Birazoku.com sitesinde de kitapların ilk sayfalarından biraz okuyabilir, satın almadan önce fikir sahibi olabilirsiniz. Devamı »

Yazar ya da yayınevi iseniz kitaplarınızı ücretsiz yükleyin!

Unutulanlar, Hiç Bilinmeyenler ve Bilinmek İstemeyenler
Unutulanlar, Hiç Bilinmeyenler ve Bilinmek İstemeyenler

Unutulanlar, Hiç Bilinmeyenler ve Bilinmek İstemeyenler

Erol Üyepazarcı

Yazması bana büyük zevk veren Korkmayınız Mister Sherlock Holmes’dan sonra Türkiye’de popüler roman ve popüler romancılar hakkında bir kitap yazmayı düşünmeye başladım. Bunu iki nedenle…

Yazması bana büyük zevk veren Korkmayınız Mister Sherlock Holmes’dan sonra Türkiye’de popüler roman ve popüler romancılar hakkında bir kitap yazmayı düşünmeye başladım. Bunu iki nedenle yapmak istiyordum. İlk nedenim, çoğu, dönemimizde adı unutulan ama popüler romanı aşağılamak söz konusu olunca adları anılan, birçoğu ise döneminde çok okunup bugün hiç bilinmeyen, aşağılamak için bile adları anılmayan, bir bölümü de popüler roman yazdıklarında takma ad kullanan yazarların, bu ilgisizliği ve aşağılamayı hak etmediklerini düşünmemden kaynaklanıyordu. Onun için kitabımın adını Unutulanlar, Hiç Bilinmeyenler ve Bilinmek İstemeyenler koydum.

İkinci nedenim ise popüler romanın dönemsel nitelikli olmasından dolayı sevilip okundukları dönemi anlamak açısından taşıdığı öneme inanmamdandı. Bu romanlar edebiyat eleştirmenleri kadar toplumbilimciler için de zengin bir malzeme kaynağıydı. Bu romanları okurken dönemin değer yargılarını, maddi kültür beğenilerini, dönemin yaşamıyla ilgili pek çok bilgiyi, belki de daha önce gözden kaçmış birçok ipucuyla birlikte bulabiliyorduk.

Yazarları ve eserlerini değerlendirirken eleştirmenlerimizin, eğer varsa lütfedip yaptıkları eleştirilerden örnekler vermeye çalıştım. Samimiyetle belirtmek isterim ki çoğu eleştirilerin aşağılayıcı ve insafsızca yapılmış olduğunu gördüm. Sanki kendi edebi değer yargılarının üstünlüğünü göstermenin tek yolu popüler romanları aşağılamaktan geçermiş gibi davranmalarını yadırgadığımı belirtmeliyim. Onların düşüncelerini aktardım ama kişisel kanımca yanlış bulduğum noktalarını da vurguladım. Sonuç olarak bu yapıtımda Türkiye’de popüler romanın ilk yüzyıllık öyküsünü anlatırken söz konusu ettiğim yazarlara tepeden bakmadığımı, onların, özellikle de ilk dönemlerdeki yazarların, ülkemizde roman okuyan bir kitlenin oluşmasındaki katkılarını değerlendirerek baktığımı; onlara olduğunca tarafsızca, anlayışla, hatta deyim yerinde mi bilmiyorum ama şefkatle yaklaştığımı belirtmek isterim. Okuyucunun bütün bu düşüncelerimi profesyonel bir eleştirmenin değil, meraklı, biraz da allame geçinen bir kitap çokseverinin yaklaşık altmış yıllık birikimi olarak değerlendireceğini umuyorum.

