Birazoku.com sitesinde de kitapların ilk sayfalarından biraz okuyabilir, satın almadan önce fikir sahibi olabilirsiniz. Devamı »

Yazar ya da yayınevi iseniz kitaplarınızı ücretsiz yükleyin!

Erkek Adalet Kıskacında Kadınlar: Örselenmiş Kadın Sendromu ve Feminist Kriminoloji
Erkek Adalet Kıskacında Kadınlar: Örselenmiş Kadın Sendromu ve Feminist Kriminoloji

Erkek Adalet Kıskacında Kadınlar: Örselenmiş Kadın Sendromu ve Feminist Kriminoloji

Yağmur Birdal

Neredeyse düne kadar normal görülen kadına şiddetin feministlerce deşifre edilerek suç niteliği kazanması ve bu şiddete yönelik kamusal müdahaleye ilişkin ihtiyaç çağrısı, bugün toplumsal…

Neredeyse düne kadar normal görülen kadına şiddetin feministlerce deşifre edilerek suç niteliği kazanması ve bu şiddete yönelik kamusal müdahaleye ilişkin ihtiyaç çağrısı, bugün toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanamadığı koşullarda halen karşılığını tam olarak bulamamıştır. Toplum tarafından güvenli addedilen evleri içinde sistematik şiddete ve eziyete maruz kalan kadınlar, tarih boyunca hemcinslerinin yaptığı gibi, bu şiddete dur diyebilmek için bazen kocalarını, partnerlerini, aile fertlerini öldürmekten başka çıkar yol bulamıyor. Yenin içinde kalması gereken bu “görünmez” eziyete ömür boyu katlanmaları, sabretmeleri toplum tarafından meşru kabul edilirken, işkencecisini öldüren bu kadınlar, hem o noktaya gelene kadar resmi yardım ve müdahale çağrılarının yanıtsız ve etkisiz kalmasıyla, hem de olay akabinde kendilerini bu noktaya getiren özgül koşulların ve yaşadıkları sürecin yarattığı travmatik tahribatın gözardı edilmesiyle geleneksel hukuka içkin cinsiyetçi ayrımcılığa maruz bırakılarak hukuk içinde bir kez daha örseleniyor.

Feminist adli ve klinik psikolog Lenore Walker’ın ortaya attığı “örselenmiş kadın sendromu” kavramı bu kadınların eylemlerini olması gerektiği gibi bütüncül bir bakış açısıyla görme ve değerlendirme imkânı yaratıyor. Eril hukukun, bu çağrıya kulak verdiğinde, sosyo-kültürel ve psikolojik de dahil olmak üzere kadınları çevreleyen koşulları gözeten, cinsiyete duyarlı mekanizmalarla “erkek değil, gerçek adalet”i sağlama ihtimalinin kapısını aralıyor.

Yağmur Birdal, “örselenmiş kadın sendromu” ve kadın suçluluğu kavramının dünya kriminoloji literatürüne girişini ve tuttuğu yeri farklı ve karşıt yaklaşımlarla birlikte ele alırken, Türkiye’de kocasını öldüren kadınların yargılanmasındaki adil olmayan süreç ve unsurları da örnekleriyle gözler önüne seriyor. Basına da yansıyan bu tür davaların vekilliğini üstlenen avukatlarla yürüttüğü araştırma sonucunda, sistemin neden ve nasıl işlemediğini, resmi makamların cinsiyetçi reflekslerini, daha farklı bir yargılama süreci için meşru müdafaa, mazeret nedeni, haksız tahrik gibi kavramların nasıl ele alınması gerektiğini de açıklıkla ortaya koyuyor.

