Birazoku.com sitesinde de kitapların ilk sayfalarından biraz okuyabilir, satın almadan önce fikir sahibi olabilirsiniz. Devamı »

Yazar ya da yayınevi iseniz kitaplarınızı ücretsiz yükleyin!

Ahkamsız Hükümler
Ahkamsız Hükümler

Ahkamsız Hükümler

Mehmet Ali Bulut

Bu yazılar kaleme alındığında, benden başka okuyucum yoktu. Zaten birileri okusun diye de yazmamıştım. Yazdıklarım, evvel zaman içinde, çoğu, yaşanan hadiselere karşı tepki olarak…

Bu yazılar kaleme alındığında, benden başka okuyucum yoktu. Zaten birileri okusun diye de yazmamıştım. Yazdıklarım, evvel zaman içinde, çoğu, yaşanan hadiselere karşı tepki olarak içimde birikmiş öfkeler veya yenilgiler yahut iç çekişmelerden ibarettir…
Hiç biri de bir seferde yazılıp öylece kalmış değildir. Bu kitabın bir tek, adı ve bir de en başta yer alan şiir hiç değişmemiştir. Diğerlerinin hepsine eklemeler, çıkarmalar yapılmıştır zaman zaman…
Bu kitaptaki yazıları ilk ne zaman yazdığımı hatırlamıyorum. Zaten hem yazı hem değerlendirmeler açısından çoğu acemice olduğu için ‘acemilik’ dönemine ait olduklarını söyleyebilirim. Yaklaşık 20 yıldır yazdığım değişik hadiseler karşısındaki tutumumu ifade eden bu yazıların, 1999 yılında yayınlanması teklifini aldığımda, alıcı gözle baktım ve gördüm ki, bazıları hakikat olmaktan hayale geçmişler, bir kısmı da değişip hatıra olmuşlar. Biyografilerimde ‘Ahkâmsız Hükümler’ adlı bir kitabım da olduğu ibaresi düşmeseydi, belki bunları hiç yayınlanmayabilirdim. Yazıların gündeme geldiği kimi mahfillerde verilmiş yayınlanma sözleri, içerikte belki de “zülf-i yâr”e dokunan ifadelerden dolayı her seferinde başka bahara ertelendi. Hatta şu dakikada bile yayınlamasak mı acaba diye düşündüğüm oluyor. Fakat gerek cemaatler/cemiyetler, gerekse siyasi gelişmeler ve toplumsal olgunlaşmalar açısından nereden nereye geldiğimizi gösteren bir mikyas olduğunu o döneme ait çok örnekler içerdiğini gördüğüm için gelecekte bugünleri yazacak olanlar açısından yararlı olabilir düşüncesiyle yayınlanmalarını uygun gördüm. Üstelik ‘bir zamanlar nelerin konuşulduğunu, nelerin tartışıldığın, toplumun nelerle meşgul edildiğini’ hatırlattıkları için de okunmaya değer olduklarını siz de göreceksiniz.
Aslında çok kapsamlı olan ve 20 yıl boyunca biriken bu yazılardaki şahsi sayılabilecek ve o günü ilgilendirebilecek pek çok anekdotu ve değerlendirmeyi çıkardım. O yüzden hadiseleri tasvir ederken mümkün mertebe genel yargıları vermeye ve belli bir isim zikretmeden tabloyu aktarmaya çalıştım ve bir cemaatten veya cemiyetten söz ederken, onları incitmemek için sözü daha bir usturuplu kullanma ya özen gösterdim.
Bütünüyle başarabildim mi? Sanmıyorum!
Nitekim bundan dolayı şu eserin başına çok şeyler geldi, kırpıldı, biçildi, elendi ve böylece bu eser karşınıza geldi. Adı üstünde Ahkâmsız Hükümler. Bendeniz de ahkâmsız hükümler müftüsü. Onu bir ayna var sayın. Ondan incinmeye, ona kızmaya, bozulmaya gerek yok.
Sinirlerinizi bozan satırlarla karşılaştığınızda; omzunuza dökülen kepekleri size gösterdiği için ona teşekkür de edebilirsiniz, kızıp kırabilirsiniz de… Tercih sizin.
Tabii ki aynanın da kirli paslı olma ihtimali vardır. Veya bazen konveks bazen konkav hal aldığı yerler olabilir. Öyle zamanlarda da ‘bir zamanlar neler yaşanmış’ deyip geçerseniz bana lütuf, kendinize merhamet etmiş olursunuz.

 

Evvel zaman içinde, çoğu, yaşanan hadiselere karşı tepki olarak içimde birikmiş öfkeler veya yenilgiler yahut iç çekişmelerden ibarettir…

Hiçbiri de bir seterde yazılıp öylece kalmış değildir. Bu kitapta değişmeden kalmış bir unsur varsa o da yalnızca adı ve bir de en başta yer alan şiirdir diyebilirim. Diğerlerinin hepsine eklemeler, çıkarmalar yapılmıştır zaman zaman…

İlk yazıların kaleme alındığı tarihlerde tahmin edersiniz ki bilgisayar yoktu. Bazen işyerindeki ama çoğu kere de gece yanlarından sonra kendisiyle sohbete koyulduğum evdeki daktilomun, ‘benden habersiz’ kayda aldığı iç konuşmalarım olarak da okuyabilirsiniz bu yazıları.

