yayınevi iseniz kitaplarınızı ücretsiz yükleyin!

Düşmanlığın Faydaları
Düşmanlığın Faydaları

Düşmanlığın Faydaları

Wilhelm Schmid

Hayat sadece sevinçlerden oluşmaz. Çoğu zaman hoşlanmasak ve kaçınsak da, yaşantımızda düşmanlıklara da yer vardır. Âdeta insan olmanın zıt kutuplarından kaynaklanan bir zorunluluktur bu….

Hayat sadece sevinçlerden oluşmaz. Çoğu zaman hoşlanmasak ve kaçınsak da, yaşantımızda düşmanlıklara da yer vardır. Âdeta insan olmanın zıt kutuplarından kaynaklanan bir zorunluluktur bu. Zira herkesin neşeye ve acıya, sevince ve kızgınlığa, memnuniyete ve hoşnutsuzluğa kabiliyeti olduğu gibi iyiye ve kötüye de kabiliyeti vardır. O halde kendimize şu soruyu sormamız gerekir: Düşmanlık ne işe yarar ve onu hayatımızda tutmamızın altında ne yatar? Sigara içenlerle içmeyenler, köpek sevenlerle kedi sevenler, et yiyenlerle vejetaryenler, arabalılarla yayalar, inananlarla inançsızlar… Envai çeşit ve taban tabana zıt hayat tarzlarına ve bakış açılarına çevremizde her zaman rastlamak mümkün.

Peki bu tür ihtilaflı durumlar neden sürekli yaşanıyor? Rekabet düşmanlığa yol açan başlıca neden midir? İnsanların “kötü” kavramını başkalarında görme ihtiyacı neden bu kadar büyük? Düşmanlığın her seferinde yeniden ortaya çıkışındaki kesinlik nasıl açıklanmalı? İnsanların bütün dirençlere rağmen düşmanlıklarını sürdürmelerindeki inadın sebebi nedir? Düşmanlık hayatlarımıza belli bir yönelim ve istikrar mı sağlar? Düşmanını sevmek ne demektir ve bu mümkün müdür? Kitapları dünya çapında ilgiyle okunan Alman felsefeci Wilhelm Schmid, Düşmanlığın Faydaları’nda düşmanlık kavramını hayatımızdan silmeye çalışmak yerine onu benimsemeyi ve ondan elde edebileceğimiz faydalara odaklanmayı öneriyor.

İÇİNDEKİLER

ÖNSÖZ……………………………………………………………………………………………………………………………………..7
BİRİNCİ BÖLÜM
DÜŞMANLIĞI MUHAFAZA ETMEK:
DÜŞMANLARIN MUHTEMEL YARARLARINA DAİR……………………………..13
İKİNCİ BÖLÜM
DÜŞMANLIĞIN ZORUNLULUĞUNA DAİR:
İNSANLAR KÖTÜ’YE MUHTAÇ MIDIR?…………………………………………………………27
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
KÖTÜCÜLLÜĞÜN SEVİNÇLERİ ÜZERİNE:
DÜŞMAN EDİNME SANATI…………………………………………………………………………………….39
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
GALİP GELME ARZUSUNUN ANLAMSIZLIĞI ÜZERİNE ……………………57
BEŞİNCİ BÖLÜM
UZAKLARI ARAMA SANATI ÜZERİNE ……………………………………………………………69

ÖNSÖZ

İnsanların çoğu hoşlanmaz ama her zaman da mani olamazsınız ona: Düşmanlık sevilen bir konu değildir, yine de herkesin günün birinde onunla meşgul olması icap eder. Dostluk, düşmanlığa dönüşebilir. Tam da yoldaşlığın arzulandığı ve anlamlı da olacağı yerde, birden düşmanlık sökün eder; kimse de bilmez, niçin, nereden çıktı bu. En iyi aileler bile bundan bağışık değildir, bir zamanlar birbirine âşık olanlar bile sanki virüs bulaşmış gibi yakalanırlar, hiçbir şey deva olamazmış gibi görünen bu derde. Düşmanlığın olması, şart mı?

Fuzuli bir soru bu: Vardır işte, ona husumet de sadece düşmanlığın varlığını güçlendirir. Bir insan düşmanlığın ayartısından kendini sakınabilse de, hiç kimse başkalarını kafasına göre bundan alıkoyamaz. Düşmanlık fenomeni neden bu kadar inatçıdır? Hayatı zıtlıklara dayalı yapısının bir unsuru mudur bu? Dünyanın sadece dostlardan ibaret olamayacağı açıktır, peki ama düşmanlara herhangi bir anlam atfedebilir miyiz? Bu kitapta bunu konuşacağız. Galiba düşmanlara da borçlu olduğumuz bir şeyler vardır. Düşmanlıktan da bir anlam devşirebileceğimizi, ihtimal dışı sayamayız. Nitekim sevinç verici bazı sonuçlarını insan kendi benliğinde de gözleyebilir: Ötekilerle husumet, belirli ilişki türlerine daha fazla değer vermemize yol açar. Anlayış, arkadaşlık ve sevgi gibi hoş deneyimler, kızgınlık, hiddet ve bazen de nefret gibi nahoş deneyimler sayesinde kendilerini daha iyi gösterirler. Bir düşmanlık hayatta sürekliliği sağlar ayrıca, belki başka ilişkilerden daha da iyi yapar bunu, insanın tutunabileceği ve yönünü tayin edebileceği bir sabit noktadır. Düşmanların insanı başka türlü daha zor kalkışabileceği büyük başarılara doğru mahmuzladığını da unutmamalı: “Şunlara göstereceğim” diyerek edilen gizli yemin, herkesin zihninden geçmiştir.

