Birazoku.com sitesinde de kitapların ilk sayfalarından biraz okuyabilir, satın almadan önce fikir sahibi olabilirsiniz. Devamı »

Yazar ya da yayınevi iseniz kitaplarınızı ücretsiz yükleyin!

Facebook’ta Beğen

İbn Munkız Haçlılara Karşı

Üsame İbn Munkız

İbn Munkız Haçlılara Karşı

Haçlı savaşları sırasında Kahire, Musul, Şam üçgeninde olup bitenlere birinci elden ışık tutan bu kitap, Prens Üsâme İbn Munkız’ın anılarından oluşuyor. Daha önce Fransızca, İngilizce, İtalyanca, Rusça ve İspanyolca’ya çevrilen kitabın tam metnini Arapça aslından sunuyoruz. İbn Munkız’ın maceraları sadece Haçlı savaşlarını değil, bölgede egemen olan hanedanların iç hesaplaşmalarını da bir ölçüde aydınlatıyor. Salahaddîn Eyyûbî ve Selçuklular hakkında da bilgi veren bu eser, ünlü romancı Emin Mâluf’un (: Amin Malouf) Arapların Gözüyle Haçlı Seferleri adlı çalışmasının ana kaynaklarındandır.

İbn Munkız Haçlılara Karşı: Kuşkusuz, Haçlıların doğuda ne aradıklarını ve doğunun Haçlılara nasıl baktığını merak edenler bu kitabı beğenecekler…

***

ŞEYZER EMİRİ ÜSÂME1 İBN MUNKIZ
HAÇLILARA KARŞI

KİTÂBÜ’L-İ’TİBÂR

1188’DE ÖLEN EMİR İBN MUNKIZ’IN
HAÇLILARA KARŞI YÜRÜTTÜĞÜ MÜCADELENİN
GERÇEK ÖYKÜSÜ

BİRİNCİ BÖLÜM

1
Hicrî 530 [: Miladî 1135] Yılında
Frenklerle Savaş Başlıyor2

Atabek İmâdeddin Zengi’nin Frenkleri3 yenişi diye özetleyebileceğimiz Kınnesrin’deki bu ilk savaşta Müslümanların safında çok fazla kayıp olmamıştı.

İbn Bişr oraya, Atabek’i davet etmek için Halife’nin4 elçisi olarak gelmişti. Sonra, bu savaşa o da katıldı. Altın süslemeli bir “cevşen”5 vardı üzerinde. Savaş sırasında, İbnidakik6 adlı bir Frenk şövalyesi ona saldırıp mızrakla göğsünden yaraladı. Mızrak, İbni Bişr’in sırtından çıkmıştı, Allah rahmet eylesin. Ama Frenklerden öldürülenler çok daha fazlaydı o gün. Atabek’in emriyle kesik başlar, kalenin karşısında bir alanda toplandı. Yaklaşık üç bin kesik baş vardı.

2
Hicrî 532’de [: 1137-1138 m.]
Rumlar ve Frenkler Şeyzer’i Kuşatıyor7

Rum İmparatoru, yeniden Suriye’ye yöneldi. Allah onları kahretsin, Frenklerle birleşip Şeyzer’e doğru ilerlemek ve şehri kuşatmak üzere anlaşmıştı imparator.

Selahaddin8 bana, “Şu ödlek çocuğun yaptığı işe ne dersin?” dedi. Oğlu Şihabaddin Ahmed’den söz ediyordu.

Ben, “Nedir yaptığı iş?” dedim.

Selahaddin, “Ne yapsın? ‘Şehrinin sorumluluğunu üstlenecek başka birini bul!’ diye bana haber gönderdi,” dedi.

Ben, “Peki sen ne yaptın?” dedim.

Selahaddin, “Ben de Atabek’e haber gönderip bölgesinin yönetimini geri almasını söyledim,” dedi.

“Eyvah nasıl böyle dersin! Şimdi Atabek senin için, ‘Eti yedi de, kemiği bana atıyor!’ demeyecek mi?”

Selahaddin, “Sence ne yapmam gerekir bu durumda?” dedi. Cevabım şöyle oldu:

“Ben Şeyzer’e geçeyim. Eğer Allah Teâlâ orayı korursa, bu senin başarın sayılır ve efendinin karşısında yüzün ak olur. Yok, eğer şehir ele geçirilir ve biz öldürülürsek, bu da bizim yazgımızdır, sen mazur görülürsün.”

