Birazoku.com sitesinde de kitapların ilk sayfalarından biraz okuyabilir, satın almadan önce fikir sahibi olabilirsiniz. Devamı »

Yazar ya da yayınevi iseniz kitaplarınızı ücretsiz yükleyin!

“Komünistin Eşkâli” Türkiye’de Antikomünizm (1945-1971)
“Komünistin Eşkâli” Türkiye’de Antikomünizm (1945-1971)

“Komünistin Eşkâli” Türkiye’de Antikomünizm (1945-1971)

Abdulazim Şimşek

“Toplumun kılcal damarlarına virüs gibi işleyen ve zaman-mekân tanımadan ‘Her an her yerde dibinizde bitebilir’ hissiyatıyla tasvir edilen komünist için, ‘Okulda, işçi birliğinde, camide…

“Toplumun kılcal damarlarına virüs gibi işleyen ve zaman-mekân tanımadan ‘Her an her yerde dibinizde bitebilir’ hissiyatıyla tasvir edilen komünist için, ‘Okulda, işçi birliğinde, camide ve kulüp vb. her yerde bulunur’ denilmişti. (…) âdeta insandan bir hayalet yaratılarak komünist heyulası icra edilmişti.” “Komünistin Eşkâli” esas olarak antikomünizmin eşkâlini çizen bir çalışma. İslâmcı, milliyetçi ve başka sağ çevrelerin antikomünizm tarifleri ve antikomünist ideolojik seferberlik içinde kurdukları dil, aynı zamanda onların kendi dünya görüşleri hakkında bir şeyler söylüyor. Onların korkularına, tehdit algılarına, toplum görüşlerine, ahlâk anlayışlarına ışık tutuyor.

Abdulazim Şimşek, 1945’ten 1971’e uzanan dönemde, yani Soğuk Savaş’ın en hararetli mevsiminde, Türkiye’de antikomünizmin nasıl anlaşıldığını ve nasıl bir işlev gördüğünü etraflı bir biçimde irdeliyor. Nâzım Hikmet’e yaşatılanlardan Tan gazetesi baskınına, Kanlı Pazar’a ve birçok olaya; Türkçü, milliyetçi, İslâmcı yayın ve derneklere; Nihal Atsız, Aclan Sayılgan, Necip Fazıl, Fethi Tevetoğlu, İlhan Darendelioğlu gibi antikomünizme “adanmış ruhlara” bakarak…

Kitabın resmettiği siyasi-ideolojik kutuplaşma tecrübesinin, komünizm meselesinden bağımsız olarak da, kalıcı bir yan taşıdığını görebiliyoruz.

