Birazoku.com sitesinde de kitapların ilk sayfalarından biraz okuyabilir, satın almadan önce fikir sahibi olabilirsiniz. Devamı »

Yazar ya da yayınevi iseniz kitaplarınızı ücretsiz yükleyin!

Facebook’ta Beğen

Bu kitapta yer alan bilgiler çocuk yetiştirmek adına okuduğunuz kitaplardan farklı olup; aile içi iletişimden yola çıkarak iyi birer eş nasıl olunurun; mutlu ailede çocuk yetiştirmenin önemini ve yollarını göstermektedir. Bu kitap size çocuk yetiştirirken bilinmesi gereken konuların çoğunu size önerilerle birlikte sunmaktadır. Aile içi doğru ve etkili bir iletişim kurabilmenin sırları. Aile içi iletişimde bazı değerler ve öneriler.

Sevginizi artırmanın yolları. Çocuk sahibi olduktan sonra sıkça yapılan bazı hatalar. Hamilelik ve sonrasında annenin psikolojik durumu. Babalar ve bebeklerin arasındaki iletişim ve öneriler. Yeni doğan bebekler neden ağlar? Bebeğinizle iletişim kurabilmek için bazı öneriler. Ay ay bebeğin gelişimi ve öneriler. 1. yaştan 8 yaşına kadar çocuğun geçirdiği evreler. Çocuklarda cinsel gelişim. Âşık olan çocuğa doğru davranış şekli. Okul çağı gelmiş çocuklar için anne babalara öneriler. Kardeş kıskançlığı ve doğru davranış şekilleri. Çocuklarda davranış bozuklukları ve çözüm önerileri. Sorunların giderilmesi için işte kitap elinizde…

***

İÇİNDEKİLER

AİLE İÇİ İLETİŞİM VE ÇOCUK GELİŞİMİ…7
AİLE İÇİ İLETİŞİMDE BAZI DEĞERLER VE ÖNERİLER…13
AİLE İÇİ DOĞRU VE ETKİLİ İLETİŞİMDE DİKKAT ETMEMİZ GEREKEN DAVRANIŞLAR…29
ÇOCUK SAHİBİ OLDUKTAN SONRA YAPILAN BAZI HATALAR…37
HAMİLELİKTE ANNENİN PSİKOLOJİK DURUMU…45
DOĞUM SONRASI ANNENİN PSİKOLOJİK DURUMU…46
ANNE VE YENİ DOĞAN BEBEK…51
BEBEĞİNİZLE İLETİŞİM KURABİLMEK tÇİN BAZI ÖNERİLER…54
BİRİNCİ AY…57
İKİNCİ AY…59
ÜÇÜNCÜ AY…61
DÖRDÜNCÜ AY…63
BEŞİNCİ AY…65
ALTINCI AY…67
YEDİNCİ AY…69
SEKİZİNCİ AY…71
DOKUZUNCU AY…73
ONUNCU AY…77
ON BİRİNCİ AY..81
ON İKİNCİ AY…85
BİR YAŞ GELİŞİM ÖZELLİĞİ…88
İKİ YAŞ GELİŞİM ÖZELLİĞİ…99

***

AİLE İÇİ İLETİŞİM VE ÇOCUK GELİŞİMİ

Psikolojik yönden sağlıklı bireyler yetiştirebilmenin yolu doğru iletişimden geçer. Her yönden hayırlı evlatlar istiyorsak önce iyi bir eş miyiz, bunu gözden geçirmeliyiz. İyi bir eş olabil­mek için tabii ki doğru iletişim kurmak gerekir. Eşimiz ile sağ­lıklı iletişim kuramadığımız, sık sık sorunun baş gösterdiği bir ortamda çocuklarımızı sağlıklı psikolojiye sahip bireyler olarak yetiştirebilmek neredeyse imkânsızdır.

