Birazoku.com sitesinde de kitapların ilk sayfalarından biraz okuyabilir, satın almadan önce fikir sahibi olabilirsiniz. Devamı »

Yazar ya da yayınevi iseniz kitaplarınızı ücretsiz yükleyin!

Enneadlar – Birinci ve Beşinci Dokuzluklar
Enneadlar – Birinci ve Beşinci Dokuzluklar

Enneadlar – Birinci ve Beşinci Dokuzluklar

Plotinos

Bir ‘felsefe sorusu’ nedir? Felsefe tarihi nasıl okunur? Felsefi uslamlama süreci okurla birlikte tam bir içtenlikle nasıl katedilir? Tüm bunlar nasıl yeni bir felsefede…

Bir ‘felsefe sorusu’ nedir? Felsefe tarihi nasıl okunur? Felsefi uslamlama süreci okurla birlikte tam bir içtenlikle nasıl katedilir? Tüm bunlar nasıl yeni bir felsefede yoğrulur?
Plotinos okumak, işte tüm bunları deneyimlemeye imkân sağlar.

Felsefe tarihinin en önemli eserlerinden olan bu kitap, temel tezlerini Platonculuktan alır. ‘Düşünülür’ün ve ‘duyulur’un birbirinden ayrı olması, idealar ve pay alma teorisi, ruhun ölümsüzlüğü ve anımsama doktrini gibi. Bu bağlamda Enneadlar’ı (Dokuzluklar) anlamak, Batı felsefesinin antik (Platon, Aristoteles) ve çağdaş (Bergson, Deleuze) tarihini anlamak kadar, muazzam etkisi bakımından, İslam felsefesini (Farabi, İbn Sina) anlamaya da kapı aralar.

Felsefenin klasik metinleri de entelektüel bir şehir gibidir. Filozof kendi şehrini kurmuştur; kavramsal planını tüm ayrıntısıyla çizmiştir, şehrin merkezî noktalarını yani ana tezlerini belirleyip yan yolları yani onları destekleyen fikirleri ortaya koymuştur. Bu entelektüel şehrin bir ruhu vardır. Bu ruh filozofun ait olduğu toplum, kültür ve uygarlıktır. Bu nedenle, Enneadlar’ın Birinci ve Beşinci Dokuzluklarının çevirisinden oluşan bu eseri, derleyicisi Porphyrion, Fransız felsefe tarihçisi Emile Bréhier ve Yeni Platonculuğun Hint felsefesi ile ilişkisini ele alan çevirmen Zeki Özcan’ın kapsamlı değerlendirmeleriyle birlikte sunuyoruz.

İçindekiler
Çevirenin Önsözü 13
Giriş 17
1
Enneadlar’a Giriş 17
Émıle Bréhıer
2
Plotınos’un Hayatı ve Yazılarının Düzenlenmesi 54
Porpyrıos
3
Plotınos, Misterler ve Hint Felsefesi 87
Zeki Özcan
Enneadlar
Birinci Dokuzluklar 137
ı
Hayvan Nedir? İnsan Nedir? 139
ıı
Erdemler Üzerine 152
ııı
Diyalektik Üzerine 162
ıv
Mutluluk Üzerine 168
v
Mutluluk Zamanla Artar mı? 187

Güzel Üzerine 193
vıı
İlk İyi ve Diğer İyilikler Üzerine 206
vııı
Kötülükler Nedir ve Nereden Gelirler? 209
ıx
Akla Uygun İntihar Üzerine 229
Enneadlar
Beşinci Dokuzluklar 231
ı
İlke Olan Üç Hipostaz Üzerine 233
ıı
İlkten Sonra Gelen Nesnelerin Türemesi ve Düzeni
Üzerine
256
ııı
Bilen Hipostazlar ve Varlığın Ötesinde Olan İlke
Üzerine
260
ıv
İlkten Sonra Gelen Varlıklar İlkten Nasıl
Çıkarlar; Bir Üzerine
296
v
Düşünülürler Zekânın Dışında Değildir: İyi Üzerine 302

