Yeşil | Mihriban Doğan, Ted Dekker | Biraz Oku Sonra Al

Birazoku.com sitesinde de kitapların ilk sayfalarından biraz okuyabilir, satın almadan önce fikir sahibi olabilirsiniz. Devamı »

Yazar ya da yayınevi iseniz kitaplarınızı ücretsiz yükleyin!

Facebook’ta Beğen

“Çembere girdiğinizde sizin de kazanmanız gereken bir savaş olacak. Hazırlıklı olun!”
Goodreads

“Eğer hala çembere girmediyseniz, renklerin gizemini bir başka ağızdan dinlemenin hiçbir anlamı olamaz. Orada olanları hiç kimse, Ted Dekker’ın kendi sözcüklerinden daha ihtişamlı yansıtamaz.”
Fantastic Fiction

“Milyonlarca insanın bu seriyi neden okuduğunu son sayfaları çevirirken anladım: Yeşil, hepimizi çağırıyor.”
Los Angeles Times

*

Sonunda… Çember yeniden doğdu.
Yeşil’e hoş geldiniz. Kitap Sıfır’a.
Yeşil kitap sıfırdır; çember için hem başlangıç hem de bitiş çizgisidir.
Çember, renklerin dünyasıdır ve bu renklerden Yeşil ise baş döndüren hazdır.
Yeşil, kıyamette yaşanan bir aşk ve ihanet hikâyesidir.

***

24 yaşındaki genç Thomas Hunter, bizim dünyamızda ve bizim yaşadığımız zamanda bir gün uyuyakalır ve gözlerini 2000 yıl ileride, kadim peygamberlerin önceden bildirdiği o korkunç kıyametin yakıp yıktığı başka bir dünyaya ait Kara Orman’da açar. Savaş, ihanet, hastalık ve ölüm, yaşayan her canlıyı tehdit etmektedir ve buna engel olabilecek tek bir kişi vardır: Thomas Hunter.

Dünyanın dengesinin aniden şiddetle sarsılması ise an meselesidir.

Thomas zamanlar arası geçişi bulmalı ve iki dünyanın da kurtuluş anahtarının gizli olabileceği dünyamıza dönmelidir.

Daha önce duyduklarınıza hiç benzemeyen bir kıyamet öyküsüne buyurun. Bu kendi tarihimizle ilişkili, öylesine şaşırtıcı bir öykü ki başka bir dünyada olduğunuzu unutacaksınız.

***

ÇEMBER NEREDE BAŞLIYOR?
Çoğu serinin aksine, Çember Serisi tamamen döngüseldir; yani Kitap Sıfır olan Yeşil, hem seriyi okumamış olanlar için bir başlangıç, hem de Siyah, Kırmızı ve Beyaz’ı okuyup seriyi tamamlayanlar için bitiş niteliğindedir. Korkmayın, hikâye hem çember hem de sıfır gibi kesintisiz işler. Seçim size kalmış, ister Siyah’la ister Yeşil’le başlayın.
Maceranın derinliklerine dalın.

Ted Dekker

*

Önsöz

Tarih Kitapları’na göre, 2010 yılından sonra meydana gelen her şey aslında M.S. 4036’da başladı. Geçmişte değil, gelecekte başladı. Bu belki ilk başta biraz kafa karıştırıcı gelebilir; ama bazı şeylerin geçmişe olduğu kadar gelcceğc de bağlı olduğunun farkına vardığınızda, mükemmel biçimde anlaşılır hâle geliyor.

Dünyanın tarihi olan biten her şeyin sadece aslını kaydeden şu muhteşem eserlerde, yani Tarih Kitaplarında yazıldı. Dünya, Danyal ve Yahya Peygamberlerin kitaplarında önceden bildirdiği ve sonra Tarih Kitapları’na tarih olarak kaydedilen bir kıyamette yok oldu. Lakin tarihin zamanı henüz dolmamıştı ve Elyon o büyük bilgeliğiyle, Tanis isimli bir yeni doğanı dünyaya gönderdi.

Bu defa Elyon insanlara bir avantaj vermişti: Bir zamanlar ruhani ve görünmez olanlar, şimdi fiziksel ve görünür hâle gelmişti. Tüm iyi ve kötüleri görmek, hissetmek ve onlara dokunup, tatlarına bakmak mümkündü. Gelgelelim zaman geçtikçe insanlar gerçeğe gözlerini kapadılar, gerçeği kuşatan güçleri görmez oldular.