Olumlu çocuk yetiştirmenin ilk şartı, olumlu anne-baba ola­bilmektir. Hiçbirimiz mükemmel değiliz; ama çoğu zaman baş­kalarından ve özellikle çocuklarımızdan mükemmel olmalarını isteriz. İyi eğitilmiş ve topluma kazandırılmış bir genç, hem aile­si hem de toplum için bir servettir. Unutmayın, bazı kayıplar vardır ki asla telafisi mümkün değildir. Bazı hatalar da vardır ki bunların da onarımı imkânsızdır. İşte çocuklarımızı böyle hata­lar ve kayıplarla kaybetmemeliyiz.

Sevgili anne babalar, hepimizin bildiği bir söz vardır: “Eği­tim ailede başlar.” Gerçekten de hepimiz çocuğumuza elimiz­den geldiğince, aile içinde gereken terbiyeyi ve bazı becerileri kazandırmaya çalışıyoruz. Ama bunu yaparken öğütlediklerimizin ne kadarını kendimiz uyguluyoruz; işte bunun bilincinde değiliz.

Her ebeveyn, çocuklarını başarılı bir birey olarak yetiştir­mek ister. Bunun için, maddi durumu nasıl olursa olsun, kendi durumu doğrultusunda çocuğu için iyi bir gelecek sağlamaya çalışır. Onu en iyi okullarda okutmak için çırpınır. Ancak bura­da görmezden gelinen bir gerçek var: Hayat, o ezberlenen başarıların neredeyse tüm bütünü kapsamasından daha önemlidir. Asıl önem vermemiz gereken husus; çocuğumuzun sağlıklı bir kişiliğe, oturmuş bir karaktere sahip olmasıdır. Doğumundan itibaren birey, belli bir yaşa kadar çeşitli süreçlerden geçer. Bi­zim önemsememiz gereken, çocuğun bu süreçleri nasıl atlattığı ve nasıl bir kimliğe sahip olduğudur.

Çocuğun aileyi yansıttığı gerçeğini unutmamalıyız. Aile içindeki bireylerin kişilikleri, yaşam tarzları çocuğun kişiliğini şekillendirir. Çocuklar, çevrelerinde gördüklerini taklit ederek bünyesine alır. Yani aile, iletişim becerilerini doğru kullanamaz­sa çocuk da iletişim becerilerini doğru kullanamaz. Dolayısıyla böyle bir ortamda büyüyen çocuk, gerek ailede gerekse sosyal çevrede sürekli çatışma içine girerek sorunlar yaşar. Bu durum­da anne babaların izleyeceği yol şöyle olmalıdır: Anne-babalar önce kendi içlerinde barışık, huzurlu, sağlıklı, kendinden emin, ne istediğini bilen, kısası kendini tanıyan birer birey modeli ol­malıdırlar. Birinci aşamada durum böyle…

İkinci aşama ise anne ve babaların öncelikle çocuklarını tanımalarıdır. Çocuk, gelişimini sürdürürken yapılması gereken,  çocukların gelişim evrelerini bilmek ve içinde bulunduğu geli­şim dönemini tanımaktır. İnsan yaşamında çeşitli dönemler var­dır ve bu dönemlerin her biri, çocuk için yeni eğitim evresinin başlangıç aşamasıdır. Her dönem, çocuğun biraz daha olgunlaş­ması için geçirmesi şart olan bir süreçtir, ilk yetişkinlik dönemi­ne kadar olan süreçlerde ebeveynlerin üzerine düşen büyük so­rumluluklar vardır. Bu sorumlulukların bilincinde olmak, bu konuda bilgilenmek bu dönemlerin rahat aşılmasında çok bü­yük rahatlık sağlayacaktır.

Çocuklarda kişilik gelişiminin yani karakter oluşumunun %75’i, sıfır ile altı yaş arası geçirilen dönemde oluşur. Yani çocu­ğun nasıl bir karaktere sahip olacağı bu altı yıl içerisinde, anne- babadan aldığı eğitim ve davranışların sonucunda belirlenir.