Varlığın Ötesinde Olan Düşünmez. Düşünen İlk
Sıradaki Varlık Hangisidir? İkinci Sıradaki Varlık
Hangisidir?
326
vıı
Tikel Nesnelerin İdeaları Var mıdır? 335
vııı
Düşünülür Güzellik Üzerine 342
ıx
Zekâ, İdealar ve Varlık Üzerine 368
Dizin 413

Çevirenin Önsözü

Klasik felsefe metinlerini orijinalinden okumak bir dünyayı keşfetmek gibidir. Bilinmeyen bir bölgeyi dolaşmakla gözlemlemekle kuşkusuz bir bilgi edinebiliriz; ancak bu kişisel gözlemlerimizle şehri yüzeysel olarak tanırız, gördüğümüz şehir sadece binalardan, insanlardan, sokaklardan, meydanlardan vs. ibarettir, bildiğimiz şehirlere az veya çok benzer. Oysa gercekte bir şehir hele tarihsel bir şehir bizim gördüğümüzden çok farklı bir coğrafyadır, zamanı soluyan bir mekândır. Onun fark edemediğimiz bir ruhu, duyamadığımız bir hikâyesi, tarihinde yasayan insanları vardır. Fark etmesek de görmesek de duymasak da onlar vardır ve oradadır. Bir turist rehberi bize onları anlatır duyurur, gösterir ve dinletir. Kısaca söylersek. şehir rehber sayesinde gözümüzün önünde canlanır hayat bulur.

Felsefenin klasik metinleri de entelektüel bir şehir gibidir. Filozof kendi şehrini kurmuştur; kavramsal planını tüm ayrıntısıyla çizmistir, şehrin merkezi noktalarını yani ana tezlerini belirleyip yan yolları yani ana tezlere bağlı olan ve onları destekleyen fikirleri ortaya koymuştur. Bu entelektüel şehrin bir ruhu vardır. Bu ruh filozofun ait olduğu toplum, kültür ve uygarlıktır. Filozofun düşüncesinde bunların etkisi canlandırıcı soluk olarak yer alır. Her filozof kültürünün ve uygarlığının sunduğu mümkün alternatiflerden birini dışsallaştırır.

Felsefi metin filozofun varlığa evrene bakışını yansıtır insan toplum doğa ve bilgi anlayışı konusunda kendi çağının problemlerinin bir sayım dökümüdür, zamanın ruhunun aynasıdır. Filozof, düşüncesinin bir arkaplanı gibi olan zeminde felsefe yapar. Felsefe yapmak tevarüs edilen veya fark edilen problemleri zaman üstü bir formda ‘ezeli bir şimdi’de geçerli cevaplar olacak şekilde çözüm önerisinde bulunmaktır. Filozof cevap-öneride bulunurken bir kavram işçisi gibi davranır, kavramları tartışır sınırlar, tanımlar yeni bir fonksiyonla donatır, problemleri çözerken ve tutarlı sistematik bir kozmo-antropoloji ortaya koyarken hesaplaşır, polemikler yapar kanıtlar ortaya koyar imgelerden kolektif kültürden, kültürdeki mitolojilerden, inançlardan, dilsel kullanımlardan, empirik verilerden ve daha pek çok şeyden yararlanır. Yararlandığı bu ögeleri yepyeni bir sistemin ya da düşünme modunun yapı taşları yapar. Kısaca söylersek her metin bir inşadır, filozof da bunun mimarıdır.