İÇİNDEKİLER

ÖNSÖZ 1

BİRİNCİ BÖLÜM

POPÜLER ROMAN DEDİKLERİ… 19
POPÜLER ROMAN ÜZERİNE DÜŞÜNMEK 19
Popüler Kültür 19
Popüler Roman 22
Popüler Romanın Tanımı Üzerine 29
POPÜLER ROMANIN TARİHÎ GELİŞİMİ VE TEFRİKA ROMAN OLGUSU 35
Tefrika Roman 36
Tefrika Roman Kavramı Üzerine Bazı Düşünceler 36
Fransa’da Tefrika Romanın Gelişimi 37
İngiltere’de Tefrika Romanın Gelişimi 46
Amerika’da Tefrika Romanın Gelişimi ve Dime Novels (Onparalık Öyküler) ile
Pulp Dergiciliği 51
Diğer Ülkelerdeki Gelişmeler 56
Tefrika Roman Konusunda Türkiye’deki Gelişmeler 57
Türkiye’de Tefrika Roman Dergiciliği 6

İKİNCİ BÖLÜM

1875 – 1908 YILLARI ARASINDA POPÜLER ROMAN ve ROMANCILAR 63
DÖNEMİN GENEL NİTELİKLERİ 63
ROMANCILAR 71
Türkiye’de Hem Romanın Hem Popüler Romanın “Efendi Baba’sı”:
Ahmet Mithat Efendi 71
Genç Hanımların Romancısı: Mustafa Reşit 89
Dönemin En Bohem Yazarı: Mehmet Celal 92
Ahmet Mithat Efendi’nin En Nitelikli ve En Üretken Öğrencisi:
Hüseyin Rahmi Gürpınar 97
Kıvrak Zekâlı Tipik Bir İstanbul Çocuğu: Ahmet Rasim 116
Dönemin Münevver, Edibe, İlk Kadın Hakları Savunucusu Yazarı:
Fatma Aliye Hanım 125
Dönemin Best Seller Yazarı: Mehmet Vecihi 134
Ahmet Cevdet Paşa’nın İkinci Kızı, Radikal ve İnanmış Kadın Hakları Savunucusu
ve Eylemci Yazar: Emine Semiye 139
Otuz Beş Bin Adetlik, Dönemin Satış Rekoruna Sahip Yazar: Abdullah Zühtü 149
Zavallı Necdet’in Yazarı: Saffet Nezihi 156
Selanik’te Bir Popüler Roman Yazarı: Fazlı Necip 160
İlk Türkçü Yazarlarımızdan: Ahmet Hikmet Müftüoğlu 164
Ultra Alafranga(!) Bir Yazar: Safveti Ziya 169
Kırık Aşkların Dokunaklı Öykülerini Yazan İlk Popüler Kadın Romancımız:
Güzide Sabri 174
Tarihî Romanların ve İlk Türk Korku Romanının Yazarı: Ali Rıza Seyfi 180

