Birazoku.com sitesinde de kitapların ilk sayfalarından biraz okuyabilir, satın almadan önce fikir sahibi olabilirsiniz. Devamı »

Yazar ya da yayınevi iseniz kitaplarınızı ücretsiz yükleyin!

Sözden Kalanlar
Sözden Kalanlar

Sözden Kalanlar

Hakan Erdem

Tarih, son dönemlerde geniş kitlelerin ilgisini çekmeye başladı. Böylece tarih yazımının başlıca soruları olan “Tarih nedir?”, “Tarihçi kimdir?”, “Tarihi doğru anlamanın yolları nelerdir?” gibi…

Tarih, son dönemlerde geniş kitlelerin ilgisini çekmeye başladı. Böylece tarih yazımının başlıca soruları olan “Tarih nedir?”, “Tarihçi kimdir?”, “Tarihi doğru anlamanın yolları nelerdir?” gibi temel soruların cevaplarına daha fazla odaklanır olduk.

Hakan Erdem, tarih ve tarih yazıcılığı alanında önemli çalışmalar ortaya koymuş bir isim. Sanki bir elin müdahalesiyle toplumun tarih algısının bozulup darmadağın edildiğini ileri süren Erdem, kitaplarında, tatlı tatlı anlatan masalcı tarihçileri, tarihi kutsallaştırırken kendileri de kutsallaşan “üstadlar”ı anlatıyor. Elinizdeki bu eserde, bir araya getirilen röportajlarında tarihsel metinlere eleştirel açıdan bakarak onlardan ne gibi sorular üretilebileceğini sorguluyor. Arabanın, cep telefonunun, ayakkabının iyisini, iyi tatilin nerede yapılacağını öğrenen bir toplumun iyi tarihi ucuz ve kötü tarihten ayırmayı da başarabileceğini iddia ediyor.

Sözden Kalanlar isimli bu eser; Y. Hakan Erdem’in tarihe, tarihçilik mesleğine, tarih yazımına, kurgu eserlerine ve çeşitli konulara dair görüşlerini içeren röportajlarını bir araya getirerek tarihe meraklı kitlelerin ve tarih öğrencilerinin başucu kitabı olacak mükemmel bir çalışma sunuyor.