Bir klasik felsefe metnini ön bilgisiz okuyan kişi, şehri kılavuzsuz gezen yabancı gibidir. Kılavuzsuz gezme nasıl naif gözlem yapma ise klasik metni ön bilgisiz okuma da öyle metinde naif çıkarımlarla dolaşmadır. Kuşkusuz klasik metni ön bilgisiz okuyan az veya çok bir şey anlar, ancak anlaması gerekenle anladığı arasında ciddi farkın olduğu da bir gerçektir. Hızlı kitap okuma teknikleriyle okuduğu kitapta neler anlatıldığı sorusuna okuyucunun “Olay sanırım Amerika’da geçiyor” cevabı doğrudur, ama istenen cevap değildir. Bunun gibi klasik metni ön bilgisiz, okuyan da en iyimser şekilde düşünürsek belki bazı şeyleri doğru anlar; ancak bu anlama yeterli değildir; ayrıca pek çok ifadeyi yanlış veya eksik anlama ihtimali de yüksektir. Bu nedenle klasik felsefe metinlerini olabildiğince doğru ve tam anlayabilmek için bir ön bilgi gereklidir. Bunu hermenötikteki “Ön anlamasız anlama olmaz” ilkesinden esinlenerek “Felsefede önbilgisiz bilgi risklidir” şeklinde ilkeleştirebiliriz.

Peki okuyucu bu ön bilgiyi nereden elde edecektir? Bunun iki yolu vardır, önbilgiyi okuyucu ya kendisi araştıracaktır ya da metne eklenen giriş yazılarından elde edecektir. Bunlardan birincisi ikisine göre daha zordur sınırlıdır, bazen de imkânsızdır. Oysa ikincisi daha kolaydır doğruluk ihtimali yüksektir ve öğrenmek için hazırdır. Sözü uzatmadan ifade edelim. Klasik metinler için giriş yazıları ana binaya yani metne bir eklenti, bir ilinek değildir, binayı gezerken yani okurken yol göstercidir. Metnin dünyasına girme, metni kılavuz eşliğinde keşfetmekle mümkündür. Bu nedenle giriş yazıları metnin sonunda değil önünde yer almalıdır. Ancak şunu da önemle belirtelim: Giriş yazısı amacı tam olarak gerçekleştirecek nitelikte olmalıdır, gerekli bilgileri içermelidir, okuyucuyu yanıltmamalı veya kuşku da bırakmamalıdır, merak uyandırmalıdır ama gereksiz sorulara da meydan vermemelidir.

Dokuzluklar’dan bazı bölümleri on yıl önce Seçmeler adıyla yayımlanmıştık. Bu kitap, Plotinos’un temel doktrinlerinin derlemesiydi. Derlemeyi aslında pedagojik amaçla yapmıştık. İzleyen yıllarda, felsefe kamuoyunun beklentisine uyarak Dokuzluklar’ın tümünü çevirmeye karar verdik. Bazı nedenlerden projemizi erteledik. Tasarımızı şimdi gerçekleştirme fırsatı bulduk. Bu kitap, Birinci ve Beşinci Dokuzluklar’dan oluşmaktadır. Diğer kitapların çevirisine devam edilmektedir.

Çeviriyi Fransız felsefe tarihçisi Emile Bréhier’nin Grekçesiyle birlikte yayımladığı metinden yaptık. Bréhier, her bölümün kolay anlaşılması için açıklayıcı notlar yazmıştır. Eseri anlamak için büyük önem taşıyan bu notları da Türkçe çeviriye ekledik; ana metindeki ve metin başındaki tüm notlar Bréhier’ye aittir.

Prof. Dr. Zeki Özcan 2023

Giriş
1
Enneadlar’a Giriş
Émıle Bréhıer
1. Plotinos’un Hayatı

Plotinos’un öğrencisi ve editörü Porpyrios, hocasının hayatını 298’den sonra yazdı. Porpyrios o zaman en az 68 yaşındaydı ve Plotinos öleli 28 yıl olmuştu. Plotinos 263’te 58 yaşındaydı. Porpyrios onun yanında, bu tarihten itibaren beş yıl geçirdi. O, bize Plotinos’un Roma’ya gelişinden (245) önceki dönemine dair bilgiler de verir; bu bilgileri Porpyrios, bu görüşmelerden elde ettiği özel açıklamalara borçludur. Bu tarihten 263’e kadar geçen zamana ilişkin bilgileri Porpyrios, Plotinos’un daha eski öğrencilerinin, özellikle Amelius’un tanıklığına dayanarak tamamladı.