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

1908-1928 YILLARI ARASINDA POPÜLER ROMAN ve ROMANCILAR 227
DÖNEMİN GENEL NİTELİKLERİ 227
ROMANCILAR 231
Unutulmuş İlginç Roman Siyah Gözler’in Unutulmuş Yazarı:
Cemil Süleyman Alyanakoğlu 231
Türkiye’den Çok, Fransa’da Tanınan Bir Yazar: İzzet Melih Devrim 239
Türkiye’de Kadın Hareketlerinin En Aktif Örgütçüsü Bir Romancı:
Nezihe Muhittin 249
Toplumun Bütün Çirkinliklerini Çekinmeden Kaleme Alan Bir Yazar:
Selahattin Enis 255
Altmış Yıllık Bir Gazeteci ve Erotik Edebiyatın Öncüsü, Borsacı ya da Konsolitçi
Namıyla Maruf Mehmet Asaf 262
Popüler Türk Polisiye Romancılığının İlk Örneklerini Veren Yazar:
Ebüssüreyya Sami 268
Turancı ve Feminist Bir Kadın Yazar: Müfide Ferit Tek 277
Ateşli İttihatçı, İnanmış Kemalist ve Çok Tutulan Popüler Romancı:
Enis Avni Nâm-ı Diğer Aka Gündüz 289
Şakrak Dilli Bir İstanbul Çocuğu: Ercüment Ekrem Talu 303
İstanbul Türkçe’siyle Yazılmış En İncelikli Romanların Yazarı: Refik Halit Karay 314
Siyasetin Sillesini Yemiş Bir İstanbul Çocuğu: Refi Cevat Ulunay 338
Duygusal, Şefkatli, Vatansever, Dindar Bir Yazar, Şaire ve Muallime:
Halide Nusret Zorlutuna 346
Tiyatro ve Roman Yazarı, Film Rejisörü, Oyuncu Ama Her Şeyden Önce
Büyük Maceraperest: Vedat Örfi Bengü 355
Aristokrat, Komünist ve Başı Dimdik Bir Kadın: Suat Derviş 366
İstanbul’un Fakir Semtlerinin, Varoşlarının, Çingenelerinin Yazarı:
Osman Cemal Kaygılı 382
Üretken Bir Yazar: Selami İzzet Sedes 392
Cingöz Recai’nin Yaratıcısı, Çok Okunan “Piyasa Romanları”nın Yazarı:
Server Bedi Nâm-ı Diğer Peyami Safa 400
Çok Okunan Popüler Romanların Yazarı ve Uzun Soluklu Halk Gazetelerinin
Patronu: Ethem İzzet Benice 416
Erken Cumhuriyet Döneminin En Çok Okunan Yazarlarından Biri:
Burhan Cahit Morkaya 426
“En Taze Rakıların En Issız Kuytularından Sırılsıklam Tefrikalar Çıkaran”:
Mahmut Yesari 436
Şair, Oyun ve Roman Yazarı Ama Her Şeyden Önce Akbaba’nın Sahibi:
Yusuf Ziya Ortaç 451
Uzun Boylu, Geniş Omuzlu, Çok Yakışıklı Erkeklerin ve Sırılsıklam Âşık
Kadınların Romancısı: Esat Mahmut Karakurt 466
Kızıltuğ’un Otsukarcı’sından Malkaçoğlu’na, Ondan Karaoğlan’a Kadar Uzanan
Tarihî Romanların Sevilen İsmi: Abdullah Ziya Kozanoğlu 477
Erken Cumhuriyet Döneminin Tarihî Roman Yazıcılığının Öncülerinden:
Samih Fethi Nâm-ı Diğer M. Turhan Tan 486
On Beş Yılda Yazılmış 100 Romanın Bugün Hiç Bilinmeyen Yazarı:
İskender Fahrettin Sertelli 494
Herkesin Âşık Olduğu Hassas Şaire, İdealist Cumhuriyet Kadını, İnanmış
Feminist: Şükufe Nihal 508
Bütün Zamanlar İçin Bâbıâli’nin En Renkli Tipi, “Deli” Namıyla Maruf:
Nizamettin Nazif Tepedelenlioğlu 519
İki Sevimli Hece ve İlginç Bir Yaşam: Vâ-Nû Nâm-ı Diğer Vâlâ Nurettin 538
DÖNEMİN DİĞER POPÜLER YAZARLARI 557
Her Telden Çalan Bir Yazar: Avanzâde Mehmet Süleyman 557
Roman ve Tiyatro Yazarı: Moralızâde Vassaf Kadri 559
Hem Yayıncı Hem Romancı: Süleyman Sudi 562
İlginç Bir Avukat Yazar: Orhan Mithat Barbaros 565
Halisinden Bir Gazeteci ve Basın Tarihçisi: Münir Süleyman Çapanoğlu 567
Polis Romanlarının İlginç ve Üretken İsmi: Mustafa Remzi Köktürel 571
Dönemin En Üretken Yazarı: Selami Münir Yurdatap 572
Unutulmuş Bir Polisiye Roman Yazarı: Cemil Cahit Cem 575
Başarılı Yayıncı ve Yazar: Rakım Çalapala 578
EK: 4- 1908-1928 YILLARI ARASINDA TÜRKÇE’YE ÇEVRİLMİŞ ROMANLAR 581
EK: 5- 1908-1928 YILLARI ARASINDA YAYIMLANMIŞ ANCAK METİNDE SÖZ
KONUSU EDİLMEMİŞ TELİF ROMANLAR 587
EK: 6- 1908-1928 YILLARI ARASINDA TEFRİKA EDİLMİŞ AMA BASILMAMIŞ
ROMANLAR 595