Hukukçular kadar her yaştan kadının da okuması gereken ufuk açıcı bir çalışma…

İçindekiler
ÖNSÖZ…………………………………………………………………………………………………………………………..7
GİRİŞ ……………………………………………………………………………………………………………………………..9
I. BÖLÜM
A. KADIN SUÇLULUĞU…………………………………………………………………………………………….13
B. HÂKİM GÖRÜŞ KADIN SUÇLULUĞUNU NASIL AÇIKLADI…………………………17
1. Geleneksel Kriminoloji ………………………………………………………………………………………….17
2. Modern Kriminoloji……………………………………………………………………………………………….25
C. KADIN SUÇLULUĞUNU FEMİNİSTLER NASIL AÇIKLADI……………………………37
1. Görünmez Suçlular Feminist Kriminolojiyle Görünür Hale Geliyor…………………….37
2. Feminist Kriminoloji Çalışmaları ve Yöntem ………………………………………………………..40
3. Kadınları Suça Sürükleyen İzlekler Teorisi …………………………………………………………..42
D. SUÇA SÜRÜKLENEN ÖRSELENMİŞ KADIN…………………………………………………….49
1. Örselenmiş Kadın Kimdir……………………………………………………………………………………..51
2. Örselenmiş Kadın Sendromu ve Travma Sonrası Stres Bozukluğu İlişkisi…………..57
3. Örselenmiş Kadın Sendromuna Yönelik Eleştiriler……………………………………………….61
E. ÖRSELENMİŞ KADINLAR NASIL YARGILANDI……………………………………………..67
1. Örselenmiş Kadın Sendromunun Amerikan Hukuk Sistemine Girişi ………………….67
2. Feminist Avukatların Örselenmiş Kadınları Savunma Stratejisi ………………………….71
3. Örselenmiş Kadın Sendromunun Amerikan İçtihat Hukukunda Yarattığı
Tartışmalar …………………………………………………………………………………………………………..73
F. TÜRK CEZA ADALET SİSTEMİ VE ÖRSELENMİŞ KADIN SENDROMU ………91
1. Örselenmiş Kadın Sendromu Meşru Savunma Olarak
Değerlendirilebilir mi? …………………………………………………………………………………………91
2. Örselenmiş Kadın Sendromu Türk Ceza Kanunu Kapsamında Akıl Hastalığı veya
Haksız Tahrik Olarak Değerlendirilebilir mi? ……………………………………………………105
3. Örselenmiş Kadın Sendromu Mazeret Nedeni ve/veya Meşru Savunmada
Sınırın Aşılması Olarak Değerlendirilebilir mi?………………………………………………….113
II. BÖLÜM
TÜRKİYE’DE ÖRSELENMİŞ KADIN SENDROMUNUN TARTIŞILDIĞI
DAVALARA İLİŞKİN BİR ARAŞTIRMA …………………………………………………………..123
A. KATILIMCILARIN KADINA ŞİDDETE YÖNELİK GÖRÜŞLERİ …………………..127
1. Kadına Yönelik Şiddete İlişkin Algılar………………………………………………………………..127
2. Şiddet Mağduru Kadının İlişkiden Ayrılmasının Önündeki Engeller………………..131
3. Şiddet Mağduru Kadının Çevresinin Tepkileri……………………………………………………146
4. Şiddete Resmi Kurumların Tepkileri …………………………………………………………………..151
B. KATILIMCILARIN ÖRSELENMİŞ KADIN SENDROMUNUN TARTIŞILDIĞI
DAVALARA İLİŞKİN DENEYİMLERİ………………………………………………………………..157
1. Şiddet Mağduru Kadınlar Neden Şiddet Eylemi Gerçekleştiriyorlar?………………..158
2. İstismarcısını Öldüren veya Ağır Yaralayan Kadınlar Eylemin Akabinde Ne
Yapıyorlar? ………………………………………………………………………………………………………….165
3. Ölmeyip Yaralanan İstismarcıların Tepkileri ……………………………………………………..168
4. Öldürmekten Başka Çareleri Yok muydu?………………………………………………………….170
5. Kadınlar Uğradıkları Şiddetin Yargıya veya Kamuya Yansımasını
Ne Kadar İstiyor? ………………………………………………………………………………………………..174
6. Yargı Mensuplarının Yaklaşımlarına İlişkin Deneyimler ……………………………………175
7. Örselenmiş Kadın Sendromunu Ne Kadar Biliyorlar? ………………………………………..180
8. Örselenmiş Kadın Sendromu ve Travma Sonrası Stres Bozukluğu…………………….184
9. Meşru Savunma mı Değil mi?……………………………………………………………………………..185
SONUÇ……………………………………………………………………………………………………………………….191
KAYNAKÇA ………………………………………………………………………………………………………………199
DİZİN………………………………………………………………………………………………………………………….209

GİRİŞ

Tarih boyunca, ataerkil sistemin karmaşık bir yapı olan şiddetle işbirliğinden en çok etkilenen öznelerden biri kadınlar olmuştur. İkinci sınıf insan muamelesi gören kadınların kamusal alanda yer almaması nedeniyle özel alana sıkıştırılmış tarihi, 20. yüzyıla kadar kadına yönelik şiddetin etkilerinin de görünürlüğünü engellemiştir. Kriminoloji alanında da yeterince ilgi çekmeyen “kadın suçluluğu” kavramının şiddetle olan ilişkisi feminist kriminolojinin gelişimine kadar tam olarak incelenmemiştir.