Bu sözümden etkilenen Selahaddin, “Senden başka hiç kimse daha önce böyle bir şey söylememişti!” dedi.

Ben, onun bu önerimi kabul ettiğini sanarak çok miktarda hububat, koyun, yağ ve kuşatma durumunda ihtiyaç duyulacak diğer şeyleri hazırlattım. Ama gün batımında onun elçisi benim evde olduğum bir sırada gelerek:

“Selahaddin, yarından sonra Musul’a hareket edeceğimizi ve sefer için hazırlanman gerektiğini sana bildirmemi istedi,” dedi.

Bu haber, endişeye kapılmama neden oldu:

“Çocuklarımı, kardeşlerimi ve eşimi kuşatma altında bırakıp Musul’a mı gideceğim?” dedim.

Ertesi sabah erkenden atıma atlayıp yanına gittiğimde, Selahaddin henüz çadırındaydı. Yolda gerekecek malzemeyi ve parayı temin etmek için Şeyzer’e gitmeme izin vermesini istedim ondan. İzin verdi ve ekledi: “Sakın oyalanıp gecikme!”

Bunun üzerine, hemen atımla Şeyzer’e doğru yola koyuldum; ama elçinin tavrı kalbimde endişe yaratmıştı. [….]9 benim evime girmiş; ne kadar çadır, silah ve eyer varsa alıp götürmüş [….]10 üstelik bazı yakınlarımı da yakalayıp alıkoymuşlar. Bu çok korkunç bir felaketti.

3
Üsâme İbn Munkız Şam’da
[: 1138-1144 m.]

Olayların gelişimi beni Şam’a gitmeye mecbur etti. Atabek’in11 elçileri, Şam emirine12 sık sık gelip beni istiyordu. Tam sekiz yıl kaldım bu şehirde. Pek çok savaş gördüm. Şam emiri, -Allah rahmet eylesin-bana cömertçe hediyeler sundu ve zeamet13 verdi; kendisine yakın tutup özel ikramlarda bulunarak ayrıcalık tanıdı. Bunlara, bir de Emir Mu’înüddin’in14 gösterdiği vefalı dostluğu ve benim menfaatlerimi sürekli gözetmesini eklemeliyim.

4
Mısır’a Yolculuk

Daha sonra, Mısır’a gitmemi kaçınılmaz kılan bazı sebepler ortaya çıktı. Bu yüzden, yanımda götüremediğim ev eşyalarım ve silahlarım kayboldu. Bütün mülklerimi geride bırakmak zorunda kalışım da benim için başka bir felaket oldu. Emir Mu’înüddin, yaptığı bütün iyiliklere ve ayrılışıma üzülmesine rağmen, durumumla ilgili elinden bir şey gelmediğini itiraf etti. Hattâ kâtibi olan Hacib [: özel mabeyinci] Mahmud el-Müsterşidî’yi göndererek şu sözleri iletti:

“İnsanların yarısı benden yana olsaydı, vallahi senden ayrılmaktansa onlarla beraber diğer yarısına saldırmaktan çekinmezdim. Üçte biri dahi benimle olsa, kalan üçte ikisiyle senin için savaşırdım. Ama, insanların tümü bana karşı birleştiler ve benim onlarla mücadele edecek gücüm yok. Bununla beraber, nerede ve hangi durumda olursan ol, aramızdaki dostluk en güzel biçimde devam edecektir.”

Bununla İlgili Olarak Şunları Yazmıştım:

Mu’înüddin!
Bilemem sana karşı kaç minnet halkası
Güvercin gerdanlığı gibi asılıdır boynuma,
İyiliğin beni sana gönüllü köle etti,
Asil kimse elbette iyiliğin kölesi olur.
Nesebim15 asil ve erdemli olsa da,
Şimdi soyluluğum senin dostluğundan
kaynaklanır.

Bilmez misin, sana yakınlığımdandır,
Bütün nişancıların bana ok atması.
Sen olmasan, hiçbir bahane susturamazdı,
İnatçı ruhumu düşmana kılıç çekmeden.
Ama düşman ateşi sana dokunur diye,
Kaygılandım ve söndürdüm yangını.

5
İbn Munkız Mısır’da [1144 m.]