İÇİNDEKİLER

KISALTMALAR…………………………………………………………………………………………………………………………11
TEŞEKKÜR …………………………………………………………………………………………………………………………..15
ÖNSÖZ…………………………………………………………………………………………………………………………………..19
GİRİŞ………………………………………………………………………………………………………………………………………..23
Kavramsal ve kuramsal çerçeve…………………………………………………………………………………30
Antikomünizm…………………………………………………………………………………………………………………30
Sağcılık………………………………………………………………………………………………………………………………..34
Milliyetçilik………………………………………………………………………………………………………………………..38
BİRİNCİ BÖLÜM
TÜRKİYE’DE ANTİKOMÜNİST FAALİYETLER
(1945-1971)……………………………………………………………………………………………………………………………43
Çok partili hayata geçiş sürecinde Türk dış politikası
ve Türkiye’de siyasal değişim………………………………………………………………………………………43
Çok partili hayata geçiş sürecinden 1950 seçimlerine kadar
Türkiye’de antikomünist faaliyetler………………………………………………………………………..49
Tan baskını………………………………………………………………………………………………………………………..49
Sistem karşıtı sol partilerin kısa macerası…………………………………………………………..57
Mareşal Fevzi Çakmak’ın
komünistlikle itham edilmesi meselesi…………………………………………………………………61
Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi hocalarının tasfiyesi…………………………………….64
Demokrat Parti döneminde antikomünizm (1950-1960)……………………………72
Demokrat Parti döneminde siyasi gelişmeler ve Türk dış politikası…………72
Demokrat Parti’nin ideolojisi
ve komünizme dair düşüncesi…………………………………………………………………………………..77
Nâzım Hikmet’in “hainliği” ve af kampanyası …………………………………………………86
Çiçek Palas hadisesi ………………………………………………………………………………………………….88
Antikomünist pencereden Nâzım Hikmet portresi……………………………………..90
Komünizmin yer altı örgütlenmesinin
açığa çıkarılması: 1951 tevkifatı……………………………………………………………………………….94
Aranan fail bulundu: 6/7 Eylül Olayları’nın
müsebbibi komünistler!……………………………………………………………………………………………100
27 Mayıs 1960 askerî müdahalesinden 12 Mart 1971
askerî muhtırasına giden süreçte antikomünist faaliyetler……………………106
27 Mayıs’tan 12 Mart’a kadar iç siyaset ve dış politika ……………………………….106
İç ve dış dengeler bağlamında antikomünizmin değişen mahiyeti……….109
Meydanlara taşınan antikomünist histeri ……………………………………………………….115
Solcu basını ve komünizmi tel’in mitingleri …………………………………………………116
Şahlanış mitinglerinden Kanlı Pazar’a giden süreç………………………………………124
Komünizme Karşı Halkı Gafletten Uyarma
ve Komünizmi Tel’in Mitingi……………………………………………………………………………….124
Solun Uyanış Mitinglerine Karşı Şahlanış Mitingi………………………………………127
Türkiye Milliyetçi Kuruluşlar İstişare Toplantıları ………………………………………132
İkinci Milli Şahlanış Mitingi…………………………………………………………………………………134
Komünizmle Savaş Mitingi …………………………………………………………………………………137
Kanlı Pazar…………………………………………………………………………………………………………………139
12 Mart’a giden süreçte antikomünist cephede siyasi vaziyet…………………143
İKİNCİ BÖLÜM
SOĞUK SAVAŞ YILLARINDA
ANTİKOMÜNİZM BAĞLAMINDA ŞEKİLLENEN
TÜRKÇÜLÜĞÜN MUHTEVASI…………………………………………………………………………….151
Çok partili hayata geçiş sürecinden
27 Mayıs askerî darbesine kadar
Türkçülük ve antikomünizm (1946-1960)………………………………………………………….151
Antikomünist-Türkçü dergiler………………………………………………………………………………..168
Çok partili hayata geçiş döneminde neşredilen dergiler…………………………….171
Çığır ve Özleyiş………………………………………………………………………………………………………….171
Türkeli…………………………………………………………………………………………………………………………..172
Kür-şad………………………………………………………………………………………………………………………..173
Altın Işık………………………………………………………………………………………………………………………174
Serdengeçti…………………………………………………………………………………………………………………175
Çınaraltı………………………………………………………………………………………………………………………177
Bozok……………………………………………………………………………………………………………………………181
Demokrat Parti döneminde neşredilen dergiler……………………………………………..181
Tanrıdağ………………………………………………………………………………………………………………………181
Orkun …………………………………………………………………………………………………………………………..183
Komünizme Karşı Mücadele…………………………………………………………………………………188
Komünizmle Mücadele Birliği………………………………………………………………………………191
Komünizme Hücum………………………………………………………………………………………………..193
Türk Dünyası Bir Bütündür……………………………………………………………………………………195
Türk Düşüncesi………………………………………………………………………………………………………….195
27 Mayıs – 12 Mart arası Türkçülük ve antikomünizm…………………………………199
Milliyetçi-antikomünist dergiler…………………………………………………………………………..210
Türk Kültürü……………………………………………………………………………………………………………….210
Komünizme ve Komünistlere Karşı Türk Basını ……………………………………………..216
Komünizmle Savaş………………………………………………………………………………………………….223
Türk antikomünizmine katkı: Soğuk Savaş yıllarında
dış Türklerin Türkiye’de dernekçilik ve yayıncılık faaliyetleri…………………225
Soğuk Savaş yıllarında milliyetçilik ile İslâmcılığın
buluşma noktası: Antikomünizm………………………………………………………………………….237
Soğuk Savaş yıllarında Türk sağının muhayyilesinde komünizm………..244
Türedi korkularla yapılan komünizm tanımı
ve komünizme karşı öne sürülen korunma çareleri………………………………………244
Türk milliyetçi yazında komünist eşkâli…………………………………………………………….258
Soğuk Savaş yıllarında üretilen komplo:
“Komünistlerin iktidara gelme yöntemleri ve uygulamaları”………………….263
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
SOĞUK SAVAŞ YILLARINDA
ANTİKOMÜNİST TEŞEKKÜLLER VE PORTRELER…………………………………275
Komünizmle mücadeleyi kendine misyon edinen dernekler:
Milliyetçi-antikomünist derneklere methal…………………………………………………….275
Türk Milliyetçiler Derneği………………………………………………………………………………………….281
Türk Milliyetçiler Derneği’nin faaliyetleri ……………………………………………………..285
Derneğin kapanışı …………………………………………………………………………………………………..288
Komünizmle mücadele dernekleri ve faaliyetleri…………………………………………..290
Zonguldak Komünizmle Mücadele Derneği (1950)…………………………………..291
Komünizmle Mücadele Derneği (İstanbul)………………………………………………….292
Türkiye Komünizmle Mücadele Derneği………………………………………………………..294
Soğuk Savaş yıllarında Milli Türk Talebe Birliği’nin
antikomünist faaliyetleri…………………………………………………………………………………………304
Milli Türk Talebe Birliği’nin antikomünist faaliyetleri ………………………………306
Türkiye’de antikomünizme “adanmış ruhlar”………………………………………………..311
Eski bir komünistin sol eleştirisi: Aclan Sayılgan…………………………………………..312
Cumhuriyet dönemi İslâmcı düşüncenin kurucusu:
Necip Fazıl’ın düşüncesinde antikomünizm…………………………………………………….328
Aksiyoner bir antikomünist: İlhan Darendelioğlu…………………………………………343
Komünizme karşı milliyetçi-muhafazakâr
bir portre: Fethi Tevetoğlu………………………………………………………………………………………..352
Nihal Atsız’ın düşüncesinde antikomünizm……………………………………………………361
SONUÇ………………………………………………………………………………………………………………………………..377
KAYNAKÇA ……………………………………………………………………………………………………………………………385
İSİM DİZİNİ…………………………………………………………………………………………………………………………..409

