Birazoku.com sitesinde de kitapların ilk sayfalarından biraz okuyabilir, satın almadan önce fikir sahibi olabilirsiniz. Devamı »

Yazar ya da yayınevi iseniz kitaplarınızı ücretsiz yükleyin!

Facebook’ta Beğen


Sarah Hamilton, babasının ölmeden önce kendisine vasiyet ettiği şeyi yerine getirmek için Amerikadan İngiltereye doğru bir yolculuğa çıkar. Westbrook Kontu olan amcasının yanına gitmektedir. Günlerce yolculuk ettikten sonra Londraya vardığında amcasının karşısına yol yorgunluğu ile çıkmamak için bir gece -sadece bir gece- bir handa konaklayıp dinlenmeye karar verir. Ertesi gün düzgün bir şekilde amcasının karşısına çıkacaktır. Oysa o gece o handa, Sarahnın hayatını değiştirecek bir tesadüf gerçekleşecektir. Artık Sarah için işler, umduğundan daha farklı bir yere gidecektir. Büyüleyici! Susan Johnson -New York Times Bestseller Yazarı

***

“Benim kraliyet romanlarına olan düşkünlüğümü paylaşan anne ve babama, ve ailede bir aşk romanı yazarı olmasına biraz şaşıran Kevin, Dan, Matt, David ve Mikea. Ayrıca, bu kitabın taslağını gözden geçiren Nancy ve Roberta teşekkürlerimle… Yolumu bulmamda bana yardım ettiniz.”

Bölüm l

Şeytan hâlâ uyuyordu.

Sarah Hamilton at arabasının penceresinin yanına iyice sıkıştı. Yanındaki çiftçi, hatırı sayılır ağırlığıyla Sarah’nın aralarında bıraktığı küçük boşluğu da doldurarak domuz gibi homurdanıyordu. Adamın kıpırdanmasıyla, dünden kalma balık ve ter karışımı iğrenç bir koku yayıldı.

Sarah, adama bir bakış attı yeniden. Uzun solgun yüzü ve kemerli burnu uykuda bile kibirli görünüyordu. Londra’da at arabasına binerkenki buz mavisi gözlerini hatırlayarak ürperdi. Tıpkı babasının Kayıp Cennet kita-bındak şeytanın resmi gibi görünüyordu. Bu adamın İngiliz soylularının ilk örneklerinden biri olduğundan emindi; tembel, işe yaramaz, içkili, kendini beğenmiş, zampara, yıllarca süren akraba evliliklerinden ortaya çıkmış yozlaşmış bir ürün.

Sarah yutkundu. Amcası bir konttu, Tanrı aşkına. Ya o da bu adam gibi soğuk biri çıkarsa ne olacaktı?

At arabası bir köşeyi sarsılarak döndü ve gürültüyle hanın avlusuna girdi. Sarah yanındaki adamın geniş kalçasına çarpıp geri sekti ve arabanın penceresinin altındaki ahşap panoya dirseğini sertçe çarptı.

“Aahhh-uffff!” Dudaklarını sıkıca kapadı, fakat artık çok geçti. Adamı uykusundan uyandırmıştı.

Öfke, adamın soğuk mavi gözlerinde alevlendi. Sarah’ya dik dik baktı; sert bakışı, alnından dökülen dağınık bir tutam kızıl saçından hırpani, soluk elbisesine doğru kaydı. Üst dudağı alaycı bir gülümsemeyle kıvrıldı. Sarah, oturduğu yerde yok olmak istedi. Şişman çiftçi bile nefesini tuttu.

Neyse ki, at arabasının kapısı açıldı.

Arabacı, “Green Man!” diye bağırdı. “Artık bacaklarınızı kullanmanın zamanı geldi.”

Adam Sarah’ya son bir bakış attı, sonra umursamaz bir şekilde dönüp, arabacıyı itip geçti. Sarah’nın koltuk arkadaşı kendisininkini taklit eden uzunca bir nefes verdi. Adamın han avlusunda avare avare dolanıp binanın içinde kaybolmasını izlediler.

Çiftçi, “Tanrı’ya şükür,” diye mırıldandı. Yükünü at arabasının kapısından sıkıştırarak dışarı çıkardı.

Sarah onun ardından inmek üzere koltukta yavaşça ilerledi. Liverpool’dan beri tüm yol boyunca oturmuştu ve kalçalarıyla dizlerini bir daha hiç doğrultamayacakmış gibi hissediyordu. Arabacı elini uzattığında o da memnuniyetle elini verdi. Ayakları taşlara deyince sendeledi.

“İyi misiniz, bayan?” Kalın kaşlarının altında küçük, kahverengi, endişeli gözlerle Sarah’ya dikkatle baktı adam.

“Evet, teşekkür ederim. İyiyim.” Çantasını arabacının eline verdi ve para kesesine uzanıp içinden iki bozukluk çıkardı. Bozukluklar adamın iri yarı parmaklarının arasında kayboluverdi.