POPÜLER ROMANIN TARİHÎ GELİŞİMİ
VE TEFRİKA ROMAN OLGUSU

Roman kavramı ve romanın tarihî gelişimi incelenirse romanın olgunluk dönemine 19. yüzyılda ulaştığını ve artık bir ayrı edebiyat türü olarak kendini kabul ettirdiğini görürüz. Bu yüzyılda romanın gelişimine göz atarsak kısaca şu saptamaları yapabiliriz: Goethe’nin Genç Werther’in Acıları, Foscolo’nun Jacobo Ortis’in Son Mektupları, Chateaubriand’ın Renée’si, B. Constant’ın Adolphe’u, Alfred de Musset’nin Bir Zamane Çocuğunun İtirafl arı gibi romantik edebiyatın büyük başarı kazanmış otobiyografik romanları bu yüzyılın ilk yarısının karakteristik yapıtlarıdır. Bu arada İngiltere’de Walter Scott, İtalya’da Manzoni, Fransa’da Cinx Mars ile Alfred de Vigny ve Notre Dame ile Victor Hugo, Rusya’da Savaş ve Barış ile Tolstoy tarihî roman türünü başlatırlar. Tarihî romanın altın çağını konularını çağdaş olaylardan alan romanlar izler. Fransa’da bu türün temsilcileri Stendhal ve Balzac olur. Tahlil romanında usta olan Stendhal’ın ünü yıllar geçtikçe giderek artar. Modern romanın kurucusu Balzac ise çağdaşlarına kendini kısa zamanda kabul ettirir.

Gerçekçi akımın ustası olan Balzac eserlerinde yaşadığı dönemin Fransa’sını o kadar gerçek ve o kadar ayrıntılı canlanmıştır ki bu konuda çağdaşları arasında onunla yarışabilecek yazar sayısı çok sınırlıdır. Fransa’da Madame Bovary’nin yazarı Gustave Flaubert, onun şakirdi Guy de Maupassant, gerçekçiliğin son aşaması olan natüralizmin babası Emile Zola, İngiltere’de Charles Dickens ve Thackeray, İtalya’da Giovanni Verga ve Rusya’da Gogol, Tolstoy, Turgenyev gibi 19. yüzyıl romancıları değişik biçimlerde de olsa gerçekçilik akımına katkıda bulunmuşlardır. Apayrı bir fenomen olan Suç ve Ceza, Budala ve Karamazof Kardeşler’in yazarı Dostoyevski de gerçekçi bir yazardır ama daha çok bilinçaltını deşmekten, bakışlarını bilincin en gizli ve bulanık bölgelerine çevirmekten hoşlanır. Bu gelişim içinde yine 19. yüzyılın ilk yarısında sanayi devriminin sonucu olan kentleşme, eğitim olanaklarının gelişmesiyle okur yazar sayısının hızla artması, geleneksel roman okuyucusu, bir başka deyişle üst tabakaya mensup okur yanında, yeni bir okuyucu sınıfını yaratacak; bu sınıfın oluşmasında gazete ve dergiler başat bir rol oynayacaktır. On dokuzuncu yüzyılın ilk yarısında ortaya çıkan “tefrika roman”

olgusu da yepyeni bir roman türünün; büyük kitlelerce beğenilip tüketilecek “popüler roman”ın doğuşuna neden olacaktır. Bu bağlamda popüler romanın doğuşu ve gelişimini anlamak için “tefrika roman” olgusunu yakından incelemek gerekir. Popüler roman üzerindeki tespitlerimizi, bu roman türünün doğup gelişmesini sağlayan tefrika olayının dünya ve ülkemizde ayrıntılı bir incelemesiyle noktalayacağız.

Tefrika Roman 

Yaşı bu satırların yazarı gibi seksene merdiven dayayanlar, gazete ve dergilerde tefrika romanın basının “olmazsa olmaz” bir ögesi olarak saltanat sürdüğü günleri gayet iyi hatırlar. Çocukluklarında da haftalık Sherlock Holmes, Nat Pinkerton gibi “tefrika dergileri” heyecanla okumuşlardır. En fazlası sekiz sayfa olan gazetelerde en az yerli ya da çeviri iki veya üç tefrika roman muhakkak bulunduğu, renkli kapaklarıyla “tefrika dergileri”nin cep harçlıklarımızı elimizden aldığı günler çok gerilerde kaldı. Okuyucu sayısını artırmak için dönemin usta tefrika yazarlarını kendilerine çekme savaşı veren gazetelerin çekişmelerini bugün hatırlayan yok.