TEŞEKKÜR

Soğuk Savaş, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra, ABD liderliğindeki Batı kapitalist devletlerle Sovyetler Birliği arasında yaşanan gerilime verilen isimdir. Savaşın sonlarına doğru Sovyetler’in Türkiye’nin topraklarına ve boğazlarına göz dikmesi Türkiye’yi bir tercihe zorlamıştı. Bu düzlemde Türkiye Batı Bloku’nda yer almıştı. Türkiye’nin çok partili hayata geçişinden itibaren Türkiye’de Amerikan etkisi giderek artmaya başlamıştı. Türkiye’nin bilhassa 1952 yılında NATO’ya üye olmasından sonra kurulan askerî üsler ve devlet kurumlarında danışmanlık adı altında Amerikalılara verilen görevlerle Türkiye’de Amerikancılığın etkisi hesaplanamaz boyutlara ulaşmıştı. İktidarlar, Amerika’nın askerî ve ekonomik desteğinin devamlılığını sağlamak için komünizm tehdidini afaki bir biçimde öne sürmüşlerdi. Bu çalışmada Soğuk Savaş yıllarında Amerika’nın etkisi ve Sovyetler’in korkusuyla güdülen antikomünist politikanın mahiyeti işlenecektir.

Son dönemlerde Amerikan etkisi ve antikomünizm konularına ilgi duyulmaya başlandı. Bu konuda tezler yapılmakta ve yapılmış olan tezler kitap olarak yayınlanmaktadır. Bu çalışmalar genellikle sosyoloji ve siyaset bilimi bölümlerinde yapılmıştır. İlave edilmelidir ki Soğuk Savaş yıllarında antikomünizm, Türkiye’de çok velud bir konu olduğu için hâlâ pek çok farklı noktada ele alınabilir.

Yapılan monografilerin tanıtımına gelince, bunların ilki Derya Çağlar’a aittir. Çağlar’ın, 2006 yılında Mimar Sinan Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde hazırlanan Kamuoyunun Oluşturulmasına Bir Örnek: 1945-1955 Yılları Arasında Gazetelerde Antikomünizm başlıklı yüksek lisans tezi daha sonra, 2008 yılında Hayali Komünizm Soğuk Savaş’ın Türkiye Söylemleri serlevhası altında kitap olarak basılmıştır. Çağlar, çalışmasında 1945-1955 yılları arasında Türk basınında çıkan antikomünist haberleri ele almıştır. Örneğin Türk basınının “Nâzım Hikmet”, “Stalin”, “Orak-Çekiç”, “Rus Bayrağı” ve “Kızıl Renk” gibi motiflere yaklaşımı irdelenmiştir. Dönemin gazeteleri ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir. Diğer bir çalışma Cangül Örnek’e aittir. Örnek’in, 2010 yılında Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde hazırladığı 1950’li Yıllarda ABD ile Buluşma: Antikomünizm, Modernleşmecilik başlıklı doktora çalışması, 2015 yılında Türkiye’nin Soğuk Savaş Düşünce Hayatı Antikomünizm ve Amerikan Etkisi adıyla yayınlandı. Örnek, yabancı arşiv ve kaynaklardan beslenerek hazırladığı çalışmasında, 1950’ler Türkiye’sinin fikir hayatı, Soğuk Savaş ve Amerikan etkisi üzerinde durmuştur. Çalışmada, Soğuk Savaş yıllarında farklı fikir akımlarının, Kemalist ve İslâmcı-muhafazakâr mahfillerin, ABD ile kurduğu ilişki irdelenmiştir. Bir diğer çalışma Seval Gülen’e aittir.1 Yazar tezinde, 1950’lerin Türkiye’sinde vatandaşların ihbarına dayanan siyasi suçları ele almıştır. İstanbul Sultanahmet 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin dava dosyaları kullanılarak mezkûr çalışma değerli kılınmıştır.

