Birazoku.com sitesinde de kitapların ilk sayfalarından biraz okuyabilir, satın almadan önce fikir sahibi olabilirsiniz. Devamı »

Yazar ya da yayınevi iseniz kitaplarınızı ücretsiz yükleyin!

Bellek
Bellek

Bellek

Alexandre Abensour

Bergson’dan Husserl’e Freud’dan Benjamin’e Belleğin Öyküsü “Bizim ruhumuz tek başına o kadar boş mudur ki dışarıdan ödünç alınan imgeler olmaksızın kendisi bir hiç olsun?”…

Bergson’dan Husserl’e Freud’dan Benjamin’e Belleğin Öyküsü
“Bizim ruhumuz tek başına o kadar boş mudur ki dışarıdan ödünç alınan imgeler olmaksızın kendisi bir hiç olsun?”
Leibniz

“Önemli olan altı birçok kez çizilmiş olandır, fakat en zayıf çizgiler bile kalır. Canlılar âleminde unutma yoktur, yaşanmışlığı bir çeşit sindirme vardır.”
Nietzsche

“Dünkü bilinç durumu ölmüş ve gömülmüştür. Bugünün bilinç durumunun varlığı dünkünü diriltmez. Mevcut bir imgenin, geçmişteki bir imgeyle özdeşleştiğini öne sürebilmesi için bahsetmediğimiz başka bir koşula ihtiyaç vardır.”
William James

“Bellek, adaletin anlamıyla tarih eleştirisi yolunda karşılaşır. Aynı zamanda hakkaniyetli bir bellek olmayan mutlu bellekten ne olur?”
Ricoeur

“Tek başıma bende, tüm insanlığın dünya dünya olalı beri sahip olduğu anılardan daha fazlası var.”
Borges

Bellek nedir? Geçmiş yaşantıların yalnızca anılarda, ama yepyeni ve bambaşka bir anlam temelinde kurulmasıdır. Elinizdeki kitap, belleğin, felsefe, bilim, antropoloji, tarih, kültür ve edebiyat gibi alanlarda nasıl kavrandığını anlaşılır biçimde ortaya koymaktadır. Belleğin zamanla, tarihle, insan ruhuyla, siyasetle, gündelik yaşamla ve geçmişle ilişkisini anlamak açısından eşsiz bir kaynak…

İçindekiler
13 Giriş
Birinci Bölüm
Bellek, Yaşam, Zihin
47 1. Platon
anımsama gerçek arayışına anlam katar
53 2. Plotınos
ruh hatırladığı şeye dönüşür
58 3. Aziz Augustınus
bellek zekâya ve iradeye bağlıdır
63 4. Hegel
‘anı derleme’
68 5. Kıerkegaard
yâd etme ve tekerrür
74 6. Nıetzsche
bellek türetir ve seçer
80 7. Bergson
alışkanlık belleği ve imge bellek
86 8. Freud
Belleğin Korunması
92 9. Squıre ve Kandel
enagramın dinamik niteliği
İkinci Bölüm
Bellek ve İmge
96 10. Platon
belleğin epistemolojisi
102 11. Aristoteles
imgelem ve bellek
108 12. Plotınos
bellek ve dikkat
113 13. Taıne
bellek ve deneyim
120 14. James
bilinç ve geçmişin imgesi
125 15. Sartre
gerçekdışı ve mevcudiyet
Üçüncü Bölüm
Belleğin Gücü ve Sınırı
129 16. Pseudo-Cicero
doğal bellek ve yapay bellek
137 17. Aziz Augustinus
belleğin gücü
142 18. Spınoza
belleğin süresi ve nedenleri
147 19. Schopenhauer
delilik bir bellek hastalığıdır
154 20. Rıbot
belleğin zayıflaması
159 21. Freud
bellekte bilinçaltı süreci
165 22. Proust
duyusal bellek
172 23. Borges
hiper bellek
Dördüncü Bölüm
Bellek, Zaman, Bilinç
176 24. Locke
kimlik ve bellek
182 25. Leıbnız
kimlik ve bilinç
188 26. Nıetzsche
etkin tutulma olarak unutma
192 27. Husserl
zaman bilincinin katmanları
197 28. Halbwachs
kolektif Bilinç
203 29. Benjamın
Şiir ve Bilinç
208 30. Rosenfıeld
belleğin kategorileri
212 31. Rıcoeur
belleğin sadakati ile tarihin hakikati
218 Sözlükçe
240 Kaynakça
247 Dizin

Giriş
“Biraz mürekkep yalamış adamsam da,
aklında bir şey tutabilen bir adam değilim.”
Montaigne, Denemeler, II, 10

1.

Belleğin Biçimleri

Bellek günümüzde felsefi çözümlemenin çok çeşitli alanlarında yer alır. Skolastik felsefeden miras olan psikolojide, belleğin akıl ve iradeyle birlikte ruhun ‘üç büyük melekesi’nden biri olarak tanımlandığı zamanlar çok gerilerde kaldı. Fenomenoloji, nörobilim, hermenötik ya da sosyoloji gibi daha pek çok disiplinin gelişiyle bu melekeler psikolojisi sarsılmıştır.