Romanları tefrika edilince gazetelerin tirajlarını hızla artıran, tefrika ilanları bütün İstanbul’un boş duvarlarını süsleyen yazarları bir anı olarak hatırlıyoruz. Bugün ne her sayısında telif ya da çeviri tefrika romanlar yayımlayan gazete ve dergiler var ne de Attila İlhan’ın Kim Arar, Kim Sorar? başlıklı dokunaklı şiirinde söylediği gibi, “En taze rakıların en ıssız kuytularından, Sırılsıklam tefrikalar çıkaran Mahmut Yesari Bey” gibi tefrika romancıları var. Tefrika roman olgusunu tarihî geçmişi içinde incelemeye çalışırken, önce kavramı tanımlayarak, ilk kez görüldükleri Fransa, İngiltere ve Amerika’daki gelişmelerini gözlemleyip sonra ülkemizdeki tarihsel gelişimine bakarak konuyu anlatmaya çalışacağız.

Tefrika Roman Kavramı Üzerine Bazı Düşünceler 

Tefrika roman sözlük anlamı olarak bir gazete ve dergide basın organının periyodik yayın süresine göre her gün, her hafta ya da her ay bir bölümü yayımlanan romanlara veriler addır. Fransızlar bu sözcüğe feuilleton, İngiliz ve Amerikalılar serial demektedirler. Bugün için tefrika roman uygulaması ortadan kalktığından bu iki sözcük Fransızca ve İngilizce’de televizyon dizilerini anlatmak için kullanılmaktadır. Bu olayın ilk uygulandığı üç ülke olan Fransa, İngiltere ve Amerika’daki gelişmeleri anlatırken göstereceğimiz gibi “tefrika roman” iki ana başlıkta ifade edilebilir.

1. Bir basın organında onun yayın periyoduna göre bölümler hâlinde yayımlanan romanlar. 2. Yalnız tefrika roman yayımlamak için neşredilen tefrika dergileri. Bu dergiler ya bir yazarın bir romanını periyodik olarak -genellikle ayda bir- yayımlayıp roman tamamlanıp bitince yayınını sonlandırırlar ya da aynı kahramanın öykülerini tefrika ederek yayımlarlar, bir roman bitince yayımlarını durdurmazlar; aynı kahramanın ikinci bir öyküsünü içeren romanı yayımlamaya başlarlar ve yayımları süreklidir. İlk yayına örnek tefrika dergileri 18. yüzyıldan başlayarak İngiltere’de görülmüştür ve ilk örneği de Daniel Defoe’nun Robinson Crusoe’sudur. İkinci tip tefrika dergiciliği ise 1860-1910 yılları arası ABD’de geniş bir uygulama alanı bulan dime novels, bizim çevirmemizle “onparalık öykü” tefrika dergileridir. İncelememiz bu iki tür tefrika romancılığı kapsayacak; daha çok “tefrika romancısı” olarak ün kazanan yazarlardan söz edilecektir.