Düşmanlığın böyle anlamları olabiliyorsa, onu kolayca bir kenara bırakamazsınız. Hayata daha iyi entegre edilmeyi hak ediyordur, daha ziyade. Bu da basit bir iş değildir elbet, her tür yaşam sanatına karşı büyük bir meydan okumadır, çünkü tehlikeye attığınız bir şeyler vardır: Düşmanlıkta mesele basit bir antipati veya sempati eksikliği değildir sadece, sportif bir rekabetten ibaret de değildir. Düşman, zarar verecek şekilde yaralamak ister karşısındakini, bu onu psişik veya toplumsal olarak hatta fiziken mahvetmeyi hedeflemiş ölümcül bir düşmanlık değilse, şükretmek gerekir. İnsanların yaratıcılık gücünün, sadece düşmanlığı derinleştirmenin gitgide daha alçakça yöntemlerine değil, tarihin akışı içinde onu aşmanın çok daha vaatkâr olan imkânlarına da yönelmesinin sonuçları, böylesine mühim olabilir.

Düşmanlarını sevmek, kısasın sonsuz döngüsünü sona erdirmeye ve lehinde ne kadar fazla sebep gösterilirse gösterilsin, her türlü intikam ve şiddet icraatını terk etmeye yardım edebilir. Düşmanı sevmek, uzlaşmaz bir nefrete alan bırakmaz, düşmanın insanlar dairesinden dışarı atılmasına izin vermez artık ve uzlaşma elini uzatır; ön koşulsuz, sadece sevginin her türlü nefretten daha güçlü olduğuna güvenerek. Düşmanlarını sevmekle, karşılığında bir şey yapılmasını beklemeden, kendisi önden bir şey yapmış olur insan, bu da her düşmanca ilişkiyi değiştirir – en azından teoride. Batılı kültür dünyasında, düşman sevgisi başlangıçta Hıristiyan kültürünün bir fikriydi, sonra bunu dünyevi hümanizm hareketi devraldı. Hıristiyan bakış açısından, düşmanı sevmekte özel bir şey yoktur aslında: Düşman, “komşu”nun özel bir türünden ibarettir, “komşunu sev” hükmü onu da kapsar, o da tanrının sevgisinden nasiplenen yaratıklardan biridir. Söz konusu kişi berbat bir tip olabilir, fakat insan olarak, her insan gibi, tanrının bir evladıdır. Teolojik açıdan düşman, düşman kimliğiyle âdeta kale alınmaz, sadece komşu sevgisinin evrenselliğinden dışlanmayacağı belirtilir, vaktinde kilise öğretmeni Aqiunolu Thomas’ın getirdiği açıklama budur.

Bir insanın bu fikri eyleme geçirmeye ehil olduğunu varsayalım. Ne var ki tecrübe, bunu herkesin başaramadığını gösteriyor. Düşmanı sevmek, “elde bir” değildir, ancak bir insanın kendisiyle uzun müddet cebelleşmesinin sonucu olarak ortaya çıkabilir. İnsanın kendi içinde aydınlık, sevinç verici tarafların yanında keşfine vardığı karanlık, düşündürücü taraflar, uygunsuz koşullarda, en ince ruhluyu bile şiddet eylemcisine çevirebilir; sonsuz uzunluktaki ve sona ermek de bilmeyen suç tarihi, bunu gösterir bize. İnsanın kendi içini aydınlatması, başkalarının da karanlık tarafları olabileceğini anlaşılabilir ve bağışlanabilir kılar. Bu, her bir insanın kendi sorumluluğunu taşımasından imtina etmek anlamına gelmez, yoksa kim sorumluluk alacaktır ki? Hıristiyanlığın komşunu da kendin gibi sevmeyi emreden hükmünü, demek şöyle tadil edebiliriz:

