Birazoku.com sitesinde de kitapların ilk sayfalarından biraz okuyabilir, satın almadan önce fikir sahibi olabilirsiniz. Devamı »

Yazar ya da yayınevi iseniz kitaplarınızı ücretsiz yükleyin!

Dağlar ve Rüzgâr – El Yazısıyla Şiirler
Dağlar ve Rüzgâr – El Yazısıyla Şiirler

Dağlar ve Rüzgâr – El Yazısıyla Şiirler

Sabahattin Ali

“Dağlar ve Rüzgâr”ın bu özel baskısında Sabahattin Ali’nin şiirlerinin farklı arşivlerde bulunan el yazmalarıyla, kitap olarak yayımlanan biçimleri karşılaştırılarak farklılıklar gösterildi. Şiirlerin sonuna eklenen…

“Dağlar ve Rüzgâr”ın bu özel baskısında Sabahattin Ali’nin şiirlerinin farklı arşivlerde bulunan el yazmalarıyla, kitap olarak yayımlanan biçimleri karşılaştırılarak farklılıklar gösterildi.

Şiirlerin sonuna eklenen Notlar’da şiirlerin yazıldığı tarih, yer, yayımlandığı dergi, gönderildiği kişiler vb. bilgilerle birlikte Sabahattin Ali’nin mektuplarında şiirleri hakkında yazdıklarına da yer verildi.

Sabahattin Ali’nin yaptığı değişikliklerin izini sürmek ve şiirlerini el yazısından okumak isteyenler için “Dağlar ve Rüzgâr”hoş bir sürpriz.

Bütün gayretime rağmen kendimi lirik bir mecradan boşaltmak ihtiyacını duydum: İşte böylece şu son aylar içinde beş on manzume meydana geldi. Belki kıyamadığım için, bunları, eskilerden de birkaç tane ilave ederek neşrettim. Bunu yapmakla sahamın haricine çıkmadığım kanaatindeyim, çünkü bu şiirler de uzun bir hikâyenin parçalarıdır, uzun ve ebedi bir hikâyenin…  -Dağ Şiirleri, 1932

İçindekiler

7 • Sunuş
DAĞ­LAR VE RÜZ­GÂR
17 • Dağlar
21 • Servi
25 • İstek
29 • Melankoli
33 • Günümüz
37 • Hapishane Şarkısı – I
41 • Hapishane Şarkısı – II
45 • Hapishane Şarkısı – III
49 • Hapishane Şarkısı – IV
53 • Hapishane Şarkısı – V
57 • Gurbet Hapishanesi
61 • Kızkaçıran
65 • Mayıs
71 • Hey
75 • Yetmez mi?
79 • Ayırdılar
85 • Kıyamadığım
89 • Unutamadım
95 • Ağlayı Ağlayı
101 • Kara Yazı
105 • Uzakta
109 • Eskisi Gibi
113 • Bir Doğum Günü İçin
117 • Çocuklar Gibi
123 • Koşma
127 • Son Mektup
131 • Rüzgâr
139 • Öyle Günler Gördüm ki…

Sunuş

Şiirle ilişkisi farklı nedenlerle hayli karmaşık olan Sabahattin Ali ilk şiirini 1926’da Çağlayan’da yayımlar. Sonraki yıllarda da şiirlerini Güneş, Hayat, Atsız Mecmua, Irmak, Meşale, Servet-i Fünun ve Yeni Anadolu’da yayımlamaya devam eder. 1932’de Konya’da öğretmenlik yaparken bazı şiirlerini Yeni Anadolu gazetesinin matbaasında bastırdığı Dağ Şiirleri adlı bir kitapçıkta topladıktan sonra, 1934’te yayımlanmamış şiirlerini ekleyerek Dağlar ve Rüzgâr’ı yayımlar.1 Sabahattin Ali, kitabı hazırlarken hayli seçici davranarak yazdığı şiirlerden bir kısmını kitaba alır. Yazılış ve yayımlanma tarihine bakıldığında kitapta yer alan şiirlerin 1931-1934 yıllarını kapsadığı, Sabahattin Ali’nin ilk şiirlerini kitaba almadığı görülmektedir. Dağlar ve Rüzgâr’ın ikinci baskısı 1943’te Değirmen’le birleştirilerek Akba Yayınları tarafından yayımlandığında Sabahattin Ali bu baskıya yeni şiirlerini eklemez. Sabahattin Ali’nin dergilerde yayımlanan ve kişisel evrakı içinde kalan şiirler, ilk kez 1973’te Asım Bezirci’nin çalışması sonucunda “Kurbağanın Serenadı” ve “Öteki Şiirler” başlığıyla kitabın yeni baskısına eklenir, Dağlar ve Rüzgâr yeniden sadece şiir kitabı olarak Bütün Şiirleri adıyla 1983’te yayımlanır.