Ancak hâlen o zamandan gelen bariz bir devamlılık tespit etmek mümkün. Bellek kapasitesinin iyileştirilmesine ilişkin eserler çoğu zaman çok eski bir geleneğin (genelde bilinçsiz) mirasçılarıdırlar. Bu teknik MÖ. 6. yüzyılda Eski Yunan’da doğmuş ‘mnemoteknik’tir. Tekniğin yarı efsanevi doğuş öyküsü, şair Simonides’e atfedilir. Tarihyazımının doğuşu kadar eski olan bir şey de önemli olayları, üzerine kafa yorsunlar, hatta hayran kalsınlar diye gelecek nesillere aktarma kaygısıdır. Sanılanın aksine, belleği tarihin dehşetli anlarına yoğunlaştırmak bizim çağımıza özgü değildir. Eski şairler yahut tarihçiler, yalnızca kahramanların dorukta oldukları anları değil, nefretin kardeşi kardeşe kırdırttığı savaş trajedilerini de aktarırlar.

Sonuçta belki de en önemlisi belleğin, kendi benliğimizle olan ilişkimize hiç tartışmasız bağladığımız bir işlev olmasıdır. Öğretim öncelikle ‘iyi’ bir bellek kaygısını ön plana çıkarsa da, herkes belleğin kimlikten ayrılamaz olduğunu kavrar. Bunu, ilk olarak pek tabii ki anılarla, ardından da kimliğinin devamı olarak bizzat belleğe kaydetme işleviyle yapar. Bellek hastalıklarıyla –bugün en ünlüsü alzaymır hastalığıdır– amnezinin değişik biçimlerini böylesine gizemli ve ürkütücü kılan, bizi bu kişilik ayrışmasıyla sert bir biçimde karşı karşıya bırakmasıdır. Belleğim yoksa ben kimim? Başlarda şiir biçiminde ifade edilmişse de asıl soru işte bu kadim sorudur. Odysseia’daki lotus meyvesi, yolculuğun sonuna kadar adını yaşatmayı takıntı edinmiş olan Odisseus için bu kimlik kaybı tehdidini simgeler.

Demek ki kadim ‘melekeler psikolojisi’ gerçeklikten tamamen uzak da değilmiş. Evet, bellek ruhun temel bir ‘parçası’dır; evet belleği –kendisinden beslenen– zekâ ve iradeye bağlayan dayanışma iyice görülür, zira bir edim ancak geçmişe dayanıyorsa geleceğe yazılabilir. Fakat kimlik sorusu ana meseleyse de böyle bir melekenin ne surette düşünülebileceğine de bakmak gerekir. Öyle ki bellek sadece anı –hatırlanan şeyin belirgin bir niteliği– olmadığı gibi anımsama da –geçmişin aniden şimdiye gelmesi– değildir. Peki, bellek bu farklı işlevleri nasıl ortaya koyar? Bellek ‘izler’in kaydedilmesi ya da gayrimaddi bir hareketlilik olarak düşünülebilir mi? Bellek ‘duyusal’ mıdır, ‘akli’ mi? Ya da başka bir deyişle hayvanlar dünyasına, doğaya aidiyetimizin delili midir yoksa aksine tinsel boyutumuzun büyük işaretleri arasında mıdır? Öncelikle bu karşıtlığı incelemek gerekir, çünkü bu bellek tarafından sorulan zaman, kimlik ve ahlak sorularını şekillendiren eski ve daimi bir tartışma konusudur. (Yeni Platoncularla Stoacılar arasındaki karşıtlıktan başlayıp Bergson ve psikofizyolojiden geçerek örneğin Deleuze’e ve Changeux’ye kadar varır.)

Eklendi: Yayım tarihi
dcanetwork_AWR-Brand Awr_CPM_Affiliate_The Veil DCANetwork_Affinity_Multi_Banner_1x1_The Veil DCANetwork_OSD0003HKJ
dcanetwork_AWR-Brand Awr_CPM_Affiliate_ActolyeQDCABanner_Affinity_Multi_Banner_1x1_ActolyeQDCABanner_OSD0003CEJ

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Kategori(ler) Düşünce-Genel Felsefe
  • Kitap AdıBellek
  • Sayfa Sayısı256
  • YazarAlexandre Abensour
  • ISBN9786258411607
  • Boyutlar, Kapak13.5 x 21 cm, Karton Kapak
  • YayıneviFol Kitap / 2022
dcanetwork_AWR-Brand Awr_CPM_Affiliate_The Veil DCANetwork_Affinity_Multi_Banner_1x1_The Veil DCANetwork_OSD0003HKJ

Yazarın Diğer Kitapları

Bebhome Kahve

Aynı Kategoriden

Haftanın Yayınevi
Yazarlardan Seçmeler
Editörün Seçimi
Kategorilerden Seçmeler

Yeni girilen kitapları kaçırmayın

Şimdi e-bültenimize abone olun.

    Oynat Durdur
    Vimeo Fragman Vimeo Durdur