Çirkin

Ocak 27, 2011 KORİDOR YAYINCILIK, Roman (Yabancı)

Acıktın mı? Mükemmel bir yemeğe ne dersin?Korr.com.tr

MASUM BİR GÜZELİN AŞKI ÇİRKİN BİR ARİSTOKRATI TERBİYE EDEBİLİR Mİ?
“BÜYÜKLER İÇİN YAZILMIŞ MUHTEŞEM BİR PERİ MASALI” Susan Elizabeth Phillips
“TUTKUYLA HARMANLANMIŞ BİR AŞK HİKAYESİ…” Amanda Quick
GÜZEL
Seçkin bir Amerikan vârisi olan Louise Vandermeer güzel ve zekidir… ancak hayatından bıkmıştır – cesaret isteyen bir maceraya atılması da bu yüzdendir: Başka ülkedeki bir aristokratla evlenmek için okyanusun karşı tarafına seyahat edecektir. Dedikodulara göre evleneceği adam son derece çirkindir – bu, onu gün ışığında hiç görmediği ve merak uyandırıcı bir yabancıyla tutkulu, gözü kara bir ilişkiye iter.
ÇİRKİN
Charles Harcourt, çocukken geçirdiği bir hastalığın bıraktığı yaraya rağmen, Avrupa’nın en entelektüel güzellerini elde etmeyi başarmıştır. Şaka olsun diye, kendi nişanlısının gemisinde kimliğini gizleyerek seyahat etmeyi – ve zifiri karanlıkta budala bir genç kızı baştan çıkarmayı – planlamıştır. Ancak, çapkın kahramanımızın şakası geri teper. Şimdi deliler gibi aşık olan odur; artık eşi olan ve her şeye çabucak sinirlenen Lulu ise sadece gemideki sevgilisine aşıktır, hem de tüm o zaman boyunca onun Harcourt olduğunu bilmeden. Ve Charles onun kalbine asla sahip olamayacaktır – içinde saklanan prensi ona gösterene kadar.

MASUM BİR GÜZELİN AŞKI ÇİRKİN BİR ARİSTOKRATI TERBİYE EDEBİLİR Mİ?
“BÜYÜKLER İÇİN YAZILMIŞ MUHTEŞEM BİR PERİ MASALI” Susan Elizabeth Phillips“TUTKUYLA HARMANLANMIŞ BİR AŞK HİKAYESİ…” Amanda Quick
GÜZELSeçkin bir Amerikan vârisi olan Louise Vandermeer güzel ve zekidir… ancak hayatından bıkmıştır – cesaret isteyen bir maceraya atılması da bu yüzdendir: Başka ülkedeki bir aristokratla evlenmek için okyanusun karşı tarafına seyahat edecektir. Dedikodulara göre evleneceği adam son derece çirkindir – bu, onu gün ışığında hiç görmediği ve merak uyandırıcı bir yabancıyla tutkulu, gözü kara bir ilişkiye iter.ÇİRKİNCharles Harcourt, çocukken geçirdiği bir hastalığın bıraktığı yaraya rağmen, Avrupa’nın en entelektüel güzellerini elde etmeyi başarmıştır. Şaka olsun diye, kendi nişanlısının gemisinde kimliğini gizleyerek seyahat etmeyi – ve zifiri karanlıkta budala bir genç kızı baştan çıkarmayı – planlamıştır. Ancak, çapkın kahramanımızın şakası geri teper. Şimdi deliler gibi aşık olan odur; artık eşi olan ve her şeye çabucak sinirlenen Lulu ise sadece gemideki sevgilisine aşıktır, hem de tüm o zaman boyunca onun Harcourt olduğunu bilmeden. Ve Charles onun kalbine asla sahip olamayacaktır – içinde saklanan prensi ona gösterene kadar.

Bölüm 1

Seni hayvan! İt herif, alçak, pis domuz!” Charles Harco

kurt, çıplak kolların aşk ettiği tokatlardan kendini korumak için yastığını kafasının altından çekti. Tokatlar durmadığında karanlıkta yatağın karşı tarafına, erişilmeyecek bir yere yuvarlandı. “Sana söyleyecektim,” dedi, çıplak bacaklarını yataktan aşağı sarkıtırken.