Hicrî 539 yılı [: 1144 m.] Cemaziyelahir16 ayının ikisinde Perşembe günü Kahire’ye vardım. Oraya ulaştığımda, el-Hâfız Lidînillah17 bana yakınlık gösterdi. Huzurunda bir oda, bir elbise dolabı ve yüz dinar tahsis etti; ayrıca özel hamamını kullanma iznini bahşetti. Daha sonra beni, Emir el-Cuyûş’un oğlu el-Efdal’in evlerinden birine yerleştirdi. Halılarından yataklarına kadar son derece güzel bir evdi burası. Bütün bunlar, hiçbiri geri alınmamak üzere bana verilmişti. Burada konukseverlik, hürmet ve devamlı ikram içinde uzun süre kaldım. Bunların yanında, bana ayrılan zeamatin geliri de devam ediyordu.

6
Mısır Ordusunda Kargaşa

Bir yanda, kalabalık bir topluluk olan Sudanlılar ve Halife el-Hâfız’ın adamları olan Reyhaniyye; diğer yanda ise Cuyûşiyye, İskenderâniyye ve Ferhiyye olmak üzere iki grup arasında ciddi bir anlaşmazlık çıktı o sıralarda. Hepsi birden Reyhaniyye’ye karşı birleşmişlerdi. El-Hâfız’ın özel muhafız birliğinden bir grup da Cuyûşiyye’ye katıldı. İki tarafta da kalabalık bir kitle oluşmuştu. Halife el-Hâfız peş peşe aracılar göndererek taraflar arasında uzlaşma sağlamaya çalışıyordu. Ama olumlu bir cevap alamadı.

Çatışma, Kahire’de sabah vakti başladı. Cuyûşiyye ve müttefikleri Reyhaniyye’yi yendiler. Emir el-Cuyûş’un adıyla anılan pazarda Reyhaniyye’den bin adam öldürüldü. Öyle ki, pazarın girişinde cesetlerden bir set oluştu. Bize de saldırırlar endişesiyle, sabah akşam elimizde silahla bekledik. Çünkü Mısır’a gelmeden önce de böyle bir halt işlemişlerdi!

İnsanlar, Halife’nin, Reyhaniyye’ye uygulanan bu katliamı sineye çekmeyip sorumlularıyla savaşacağını düşündüler. Ne var ki, el-Hâfız ölüm döşeğindeydi. İki gün sonra da vefat etti, Allah rahmet eylesin. Sonuçta bu konuyla ilgili iki keçi bile toslaşmadı!

7
İbn Salar’ın Halife Zâfir’e Saldırısı

Hâfız’dan sonra onun yerine en küçük oğlu Zâfir Biemrillah geçti ve yaşlı biri olan Necmeddin İbn Mesâl’i vezir tayin etti. O sıralar kendi vilayetinde bulunan Emir Seyfeddin Ebu’l-hasan Ali b. Salar, bir miktar asker toplayarak Kahire üzerine yürüdü ve Zâfir’e haber gönderdi. Zâfir Biemrillah hemen komutanları vezaret meclisinde toplantıya çağırdı. Bize de saray mâbeyincisiyle şöyle bir bildiri gönderdi:

“Emirler! Necmeddin, benim vezirim ve temsilcimdir. Bana itaat eden ona da itaat etsin ve buyruklarımı yerine getirsin.”

Bunun üzerine emirler, “Biz, efendimizin itaatkâr bendeleriyiz!” dediler. Mâbeyinci, bu cevabı iletmek için geri döndü.

Bunun ardından, emirlerin arasından Lakrun denilen yaşlı bir emir, “Emirler, İbn Salar’ı ölüme mi terk edeceğiz?” diye sordu.

Diğer emirler, “Vallahi hayır!” dediler.

“Öyleyse hadi kalkın!” dedi yaşlı emir.

Hepsi aceleyle kalkıp saraydan çıktılar. Atlarını ve katırlarını eyerleyip Seyfeddin İbn Salar’ın yardımına koştular. Bunu gören ve engel olamayacağını anlayan Halife Zâfir, veziri Necmeddin İbn Mesâl’e büyük miktarda para vererek, “Hôf’a18 git, etrafa para dağıtıp bir ordu topla! İbn Salar’ı püskürt!” dedi. Vezir İbn Mesâl bunun için yola koyuldu.