Son olarak başka önemli çalışma Ertuğrul Meşe’nindir. Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitü’sünde Türk Siyasal Yaşamında Komünizmle Mücadele Dernekleri serlevhası altında yapılmış olan yüksek lisans tezi, 2016 yılında Komünizmle Mücadele Dernekleri Türk Sağında Antikomünizmin İnşası ismiyle yayınlandı. Meşe, Türk sağının farklı bileşenlerinin Rus ve komünizm tahayyülünü irdeleyerek konuya giriş yapmıştır. Ardında da Türkiye’de farklı dönemlerde kurulan antikomünist dernekler hakkında ayrıntılı bilgi vermiştir.

Biz bu çalışmayı, Türkçe ve İngilizce monografik kaynakların yanı sıra farklı kulvarda yer alan gazete ve dergileri ayrıntılı bir şekilde inceleyerek hazırladık. Dönemin gazete ve dergilerinde çıkan antikomünist malzeme süzgeçten geçirilerek bir sonuca varılmaya çalışıldı. Özellikle milliyetçi-muhafazakâr yayınlar ön plana alındı. Dönemin aktörlerinin, düşüncesinin daha net anlaşılması için biyografi ve otobiyografilere yer verildi. Siyasi partilerin ve derneklerin resmî tebliğleri ve broşürleri incelendi. Başbakanlık Cumhuriyet Arşivleri, Türkiye Radyoları ve Televizyon Üst Kurumu Arşivi ile Türk Tarih Kurumu’nda bulunan İngiliz Arşiv belgeleri kullanıldı. Milli Kütüphane ve Türk Tarih Kurumu basın arşivleri geniş ölçüde tarandı. Kütüphanelerde bulunmayan kimi materyaller, Ankara, İstanbul, İzmir ve başka yerlerde yer alan sahaflardan temin edildi. Türkiye Büyük Millet Meclisi Tutanak Dergisi ve Zabıt Cerideleri ile Resmi Gazete’den faydalanılarak Meclis’te yer alan siyasi partilerin komünizm ve antikomünizm meselesine dair düşünceleri saptanmaya çalışıldı.

Tezde olaylar anlatılırken mümkün mertebe dönemin tanıklarına, faillerin anılarına yer verilmeye çalışıldı. Örneğin, Tan baskını anlatılırken Zekeriya Sertel ve Sabiha Sertel’in anılarına yer verildi. Keza DTCF tasfiyesi anlatılırken Niyazi Berkes’in otobiyografisine bakıldı. Bir başka örnek 1951-1952 tevkifatı incelenirken tevkifatın merkezinde yer alan Sevim Belli’nin, Mihri Belli’nin, Orhan Suda’nın ve Aclan Sayılgan’nın bu konuda söyledikleri dikkatle incelendi. Aynı yöntem başka kısımlarda da kullanıldı. Yine basın taranırken de aynı hassasiyet gösterildi. Örneğin Tan baskını gerçekleşmeden önceki sürecin siyasi havasını anlayabilmek için sisteme muarız Tan ile sistemle barışık Tanin, Cumhuriyet ve Ulus gibi gazetelere yer verildi. Keza 1960’lı yılların kaotik ortamı anlatılırken karşıt kutuplarda yer alan gazeteler incelendi. Soğuk Savaş döneminde yayıncılık, antikomünizm açısından bereketli yıllardı. Bu nedenle Türkçü dergilerin önemli kısmı taranarak işlendi. Diğer tarafta İslâmcı bir kısım dergiler de eklendi.