“Ne zaman? Bana evlilik davetiyesini verdiğin zaman mı?” Pia hakaretlerine devam etti. “İnek, mankafa…”

Bunun üzerine, geminin motoru çift pervaneli, çelik bir Atlantik yolcu gemisinin kademeli buhar motoru aniden daha gürültülü bir şekilde homurdandı. Charles konuşmak için beklemek zorunda kaldı. “Çok büyütüyorsun bunu.”

“Gemide bir evlilik kutlaması var ve damadın sen olduğu ortaya çıkıyor. Sinirli olmam beklenmez mi?”

Charles ayakta durmaya çalıştı ve kısmen başardı bunu. “Sinirli, evet. Kendini kaybetmiş, hayır…” Motorun gürültüsü sesini bastırdı. Karanlık oda onu anîden yatağın ucuna oturtan dairesel bir sallantıyla yana yattı ve yükseldi.

Son yarım saat içinde, gemi motorunun gürültüsü bu şekilde zayıflayıp yükselmişti, bu da geminin su üstündeki hamle ve dalışlarına duyulur bir ritim katıyordu. New York’tan yola çıkan Concordia ve bin yüz yolcusu yaklaşan fırtınaya gebe açık denizde ilerliyordu. Gemi, büyük bir yalpalanmayla kendini düzeltirken Pia “Kahretsin,” diye bir çığlık kopardı okyanusun dalgalı olmasından şikayet etti, diye düşündü Charles. Sonra, omzunun arkasına bir şeyler isabet etti daha demin Pia’nın belinin altındaki yastık çünkü yastığın tığ işi dantelini hissedebiliyordu.

“Kes şunu,” dedi Charles, başını ve omzunu oynatırken

Yatağın karşı tarafında onu bulmaya çalıştı fakat oda, lüks kamara süitinin yatak odası, sadece geminin sallanan perdelerden içeri bir girip bir çıkan ışıklarıyla aydınlanıyordu. Pia’yı yatağın uzak ucundaki kötü bir koku, ıtırçiçeğinin (Charles’ın değil ama Roland’ın, Pia’nın kocasının en sevdiği parfüm) pis kokusu olarak algıladı Bundan daha fazla algılayamıyordu onu.

Charles suratını ekşitti. Kocasının giysilerinin nerede olduğunu bulmak uğraşılması daha kolay bir sorun olurdu diye düşündü.

Ayağa kalktı, bu sefer başarılı bir şekilde; gemi motorundan gelen titreşim bacaklarını sarsıyordu. Ardından farklı bir his: Soğuk ve ıslak bir şey uyluğunun iç tarafına dökülüverdi. Bir prezervatif, yarısı hâlâ takılı. Capote angiaise’i, onun İngiliz Şapkası. Sinirli bir şekilde çekip çıkarıverdi onu. Böylesi şeyleri kullanmaktan nefret ederdi ama Roland bir erkek kedi gibi önüne gelenle yatıyordu. Charles berbat bir hastalığa yakalanmaktan korkuyordu. Bu yüzden, tabiri caizse, ne zaman Pia’yla zevkli bir gezintiye çıksa at arabasına koruyucu başlık takardı.

Pia, yatağın güneşliğinin gölgesi altında tekrar kaybolduğunda Charles’ın görme alanının dışında bir hareket, Pia’nın süt beyazı teni, gözüne ilişiverir gibi oldu. Belli belirsiz bir tıkırtı onu alarma geçirdi. Charles, sert ve keskin uçlu nesneler yağmurunu kol düğmeleri, yaka düğmeleri, mücevherli taraklar, pasaportu, cüzdanı, Pia’nın komodinin Üzerinden alabildiği ne varsa tam zamanında başka yöne çevirmek için kollarını ve ellerini yukarı uzattı. En sonuncusunu, anlaşıldığı kadarıyla kendi cep saatini, yakalamaya çalıştı ama tutamadı. (Gün ışığında bile kesinlikle derinlik algısına sahip değildi Charles.) Pia’nın komodinin üzerinden daha başka şeyler aldığını duyduğunda döküntülerin arasından geçerek, karanlık köşede eliyle kadının ayağını yakaladı; sinir bozucu bir parfüm bulutuna doğru ileri atılmıştı. Ayağından tutarak Pia’yı kendine doğru çekti.

