Birazoku.com sitesinde de kitapların ilk sayfalarından biraz okuyabilir, satın almadan önce fikir sahibi olabilirsiniz. Devamı »

Yazar ya da yayınevi iseniz kitaplarınızı ücretsiz yükleyin!

Ezilmiş ve Aşağılanmışlar
Ezilmiş ve Aşağılanmışlar

Ezilmiş ve Aşağılanmışlar

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski

Dostoyevski’nin duygusal bir melodram ile kendi kişisel hikâyesini birleştirdiği ilk büyük romanı.Ezilmiş ve Aşağılanmışlar`ı diğer melodramatik-duygusal-tefrika romanlardan bambaşka bir yere yerleştiren şey, anlatıcı kahramanı…

Dostoyevski’nin duygusal bir melodram ile kendi kişisel hikâyesini birleştirdiği ilk büyük romanı.Ezilmiş ve Aşağılanmışlar`ı diğer melodramatik-duygusal-tefrika romanlardan bambaşka bir yere yerleştiren şey, anlatıcı kahramanı Vanya`nın Dostoyevski`nin kendisine çok benzeyen bir romancı olmasıdır. Dostoyevski kendi gençliğinden çıkardığı pek çok ayrıntıyı zekice ve anlayışlı bir dil ile başkahramanı Vanya`nın hayatına döker. Tıpkı Dostoyevski`nin başına geldiği gibi, günün ünlü eleştirmeni Belinski, İvan Petroviç`in ilk romanını coşkuyla över. Bu romanın içeriği Dostoyevski`nin ilk romanı Zavallılar`a benzer. Bu övgüler üzerine aklı başından giden genç yazarın kitapta içtenlikle anlatılan mutluluğu da Dostoyevski`nin gençliğindeki mutluluğuna benzer diye düşünür okur. Bu noktada nerede yazarın kendi hayat hikâyesinin bitip nerede hayalgücünün başladığını çıkaramamak okuru daha da kışkırtacaktır.
Orhan Pamuk

Dostoyevski’nin duygusal bir melodram ile kendi kişisel hikâyesini birleştirdiği ilk büyük romanı.Ezilmiş ve Aşağılanmışlar`ı diğer melodramatik-duygusal-tefrika romanlardan bambaşka bir yere yerleştiren şey, anlatıcı kahramanı Vanya`nın Dostoyevski`nin kendisine çok benzeyen bir romancı olmasıdır. Dostoyevski kendi gençliğinden çıkardığı pek çok ayrıntıyı zekice ve anlayışlı bir dil ile başkahramanı Vanya`nın hayatına döker. Tıpkı Dostoyevski`nin başına geldiği gibi, günün ünlü eleştirmeni Belinski, İvan Petroviç`in ilk romanını coşkuyla över. Bu romanın içeriği Dostoyevski`nin ilk romanı Zavallılar`a benzer. Bu övgüler üzerine aklı başından giden genç yazarın kitapta içtenlikle anlatılan mutluluğu da Dostoyevski`nin gençliğindeki mutluluğuna benzer diye düşünür okur. Bu noktada nerede yazarın kendi hayat hikâyesinin bitip nerede hayalgücünün başladığını çıkaramamak okuru daha da kışkırtacaktır.

Orhan Pamuk

Birinci Bölüm

1

Geçen yılın 22 Mart akşamı garip bir olay geçti başımdan. Bütün gün dolaşmış, kendime bir daire aramıştım. Oturduğum yer pek rutubetliydi, bu yüzden kötü kütü öksürmeye başlamıştım. Daha sonbaharda koymuştum aklıma oradan çıkmayı, ama ilkbahara kadar oyalanmıştım.

Sabahtan beri dolaşmıştım ama istediğim gibi bir yer bulamamıştım. Tek oda bile olsa, ayrı bir daire olsun istiyordum Sonra, geniş elbette kirası da az olmalıydı. Dar yerde kişinin düşüncelerinin de daraldığım anlamıştım. Yazacağım öyküleri düşünürken odanın içinde bir aşağı bir yukarı dolaşmayı severim. Sırası gelmişken söyleyeyim: Öykülerimi yaşmaklan çok, onlar üzerinde düşünmek, hayal kurmak hoşuma gitmiştir her zaman. Doğrusu, tembelliğimden değildir bu. Peki ama nedendir öyleyse?