ABD’de 1960’lı yılların ortalarından itibaren, kadına yönelik şiddetin feminist hareketle birlikte gündeme getirilmesiyle birçok düzenlemenin ve uygulamanın geliştirilmesi sağlanmıştır. Türkiye’de ise ancak 80’li yıllardan itibaren kadına şiddete yönelik kamusal ve örgütsel bu talepler net bir şekilde ortaya konabilmiş ve 2011 yılından sonra “Kadına Karşı Şiddetin ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi Avrupa Konseyi Sözleşmesi: İstanbul Sözleşmesi” ile yasal anlamda güçlü bir araç elde edilebilmiştir. Koruma ve tedbir mahiyetindeki bu sözleşmeye ilişkin tartışmaların devam ediyor oluşu ve uygulamada yaşanan sorunlar, Türkiye için kadına şiddetin geç kalınmış ve tam anlamıyla anlaşılamamış bir olgu olduğunu ortaya koyar niteliktedir.

Kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri basın ve medya aracılığıyla sıkça gündeme gelen bir konu olsa da durumun psikolojik, sosyolojik, hukuki ve kriminolojik etkileri bakımından bilimsel düzeyde yeterince ele alındığını söylemek zordur. Uzun süreli sistematik şiddete maruz kalan bir kadının daha büyük bir şiddeti ve suç eylemini gerçekleştirmesinin ardındaki dinamiklerin analizi bakımından Türkçe literatürde çok az kaynak vardır.

Bu kitabın ilk bölümünde, kadın suçluluğunun, kriminoloji alanındaki ilk çalışmalardan feminist kriminolojinin doğuşuna dek nasıl değerlendirildiği ortaya konmaktadır. Ceza adalet sistemleri ve hâkim kriminoloji teorileri kadınları dikkate almamış, onları geleneksel roller ve statüler çerçevesinde değerlendirmiştir. Kadın suçluluğuna ilişkin bu dar bakış açısına feministler, kadının özgül koşulları, sosyalizasyon süreçleri gibi önemli dinamikleri gözetmediği temelinde haklı eleştiriler getirmişlerdir. Ortaya atılan suç teorileri erkek egemen bir yaklaşımın ürünü olduğundan, elde edilen bulgular kadınlara genellendiğinde büyük bir boşluk ortaya çıkmaktadır, zira kadınların suç işleme motivasyonları ve nedenleri, kadın olmanın getirdiği toplumsal, psikolojik vb. dinamiklerle farklılaşmaktadır. Feminist kriminoloji bu azımsanan, önemsenmeyen boşluğu doldurmaya çalışır.

Kadınların suç işleme nedenlerini, mağdur veya fail olarak konumlandıkları rolleri ve ceza adalet sisteminin kadına bakışını farklı bir noktadan ele alan feminist kriminoloji, bu çalışmanın temel dayanağını oluşturmaktadır. Bunun sebebi açıkça, kadına yönelik şiddetin bir sonucu olan örselenmiş kadın sendromu (battered woman syndrome) ile bundan mustarip kadının suç davranışının ceza adalet sistemindeki yansımasının, çok boyutlu bir alanın analizini gerektirmesidir.

Kadına şiddet ve kadının bu şiddet döngüsünden çıkmasının önündeki engeller, sözkonusu şiddetin toplumsal bir boyutunu oluşturur. Dolayısıyla şiddetin yansıması olan örselenmiş kadın sendromundan mustarip kadının suç davranışı, ceza adalet sistemiyle, yani kolluk, yargı, cezaevi gibi sistemin önemli parçalarıyla kadının kesiştiği önemli bir noktadır. Kadının yargılama aşamasında özgül koşullarının gözetilmeyerek geleneksel hukuka içkin cinsiyetçi ayrımcılığa maruz kalmaması için adil bir değerlendirmenin nasıl olacağının tespiti şarttır.