İÇİNDEKİLER

ÖNSÖZ ……………………………………………………………………………………………..11
1. BÖLÜM / TARİH VE TARİHÇİLİK…………………………………21
Hakan Erdem Son Kitabı “Tarih-Lenk”te Ünlü
Tarihçileri Topa Tuttu………………………………………………………….. 23
‘Yalan Tarihi Bile Bile Savunacak Biri Varsa
Görelim’ ………………………………………………………………………………………………….33
“Tarihi Takmıyoruz, Bir Yandan Da Takık
Durumdayız Tarihe”………………………………………………………………….39
Yalan Söylemek Dünyanın En Zor Şeyidir………..47
Bu Tarihçiler Tavşanın Suyunun Suyu………………. 55
Ben Söylemeseydim Başka Tarihçiler
Söyleyecekti…………………………………………………………………………………….63
“Eskiden ‘Tarih-Şovlar’ Yoktu” ………………………………………..73
Popüler Tarih, Ağzına Geleni Söyleme Alanı
Değildir ………………………………………………………………………………………………….89
“Timurlenk Zalim, Aksak Tarih De Çok
Zalim!”………………………………………………………………………………………………………101
“İsrail’in, Hadi Gel Düşman Olalım Kurgusuna
Atlamamak Gerek”……………………………………………………………………..111
Eski Defterler Açıldı……………………………………………………………….117
Osmanlı’da Kölelik Vardı… Yeniçeriler
Köleydi…………………………………………………………………………………………………. 123
Cumhuriyetin Bayrağı Osmanlı’nın
Bayrağıdır………………………………………………………………………………………… 133
Tarihçiler “Türkler Orta Asya’dan Dünyaya
Yayıldı” Tezini Tartışıyor………………………………………………….. 143
Türk Tarih Tezi Bir Fantezi Mi? ………………………………… 143
Alternatif Tarih De Hep Doğruyu
Söylemez…………………………………………………………………………………………….147
Popüler Tarih ve Popüler Tarihçilik………………………151
Sarkis Torosyan’ın Anlattıkları Tarihi
Gerçeklere Uymuyor…………………………………………………………….. 167
Bilim Adamı Yazdığının Arkasında Olmaz………175
Torosyan’ın Şaibeli Hatıratı………………………………………….183
Kendi Gününü Yazan Tarihçi Değildir…………………..191
Osmanlı’nın Kanla Yazılan Tarihi……………………………..197
Türkiye İsterse Boğaz’ı Rusya’ya
Kapatabilir ………………………………………………………………………………………205
“Cumhuriyet Modernleşmesi Osmanlı
Modernleşmesinin Devamıdır”…………………………………..213
Osmanlı’da Kölelik: Sorular ve Cevaplar…………..217
‘Köleler Sessiz İnsanlardır, Ama Onların Da
Seslerini Bulmak Mümkün…’…………………………………………231
Dr. Hakan Erdem İle Harem ve Cariyelik
Üzerine………………………………………………………………………………………………..239
Afrikalıları Bu Toplumun Çimentosunda
Görmedik………………………………………………………………………………………….263
Çerkesler ve Kölelik………………………………………………………………269
2. BÖLÜM / KURGU………………………………………………………………291
Piyasadaki Tarihi Romanları Yazmak Çok Kolay
Olurdu………………………………………………………………………………………………….293
Kitab-ı Duvduvani………………………………………………………………………301
Sonu Ortasında Olan Bir Kitap: Kitab-ı
Duvduvani…………………………………………………………………………………………..311
Bir Popüler Kültür Parodisi…………………………………………..321
Başrolde ‘Tarih’ Var… ‘Kitab-ı Duvduvani’ …………335
Bir Bozkır Söylencesi………………………………………………………….343
Hakan Erdem’le Bilimkurgu ve Yazma Olgusu
Üzerine Söyleşi…………………………………………………………………………..349
3. BÖLÜM / MÜTENEVVİA…………………………………………….. 359
Kurtarmada Sınıfta Kaldık…………………………………………….361
Türkiye’nin İlk Üniversite Yayınevi…………………………371
Daş Yok Mu Daş…………………………………………………………………………375
Depremde Enkazın Altından Çıkan Gerçek:
Belleksiz Bir Toplum……………………………………………………………387
Bizim Toplum Kitabın Bir Meta Olduğunu
Henüz Anlamış Değil…………………………………………………………….393
EK…………………………………………………………………………………………………….417
Cornell H. Fleischer: “Kültürün Ne Olduğunu
Tespit Edip Canlı Tutmak, Entelektüel Kimliğin
Bir Gereğidir”…………………………………………………………………………………419
Kişi Adları İndeksi……………………………………………………………..435

1. BÖLÜM
TARİH VE TARİHÇİLİK

Tarihçi Hakan Erdem, Doğan Kitap’tan çıkacak
olan kitabı; Tarih-lenk’te çok satan tarih
kitaplarını cümle cümle inceliyor ve büyük
tartışma yaratacak tespitlerde bulunuyor.
Bu nedenle pek çok kişi, bu röportajı okuduktan sonra “Peki ama bu adam kim?” diyecektir. Hakan Erdem, tarihçi. Doktorasını
Oxford’da yaptı. Sabancı Üniversitesi’nde
Osmanlı Tarihi dersleri veriyor. Bu kitapta
izlediği metodu içeren “Kaynaklar ve Yöntemler Üzerine” de dersler verdi. Kendisi aynı
zamanda bir yazar. Kitab-ı Duvduvani, Unomastica Alla Turca ve Zaman Çöktü isimli romanları var. Akademik çalışması Osmanlı’da Köleliğin Sonu da kitaplaştı. Tarihçileri ağır
bir dille eleştiren Erdem’in “Bunları söylemek haddine mi?” diyeceklere ise cevabı
hazır: “Metnim kendini savunacaktır. İşte
800 dipnot, her metinden alıntı, zengin bir
kaynakça…”

AKAN ERDEM SON KİTABI
“TARİH-LENK”TE ÜNLÜ
TARİHÇİLERİ TOpA TUTTU:
SONER YALÇIN CAHİL VE
BİLGİÇ, İLBER ORTAYLI AKLINDA KALANLA KONUŞUYOR

Soner Yalçın tarihin A, B, C’sini bile bilmiyor Tarih-lenk’in en ilgi çekici bölümü; “Bariz Cehalet ve Bilgiçlik” bölümü… Bunlardan birinin de Soner Yalçın olduğunu söylüyorsunuz. Siz onu “cehaletinden” ötürü eleştiriyorsunuz. Cehalet, ağır değil mi? Hemen bir örnek vereyim. Fatin Rüştü Zorlu’nun ailesini anlatıyor, “Efendi”de. Onun Sabatayist olduğunu… Diyor ki; “Dedesi Rus İbrahim Paşa’dır. XIX. yüzyılın başında Petersburg limanından ayrıldığı kruvazörüyle Artvin’e sığınmıştı. Kimdi bu Rus İbrahim Paşa? Rus tarihine bakarak bu sorunun cevabını bulabiliriz?” Bir süre sonra Rus adı bile bilinmeyen bu hayali kahramanın 1825’te Osmanlı’ya sığınan bir Dekabrist olduğunu da söylüyor. Yalçın hayali bir kahraman yaratıp malumatın olmadığı yerde spekülasyon yapabilir.