Sabahtan beri iyi hissetmiyordum kendimi. Akşamüzeri ise oldukça fenalaşmıştım, titriyordum Üstelik, bütün gün ayaktaydım, yorulmuştum. Hava kararmaya başladığında Voznesenski Caddesinden geçiyordum. Petersburg’un narlı güneşine, özellikle gurubuna kuşkusuz açık, dondurucu soğuk akşamlarbayılırım. Her yanı kızıl bir ışık kaplar birden. Evler alev alev yanmaya başlar sanki. Boz, kirli yeşil renklerinin kasvetli görünümü bir anda kaybolur, insanın içi aydınlanır sanki. Ürperirsin ya da biri dirseğiyle dürtmüş gibi irkilirsin. Yepyeni duygular doldurur içini… Bir güneş ısınının insanın ruhunda yaratabileceği değişiklik öyle büyüktür ki!..

Gelgeldim, çok geçmeden yok olmuştu bu güneş ışını. Dondurucu soğuk burnumun ucunu sulatıyordu. Hava iyice kararmıştı Dükkanların pencerelerinden gaz lambalarının ölgün ışığı sızıyordu Millerin pastanesinin bulunduğu yana bakıyordum içimde. olağanüstü bir şey olacakmış gibi bir duygu vardı. Tam o anda karşı kaldırımda yanında köpeğiyle yaşlı bir adam ilişti gözüme. Anlayamadığım, tuhaf bir duygunun yüreğimi hızlı hızlı çarptırmaya başladığını bugünmüş gibi anımsıyorum.

Mistik bir insan değilimdir. Bani inançlarım yoktur. Fala inanmam. Bununla birlikle, herkes gibi benim başımdan da garip birkaç olay geçmiştir. Sözgelimi, bu ihtiyarı alalım: Onunla karşılaştığımda o aksam tuhaf bir şeyin olacağı niçin doğmuştu içime? . Üstelik hastaydım da. İnsan hastayken duyguları genellikle yanıltıcı olur.

Yaşlı adam bitkin adımlarla, bacaklarını hiç bükmeden, değnek gibi um atıyordu iki büklüm, elindeki bastonunu yere hafifçe vurarak pastaneye doğru yavaş yavaş vuruyordu. Ömrümde böylesine garip biçimli bir insan görmemiştim. Daha önceleri de Miller’in pastanesinde onunla her karşılaşmamda tuhaf bir duyguya kapılırdım. Uzun boyu, kambur sırtı, seksenlik ölgün yüzü. lime lime paltosu; ancak ense kısmında aktan çok sarı beyaz bir tutam saç kalan çıplak basındaki, kullanılacak yeri kalmamış, yirmi yıllık, yuvarlak kenarlı şapkası; sanki düşünülmeden yapılan, kurumuş bir zemberek yardımıyla sürdürülüyormuşa benzeyen hareketleri… Bütün bunlar ilk bakışta şaşırtıyordu insanı. Doğrusu, yası böylesine geçkin bir ihtivan yapayalnız, yardımcısız görmek pek tuhaftı. Üstelik, bakıcılarından kaçmış bir deliyi de andırmıyor değildi hani. Aşırı sıskalığı da garibime gidiyordu: Beden diye bir şey yoktu onda sanki, iskeletinin üzerine yalnızca bir deri yapıştırılmış gibiydi.. Çevresi mosmor, iri, ama fersiz gözleri hiçbir şey görmüyordu ama bunu kesinlikle biliyorum hep karsıya bakardı. Yüzünüze baka baka önünde kimse yokmuş gibi üzerinize üzerinize yürürdü. Birkaç kez tanık oldum buna. Miller’in pastanesinde son zamanlarda gözükmeye başlamıştı. Nereden geldiğini kimse bilmiyordu. Köpeği hep yanındaydı. Pastane müşterilerinden konuşan yoktu onunla. Zaten o da konulmuyordu kimseyle. Kaldırımda durmuş, meraklı gözlerle onu izliyordum, “Niçin Miller’in pastanesine dadandı bu adam? diye düşünüyordum. Ne işi olabilir orada?” Hastalığımın, yorgunluğumun sonucu, anlaşılmaz bir can sıkıntısı sarmıştı içimi. Kendi kendime sormayı sürdürüyordum: “Niyeti ne acaba? Ne düşünüyor? Bakalım düşünüyor mu hem? Yüzü bir şey anlatmaktan çok uzak.. Öylesine ölgün ki! Ondan bir parçaymış gibi yanından hiç ayırmadığı o köpeği de nereden bulmuş? Ne çok benziyorlar birbirine!.’