Yine de Elyon’u bir zamanlar olduğu gibi görmeyi arzulayan küçük bir asi grubu vardı. Rüyalarında yirmi birinci yüzyılı ziyaret ettiğini iddia eden bir adam onlara önderlik ediyordu.

Onun adı Thomas Hunter’di.

Bu onun hikâyesidir.

*

0

Gelecek

Thomas Hunter’in karısı Chelise Hunter, oğlu Samuel’in yanında ayakta durmuş, Yıllık Toplantı için çölü aşıp gelmiş insanlarla dolup taşan vadiyi seyrediyordu. Dövülen davulların sesi uçurumlardan yankılanıyordu; binlerce insan güneş ufukta kaybolduktan sonra başlayacak olan son törenleri beklerken, ya gruplar hâlinde dolanıyor ya da küçük çemberler hâlinde dans ediyorlardı. Birazdan gece sadakat feryatlarıyla dolacak ve hepsi de, besili ineklerin ve en büyük düşmanları Güruh’tan kurtulma ümidinin tadını çıkaracaklardı.

Ancak güçlü bir kılıcı olan, ateş bakışlı savaşçı Samuel, belli ki ümidini tamamen farklı bir şeye bağlamıştı. Kıpırdamadan duruyordu, fakat annesi göğüs ve omuzlarını saran deriden zırhının içinde adalelerinin gergin olduğunu ve zihninde ise bu adalelerin çoktan harekete geçtiğini, savaşmak için hızlandıklarını biliyordu.

Chelise’nin saçları esen meltemle yüzüne doğru savruldu. Ağır ağır nefes alıp vererek sakinleşmeye çalıştı, “Samuel, bu imkânsız. Tamamen aptallık.”

“Öyle mi? Bunu Sacura’ya söyle bence.”

“O da bana hak verirdi.”

Birkaç gün önce üç çocuk annesi olan Sacura, şimdi artık iki çocuk annesiydi. On beş yaşındaki oğlu Richard, arkadaşlarıyla birlikte Topluluk’a giderlerken grubundan koptuğunda, bir Güruh keşif birliğince yakalanmış ve asılmıştı.

“Öyleyse aptal olan kendisidir, ben değilim.”

“Şiddete başvurmayan yöntemlerimizin, gelişigüzel bir strateji olduğunu mu sanıyorsun?” diye Chelise sordu. “Ölüme daha çok ölümle karşılık vermenin bize barış getireceğini mi sanıyorsun? Şayet hatırlarsan, ben de dâhil olmak üzere vadideki hemen herkes bir zamanlar Güruh’a mensuptu-şimdi bizim yolumuza girmediler diye ailelerini mi avlamak istiyorsun?”

“Sen de bizi katletmelerini mi istiyorsun? Senin bu düşmanımıza olan anlamsız sevginden vazgeçmeden önce, daha kaç tanemizi öldürmeleri gerekiyor?”

Chelise onun bu küstahça karşılık vermelerini daha fazla kaldıramayacaktı. Yüzüne hemen oracıkta bir tane tokat atmamak için kendini çok zor tuttu. Ancak tam da o anda şiddet uygulamanın oğlunun konumunu güçlendireceğini fark etti.

Samuel de bu durumda yalnızca sırıtırdı. Chelise dövüşmeyi biliyordu, hepsi de geleneklerine uygun olarak öğrenmişlerdi ama Samuel kartalsa, Chelise onun yanında ancak kelebek olabilirdi.

Chelise sakinleşti. En küçük oğlu Jake’in iyiliği için, Elyon’ın yolunu izlemelilerdi. Chelise’nin babası, Güruh’un komutanı Qurong’un ve annesinin iyiliği için. Dünyanın iyiliği için, duygularının onları zorladıkları şeylere değil, bildiklerine sıkıca tutunmalılardı. Şimdi silahlara sarılmak, Çember’in savunduğu her şeyi hiçe saymak anlamına gelecekti.

Samuel’e dönüp baktığında, zırhının altındaki sol kolunun yeninin kıvrılmış olduğunu fark etti. Chelise onun yenini aşağı çekerek düzleştirdi. Arkalarında bekleyen üç atlı muhafıza bir bakış atarak, “Zor, biliyorum,” dedi. Samuel’in takımı, hepsi de onun nefretini paylaşan birkaç düzine adamdan oluşuyordu. Sevdiklerinin, Güruh’un ellerinde ölmesini görmekten bıkmış olan şerefli insanlardı bunlar.