Feminist kriminologlar, kadın suçluluğu bakımından suç davranışıyla mağduriyetin ayrımını yapabilmenin kolay olmadığını ve kadının gördüğü şiddetin suç davranışında önemli bir etkisinin olduğunu ortaya koymuştur. Kadının maruz kaldığı şiddet ile kadının suç davranışı birbirinden bağımsız iki unsur değildir. Birbirine geçmiş bu mağdur-fail zincirinin geleneksel hukuk normları içerisinde nerede ve nasıl konumlandırılacağı da tartışma konusu olmuştur.

Geleneksel hukuk anlayışı erkekler tarafından geliştirildiğinden kadının sosyalizasyon sürecini, özgül koşullarını gözardı etmektedir ve kadının mevcut şartlarını izah etmekte yetersiz kalmaktadır. Özel alana müdahalesi yok denebilecek kadar az olan geleneksel hukuki anlayış, özellikle kutsiyet atfettiği aile kurumuna içkin sorunlarda kadınları resmi çarelerden yoksun bırakmaktadır. Hukuki mekanizmaların yetersizliği ve kamusal müdahalenin azlığı, suç işleyen kadınların yargılanma süreçlerinde, uğradıkları şiddetin türüne, şiddetin yaşandığı yere ve bu mekanizmalara erişim imkânına göre de farklılık göstermektedir. Kadının suç davranışı meşru savunma veya mazeret nedeni olarak mı değerlendirilecek ya da uğramış olduğu sistematik şiddet sadece haksız tahrik kapsamında mı değerlendirilecektir? Bunlara bağlı olarak kadının eylemine ilişkin nasıl bir değerlendirme ve ceza tayini yapılacağı tartışmalara sebep olmaktadır. Bu kapsamda, örselenmiş kadın sendromu birinci bölümde birçok boyutuyla ele alınmıştır.

Kitabın ikinci bölümünde ise uzun süreli sistematik şiddete maruz kalan ve eşini ya da partnerini öldüren veya ağır yaralayan kadınların savunmalarını üstlenen avukatlarla yapılan mülakatlara yer verilmiştir. Kitabın birinci bölümünde detaylı anlatıldığı üzere, kadınlarla doğrudan derinlemesine mülakat yapmak konunun çoklu boyutları bakımından yeterli olmayacağı gibi özellikle yargılaması veya tedavisi devam eden kadınlar açısından soruların tetikleyici olması gibi riskleri içermektedir. Bu nedenle derinlemesine mülakatlar uzun süreli sistematik şiddete maruz kalan ve eşini ya da partnerini öldüren veya ağır yaralayan kadınların savunmalarını üstlenen avukatlarla gerçekleştirilmiştir. Avukatlar sadece kadınla değil, kadının yakınlarıyla, ölen veya ağır yaralanan istismarcının ailesiyle ve yargı mekanizmalarıyla kurdukları ilişki bakımından olayın farklı boyutlarına hâkimdirler. Avukatların kadınlarla ve yargılama sürecine ilişkin deneyimleri pek çok sosyolojik, psikolojik ve hukuki noktaya temas etmeyi mümkün kılmıştır. Bu kapsamda istismarcı eşini/partnerini öldüren veya ağır yaralayan kadınların suç davranışının ardındaki dinamikler ve ceza adalet sisteminin kadınlara yaklaşımı ve eylemin hukuk tekniği bakımından nasıl değerlendirildiği bütünsel olarak ortaya konmaya çalışılmıştır.

Kitabın beslendiği tez çalışması akademik bir metin olması nedeniyle teknik pek çok detayı barındırmaktadır. Okuru teknik bilgiyle yormamak adına tez çalışmasının bazı bölümleri bu kitap hazırlanırken çıkartılmış veya kısaltılmıştır.

Eklendi: Yayım tarihi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Kategori(ler) Feminizm Siyaset
  • Kitap AdıErkek Adalet Kıskacında Kadınlar: Örselenmiş Kadın Sendromu ve Feminist Kriminoloji
  • Sayfa Sayısı212
  • YazarYağmur Birdal
  • ISBN9786256462106
  • Boyutlar, Kapak13.5x21 cm, Karton Kapak
  • YayıneviSel Yayınları / 2023

Yazarın Diğer Kitapları

Bebhome Kahve

Aynı Kategoriden

Haftanın Yayınevi
Yazarlardan Seçmeler
Editörün Seçimi
Kategorilerden Seçmeler

Yeni girilen kitapları kaçırmayın

Şimdi e-bültenimize abone olun.

    Oynat Durdur
    Vimeo Fragman Vimeo Durdur