Zavallı köpek de seksen yaşında olmalıydı. Evet evet, kesinlikle o da seksen yaşındaydı. Bir kere, bir köpeğin gösteremiyecegi kadar yaşlı gösteriyordu. Sonra niçin onu ilk gördüğüm an, bu köpeğin öteki köpeklere benzemeyen, olağanüstü bir köpek olduğunu geçirmiştim aklımdan? Yüzde yüz büyülü, esrarlı bir yanı vardı? Belki de köpek kılığında bir Mefisto olduğunu, kaderinin birtakım bilinmez, gizli bağlarla sahibinin kaderine bağlandığını düşünmüştüm?.. Onu görseniz, son kez yirmi yıl önce birşeyler yemiş olabileceğini siz de düşünürdünüz. Sahibi gibi bir deri bir kemikti. Hemen hiç tüyü kalmamıştı üzerinde. Arkasında bir sopa gibi sarkan, hep bacaklarının arasına sıkıştırdığı kuyruğu da çıplaktı. Koca kulaklı basını hiç kaldırmaz, dalgın dalgın önüne bakardı. Ömrümde onun kadar iğrenç bir köpek görmedim. Adam önde, köpek arkada yürürlerdi. Hayvanın bumu, yapışık gibi sahibinin paltosunun eteğinden ayrılmazdı Yürüyüşleri de, görünümleri de her adımda şöyle söylerdi sanki:

“Yaşlıyız Tanrım, yaşlıyız, öyle yaşlıyız ki!”

Anımsıyorum, bir gün “sakın ihtiyarla köpeği, Gavami’nin…

Eklendi: Yayım tarihi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Kategori(ler) Roman (Yabancı)
  • Kitap AdıEzilmiş ve Aşağılanmışlar
  • Sayfa Sayısı368
  • Yazar Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
  • ISBN9789754708332
  • Boyutlar, Kapak13x19 cm, Karton Kapak
  • Yayıneviİletişim Yayınları / 2000

Yazarın Diğer Kitapları

  1. Ezilenler ~ Fyodor Mihayloviç DostoyevskiEzilenler

    Ezilenler

    Fyodor Mihayloviç Dostoyevski

    Geçen yıl, Mart ayının 22. gününün akşamında çok garip bur olay yaşadım. Oturduğum ev rutubetli olduğu için öksürük krizim tutmuş ve o gün, akşama...

  2. Suç ve Ceza (2 Cilt) ~ Fyodor Mihayloviç DostoyevskiSuç ve Ceza (2 Cilt)

    Suç ve Ceza (2 Cilt)

    Fyodor Mihayloviç Dostoyevski

    Edebiyat tarihinin en sinsi ve kötü karakterlerinden biri olarak karşımıza çıkan Raskolnikov bile sonunda eline geçirdiği ilk fırsatta gerçek sevginin ne olduğunu öğrenecektir. Ayrıca...

  3. Öteki Ben ~ Fyodor Mihayloviç DostoyevskiÖteki Ben

    Öteki Ben

    Fyodor Mihayloviç Dostoyevski

    Devlet memuru Jakov Petroviç Golyadkin, bir sabah işyerindeki masasının karşısında, kendisiyle aynı adı taşıyan, kendisine tıpatıp benzeyen bir memurun oturduğunu görür. Bu onun ikizi,...

Aynı Kategoriden

  1. Gece Yarısı Kütüphanesi ~ Matt HaigGece Yarısı Kütüphanesi

    Gece Yarısı Kütüphanesi

    Matt Haig

    “Yaşamla ölüm arasında bir kütüphane var,” dedi. “Bu kütüphanedeki raflar sonsuza kadar gider.  Her kitap yaşamış olabileceğin başka bir hayatı yaşama şansını sunar sana....

  2. Bu Yas Yuvası – Bir Cinayet Davasının Öyküsü ~ Helen GarnerBu Yas Yuvası – Bir Cinayet Davasının Öyküsü

    Bu Yas Yuvası – Bir Cinayet Davasının Öyküsü

    Helen Garner

    Üç erkek çocuk babası, eşinden boşanmış Robert Farquharson’ın arabası 2005 yılının Babalar Günü’nde çocuklarını annelerinin evine bırakırken yoldan çıkar ve bir sulama barajına gömülür....

  3. Paniğe Mahal Yok ~ Kevin WilsonPaniğe Mahal Yok

    Paniğe Mahal Yok

    Kevin Wilson

    Bir Şey Olduğu Yok’un Yazarından “Onun kitaplarıyla tanışın. Eşi benzeri olmayan dünyaların kapılarının açıldığını göreceksiniz.” — THE ATLANTIC Time, Esquire, USA Today, Entertainment Weekly, Vogue,...

Haftanın Yayınevi
Yazarlardan Seçmeler
Editörün Seçimi
Kategorilerden Seçmeler

Yeni girilen kitapları kaçırmayın

Şimdi e-bültenimize abone olun.

    Oynat Durdur
    Vimeo Fragman Vimeo Durdur