Fransa’da Tefrika Romanın Gelişimi 

Genel kabul gören bir yaklaşım, tefrika romanın ilk görüldüğü ülkenin Fransa olduğunu teslim eder. Fransızlar tefrika romana özel bir önem vermişlerdir. Roman-feuilleton dedikleri tefrika romanlarla ilgili bu türün nitelikleri, popüler romanlara, özellikle polisiye romanlara etkisi üzerinde çok ciddi araştırmaları vardır. Fransa’da tefrika romanın gelişimini incelersek şu hususları tesbit edebiliriz. Sanayileşme, onun sonucu şehirleşme ve okuryazarlığın artması 19. yüzyılın ikinci çeyreğinde gazetelerin atılım yapmasını sağlayacak bir ortam yaratmıştır. Yine de gazeteler abone yöntemiyle satılıyordu ve göreceli olarak pahalıydılar. 1836’da akıllı bir girişimci olan Emile de Girardin, sahibi olduğu La Presse gazetesinde iki yeniliği birden yürürlüğe soktu. Amacı gazete fiyatlarını ucuzlatıp okuyucu sayısını artırmaktı. Yeniliklerinden ilki gazetesine reklam almaya başlamasıydı. Böylece, tamamını okuyucuya yüklediği gazete çıkarma masrafının bir bölümünü reklamverenlere yüklemeyi amaçlıyordu. Ancak bu girişiminin başarılı olması için reklamları çok kişinin görmesi gerekiyordu ki, reklamverenler bu teşebbüsü ciddi olarak destekleyip gazeteye reklam versinler. Gazetenin sadık okuyucu sayısını artırmak için de ikinci yeniliği yürürlüğe soktu. Bu yenilik, “tefrika roman” uygulamasıydı. Bu uygulamada gazetenin her sayısında bir romanın bir bölümü yayımlanacaktı. Ama bu yeni girişimde asıl önemli olan nokta, romanın okuyucunun ilgisini çekecek nitelikte olmasıydı. Geleneksel üst sınıfa mensup okuyucu dışında geniş kitlenin de okuyucu olarak romanın tiryakisi olması ve böylece sadık bir okuyucu ya da müşteri kazanılması amaçlanıyordu. Uygulama beklenilenin de üstünde başarı kazandı; okuyucular, bugünün televizyon dizisi tiryakileri gibi tefrika edilen romanların tiryakisi oldular; gazete okuyucuları arttı;reklamverenler artan okuyucu sayısına paralel olarak reklamları artırdılar; gazete fiyatları düştü ve modern basın yaşamı başladı. 1 Ancak ilk tefrika roman, Emile de Girardin’in gazetesinde değil, en ciddi rakibi olan ve onun girişiminden haberdar olup onu her konuda taklit eden Arman Dutacq’ın Le Siècle gazetesinde yayımlandı. Bu ilk tefrika roman 15 Temmuz-11 Eylül 1836 tarihleri arasında gazetede tefrika edilen, sonraki yılların çok ünlenecek yazarı Alexandre Dumas’nın La Comtesse de Salisbury (Salisbury Kontesi) adlı eseriydi. Girardin’in gazetesi ise üç ay sonra Honoré de Balzac’ın La Vielle Fille (İhtiyar Kız) romanını 2 23 Ekim-30 Kasım 1836 arasında tefrika etti. Ünlü yazar ezeli ve ebedi sevgilisi Madam Hanska’ya yazdığı bir mektupta bu romanını “üç gecede” yazıp bitirdiğini anlatacaktır. Balzac bu ilk tefrika romanından sonra tefrika roman yazmayı sürdürecektir. 1837’de ünlü eserlerinden Cesar Birotteau’yu, o zaman haftalık bir dergi olan, günümüzün tanınmış gazetesi Le Figaro’da yayımlattı. Daha sonra yine La Presse gazetesinde 1838’de Le Cabinet des Antiques, 1839’da Havva’nın Bir Kızı ile Köy Papazı okuyucularla buluştu. Balzac’ın son tefrika romanı 1846’da yayımlanan La Cousine Bette’dir.

Bu arada okuyucu katında ayrıcalıklı bir yeri olan Le Journal des Dèbats gazetesi de tefrika roman yarışına katıldı ve 1837 yılında bu gazetede Frédéric Soulié adlı bir yazarın Les Mémoirs du Diable (Şeytanın Anıları) adlı tefrika romanı büyük ilgi gördü. Okuyuculardan aynı ilgiyi yakalayamayan Balzac’ın, Soulié’nin bu başarısını çok kıskandığı bilinir. Le Journal des Dèbats tefrika roman konusunda asıl bombayı 1842 yılında patlattı. Bütün dönemlerin en çok ses getiren tefrika romanı Eugene Sue’nün Mystères de Paris (Paris’in Sırları) adlı eseri gazetede 19 Haziran 1842-15 Ekim 1843 arasında tefrika edildi.