Çocukları tanımak ve onları anlamak çok önemli olduğu için tekrar tekrar farklı yönlerden konuyu dile getirmek istiyorum. Çocukları tanıyabilmek için onların genel davranış özellik­lerini bilmemizin önemli olmasının yanı sıra onları ruhsal yön­den ayrıntılı olarak tanımamızın da Önemi büyüktür. Çocuğu­nuzu ruhsal yönden tanımak ve anlamak onların psikososyal ge­lişimi açısından çok önemli bir yer tutar. Ebeveynlerin çocukla­rını ruhsal yönden tanımadan onları istedikleri alana yönlendir­meye çalışmaları ve bu konudaki eğitim çabaları, çoğunlukla amacına ulaşamaz. Anne ve babalar, her an birlikte oldukları, günlük yaşamın her alamnda beraber vakit geçirdikleri çocuklarını, bazen tam olarak tanıyamamakta ve onların psikososyal ge­lişimini istediği yöne çekememektedir. Bunun sebebi; ebeveyn­lerin, çocuklarının sadece fiziksel bakımlarına yönelik beslenme, günlük bakım, uyku düzeni, sağlık problemleri gibi durumları sorumluluk bilinciyle dikkate alması ancak çocukların günlük hayatta yaşadığı olaylar karşısındaki düşüncelerini, tepkilerini, üzüntülerini, sevinçlerini, yani ruhsal yönlerini gerektiği kadar hesaba katmamalarıdır. Bazı ebeveynlerin, çocuklarının olumsuz olaylardan etkilenerek psikolojilerinde çeşitli problemler meydana geldiğinde, bunu göz ardı ettiklerini ve konu ile ilgili “Onlar çocuk ne olacak ki…” gibi ifadeler ortaya koyduklarını gördükçe çok üzülüyorum. Günlük yaşamın karmaşası içinde çocukların, olumsuz olaylardan ruhsal açıdan etkilenebilecekle­ri, akla en son gelebiliyor.

Bütün ebeveynler çocuklarının gelişimiyle ve ruhsal yönle­riyle yeterince ilgilendiğini söyler; fakat kendi vicdanı ile baş ba­şa kaldığında ” Çocuğuma bugün ne kadar vakit ayırdım?” so­rusunun cevabını “yeterince” olarak karşılayamaz. Üzülerek be­lirtiyorum; bu soruya olumlu karşılık veren ebeveynlerimizin maalesef pek azı teşkil eder. ABD’de yapılan istatistiklere göre bir babanın çocuğunu günlük görmesi gereken sürenin yedi sa­niye olduğu ortaya konulmuştur. Aynı çatı altında yaşayıp da sonucun böyle çıkması düşündürücü ve bir o kadar da üzücü…

Her bir çocuğu ayrı bir dünya olarak kabul etmeli, onların ruhsal benliğine inebilmeliyiz. Bu durum da ancak anne ve ba­baların bilinçlendirilmesi ile sağlanabilir. Çocuk eğitiminde ço­cuğun doğru şekilde yetiştirilmesi ve topluma hazırlanması, an­cak şu şartlarda mümkün olabilir:

Anne ve baba çocuğun dünyaya gelişinin ilk gününden iti­baren onunla ilgilenmeli, sevgi ihtiyacına karşılık vermeli; çocu­ğun bakım, beslenme ve korunmasını sağlamak, ona değer ver­meli, kişilik yapışma saygı duymalı, ona yeterince vakit ayırma­lı, çocuk ile karşılıklı iletişim kurabilmeli, ideal bir aile ortamı ha­zırlamalı. Çocuğun her konuşması, davranışı ve yorumuna anne babanın verdiği tepki, çocuğun kişilik gelişiminin şekillenmesine katkıda bulunmaktadır. Ebeveynlerin çocuğa yönelik sözlü, söz­süz tepkilerinin ve davranışlarının, çocuk üzerinde iyi ya da kö­tü etkileri olacaktır. Örneğin; çocuk yanlış bir şey yaptığında ve bunu tekrarladığında sessiz kalan ebeveyn dolaylı yönden “Ben bu davranışını destekliyorum.” mesajmı verir. Diğer taraftan ço­cuğun olumlu davranışını onaylamayan bir ebeveyn, çocuğa yi­ne dolaylı yönden “Bu davranışın benim için önemli değil, olsa da olur olmasa da olur.” mesajını verecektir. Durum böyle olunca, görmezlikten gelinen ve tekrarlanan hatalar giderek çoğalır, olumlu davranışlar ise giderek azalır. Bununla beraber çocuğun her yaptığı davranışın kontrol altında tutulması onu ruhsal geri­lime itebileceği gibi çocuğu kontrolsüz ve kendi hâline bırakmak da çocukta önüne geçilemeyen davranış bozukluklarının oluş­masına zemin hazırlayacaktır. Ebeveynlerin en ideal davranış şekli, iki ayrı tutumun ortasında hareket etmesi olacaktır.