“O, yaşamdan daha büyük, hepimiz bunu biliyoruz. Senin onun oğlu olman, onun gibi çığır açman gerektiği anlamına gelmez.”

Niyeti Samuel’i yatıştırmaktı ama o kaskatı kesildi ve Chelise sözlerinin tam tersi bir etki yarattığını anladı. “Thomas kadar iyi olmayı istemediğinden değil, ancak-“

Samuel kendini geri çekerek, “Bunun Thomas’la bir ilgisi yok!” diye çıkıştı. “Hiç kimse öyle bir geçmişi olan bir adam kadar iyi olamaz. Benim endişem gelecek, onun rüyaları vasıtasıyla dünyalar arasında gidip gelen çılgın bir geçmiş değil.”

Samuel’in, Thomas’ın rüyalarında zamanda geriye yolculuk ettiğini iddia ettiği zamana atıfta bulunması garipti. Thomas bugünlerde bundan nadiren söz ediyordu.

“Onun rüyalarını unut. Kocam, Çember’in lideri. On iki bin kalbi hakikatin yolunda tutmak gibi bir görevi var ve onun oğlu olan sen, bunu baltalayacak mısın?”

Samuel’in çenesi kırıştı. “Hakikat mi, anne?” diye tersledi. Bir zamanlar Thomas ve Orman Muhafızlarının kontrol ettiği, şimdi ise Chelise’nin babası, Güruh’un lideri Qurong’un yaşadığı Qurongi Ormanı yönünde, güneyi işaret etti. “Hakikat şu ki; senin değerli Güruh’un bizden nefret ediyor ve bizi bulduğu yerde katlediyor.”

Chelise, “Sen bu konuda ne öneriyorsun?” diye bağırdı. “En büyük kutlamamızın arifesinde, şimdiye dek çoktan şehre dönmüş birkaç Serseri’yi aramaya mı kalkalım?”

Samuel elini indirdi, arkadaki adamlarına baktı. Sonra tekrar güneye baktı. “O şimdi elimizde,” dedi.

“Kim şimdi elinizde?”

“Sacura’nın oğlunu öldüren Serseri. Onu bir kanyonda tutsak ettik.”

Chelise buna ne cevap vereceğini bilemiyordu. Bir Serseri’yi tutsak almışlardı? Kim şimdiye kadar böyle bir şey duymuştu ki?

“Onu çölde yargılayacağız,” dedi Samuel.

“Ne amaçla?”

“Adalet için!”

“Onu öldüremezsiniz, Samuel! Topluluk mahvolur! Bunun babanı nasıl etkileyeceğini ise sana söylememe bile gerek yok “

“Babamı mı?” Annesine baktı. “Veya seni anne, bütün aşağılık ve günahkâr insanların en büyük komutanı Qurong’un kızını?”

Chelise ona bir tokat attı. Avucunu hafifçe değdirdiği bir tokattı ancak sesi bir kırbaç gibi çıkmıştı.

Samuel sırıttı. Chelise o anda öfkesini geri almış olmayı diledi.

“Özür dilerim. Üzgünüm, bunu yapmak istememiştim. Fakat sözünü ettiğin benim babam!”

“Evet, yapmak istedin, anne.” Döndü, atına doğru uzun adımlarla yürüdü.

“Nereye gidiyorsun?”

“Bir mahkemeyi yönetmeye,” dedi.

“Öyleyse en azından onu getirin, Samuel” diyerek arkasından koştu, fakat Samuel çoktan eyerine sıçramıştı. “Bunu bir düşün!”

“Düşünme faslını bitirdim.” Atının yularını çekerek hızla adamlarının yanından geçti, onlar da onunla birlikte döndüler.

“Şimdi harekete geçme zamanı.” “Samuel…”

Kafasını çevirip, “Bu aramızda kalsın, tamam mı?” dedi. “Bu kadar şahane bir kutlama gecesinin keyfini kaçırmayı hiç istemem.”

“Samuel. Vazgeç bundan!”

Atını mahmuzladı, onu toynakların sesiyle baş başa bıraktı.

Sevgili Elyon… Bu çocuk hepsinin mahvına yol açacaktı.

*

1

THOMAS HUNTER, karısı Chelise’nin yanında durmuş, bütün Güruh’un yakalandığı, derilerinde kabuk bağlatan hastalıktan kurtulmak için kızıl göllerde boğulmuş üç bin Elyon seveninin sıralandığı sığ vadiye bakıyordu.