Aslında eser bir nehir-romandı. Romanın esrarengiz kahramanı Rodolphe adaletsizlik ve sınıfl ar arası eşitsizliğe karşı olan, kötüleri cezalandırıp iyileri ödüllendiren biriydi. Rodolphe’un dışında onlarca kahramanı olan roman, büyük kitlelerce, özellikle fakir ve ezilen kesim tarafından ilgiyle okunuyordu. Okuyucular yeni bölümü hemen okumak için Journal des Dèbats’nın kapısı önünde kuyruklar oluşturuyordu. Gazete hemen tükeniyor ve kahvelerde yarım saatliğine 10 sou3 ücretle kiralanıyordu. Okuma yazma bilmeyenler bile romanın tiryakisi olmuşlardı. Yazara binlerce mektup geliyordu. Hoş Cinayet adlı ilginç polisiye roman incelemesinde Ernest Mandel romanın polisiye kurgusuna değinir ve romanın kahramanı Rodolphe’u hem aşağılık zenginden alıp yoksula veren iyi haydudun devamı hem de adaletsizliğe karşı bireysel bir intikamcı ve geleceğin usta detektifinin müjdecisi olarak tanımlar.

Romanın yalnız ezilen sınıfl arca değil, sürükleyici yönüyle aristokrat ve burjuva sınıfl ar tarafından da merakla takip edildiği bilinir. Başta Kral Louis-Philippe ve bakanları romanın sadık izleyicileridir. Çok bilinen bir anekdot şöyledir: Dönemin İçişleri Bakanı Duchatel, tefrikanın önemli kahramanlarından Fleur de Mariel’nin arkadaşı La Louve’un tefrikada öldüğü gün, makamına telaş içinde girer ve memurlarına heyecanla sorar: “La Louve’un öldüğü gerçekten doğru mu?” Roman Fransa dışında da ilgiyle izlenmektedir. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun güçlü başbakanı Prens Metternich de Sue’nün sadık okuyucularından biridir; o günün koşullarında Paris’ten gelen gazeteyi takip etmekte ve bazen gazete geç gelince Viyana’daki Fransa Elçiliği’ne haber gönderip gazetenin onlara gelip gelmediğini sordurmaktadır.

Eugene Sue ilk tefrika romanının büyük başarısı üzerine Le Juif Errant (Serseri Yahudi) adlı ikinci romanını yazar ama bu eseri, kendisine 100 bin Frank öneren Constitutionnel gazetesine verir. Sue’nün bu ikinci romanına Le Journal des Dèbats, ilk romana verdiği 25 bin Frankı önermiştir; ancak Sue’yü kaybettiğine çok pişman olur, yeni bir fenomen tefrika roman arayışına girer ve bulur. Bu roman Alexandre Dumas’nın olay romanı Monte Kristo Kontu’dur. Umberto Eco’nun tanımıyla, “bir benzeri asla yazılamayacak, şüphesiz dünyanın en meraklı romanlarından biri ama aynı zamanda da bütün zamanların ve bütün edebiyatların içinde en kötü yazılmış romanlardan biri” olan eser, yazarına büyük ün kazandıracak ve Sue’nün yapıtı kadar okuyucularını etkileyecektir. Roman 1844-46 arası iki yıl gazetede tefrika edilecektir. Dumas tıpkı Sue gibi ikinci eseri Les Mohicans de Paris’i (Paris’in Mohikanları)1 daha fazla para veren bir başka gazeteye, Le Siècle’e verecektir. Yazarın bir diğer ünlü romanı Üç Silahşörler de aynı gazetede okuyucularla buluşacaktır. Özellikle Sue’nün romanlarının toplumsal sorunlara eğilmesi, Karl Marx’ı da etkileyecek ve onun iki romanından, 18 Brumaire adlı yapıtında uzun uzun söz edecektir. Eugène Sue 1848 devriminden sonra yapılan seçimlerde ezilen sınıfl arın oyuyla milletvekili seçilecek ama III. Napoléon kendini imparator ilan edince sürgüne gönderilecektir.