Ama Rus İbrahim Paşa’yı 1825’de kruvazöre koyamaz. Çünkü kruvazörler daha yapılmamıştı. Diyelim ki, yapılmıştı ya da kastedilen bir gemiydi. Gemi Baltık’tan yola çıktı. Bunun için önce Cebelitarık’ı geçmesi gerekir. Osmanlı’ya sığınacaksa ilk liman Cezayir’dir, niye oraya sığınmıyor? Diyelim ki beğenmedi, Girit, İzmir, İstanbul var sırada. Hadi hiçbirini beğenmedi. Boğaz’ı geçti. Ya da bu yolu izlemek yerine Vikingler gibi gemisi küçüktü, karada sırtında taşıyıp nehir yolunu izleyerek Karadeniz’e ulaştı. Ama Artvin limanına sığınmayı nasıl başarıyor? Mümkün değil çünkü Artvin’in limanı yok!

Soner Yalçın da Sabatayizmle ilgilenen pek çok kişi gibi onomastiğe (adların kökeni) önem veriyor. Dil bilimine yaklaşımını nasıl buluyorsunuz? “Efendi”de tekstille uğraşan Topbaş ailesinin Yahudi olduğunu ispat etmek istiyor. Ayrıca diyor ki “Tekstil eskiden Yahudilerin elindeydi, şimdi Anadolu Kaplanları’nın eline geçti. Ama acaba geçti mi?” Yani Anadolu Kaplanları’nın da Yahudi olduğunu ve ortada acayip bir tekstil kardeşliği olduğunu söylüyor.

Bunu ispat ederken de şöyle diyor: “Türkler tekstil işini kimden öğrendi? Ön bir bilgi vereyim; bu konuda dilimize yerleşmiş sözcüklerin çoğunun İbranice olması ilginç değil mi?” Ve birçok sözcüğü örnek gösteriyor: “Antariye (entari), atlas (atlas), astar (astar), fustan (fistan), hirka (hırka), dulbent (tülbent) vs.” Bu sözcüklerin de önemli bir bölümünün Yahudilerin kullandığı Ladino dilinden geldiğini söylüyor. Ama bu kelimelerin biri bile İspanyolca ya da İbranice’den gelmiyor. Zaten bu kelimeler İbranice’yse biz bu dili biliyoruz demektir. Zira bu yurtdışında “Yemeksiyon getirisyon” diyerek yabancı dil konuştuğunu sanmaya benzer.

Bu durumda Soner Yalçın’ın onomastiğe dayalı tezi çöker mi? Bunlar özel isimler değil. Ama onomastikte (adların kökeni) dil çok önemlidir ve bu kadar basit hataların yapıldığı bir durumda o teze şüpheyle yaklaşmak gerekir. Onun anti-Semitizm’iyle ilgilenmiyorum. Çünkü işin A, B, C’sini düzeltmekten oraya gelemiyorum. Bu kelimeleri İbranice’den almışız! Osmanlı Yahudileri İbranice konuşmuyordu ki, İspanyolca konuşuyordu. Türkçe’ye nasıl bu kelimeleri geçiriyorlar. Sonra hiçbir Yahudi İbranice konuşmazdı. İbranice ölü bir dildi ve sonradan diriltildi.

Matbaayı Masonlar Mı Getirdi?

Yalçın matbaayı Masonların getirdiğini söyler. Siz ise “mümkün değil” diyorsunuz. Evet, Galata Mason Locası’nın kararıyla matbaanın “İlk Mason Yirmi Sekiz Çelebizade Mehmed Said Paşa’nın sadrazamlığında getirildiği”ni söylüyor. Düşünelim matbaa 1727’de geldi. Çünkü 1727’de Çelebizade Mehmed Said değil Damat İbrahim Paşa sadrazamdı. Çelebizade 1755-56’da sadrazam oldu. Bu durumda Soner Yalçın’a önerim şu: “Varsayımınızı yani memlekete matbaayı Masonlar soktu”yu koruyalım, çünkü ilginç bir varsayım, onun yerine “İlk masonun Damat İbrahim Paşa” olduğunu söyleyelim. Bu cehaletle yapılan aslında bu!