Çalışmanın hazırlık aşamasında benden yardımlarını esirgemeyen Prof. Dr. Kurtuluş Kayalı’ya, verdiği akademik destek için ziyadesiyle müteşekkirim. Her zaman bana bir telefon kadar yakın oldu. Mesut Çapa, Mehmet Seyitdanlıoğlu ve Mahmut Hakkı Akın’ı zikretmeden olmaz. Kendilerine çok teşekkür ediyorum. Metni okuyarak eleştirel katkı sunan arkadaşlarım, Ahmet Oğuz Aslan’a ve Şerafettin Aksoy’a ve benimle görüşmeyi kabul ederek, değerli zamanlarını ayıran İlker Aytürk’e, Aytül Tamer’e, Ramiz Ongun’a ve Hakkı Öznur’a minettarım. Doktora sürecinde, yoğun mesaisine rağmen, istediğim zaman kendisiyle görüşebilme imkânı verip beni dinleme zahmetine katlanan Tanıl Bora’ya ilgi ve alakası için hürmet ediyorum. Bu vesiyleyle belirtmeliyim ki çalışmanın kitaba dönüşmesinde en büyük pay Bora’ya aittir. Çalışmanın yazım aşamasında ufuk açıcı muhabbetleriyle desteklerini yanımda hisettiğim arkadaşlarım; Gökhan Topluk, Rıfat Karaduman ve Ahmet Yılmaz sağolsunlar. Ayrıca Başbakanlık Arşivleri Genel Müdürlüğü, Türk Tarih Kurumu, Milli Kütüphane ve Ankara Üniversitesi Kütüphane personelinin kaynak temininde bana gösterdikleri ilgi ve alakayı unutamam. Son olarak, hayatım boyunca maddi ve manevi her türlü olanağı sağlayan ve desteğini her zaman yanımda hisettiğim ağabeyim, Sayıştay üyesi Abdullah Şimşek’in emeklerini unutumam. Bu vesileyle ona şükranlarımı ve saygılarımı sunuyorum, varolsun.

Tu her hebi.

ÖNSÖZ

Abdulazim Şimşek’in yüksek lisans ve doktora sürecini “şahidiyim,” diyebilecek kadar yakından biliyorum. Yüksek lisans çalışması olarak içine hiç sinmeyen bir konu üzerinde odaklandı. Aynı kurumda doktora yapması halinde istediği bir konu üzerinde çalışması imkânsızdı. Onun için başka bir programda doktora yapmaya yöneldi. Tez konusunun “Türkiye’de Antikomünist Faaliyetler 1945-1971” olması için ısrarcı oldu. Çalışma konusunun onaylanması biraz zaman aldı. Sonrasında da bir anlamda aşina olduğu konuda beş yılı aşkın bir süre delicesine okuyarak, heyecanla düşünerek ama meseleye soğukkanlı yaklaşarak üç yüz elli sayfalık bir metin kaleme aldı. Ben daha ağırlıklı olarak bu dönemdeki uğraşına tanıklık ettim.

Bir kere Türkiye’de antikomünist faaliyetleri dönem çerçevesinde anlatırken, faaliyetleri görünür kılmaya çalışırken, alttan alta dönemin Türkiye fotoğrafının ve dünya ahvalinin verilmeye çalışıldığı görülür. Böyle bir çaba gereği olarak antikomünist faaliyetler dışında birçok önemli konu ile uğraştı. Orijinal arşiv malzemeleri kullandı. Okuduğu çok sayıda hatırattan kaynaklanan genellemelerini başka metinlere yaslanarak doğruladı. Zaten daha geniş kapsamlı bakması da bu sayede mümkün oldu. Böylelikle de değişik, farklı yaklaşımları da hesaba katarak özgün sayılabilecek mahiyette yorumlar yaptı, değerlendirmelerde bulundu. Ancak bu noktada sol yorumlar belirgin bir biçimde sığdır. Böylesi bir konu üzerinde antikomünizmin bizatihi kendisi sığ olarak telakki edildiği için sol görüşlü aydınların yazdıkları metinler yok denecek kadar azdır. Antikomünist hareket sosyalizm olağanüstü önemsendiğinde baştan sona basit ve ilkel bir eğilim olarak görülür. Milliyetçilik 1990’lı yılların başlarından itibaren bazı mekânlarda, yaygın olarak, Türkiye’de düşüncenin şekillendiği mekânlarda, şekillendirildiği mekânlarda çok merkezi, temel bir sorun olarak addedildiği için antikomünizm üzerinde çalışmak pek değil hiç önemli görülmemiştir. Abdulazim Şimşek’in bu metni antikomünist faaliyetlerin düşünsel anlamda sığ mahiyette olduğu konusunda hemfikirdir. Ancak Abdulazim Şimşek, bu nitelemenin altını daha gelişkin bir şekilde doldurmuştur. Ve Şimşek’in çalışması aralarında Komünizmle Mücadele Dernekleri konusunda da bir makale olan bir çalışmanın1 bütününe göre sağ düşüncelere daha bir esnek ve soğukkanlı yaklaşmıştır. Abdulazim Şimşek’in düşünsel mahiyeti gelişkin milliyetçi doğrultudaki düşüncelere daha bir olumlu yaklaştığı temel konu bu olmadığı için belki de örtük olarak görünmektedir.