Büyük Düğün’ün tekrar sahnelenmesi bir saat sürmüş, Topluluk’un çılgın kutlama gecesini başlatacak olan son selam da yaklaşmıştı.

Âdet olduğu üzere, hem o hem de Chelise beyazlar giyinmişlerdi, çünkü Elyon da beyazlar içinde gelecekti. Chelise’nin saçında zambaklar, üzerinde dökümlü ipek bir elbise; Thomas’ın üzerinde de bu düğün için dökülen kanı hatırlatmak adına yakasının etrafı kırmızıya boyanmış, ağartılmış bir tunik vardı.

Bu onlann büyük aşk hikayesiydi ve büyük ihtimalle vadide bu yüzden ağlamadık insan kalmamıştı.

Yine beyazlar içinde altı bakire, yüzleri Chelise ve Thomas’a dönük vaziyette, dizlerinin üstünde Büyük Düğün şarkısını söyledi. Yüzleri ateşli bir umarsızlıkla parlarken, tatlı, özlem dolu sesleri, nakaratı ahenkle haykırdıklarında vadiyi baştan aşağı kapladı.

Güzelsin… öyle Güzelsin ki… Güzel… Güzel…

Davulların vuruşuyla birlikte haykırış da gitgide arttı. Büyük çocuklardan biri olan Milus, gece erken vakitlerde, tarihlerini bir alkış tufanı altında anlatmıştı. Thomas artık kendi özel durumu sayesinde, onları buraya kadar getiren her şeyin izini sürebiliyordu.

On yıl önce, Teeleh’in hastalığının köleleştirdiği insanların çoğu Güruh’a mensuptu. Geri kalanlar da Elyon’un yol göstermesiyle, iki günde bir göllerde yıkanarak, hastalığın koyda kalmasını sağlayan Orman Sakinleri’ydi.

Daha sonra Qurong’un önderlik ettiği Güruh, ormanları istila edip, gölleri kirletmişti. Hepsi de aklı bozan, deriyi çatlatan bu hastalığa yenik düşmüştü.

Ancak Elyon bu kötü hastalığı yenmek için yeni bir yol buldu: Güruh’tan biri kızıl gölcüklerden birinde boğulduğunda, hastalık da bir daha yenilenmemek üzere iyileşecekti. Güruh boğulmayı seçerek, yeni bir hayat bulan kişilere albino ismini takmıştı, çünkü ciltleri ister koyu ister açık olsun pürüzsüzdü.

Albinolar bir Güven Çemberi oluşturdu ve liderleri Avcı’nın Thomas’ını takip ettiler.

Gelgelelim Güruh daha sonra iki ırka bölündü: Her daim hastalıklı Saf kan Güruh ile aslında Orman Sakinleri olup da, Qurong’un ormanları istila etmesinden sonra Güruh’a dönüşen melezler. Saf kan Güruh, melezleri hor görüyor ve onlara zulmediyordu, çünkü onlar bir zamanlar Orman Sakinleri’ydiler.

Bir melez olan Eram, Qurong’un zulmünden kaçarak, kuzey çöllerinin derinlerinde ona katılmaları için bütün melezlere kucak açmıştı. Onlar da orada gelişip serpilmişler, Qurong’a düşman olmuşlardı. Rivayete göre sayıları yaklaşık yarım milyonu buluyordu.

Güruh, Eram’ı takip eden hizibe, yani herhangi bir Serseri kadar hasta olan inançlı kişilerin döküntülerine Eramitler ismini taktı. Hepsi de cildi kaplayan, zihni bulandıran, iğrenç ve kötü ….

  • Kitap AdıYeşil
  • Sayfa Sayısı524
  • YazarTed Dekker
  • ÇevirmenMihriban Doğan
  • ISBN6054335619
  • Boyutlar, Kapak13,5x21 cm, Karton Kapak
  • YayıneviMARTI KİTABEVİ / 2010

Yazarın Diğer Kitapları

Yazarın Diğer Kitapları

Bere Kafalar'ın Macelarını Kaçırmayın!

Çocuklar için şiddet, argo, küfür ve zararlı içerik barındırmayan eğlenceli videolar yapmaya söz verdik.



Okudunuz mu?

Rastgele Kitap Getir Son Girilenleri Getir

Yeni girilen kitapları kaçırmayın

Şimdi e-bültenimize abone olun.

Oynat Durdur
Vimeo Fragman Vimeo Durdur