Sabahattin Ali’nin şiirlerinin ilk okurları dostları ve aile üyeleridir. Çoğu zaman şiirlerini yazar yazmaz onlara gönderir. 3 Almanya’ya birlikte gittiği ve oradayken de sık görüştüğü Melahat Kemal (Togar) Sabahattin Ali’nin şiirlerinin ilk okuyucularından biridir. Melahat Ke ­ mal pek çok mektubunda Sabahattin Ali’nin gönderdiği mektuplara teşekkür ederek yeni şiirler beklediğini yazar: “Senin şiirlerine çok te ­ şekkürler. Bu akşam tekrar okuyacağım,”4 “Son zamanda hiç mi şiir yazmadın? D ün eski mektuplarımı karıştırıyordum. Yazılarını ve şiir ­ lerini tekrar tekrar okudum.” 5 Pertev Naili Boratav şiirlerin Atsız Mecmua’da yayımlanmasına aracılık eder ve mektuplarında Sabahattin Ali’den yeni şiirler ister: “‘Rüzgâr’ ismindeki şiiri sabırsızlıkla bekliyorum. İlk nüshaya yetişir ­ se çok iyi olur. Olmazsa Nihal senin ‘Mefkûre’yi koymak niyetinde.”6 Eşi Aliye Hanım’a nişanlılık döneminde yazdığı mektuplara da şi ­ irlerini ekler: “Sana bu mektupla bir şiir gönderiyorum. Bu şiir bütün mazim ile alakamı kestiğime âlâmettir. Yeni bir hayata, aydınlık, sevgi ve fedakârlık dolu bir hayata atılmak üzere olduğumu biliyorum. […] Şiirlerimde de gördün ki, kitaplara rağmen çok ıstırap çektim.”  Dostlarına yazdığı mektuplarda şiirlerini paylaşırken şiirleri ko ­ nusunda şüphecidir. Şiirlerini en çok gönderdiği kişi olan Ayşe Sıtkı İlhan’a yazarken zaman zaman şiirlerini kötü bulduğunu ekler; on ­ dan gelecek yanıtları tedirginlikle beklediği izlenimi uyandıran cüm ­ leler de kurar: “İstek” diye çok kötü bir şiir gönderiyorum, orada yazılı olan isteklerin ne kadar hakiki ve samimi olduğunu, ne kadar kötü ifade edilmiş olduğuna bakarak kıyas edebilirsin.

Kendi değerlendirmesi olumsuz olsa da, Melahat Kemal (Togar), Mustafa Seyit Sutüven, Pertev Naili Boratav ve Aliye Ali şiirleri beğendiklerini mektuplarında ifade ederler. Sabahattin Ali şiirlerini yeteri kadar iyi bulmaz ancak onları yayımlamaktan da vazgeçemez. 1932’deki Dağ Şiirleri’ne yazdığı önsöz ­ de şair olmak iddiasında olmadığını vurgulayarak bu ikircikliği dile getirir: Bütün gayretime rağmen kendimi lirik bir mecradan boşaltmak ihtiyacını duydum: İşte böylece şu son aylar içinde beş onman ­ zume meydana geldi. Belki kıyamadığım için, bunları, eskiler ­ den de birkaç tane ilave ederek neşrettim.

Bunu yapmaklasa ­ hamın haricine çıkmadığım kanaatindeyim, çünkü bu şiirler de uzun bir hikâyenin parçalarıdır, uzun ve ebedi bir hikâyenin…  Şiir kitabı yayımlanırken yaşadığı tereddüdü Ayşe Sıtkı’ya yazar: “Be ­ nim ‘Dağlar ve Rüzgâr’ isminde bir şiir kitabım çıkıyor. Pertev ısrar etti. Yoksa ben şiirlerimin kitaba girecek matahlar olmadığını bilirim.”10 Ki ­ tabı beğenmediğini de sonraki mektuplardan birinde söyler: Dünyada pek çok hatalar yapmışımdır, fakat bunların bir tanesi gayrikabil -i tamirdir. Ve beni her zaman üzecektir: Ben bu şiirle ­ ri kitap halinde çıkarmamalı idim. Bunları neşretmekle asla iyi bir şey yapmış olmadım. Başkalarının fikirlerini bir tarafa bıra ­ kalım, bu manzumelerin kaç paralık şeyler olduğunu ben her ­ kesten iyi bilirim. Gelip geçici bazı taraflarım bunlarda görülse bile ben asıl Sabahattin Ali ile bu yazılar arasında bir irtibat göremiyorum.. Şimdilik bunları senden başkasının bilmesine lüzum yoktur…

bir başlangıç olduğuna, gelecekte daha iyi şiirler yazacağına işaret ederler. Yaşar Nabi Nayır, “Müellifin son yazılarını bir araya toplayan bu kitabın mümeyyiz vasfı halk edebiyatı tarzında bir deneme teşkil etmesidir […] Sabahattin Ali’de iç cevheri vardır. Yapmacığa ve gülünce düşmeden halk tarzında şiirler yazabilmesi onun hesabına kaydedilecek büyük bir muvaffakiyettir”12 derken Nurullah Ataç kitabı şöyle değerlendirir: Sabahattin Ali Bey de henüz pek az kimse tarafından tanınmış bir şairdir. Fakat, daha şimdiden çok iyi olduğunu söyleyemesek bile, hiç şüphesiz alakaya değer şeyler yazan bir şair. Manzumelerini Dağlar ve Rüzgâr isimli bir kitapta toplamış. İyi mi etmiş?.. Bir bakıma evet; çünkü bu, onun için bir tecrübe olacaktır. Bir muharrir için en iyi ders, kitaptır; kusurlarını onunla görür, tashihe çalışır.