Tarihçi Ses Sanatçısı Gibi
Sağda Solda konser Tadında Konuşmaz.

“Kitabımda kişilerle değil metinlerle ilgilendim. Ama illa kişiselleştirilecekse de yapacak bir şey yok! Ancak herkes biliyor ki, bu kitapta ele alınan ‘aksak tarih’ buzdağının sadece görünen yüzü. Ortada çok ciddi bir sorun var. İsteyen beni eleştirsin ama bir tarihçi olarak yani vesikayla, belgeyle… Çünkü ben öyle konuştum. Tarihçi ses sanatçısı gibi sağda solda dolaşıp konser tadında konuşmaz, belgeyle, vesikayla konuşur.”

Hıfzı Velidedeoğlu Nutuk’u Atatürkçü Olmayan Düşüncelerden Korudu!

Kitabınızın adı: Tarih-Lenk, “Timurlenk’i çağrıştırıyor”… Haklısınız. Timurlenk’e gönderme var. Orta Asyalı bu büyük ve bir o kadar da zalim hükümdarı “Aksak Timur” diye biliriz. Ben de kitabıma Tarih-lenk adını vererek “Aksak ve zalim bir tarihi” anlatmak istedim. Çünkü aksak tarih zalimdir. Tarih-lenk’in ilk bölümünde sadeleştirilirken, günümüz Türkçesine uyarlanırken anlam sapmalarına maruz kalan kitaplara yer vermişsiniz. İlki de Nutuk… Hıfzı Velidedeoğlu’nun adını da sadeleştirerek “Söylev” yaptığı Nutuk’tan bahsediyorum. Metni incelediğimde gerekmeyen müdahaleler gördüm. Üstelik “Söylev” 39. baskısını yaptı, en çok okunan Nutuk’lardan. Bu yüzden dikkat çekmek istedim.

Çok ilginç tercihler yapılmış ve bunlar açık yüreklilikle önsözde de söylenmiş. Beşte birine yer verilmemiş. Şöyle diyor Velidedeoğlu “Atatürkçü düşünce açısından önem taşımayan ayrıntılara ilişkin kimi bölümleri kısalttık.” Bu da Nutuk’un beşte biri!

Nasıl yani Atatürk’ün Atatürkçü olmayan fikirleri mi varmış? Evet, ortada böyle bir tuhaf durum var. Ama benim takıldığım yer burası değil. Sadeleştirme ile değişen anlamlar… Mesela? Atatürk “Osmanlı Devleti’nin artık yaşayacak gücü kalmamıştır, yeni bir Türk devleti kurmak gerekiyordu” demiş. Ama Velidedoğlu bunu sadeleştirirken “yeni” kelimesi atmış. İyi de o zaman cümlenin tüm anlamını bozar. Sonra bir ilginç tercihi de şu: Erzurum Kongresi yapılıyor. Yani daha Sivas Kongresi de Ankara’da yeni bir hükümet de yok. Atatürk, “hükümet-i merkezi” tabirini kullanıyor, İstanbul’daki hükümet için. Velidedeoğlu bunu atıp “İstanbul Hükümeti” diyor. Buradan şu sonuç çıkar; Osmanlı’da milli bir meclis yoktu, millet fikri de Cumhuriyetle ortaya çıktı.

İlber Ortaylı Dikkatsiz, Üstelik Savaşları Karıştırıyor

Kitabınızda “empresyonist bir ressam olarak tarihçinin portresi” başlığı adı altında Prof. Dr. İlber Ortaylı’yı da eleştiriyorsunuz. Ama o ele aldığınız diğer yazarlardan farklı bir akademisyen… İlber Ortaylı’nın metinlerinin kusuru nedir?