Çalışmanın İkinci Bölümü’nde antikomünist teşkilatlar ve dergiler incelenmeye çalışılmıştır. Burada ağırlık yazarın ifadeleriyle Türkçü dergilere verilmiştir. Derneklerin ve dergilerin çerçevesine bakıldığı zaman milliyetçi yön daha bir öne çıkmaktadır. Ancak burada, bu bölümde İslâmcı yazarların yazdıklarına daha az yer verilmektedir. Aslında yazarın tercihinde ağırlıklı olarak milliyetçi renk daha bir baskın olduğu için yerinde görünmektedir. Bir de dönem itibariyle İslâmcı aydınların bariz biçimde milliyetçi eğilimleri de vardır. Ancak İslâmcıların antikomünizme yaklaşım farklılığının, kısmî farklılığının altı bir nebze daha belirginleşse daha sahici bir fotoğraf ortaya çıkardı. Ancak dergilerdeki yaklaşımlar iyi özetlenmiş ve derinlikli bir şekilde tahlil edilmiştir. Nitekim dergilerin ve aydınların yaklaşımları, dönemlerin meseleye bakış açısının üç dönemdeki farklılıklarının altı belirgin olarak çizilmemiş olsa da kısmen ortaya konulmuştur. Bunun sağlanmasında geniş bir taramanın etkisi görülmektedir. Ve 1960’lı yıllardan itibaren antikomünist metinlerin daha bir yaygınlaştığı anlaşılmaktadır. Nitekim sol, sosyalizm üzerine çalışmalar da o dönemde daha bir artmıştır. Mete Tunçay’ın daha ayrıntılı ve fakat daha kısa dönemi inceleyen çalışmasının yanında yakın tarih kesitini de içeren Fethi Tevetoğlu ve Aclan Sayılgan imzalı iki yapıt vardır.

Metnin en renkli kısımlarının başında, “Türkiye’de Antikomünizme ‘Adanmış Ruhlar’” başlığı altında, biri sosyalizmden gelen Aclan Sayılgan’la beraber beş aydının komünizme yönelik eleştirileri özetlenmiş ve değerlendirilmiştir. Bu noktada Aclan Sayılgan’ın dışında hemen hepsinin milliyetçi çerçevede mütalaa edilebilecek bir yaklaşımları vardır. Abdulazim Şimşek her ne kadar Necip Fazıl’ı “Cumhuriyet Dönemi İslâmcı Düşüncenin Kurucusu” olarak nitelese de onun İslâmcı kimliği büyük ölçüde milliyetçilikten beslenmiştir. Sözü edilen dört aydının sosyalizm konusundaki bilgi birikimi tıpkı 1960’lı yılların başlarındaki kimi sosyalistler gibi bariz bir şekilde sınırlıdır. Dolayısıyla değerlendirmeler önemli ölçüde yüzeysel kalmaktadır. Ancak Aclan Sayılgan’ın sosyalizm/komünizm konusundaki değerlendirmeleri mahiyet olarak diğer dört aydından farklıdır. Hatta Aclan Sayılgan’ın dönemin çoğu sosyalistinden daha gerçekçi bir şekilde sosyalizmden haberdar olduğu görülmektedir. Yazdıklarının mahiyetinin farklılığının, seviyesinin de etkisiyle onun metinleri meseleyi daha gerçekçi ve daha geniş boyutlu bir çerçevede değerlendirilmiştir. Hatta Türkiye’de sosyalistlerin de Aclan Sayılgan’ın metinlerini sosyalizm ve özellikle de Stalinizm konusunda yaklaşımları değiştikten sonra yeni baştan değerlendirilmeleri ilginç yorumlar ortaya çıkarabilir. Sayılgan’ın son yayınlarından birinde, Kabahat Kimde? (Çehreler) başlıklı metinde de sosyalist aydınlara yönelik nitelemeleri belirgin olarak esnekleşmiştir. Tabii doğal olarak 1971 yılından sonra, yani okumakta olduğunuz metnin ilgi alanının dışındaki/ilerisindeki tarih kesitinde İslâmcıların da, milliyetçilerin de sosyalizme bakış biçimleri bariz bir şekilde değişmiştir. Özellikle de Sovyetler Birliği’ndeki başkalaşımdan sonra, sistem çözüldükten sonra. Aslında Abdulazim Şimşek’in anlattığı antikomünist düşüncenin karşıt kutbunda 1960’lı yıllarda sosyalist ve demokrat yazarların “dünya cenneti” Sovyetler Birliği’ni anlatan tıpkısının aynısı kitapları bulunmaktadır.