Arabacı parayı cebine koyarak, “Sanırım biri sizi karşılamaya gelecek, değil mi?” diye sordu.

Sarah aşağı bakıp el çantasının sapıyla oyalanarak, “Yakınlarda akrabalarım var,” dedi.

“İyi o zaman.” Şapkasının kenarına dokunarak onu selamladı. “Pekâlâ, o halde iyi geceler bayan.” Daha da yaklaşarak eğilip alçak bir sesle konuştu. “Yerinizde olsam birlikte geldiğiniz o adama dikkat ederdim; züppenin ta kendisi.” Sarah başını salladı. “Kesinlikle dikkat edeceğim.”

“Şişko herif, balık kokuyor. Fakat züppe… ” Adam başını salladı. “Şey kokuyor…”

“Kötülük kokuyor. Ben de aynı fikirdeyim. Umarım bir daha o adamı asla görmem.”

Sarah arabacıya gülümsedi ve hana doğru döndü. Sağlam ve misafirperver bir yapıydı. Işık ve ses, pencerelerinden dışarı yayılıyordu. Bardak, çatal ve bıçak seslerini, ortak odada bulunan adamların gürültülü kahkahalarını duydu. Burnuna bira ve kızarmış et kokusu geldi, fakat midesi direndi. Bir şeyler yemek için fazla yorgundu. Tek istediği yataklı bir odaydı.

Sarah içeri yaklaşırken hancı yağlı saçlarını geriye taradı. Sarah’nın buruşuk elbisesi ve ezilmiş şapkasını incelerken dudaklarını büzüştürdü. Bir fıçı dolusu limon çiğnemiş olsaydı bile yüzü bu kadar ekşiyemezdi.

Sarah iç çekerek omuzlarını doğrulttu. “Bu gece için bir oda istiyorum, lütfen.”

“Hiç yerimiz yok.”

“Bir yeriniz olmalı!” Yutkundu ve derin bir nefes aldı. Gecenin bir yarısı yorgun ve pislik içinde amcasının kapısını çalamazdı. “Sabah gitmiş olacağım. Westbrook kontu olan amcamı ziyaret edeceğim.”

Adam kahkaha atarak güldü. “Senin amcan kont mu? Pekâlâ, benimki de Prinny’nin ta kendisi. Hadi ordan kızım. Ben senin ne işin olduğunu biliyorum, hadi başka kapıya.” Sarah gözlerini kırpıştırdı. “Siz benim şey… olduğumu düşünemezsiniz değil mi?” diye mırıldandı. Sonra yutkundu ve tekrar söylemeye çalıştı. “… şey… olduğumu” Hayır söyleyemiyordu.

Hancı söyledi. “Bir fahişe, dilenci kızı, şıllık,” diye küçümsedi Sarah’yı. “Buradan çıktığın için teşekkürler.”

Hancı tam da son sözlerini söylerken kızıl saçlı, uzun boylu bir adam içeri girdi.

Masanın arkasındaki kendini bilmez anında eğilerek selam verdi. “Evet lordum? Bir şeye mi ihtiyacınız oldu?” Adam sözlerinde belli belirsiz bir hakaretle, “Senin biraz nezakete ihtiyacın var gibi görünüyor Jakes,” dedi. Hancıya neredeyse bakmıyordu bile, adamın tüm dikkati Sarah’nın üzerindeydi. “Yardıma ihtiyaç duyan bu zavallı genç kadını gecenin bir yarısı sokağa atmayacaksın değil mi ihtiyar?” “Bu kadını tanıyor musunuz lordum?” Hancı, Sarah’ya tedirgin bir bakış attı. Sarah belirsiz bir şekilde gülümsedi. Gizli kurtarıcısını kesinlikle tanımıyordu.

“Daha önce tanışmamıştık, fakat kendisini bekliyordum.” Adam, biraz daha yaklaşarak eliyle duvara dayandı. Sarah adamın sözlerinin ne anlama geldiğini anlayabiliyordu. Bu kızıl saçlı lord bir şişe konyağın dibine vurmuştu.

Aslında Sarah korkmalıydı, fakat adam ona garip bir şekilde tanıdık geliyordu. Adamın hafif donuk ela gözlerini ve yamuk yumuk sırıtışını inceledi. Galiba bu adam ona, babasının çalışma odasında siyaset yapmak ve biraz rom kokteyli içmek için bir araya geldiği ateşli genç adamı hatırlatmıştı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Kitap AdıZoraki Düşes
  • Sayfa Sayısı355
  • YazarSally MacKenzie
  • ÇevirmenFatmagül Ezici
  • ISBN9786055156060
  • Boyutlar, Kapak13,5 X 21,5 cm, Karton Kapak
  • YayıneviNemesis Kitap / 2013-1

Yazarın Diğer Kitapları

Yazarın Diğer Kitapları



Okudunuz mu?

Rastgele Kitap Getir Son Girilenleri Getir

Yeni girilen kitapları kaçırmayın

Şimdi e-bültenimize abone olun.

Oynat Durdur
Vimeo Fragman Vimeo Durdur