Neredeyse hiç ağırlığı yoktu. Pia Montebello sadece 1.50 cm boyundaydı, ancak her erkeğin sahip olmak isteyeceği en şehvetli, en kıvrımlı hatlara sahip bir 1,50′lik kadındı. Charles onu kollarına aldı, bu 1.80 santimin üzerinde boya ve 90 kilo üzerinde ağırlığa sahip, kaslı bir erkek için basit bir şeydi.

Pia kıpırdandı ve anadili İtalyanca’ya geri döndü, belden aşağı küfürler kataloguna dönüşlü söyledikleri: “Traditore di merda, merdoso. merdonaccio, merda di madonna …” Hain, pislik herif, bok herif. Pia yastıkları tekmeledi, Charles elini açmaya çalışırken o, saten örtüleri dağıttı; avucunda muhtemel bir fırlatılabilecek cisim tutuyordu sımsıkı.

Onu ikna etmeye çalıştı. “Sana söyleyecektim,” dedi, “Nice’te, daha iyi şartlar altında.” _

“Seni kokuşmuş, iğrenç…” diyerek İtalyanca devam etti,

“Daha bir hafta oldu karar vereli. Ve tüm sülalenin bir sonraki gemiye binmesini kesinlikle beklemiyordum. Onlar geçen ay Fransa’ya geri döndüğümü sanıyorlar.”

Sorun tam olarak şuydu: Bu akşam, yemekte, Pia’dan çok da uzak olmayan özel bir masada “Harcourt/Vandermeer evlilik kutlamasının” Vandermeer tarafı olduğu söylenen bir grup, sıkıcı bir kutlama yapıyordu. Pia akşamın ilerleyen saatlerinde, geceye doğru Charles’la seviştikten hemen sonra bu “isimlerin komik tesadüfünden bahsetti, üstündeki adamın sadece bir hafta önce kendini, ismini, unvanını, servetini ve parasını anlaşmayla Vandermeer’lere veren Harcourt’un ta kendisi olmasının bir tesadüf olmadığına bir saniye bile izin vermedi.

Charles bu gerçeği kabul ettiğinde bile Pia onun bir anlığına şaka yaptığını düşünmüştü; adı gibi emindi ondan.

Charles Pia’yı deli gömleği giydirmiş gibi sımsıkı kucaklamış halde yumruğunu açmaya çalıştı; her seferinde bir parmağını açarak Pia “ya küçük fakat etkileyici elmas ve siyah yeşim taşından yapılmış tasma şeklindeki kolyesini bunların benzerlerini Pia’ya vermesine izin yoktu serbest bıraktırdı.

“Evlisin,” diye yakındı Charles.

“Ve benim evli olmam hayatlarımızı zorlaştırmaktan başka bir şey yapmadı!”

“Öyleyse boşan kocandan.”

Pia burnunu çekti ve Charles’ı itmeye çalıştı. “Böyle diyeceğini biliyordum! Yapamayacağımı biliyorsun.” Yine, bu konu her açıldığında listelediği nedenleri sıralamaya başladı. “Çocuklarım .. skandal… para… Roland’ in ünvanı Bir ailem var, biliyorsun.”

“Ve ben de bir aile isteyebilirim.” Kolyeyi çarşafların arasına bir yere fırlatıverdı ve Pia’yı serbest bıraktı.

Narin yapılı, güzel bir siluet gibi uçuşan perdelerden içeri giren ışığa doğru, yataktan yaylanarak kalktı. “Nispet olsun diye yapıyorsun,” dedi eğilip korseye benzeyen şeyi yerden alırken.

“Gerçekçi davranıyorum. Artık yaşlanıyorum…”

“Ah Charles, istediğin zaman herhangi biriyle evlenebilirsin yaşlandığında, eğer seçersen.” Charles’a baktı ve biraz pohpohladı onu. “Çekicisin, zekisin, olağanüstü derecede popülersin.” Son darbe: “Fena ve sert tarzınla, biliyorsun, oldukça gösterişli

Charles karanlıkta suratını buruşturdu ancak bu suratı sıcak bastı biraz. Böylesi pohpohlamalara karsı zayıf olmasından nef…

Satın Alabilirsiniz

Acıktın mı? Mükemmel bir yemeğe ne dersin?Korr.com.tr

Burada yer almak ister misiniz?
Satın alma bağlantılarını web sitenize yönlendirin.

Genel Bilgiler

Benim için ARA!

Cevap ver

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Kapat

Forza Rowing Club