Abdulazim Şimşek’in çalışmasının, okuduklarının, birikiminin potansiyel olarak önceki ve sonraki dönemi antikomünizm açısından açımlamaya, açıklamaya, yorumlamaya katkı sağlayabileceği düşünülebilir. Bu anlamda öncelikle 1930’lu ve 1940’lı yıllarda özellikle akademik düzeyde Türkiye coğrafyası dışından, Rusya’dan gelen Türk aydınlarının yazdıkları metinlerde farklı bir sosyalizm, en azından kısmî anlamda farklı bir sosyalizm nitelemesi görülebilir. Nitekim belki de dönemi tez konusuyla örtüşse de örneğin Samet Ağaoğlu’nun gözünden komünizm yorumlaması ve çok daha sonraki tarih kesitine kayan Aydın Yalçın’ın daha kapsamlı yaklaşımı konusunda Abdulazim Şimşek’in yazacağı metinler okumakta olduğunuz çalışmadan daha derinlikli tahlillerin ortaya çıkacağını göstermektedir. Zaten antikomünizm üzerine bu çalışmada telaffuz edilen ciddi düşünceler örtük olarak farklı noktalara ilişkin önemli yaklaşımları çağrıştırmaktadır.

Son dönemde yakın aralıklarla 1960’lı yılları da kapsayan değişik çalışmalar sosyal bilim alanındaki ürünleri fazlalaştırmakta ve zenginleştirmektedir. Abdulazim Şimşek’in bu çalışmasının yanında bir başka çalışma da Öner Buçukçu’nun 1960’lı yıllarda solun milliyetçiliğini değerlendiren metni2 ile Yaşar Özkandaş’ın aynı yıllardaki Kemalizm yorumlarını sorgulayan eseri dönem hakkında özgün yorumlar getirmektedir. Sözü edilen üç çalışma da konu hakkında genelleşmiş yargıları sarsacak mahiyettedir. Netice olarak Abdulazim Şimşek’in çalışmasının konu ve dönem hakkındaki yorumları zenginleştirdiği ve derinleştirdiği söylenebilir.

Vallahülazim Abdulazim’in işi bihakkın kotardığı anlaşılıyor.

KURTULUŞ KAYALI

GİRİŞ

Bu çalışma, Soğuk Savaş yıllarında Türkiye’de antikomünizmin ortaya çıkış ve gelişim sürecini anlamaya yönelik çabanın ürünüdür. En genel ifadeyle söz konusu metin, Soğuk Savaş yıllarında antikomünizmin gelişimini sağlayan etmenleri ele almaktadır. Antikomünizm konusu işlenirken Türkiye’deki siyasi düşünce kalıpları, başta Türkçülük olmak üzere, İslâmcılık ve Mustafa Kemal’in şahsında Kemalizm’e yer verilmeye çalışıldı. Bu düşünce kalıplarının antikomünizmde oynadıkları role değinildi. Çalışmada sağ siyaset ve milliyetçi kuruluşların komünizme karşı tepkiselliklerinin hem içerideki hem de dışarıdaki kaynağına ulaşılmaya çalışıldı. Ayrıca milliyetçi çevrenin tarihsel kökenleri, II. Meşrutiyet, tek parti dönemi faaliyetleri sathi bir biçimde işlendi. Dahası sağın, bir mücadele biçimi olarak benimsediği “antikomünizm” üzerinden sol ile karşılaşması/tanışması anlatıldı. Hem siyasette hem basında ve hem de 1960’ların sonlarına doğru bu iki siyasal görüşün sokakta karşı karşıya gelişlerinin dış politika ve iç politika bağlamında sebepleri irdelendi.

Burada bir parantez açmak gerekir. Zira komünizm veya sosyalizm kavramları Türkiye’de ortaya çıktıkları ilk günden itibaren antipati ile karşılanmıştır. Komünizme, Müslüman toplumun, çok sert bir şekilde tepki göstereceği anlamlar yüklenmişti. Osmanlı’da komünizme ve sosyalizme kazandırılan anlam, Soğuk Savaş yıllarına kadar belli bir kesim için hiçbir değişime uğramadan, elimine edilmeden gelmiştir. 1789 Fransız İhtilali üzerine bir dizi yazı kaleme alan İbrahim Ethem Paşa, komünizm ile İslâm’a göre sapkın olan Mazdeilik, Ahşilik, Karmatilik ve İsmaililik arasında merbutiyet kurmuştur. Ona göre komünizmle benzerlikleri olan mahut din ve mezhepleri İslâm’a yönelik ifsad girişimi olarak değerlendirmiştir.

II. Meşrutiyet ortamında doğan Osmanlı Sosyalist Fırkası ve onun yayın organı İştirak dergisi, kısa süre sonra İTC’nin hışmına maruz kalmışlardır. Partinin kurucuları sürgüne gönderildiler. İştirakçi Hilmi ve arkadaşları, 1918 yılında sürgünden döndükten sonra, bu sefer Türkiye Sosyalist Fırkası’nı kurmuşlardır.