8
İbn Munkız, İbn Salar’ın Safında Savaşıyor

İbn Salar Kahire’ye girmiş, vezaret sarayına kadar ulaşmıştı. Ordu, ona itaat etme konusunda fikir birliğine vardı. O da cömertçe davrandı onlara. Geceyi onun evinde geçirmemiz için bana ve arkadaşlarıma talimat verdi. Evin bir bölümü tamamen bana tahsis edilmişti.

İbn Mesâl derhal harekete geçmiş, Hôf’ta Levata19 kabilesinden, Mısırlı askerlerden, Sudanlılardan ve Bedevîilerden oluşan kalabalık bir ordu toplamıştı. Diğer yandan İbn Salar’ın evlatlığı Rükneddin Abbas şehirden çıkmış, karargâhını Kahire dışında kurmuştu. Vezir İbn Mesâl’in akrabalarından birinin komutasındaki Levata kabilesinden bir bölük asker, sabahleyin erkenden Abbas’ın karargâhına saldırdı. Abbas’ın ordusundaki bir grup Mısırlı kaçtı. Ama Rükneddin Abbas, özel muhafızları ve yanında kalan askerlerle gece boyunca direndi ve İbn Mesâl’in askerlerine geçit vermedi.

Haber İbn Salar’a ulaşınca, beni gece vakti yanına çağırttı. Zaten ben onun evinde kalıyordum. Dedi ki:

“Şu köpekler [: kaçan Mısırlı askerler] var ya, Levata’dan bir grup asker gelsin de Emir Rükneddin Abbas’ın kampına yüzerek ulaşsın diye onu önemsiz şeylerle oyaladılar. Sonra da dağılıp gittiler yanından. Bir kısmı da Kahire’deki evlerine çekildi. Oysa emir, düşmana karşı hâlâ direniyor.”

Ben şöyle yanıt verdim:

“Efendim! Düşmana tan yeri ağarırken aniden saldıralım, inşallah kısa sürede işlerini bitiririz.”

İbn Salar, “Haklısın,” dedi ve, “Atınla gel, erkenden hazır ol,” diye ekledi.

Şafakta saldırdık. Atlarıyla birlikte Nil’i yüzerek geçenler dışında onlardan kimse kurtulamadı. İbn Mesâl’in akrabası da yakalandı ve boynu vuruldu.

9
Halife Zâfir Yenilgiyi Kabullenerek
İbn Salar’ı Vezir Tayin Ediyor

İbn Salar, orduyu Rükneddin Abbas’ın emrine vererek onu İbn Mesâl’in üzerine yolladı. Rükneddin Abbas, İbn Mesâl’in grubunu Dilas20 civarında yakalayıp bozguna uğrattı ve İbn Mesâl’i öldürdü. Sudanlılardan ve diğerlerinden on sekiz bin adamı katletti. İbn Mesâl’in başını Kahire’ye getirdiler. Bundan sonra, Seyfeddin Ali İbn Salar denen komutana direnen ve sorun çıkaran kimse kalmadı. Zâfir de durumu kabullenip onu vezirlik makamına geçirdi ve “el-Melikü’l-Âdil” unvanını bahşetti kendisine.

10
İbn Salar, Zâfir’in Tuzağından Kurtuluyor

Bütün bunlar olurken Halife Zâfir Biemrillah, İbn Salar’a karşı içinde beslediği kin ve nefret hislerini aslında sadece gizlemişti. İbn Salar’ı daha sonra öldürmek üzere plan kuruyordu. Özel muhafızlarından ve para dağıtarak ikna ettiği diğer askerlerden oluşturduğu bir grupla İbn Salar’ın evine saldırıp onu öldürmek üzere plan yaptı. O sıralar [Hicrî 545] yılının ramazan ayıydı. Suikastçı grup, İbn Salar’ın evinin yanındaki bir evde toplandı. Gece yarısı İbn Salar’ın arkadaşlarının oradan ayrılmasını bekliyorlardı. Ben de onun yanındaydım o gece.

İnsanlar yemeklerini bitirip dağıldıklarında, suikastı planlayanlar arasında bulunan bir muhbirden durumu haber alan İbn Salar, iki adamını çağırıp toplandıkları evde suikastçılara baskın yapılmasını emretti. Allah bazılarının kurtulmasını dilediğinden olacak; biri İbn Salar’ın evine yakın, diğeri uzak olmak üzere iki kapısı vardı o evin. Bir grup asker, daha arkadaşları diğer kapıya ulaşmadan yakın kapıdan saldırıya geçti. Bunun üzerine, Zâfir’in adamları arka kapıdan kaçmaya başladılar. Onların içinden Zâfir’in on özel muhafızı gelip bana sığındı. Bunlar, aynı zamanda benim hizmetimdeki adamların arkadaşlarıydı. Biz de onları sakladık. Sabah olduğunda, kaçanların yakalanması için her yerde arama yapılıyordu. Onlardan kim yakalanırsa derhal idam edildi.