Aşağı yukarı tek kaynağımız olan5 Porpyrios’un Plotinos biyografisi, bize Plotinos’un geldiği ortamı ve felsefesinin oluşum yıllarını oldukça eksik biçimde bildirir. Plotinos 205’te Lycopolis’te, kuşkusuz hâli vakti iyi bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Çünkü onun sekiz yaşında sık sık gramer okuluna gittiği ni görüyoruz. Burada Plotinos okumayı, yazmayı ve hesaplamayı öğrendi, şairlerden seçme parçalar ezberledi.

O, felsefeye oldukça geç ilgi duymuş olmalıdır. Plotinos felsefeyle ilgilenmeye ilk defa 28 yaşında İskenderiye’de Platoncu Ammonius’un dersini dinlediğinde, sanki ani bir açınlanmayla karar vermiştir.6 Porpyrios’un bu hikâyesinin gerçekle ilgisi olmadığı söylenemez. Kuşkusuz Plotinos felsefi teorilerle bu çağdan önce ilgilenmeye başlamıştı. [O zaman] felsefi konularla ilgilenmek modaydı; bu konular Tyreli7 Maximus’un ve Aelius Aristide’in söylemlerinde görüldüğü gibi, tüm retorik eğitiminin ayrılmaz parçasıydı. Fakat Epiktetos’tan ve hatta İskenderiyeli Philo’dan beri gerçek filozoflar, felsefeyi halk eğitiminde kullanılan basit bir araç gibi anlamayı yapay kabul ettiler ve bu yapay biçime her zaman karşı çıktılar. [Bu türlü anlaşılan] felsefe, olasılıkla tüm özünü değiştirir ve yeni bir hayat türünün doğuşuna yol açar. Plotinos felsefeyle ilgilenmeye bir öğrenci olarak değil, kendi kendine karar verebilen yetişkin bir kişi olarak başladı. Plotinos’un Ammonius Okulu’na girmesi, sadece Platoncu doktrinleri kabul etmesinden ibaret değildir; bu daha çok, aralarındaki dikkat çekici bütün farklılıklara rağmen, Augustinus’un Hristiyanlığa yeniden girmesine benzer.

Bu şekilde anlaşılan felsefe, hiç de halk yığınlarına hitap eden edebî bir tür değildir. Ammonius, Musonius ve Epiktetos gibi düşüncelerini yazmadı; onlar gibi insanları geliştirmekle ve [onlar üzerinde] manevi bir etki yapmakla yetindi. Ammonius’a göre filozof, sonradan düşüncelerinin sonucunu herkese açıklayan, inzivaya çekilmiş bir düşünür değildir; o, konuşmak suretiyle manevi olarak eğittiği seçkin kişiler topluluğunun merkezidir. Hem zaten bilindiği gibi, elli yaşına kadar, hocası gibi yazmayan Plotinos’un öğretisini neredeyse kaybediyorduk. Böyle bir felsefe anlayışı, hocalar ve öğrenciler arasında, bazen ortak hayatının doğmasıyla sonuçlanan bir samimiyeti

Eklendi: Yayım tarihi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Kategori(ler) Felsefe
  • Kitap AdıEnneadlar - Birinci ve Beşinci Dokuzluklar
  • Sayfa Sayısı400
  • YazarPlotinos
  • ISBN9786258242188
  • Boyutlar, Kapak13.5 x 21 cm, Karton Kapak
  • YayıneviFol Kitap / 2023

Yazarın Diğer Kitapları

Men-e-men Birazoku

Aynı Kategoriden

Haftanın Yayınevi
Yazarlardan Seçmeler
Editörün Seçimi
Kategorilerden Seçmeler

Yeni girilen kitapları kaçırmayın

Şimdi e-bültenimize abone olun.

    Oynat Durdur
    Vimeo Fragman Vimeo Durdur