1924 yılının sonlarına doğru çıkan Şeyh Sait isyanı dolayısıyla çıkarılan Takrir-i Sükûn Kanunu kapsamında komünist basın, Aydınlık ve Orak Çekiç gibi dergiler de kapatılmıştı. Keza Zekeriya ve Sabiha Sertel’in çıkarmış oldukları Resimli Ay ve diğer yayınlar mütemadiyen takibe uğramıştı. Tek parti iktidarında hemen hemen her sene, komünist tevkifat gerçekleştirilmiştir. Bunların içerisinde, 1927 ve 1938 yıllarında yapılan tevkifatlar en çok bilinenlerdir. Tevkifatlar dışında, tek parti döneminde komünizme karşı kanuni yollarla da tedbir alınmıştır. 1936 yılında Türk Ceza Kanunu’na komünist faaliyetleri yasaklayan 141. ve 142. maddeler eklenmiştir. Türkiye Komünist Partisi 1930’lu yıllarda yer altına inmiş ve faaliyetlerini bu şekilde sürdürmüştü. Her ne kadar komünizmin örgütlenmesine müsaade edilmese de komünistler o süreçte yayıncılık faaliyetleriyle varlıklarını sürdürmüşlerdi. Haydar Rıfat Yorulmaz’ın, Esat Adil Müstecaplıoğlu’nun ve Sabiha Sertel’in komünizm ile ilgili çevirileri, Kerim Sadi’nin İnsaniyet Kütüphanesi’nde Marx ve Marksizm ile ilgili yayınlanan broşürleri ve son olarak Hikmet Kıvılcımlı’nın Marksizm Biblioteği’nden Karl Marx, Friedrich Engels ve Türkiye’de işçi sınıfı ile ilgili kitaplar neşredilmesine müsaade edilse de sonraki yıllarda bu tür eserler “yasak kitaplar” kategorisine girmişti. İkinci Dünya Savaşı yıllarında ise DTCF solcularının çıkardığı ve tartışmalara neden olan Yurt ve Dünya ile Adımlar dergisi ön plana çıkmıştı.

Türkiye’nin, 1936 yılında Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Boğazlar’da hâkimiyetini pekiştirmesinin ardından İngiltere ve Fransa ile saldırmazlık anlaşmasını imzalaması ve İkinci Dünya Savaşı’nın ilk günlerinde Almanya ile ticari anlaşmalar yapmasından ötürü Sovyetler’in, Türkiye’ye yönelik dış politikası değişmeye başlamıştı. O yıllarda Türk milliyetçiliğinin temel endişesi, Sovyetler’in Türkiye’yi işgal ettikten sonra, komünizmin ülkede zemin bulacağına dayanmıştı. Keza bu endişe, devleti yönetenlerce de paylaşılmıştı. Bu nedenle komünizmle mücadele devletin resmî politikası haline gelmişti. Birçok gazeteci ve edebiyatçı bu dönemde herhangi bir çelişki ve endişe yaşamadan kalemini Marksizm’in ve komünizmin “kötülüğüne” teslim etmişti. Buna karşın muhalif aydınların, gazetecilerin, edebiyatçıların ve üniversite hocalarının bir kısmı müseccel komünist olarak yansıtılmıştı.

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra meydana gelen iki kutuplu dünyada Türkiye, Batı Bloku’nda yer almıştı. Sıcak savaşın bitiminden sonra, Türkiye’de liberal politikalar tedavüle sokulmuştu. Bunun sonucu olarak Türkiye, 1946 yılında çok partili hayata geçmiş ve milliyetçi-muhafazakâr tonda birçok dernek kurulmuştu. Bunun yanı sıra yayın faaliyetleri de hızlanmıştı. Bütün bunların ortak amacı, varlığı hissedilen komünizme karşı mücadele etmek olmuştur. Soğuk Savaş’ın erken günlerinden itibaren Türk sağının farklı bileşenleri antikomünizm şemsiyesi altında bir araya gelmişti. Soğuk Savaş yıllarında Türkiye’de antikomünizmin ivmesinin artması Batılı kapitalist devletlerin, bilhassa da ABD’de antikomünizmin şiddetlenmesi ile orantılı olmuştur. Soğuk Savaş öncesinde antikomünizm, “Türkiye’nin kendi iç dengeleri” içerisinde Sovyetler’in rejim ihraç etme po…

Eklendi: Yayım tarihi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazarın Diğer Kitapları

Bebhome Kahve

Aynı Kategoriden

Haftanın Yayınevi
Yazarlardan Seçmeler
Editörün Seçimi
Kategorilerden Seçmeler

Yeni girilen kitapları kaçırmayın

Şimdi e-bültenimize abone olun.

    Oynat Durdur
    Vimeo Fragman Vimeo Durdur