Sabahattin Ali Beyin kitabındaki kusurları fark etmesini çok isterim, çünkü onları tashih edebileceğini zannediyorum; şiirleri arasında bu ümidi kuvvetlendirecek parçalar var.13 Dağlar ve Rüzgâr yayımlandıktan sonra “Ruhumun Dalgaları” (1935) ve “Rüzgâr” (1943) başlıklı iki şiir yazan Sabahattin Ali’nin şiirden uzaklaşmasında bu eleştiriler kadar, Sinop Hapishanesi’nden çıktıktan sonra yeniden göreve başlaması için eski düşüncelerini değiştirdiğini kanıtladığını gösteren bir şiir yazarak affedilmesini beklemek zorunda kalmasının da etkisi olduğu düşünülebilir.14 Sabahattin Ali, “Benim Aşkım” (1934) başlıklı bu şiiri kitabının ikinci baskısına eklememiş, dahası bu şiirden birkaç mektubu dışında pek de bahsetmemiştir.

Aradan geçen yıllarda Sabahattin Ali’nin şiirleri yeteri kadar ilgi görmemiş, antolojilere ve ders kitaplarına da alınmamıştır. 1973’e dek yeni baskısı yapılmayan, sonrasında da bestelenen şarkılarla gündeme gelen Sabahattin Ali şiirleri, bugün Türkiye’nin en çok satılan ya da okunan şiirleri arasındadır. Sabahattin Ali’nin şiirlerine bugün gösterilen ilginin şiirin kendisinden değil de Kürk Mantolu Madonna olmak üzere diğer yapıtlarının etkisinden kaynaklandığını söylemek yanlış olmayacaktır.15 Sabahattin Ali’nin şiirlerinin akademik alanda hâlâ yeteri kadar ilgi görmediğini, şiirlerin Sabahattin Ali’nin edebiyatı ve dönemin şiir beğenisi ve kanonun içindeki yerinin yeteri kadar tartışılmadığını da eklemek gerekmektedir.

DAĞLAR

Başım dağ, saçlarım kardır,
Deli rüzgârlarım vardır,
Ovalar bana çok dardır,
Benim meskenim dağlardır.

Şehirler bana bir tuzak;
İnsan sohbetleri yasak;
Uzak olun benden, uzak,
Benim meskenim dağlardır.

Kalbime benzer taşları,
Heybetli öter kuşları,
Göğe yakındır başları;
Benim meskenim dağlardır.

Yârimi ellere verin;
Sevdamı yellere verin;
Yelleri bana gönderin:
Benim meskenim dağlardır.

Bir gün kadrim bilinirse,
İsmim ağza alınırsa,
Yerim soran bulunursa:
Benim meskenim dağlardır

Eklendi: Yayım tarihi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Kategori(ler) Edebiyat
  • Kitap AdıDağlar ve Rüzgâr – El Yazısıyla Şiirler
  • Sayfa Sayısı144
  • YazarSabahattin Ali
  • ISBN9789750841156
  • Boyutlar, Kapak 13,5x21 cm, Karton Kapak
  • YayıneviYapı Kredi Yayınları / 2024

Yazarın Diğer Kitapları

  1. Sırça Köşk ~ Sabahattin AliSırça Köşk

    Sırça Köşk

    Sabahattin Ali

    Sakın tepenize bir sırça köşk kurmayınız. Ama günün birinde nasılsa böyle bir sırça köşk kurulursa, onun yıkılmaz, devrilmez bir şey olduğunu sanmayın. En heybetlisini...

  2. Değirmen ~ Sabahattin AliDeğirmen

    Değirmen

    Sabahattin Ali

    Siz sevemezsiniz adaşım, siz şehirde yaşayanlar ve köyde yaşayanlar; siz, birisine itaat eden ve birisine emredenler; siz, birisinden korkan ve birisini tehdit edenler… Siz...

  3. Ses ~ Sabahattin AliSes

    Ses

    Sabahattin Ali

    Yirmi yaşından fazla göstermeyen bir delikanlı çadırın önünde, yan yatmış bir el arabasının üstüne oturarak saz çalıyordu. Başı göğsüne yatmış ve gözleri yere dikilmiş...

Men-e-men Birazoku

Aynı Kategoriden

Haftanın Yayınevi
Yazarlardan Seçmeler
Editörün Seçimi
Kategorilerden Seçmeler

Yeni girilen kitapları kaçırmayın

Şimdi e-bültenimize abone olun.

    Oynat Durdur
    Vimeo Fragman Vimeo Durdur