11
Üsâme Bir Sudanlı’yı Kurtarıyor

O gün gördüğüm acayip olaylardan biri de şuydu:

Bozguna uğrayan ve arkasındaki eli kılıçlı adamlardan evimin çatısına kaçan bir Sudanlı, oldukça yüksek olan çatıya çıkıp, bir avluya baktı, bir de koca bir Arabistan kirazı ağacına… Sonra sıçrayıp ağaca tutundu. Bir süre sonra da ağaçtan inerek yakınındaki küçük bir kapıdan oturma odasına girdi. Girerken bir pirinç şamdanın üzerine bastı. Şamdan kırıldı, ama o hemen koşup yüklüğün arkasına gizlendi. Peşindekiler onu arıyordu. Onlara bağırdım. Adamlarım da çıkıp onları kovaladılar. Sonra zenci kaçağın yanına gittim. Zenci, sırtındaki üniformayı çıkarttı:

“Al, senin olsun!” dedi. Bunun üzerine, “Allah iyiliğini versin! Ona ihtiyacım yok!” diye karşılık verdim. Sonra, birkaç adamımı yanına katıp onu gönderdim. Kurtuldu.

12
Sahte Mühür Yapan Bir Adamın Boynu Vuruluyor

Evimin girişindeki gölgeliğe oturdum. Yanıma genç bir adam gelip selam vererek oturdu. Hoş soh

————

1     Arapçada aslan anlamına gelir.
2     Eldeki mevcut elyazması nüshanın baş tarafında yirmi sayfa kayıptır.
3     O dönemde Avrupalılara, özellikle Fransızlara verilen ad.
4     İmam er-Râşid b. el-Müsterşid. Hicri 529 / 530 yılları arasında hüküm sürmüş Abbasi halifesidir.
5     Cevşen: Bir zırh türü.
6     İbnidakik; Aslı, Benedict veya Benedictus. Müslümanlar, telaffuzu kolay olsun diye Frenklerin isimlerini değiştirerek kendi dillerine uyarlamışlardır.
7     Bizans İmparatoru John Comnenus.
8     Eyyûbî Hanedanı’nın kurucusu olan ünlü Selahaddin Eyyubi. Batılılar ona Saladin der.
9     Elyazmasında birkaç kelime eksik.
10     Elyazmasında birkaç kelime eksik.
11     Musul Atabek’i İmâdüddîn Zengi.
12     Cemaleddin Muhammed.
13     Anadolu Selçukluları ve Osmanlılarda, belirli görevler karşılığında kişilere verilen, yıllık geliri 3-20 bin akçe olan arazi parçası.
14     Cemaleddin Muhammed’in vezirlerinden Mu’înüddin.
15     Nesep: Soy, baba soyu.
16     Arap aylarının beşincisiyle altıncısının adı.
17     Hicrî 524-544 arasında hüküm süren 12. Fatımî halifesi.
18     Hôf: Nil Deltası’nın kuzeyinde bir yerleşim birimidir.
19     Levâta: Meşhur seyyah İbn Battûta’nın da mensup olduğu bir Berberî kabilesi.
20     Dilas: Yukarı Mısır’da bir şehir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Kitap Adıİbn Munkız Haçlılara Karşı
  • Sayfa Sayısı296
  • YazarÜsame İbn Munkız
  • ÇevirmenSelahattin Hacıoğlu
  • ISBN9786053540908
  • Boyutlar, Kapak12x21, Karton Kapak
  • YayıneviBORDO SİYAH / 2012

Yazarın Diğer Kitapları

Yazarın Diğer Kitapları

Bere Kafalar'ın Macelarını Kaçırmayın!

Çocuklar için şiddet, argo, küfür ve zararlı içerik barındırmayan eğlenceli videolar yapmaya söz verdik.



Okudunuz mu?

Rastgele Kitap Getir Son Girilenleri Getir

Yeni girilen kitapları kaçırmayın

Şimdi e-bültenimize abone olun.

Oynat Durdur
Vimeo Fragman Vimeo Durdur