Ebeveynler için, çocuklarının psikososyal gelişimini sağla­mak ve en uygun eğitimi verebilmek adına en doğru davranış şekillerini şöyle sıralayabiliriz:

* Eğitim ve yönlendirmede iki uç noktanın ortasında denge­li bir tutum sergilemek.

* Anne ve babaların, çocuğa karşı tutumlarında davranış birliği içerisinde olması ve tutarlı olmaları.

* Zaman aşımından dolayı yaşanan olaylara farklı farklı tep­ki vermemek.

* Çocuğa verilen tepkilerin yersiz ve abartılı olmaması, gü­zel ve faydalı davranışlarının onaylanması.

* Yanlış davranışlarının sonucunda sadece kızmak yerine mantıklı açıklamalarla çocuğa doğru davranış şeklinin anlatıl­ması.

* Kişilik yapışma saygılı olmaları, onlara söz hakkı tanıma­ları, her koşulda sevildiğini hissettirmeleri, onlara güven duygu­sunu aşılamaları.

* Sosyal ve psikolojik sıkıntılarını çocuklara yansıtmamaları, onlardan gelişim ve kapasitelerinin üzerinde beklentiye girme­meleri.

* Onlara yeterince zaman ayırmaları.

AİLE İÇİ İLETİŞİMDE BAZI DEĞERLER VE ÖNERİLER

KABUL, ONAY VE DEĞERİN BİLİNMESİ

İletişimde kabul, onay ve değerin bilinmesi en önemli fak­törlerdendir. Eğer bu üç davranış durumunu (kabul, onay ve de­ğerin başkalarınca bilinmesi) hayatımızda uygulamayı başarabi­lirsek, hayatta neler elde ettiğimize biz bile inanamayız. Bu üç davranışa bağlı ihtiyaç, insanın içini kemiren ihtiyaçların en şid­detlisidir. İnsanları avuçları içinde tutmayı başaran kişiler, in­sanların bu açlığını ve susuzluğunu tatmin etmeyi büen nadide insanlardandır. Ebeveynleri çocuklarından övünerek söz etme­ye sevk eden, bu duygu ve isteklerdir. Yazarlara ölümsüz yapıt­larını yazdıran, “Koç ve Sabancıları” zengin olmaya teşvik eden neden de aynıdır. Hatta bazı gençlerimizi kirli işler yapmaya iten de bu duygu ve isteklerdir. Bunun içindir ki bu duygu ve is­tekleri olumlu yönde kullanmamız ön koşuldur. Bir insana ken­dini değersiz hissettirirseniz, çok büyük bir çöküntüye uğrama­sına neden olursunuz. Kişiye karşı yapılan kaba davranışlar, onun benlik duygusunun incinmesine ve kendini değersiz his­setmesine neden olacaktır.

1- KABUL: Kabul, bir vitamindir. Hepimiz, olduğumuz gi­bi kabul edilmeye açlık duyanz. Pek azımız genel olarak dış dünya ile iletişimimizde tamamen “kendi” olma cesaretini gös­teririz. Bu nedenle birlikteyken kendimiz olmayı göze alabilece…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Kitap AdıAile İçi İletişim ve Çocuk Gelişimi
  • Sayfa Sayısı176
  • YazarTuba Erduran
  • ISBN9786055416591
  • Boyutlar, Kapak14,5 X 21,5 cm, Karton Kapak
  • YayıneviTruva Yayınları / 2012-11

Yazarın Diğer Kitapları

Yazarın Diğer Kitapları



Okudunuz mu?

Rastgele Kitap Getir Son Girilenleri Getir

Yeni girilen kitapları kaçırmayın

Şimdi e-bültenimize abone olun.

Oynat Durdur
Vimeo Fragman Vimeo Durdur