İlber Ortaylı popüler üretimi çok olan bir tarihçi. Fakat bana öyle geliyor ki, aklında ne kaldıysa onu yazıyor. Sonra yeni bir yazım türü oluştu. Biri konuşuyor, birileri de bunu deşifre ederek kitap yapıyor. Oysa insan konuşurken yanlış yapabilir, hata yapabilir, karşısındakini yanlış anlayabilir. Ayrıca konuşma diliyle yazı dili, hele tarih dili çok farklıdır. Tarihle bilek güreşi olmaz. Ama İlber Ortaylı’nın söyleşilerinden oluşan bu tür çok kitabı var. Sanıyorum, İlber Ortaylı artık kendini tarihin zanaatkârı olarak değil de sanatçısı olarak görüyor. Bir ressam gibi çalışmak istiyor. Ama empresyonist bir ressam…

Yani hatların çok belli olmadığı, akılda kalanın resmedildiği tablolar yapan… Yani gerçeği değil beyninizde uyanan imajı. Ama tarihe böyle yaklaşırsanız felaketler olabilir. Mesela İzladi Derbend Savaşı’nı Sırpsındığı ile karıştırabilirsiniz, Ortaylı gibi.

İstisna olabilir mi? Ama o bunu hep yapıyor. Birkaç yerde karıştırmış. Çünkü dikkatsiz. “Üç Kıtada Osmanlılar” kitabında Sırpsındığı’nın müthiş bir Osmanlı yenilgisi olduğunu anlatır. Oysa bu bir Osmanlı zaferidir. Çünkü 1’teki İzladi Derbend’deki yenilgiyle karıştırıyor. Benzer bir hatası da 1260 yılındaki Ayn Câlut savaşı için geçerli. Bu savaşın Ortadoğu’nun tarihinde önemli bir yeri ve simgesi vardır. Çünkü 1258’de Abbasi Halifeliği’ni düşüren ve Batı’ya ilerleyen Moğollar’ı Memlûkler bu savaşla durdurmuştur. Ama Ortaylı, “İktisadi ve Sosyal Değişim” kitabında bu savaşta Memlûklerin yenildiğini, Moğolların yendiğini düşünüyor. Çünkü Moğolların Şam’ı ele geçirdiğini söylüyor.

Üstüne üstlük İlber Ortaylı bunu daha doğmamış bir Moğol Han’ına, Gazan Han’a yaptırıyor. Ama bu kadarına pes denir. Bunu söylemek, Fatih’e patates yedirmeye benzer. (Patates ABD’nin keşfiyle dünyaya yayılır.) Ne yazık ki bunlar kafasında bazı şeylerin oturmadığını gösteriyor. Yani ortaya çıkıp konuşacağı bir sentezinin olmadığını.

Eklendi: Yayım tarihi
dcanetwork_AWR-Brand Awr_CPM_Affiliate_ActolyeQDCABanner_Affinity_Multi_Banner_1x1_ActolyeQDCABanner_OSD0003CEJ
dcanetwork_AWR-Brand Awr_CPM_Affiliate_ActolyeQDCABanner_Affinity_Multi_Banner_1x1_ActolyeQDCABanner_OSD0003CEJ

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

dcanetwork_AWR-Brand Awr_CPM_Affiliate_The Veil DCANetwork_Affinity_Multi_Banner_1x1_The Veil DCANetwork_OSD0003HKJ

Yazarın Diğer Kitapları

  1. Osmanlı’da Köleliğin Sonu ~ Hakan ErdemOsmanlı’da Köleliğin Sonu

    Osmanlı’da Köleliğin Sonu

    Hakan Erdem

    “Osmanlı ve Avrupa kaynaklarına dayalı usta işi bir çalışma olan bu kitap karşılaştırmalı kölelik araştırmalarına büyük bir katkı. Erdem, Osmanlı kölelik kurumunun ayırt edici...

  2. Tarih-lenk /kusursuz Yazarlar, Kağıttan Metinler ~ Hakan ErdemTarih-lenk /kusursuz Yazarlar, Kağıttan Metinler

    Tarih-lenk /kusursuz Yazarlar, Kağıttan Metinler

    Hakan Erdem

    Gerek tarih, gerekse kurmaca alanında ortaya koyduğu eserlerle hem Türkiye’de hem de dünyada kendini kanıtlamış değerli bir kalem olan Y. Hakan Erdem’in tarih yazımı...

  3. Zaman Çöktü ~ Hakan ErdemZaman Çöktü

    Zaman Çöktü

    Hakan Erdem

    Tarihçi Y. Hakan Erdem, bu kez bilimkurguya el atıyor ve tufandan sonrasına, 41. yüzyıla gidiyor, ama buralardan fazla uzaklaşmadan...

Men-e-men Birazoku

Aynı Kategoriden

Haftanın Yayınevi
Yazarlardan Seçmeler
Editörün Seçimi
Kategorilerden Seçmeler

Yeni girilen kitapları kaçırmayın

Şimdi e-bültenimize abone olun.

    Oynat Durdur
    Vimeo Fragman Vimeo Durdur