Eklendi: Yayım tarihi
dcanetwork_AWR-Brand Awr_CPM_Affiliate_The Veil DCANetwork_Affinity_Multi_Banner_1x1_The Veil DCANetwork_OSD0003HKJ
dcanetwork_AWR-Brand Awr_CPM_Affiliate_The Veil DCANetwork_Affinity_Multi_Banner_1x1_The Veil DCANetwork_OSD0003HKJ

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Kategori(ler) Araştırma - İnceleme Deneme
  • Kitap AdıUnutulanlar, Hiç Bilinmeyenler ve Bilinmek İstemeyenler
  • Sayfa Sayısı1016
  • YazarErol Üyepazarcı
  • ISBN9789753299763
  • Boyutlar, Kapak15,5x23 cm, Karton Kapak
  • YayıneviOğlak Yayınları / 2019
dcanetwork_AWR-Brand Awr_CPM_Affiliate_ActolyeQDCABanner_Affinity_Multi_Banner_1x1_ActolyeQDCABanner_OSD0003CEJ

Yazarın Diğer Kitapları

  1. Yaşasın Cumhuriyet Ama… ~ Erol ÜyepazarcıYaşasın Cumhuriyet Ama…

    Yaşasın Cumhuriyet Ama…

    Erol Üyepazarcı

    “Mustafa Kemal’e göre ‘Cumhuriyet’in ilanı için koşullar olgunlaşmış ve tamamlanmıştı. Aslında o, kafasında gerçekleştirilmesini düşündüğü her eylemin zamanının gelmesini beklerdi. Kendine olduğu kadar topluma...

  2. Korkmayınız Mister Sherlock Holmes! ~ Erol ÜyepazarcıKorkmayınız Mister Sherlock Holmes!

    Korkmayınız Mister Sherlock Holmes!

    Erol Üyepazarcı

    Türkiye’de Polisiye Romanın 140 Yıllık Öyküsü (1881-2021) “Uzun yıllardan beri, okuduğum iki üç kitap arasına kesinlikle bir polisiye roman sokarım. Polisiye roman okuyunca günlük...

Beriahome Harf Kupa

Aynı Kategoriden

  1. Aşk ve Ölüm Üzerine ~ Patrick SüskindAşk ve Ölüm Üzerine

    Aşk ve Ölüm Üzerine

    Patrick Süskind

    Patrick Süskind, aşkın izini sürdüğü denemesinde geçmişten günümüze Batı’nın düşünce, kültür ve edebiyat dünyasının yönünü belirlemiş İlkçağ düşünürlerini, mitolojik ve kurmaca kahramanlarını ve yazarları...

  2. Tehdit Değil Teklif ~ İsmet ÖzelTehdit Değil Teklif

    Tehdit Değil Teklif

    İsmet Özel

    İnsanlar hayra davet edildiği zaman, şeytanlar da, şeytani duygular da kendilerini tehdit altında hissediyorlar. SUNUŞ İslâm’ı bir tehdit olarak görenlerin korkularının kaynağı İslâm değil...

  3. Aydınlar Üzerine ~ Jean Paul SartreAydınlar Üzerine

    Aydınlar Üzerine

    Jean Paul Sartre

    Bu konferansların ve söyleşinin –aralarında beş yıllık bir zaman ve 68 Mayısı olayları var– amacı, aydın kavramının günümüzde ne kadar tutarsız olduğunu göstermek. Japonya’da verdiğim konferanslarda, 68’den beri sık sık klasik aydın olarak adlandırılan şeyin ne olduğunu, adını koymadan tanımlamış ve aydının, Almanların deyişiyle, ne kadar da unselbständig1 göründüğünü –ama tam olarak farkına varmaksızın– daha o zaman ortaya koymuştum.

Haftanın Yayınevi
Yazarlardan Seçmeler
Editörün Seçimi
Kategorilerden Seçmeler

Yeni girilen kitapları kaçırmayın

Şimdi e-bültenimize abone olun.

    Oynat Durdur
    Vimeo Fragman Vimeo Durdur