Dış düşmanını, kendi içindeki düşman gibi sev. Bunun için gereken öz sevginin ön koşulu ise, bir insanın kendisiyle ve hayatıyla daha iyi başa çıkmayı dert edinmesidir. Yoksa, kendi içindeki çatışmalardan kurtulmak için, iç düşmanın rolünü dış düşmana havale etmenin ayartısı çok büyüktür; sonra da, bu mücadelenin hakiki sebepleri hakkında bir sezgi bile geliştiremeden, kahramanca mücadele edersiniz onla. Düşmana dönük nefretin önceli, mutlaka kendinden nefrettir. Kendi içinde tatmin bulma çabasından kaçınan herkes, dış düşmanından kendi içindeki düşman gibi nefret etme tehlikesine düşer. Ama her şey bundan ibaret de olamaz:

Hıristiyanlığın ve hümanist filantropinin1 ondan devraldığı “sev” hükmünün çözülmemiş bir sorunu, insanların ne kadar iyi niyetli olurlarsa olsunlar, diğer insanları sevmeye sebat edebilecek durumda olup olmadıkları idi. Düşmanlık karşısında bile yine sevmek zorunda olmak, onlar için taşınmaz bir yüke dönüşmez mi, nihayetinde bunu başaramamaları halinde bastırılmış suçluluk duyguları çökertmez mi onları? Tek doğru yol olarak gösterilen “düşmanını sev” ilkesinin önündeki en büyük engel, her zaman, onun propagandasını yapanın çok, sahiden uygulayanın ise çok az olmasıydı. Onun için, insanların alenen öyle kolayca imtina edemeyecekleri, sırt çevirmeye ve hoşlanmamaya, kayıtsızlığa ve nefrete duyulan ihtiyacın hakkını veren başka bir yol teklif edeceğim burada.

Düşmanı sevmenin farklı bir tarzıyla, yüksek ahlâkî icapları karşılamak gerekmeksizin gündelik hayatta uygulanabilir bir sevgi ve hoşlanma tavrı, mümkün hale gelir. Düşmanı sevmenin ilk seçeneği, daima, sevgi ve kendi benliğini ortaya koymak vasıtasıyla düşmanlığı aşmaktır. İkinci seçenekte insan yine bir değer olarak “düşmanını sev” ilkesine bağlanır fakat ona geleneksel anlamını tamamlayan ek bir anlam kazandırarak yapar bunu: Onu aşmanın yerini, düşmanlığı muhafaza etmek alır. Şu koşulla: Bu ilişkiyi bütün taraflar için katlanılabilir biçimde düzenleyerek ve böylece, kabından taşan bir nefrete şimdiye kadar olduğundan daha iyi set çekebileceğini umut ederek.

 

Eklendi: Yayım tarihi
dcanetwork_AWR-Brand Awr_CPM_Affiliate_ActolyeQDCABanner_Affinity_Multi_Banner_1x1_ActolyeQDCABanner_OSD0003CEJ
dcanetwork_AWR-Brand Awr_CPM_Affiliate_The Veil DCANetwork_Affinity_Multi_Banner_1x1_The Veil DCANetwork_OSD0003HKJ

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Kategori(ler) Psikoloji
  • Kitap AdıDüşmanlığın Faydaları
  • Sayfa Sayısı77
  • YazarWilhelm Schmid
  • ISBN9789750531248
  • Boyutlar, Kapak13x19,5 cm, Karton Kapak
  • Yayıneviİletişim Yayınları / 2021
dcanetwork_AWR-Brand Awr_CPM_Affiliate_The Veil DCANetwork_Affinity_Multi_Banner_1x1_The Veil DCANetwork_OSD0003HKJ

Yazarın Diğer Kitapları

  1. Sakin Olmak ~ Wilhelm SchmidSakin Olmak

    Sakin Olmak

    Wilhelm Schmid

    Her geçen gün hızlanan hayatlarımızda, bugün artık sakinliğe yer yok. Sükûnet modern dünyanın kuralları altında ezilen günlük yaşamımızın kurbanı oldu desek yeridir. Peki sakinlik...

  2. Dokunmanın Gücü Üzerine ~ Wilhelm SchmidDokunmanın Gücü Üzerine

    Dokunmanın Gücü Üzerine

    Wilhelm Schmid

    Dokunmanın insan ilişkilerinde, özellikle de yakınlık ve güven bağı kurmada, eşsiz bir önemi vardır. Besler, sağaltır, taze bir yaşama cesareti aşılar. Hem tüy gibi...

  3. Kendiyle Dost Olmak ~ Wilhelm SchmidKendiyle Dost Olmak

    Kendiyle Dost Olmak

    Wilhelm Schmid

    Başkalarıyla ilişkimizde, zaman zaman mola alabilir, araya mesafe koyabilir, hatta gerekirse karşımızdakinden tamamen vazgeçebiliriz. Oysa kendimizle ilişkimizde bunların hiçbiri mümkün değildir. Benliğimizle günün 24...

Men-e-men Birazoku

Aynı Kategoriden

Haftanın Yayınevi
Yazarlardan Seçmeler
Editörün Seçimi
Kategorilerden Seçmeler

Yeni girilen kitapları kaçırmayın

Şimdi e-bültenimize abone olun.

    Oynat Durdur
    Vimeo Fragman Vimeo Durdur