Bazen ben, ‘dehr’den ona şikâyetçi oldum, bazen o, benden şikâyetçi oldu ki, ŞU gece yarısı herkes yatmışken neden beni uykusuz bırakıyorsun diye…

 

O zamanlar bir yerlerde yazmıyordum, ama içimdekileri de

birileriyle paylaşmak isliyordum. Okuduğunuzda siz de göreceksiniz ki, yazılanlar çok da ‘kâmil’ sözler ve dört başı mamur manalar değildir.

Hatta çoğu ‘aynu’lhayal’den çıktıkları gibi ,ham, yumulmamış ve fanidir. Ama inanın hepsi fıtridir ve sahihtir; her biri benim o mevsimde, o saatte ve o çağda yaşadıklarımın veya yaşayamadıklarımın tanıkları oldukları için onları yok etmeye, yok saymaya kıyamadım.

Fakat zaman zaman  donup bir kere daha baktığımda, yırtılan  elbiselerini, büyüdükleri veya zayıfladıkları için artık kömik görünmeye haşlayan libaslarını değiştirdiğini veya söküklerini diktiğim olmuştur.

Bu kitaptaki yazıları ilk ne zaman yazdığımı hatırlamıyorum. Zaten hem yazı hem değerlendirmeler açısından çoğu acemice olduğu için ‘acemilik’ dönemlerime ait olduklarınısöyleyebilirim. 1999 yılında ilk defa ‘onları da yayınlayalım’ teklifi aldığımda, alıcı gözle baktım ve gördüm ki, bazıları hakikat olmaktan hayale geçmişler, bir kısmı da değişip hatıra olmuşlar… Ama hala, ‘bir zamanlar nelerin konuşulduğunu, nelerin tartışıldığını, toplumun nelerle meşgul edildiğini’ hatırlattıklarını görerek, onları yok etmek yerine, kimi yazılara “bu satırlar şu tarihte yazıldı” nevinden dipnotlar düşerek yayınlamayı uygun gördüm.

Siz de şahit olacaksınız, her konunun içinde değişik zamanlara ipler atılmış, birçok zaman diliminde aynı konular değişik biçimde yeniden gündeme gelmiş ve tartışılmış.

 

Pek çok yazının başında o yazının ilk ne zaman kaleme alındığını görebilirsiniz. Metnin içinde zamanla ona eklenmiş paragraf ve satırların eklenme zamanları da dipnotta belirtilmiş Böylece her bir yazının esasında 20 yıl boyunca yazılmaya devam etliğini göreceksiniz.

 

Biyografilerimde ‘Ahkâmsız Hükümler’ adlı bir kitabım da olduğu ibaresi düşmeseydi, belki bunları hiç yayınlanmayabilirdim .Yazıların gündeme geldiği kimi mahfillerde verilmiş yayınlanma sözleri, içerikte belki de “zulf i yar “e dokunan ifadelerden dolayı her seferinde başka bahara ertelendi. Hatta şu dakikada bile yayınlamasak mı acaba diye düşündüğüm oluyor. Fakat gerek cemaatler/cemiyetler gerekse siyasi  gelişmeler  ve toplumsal olgunlaşmalar açısından nereden nereye geldiğimizi  gösteren bir mikyas  olduğunu, o doneme ait çok örnekler içerdiğini gördüğüm için gelecekte bugünleri yazacak olanlar açısından yararlı olabilir.

 

Eklendi: Yayım tarihi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Kategori(ler) Deneme
  • Kitap AdıAhkamsız Hükümler
  • Sayfa Sayısı368
  • YazarMehmet Ali Bulut
  • ISBN9759019606
  • Boyutlar, Kapak13,5x21, Karton Kapak
  • YayıneviPopüler Yayınları / 2010

Yazarın Diğer Kitapları

  1. Gizemli Sorular ~ Mehmet Ali BulutGizemli Sorular

    Gizemli Sorular

    Mehmet Ali Bulut

    “Ben bir ebeyim. Şu farkla ki, kadınları değil, erkekleri doğurtuyorum. Benimle konuşmaya başlayan, önce bilmezmiş gibi görünür. Ama konuşma ilerledikçe açılır ve anımsamaya başlar....

  2. Elfabe – El ve Yüz Çizgilerinden Karakter Tahlili ~ Mehmet Ali BulutElfabe – El ve Yüz Çizgilerinden Karakter Tahlili

    Elfabe – El ve Yüz Çizgilerinden Karakter Tahlili

    Mehmet Ali Bulut

    Elfabe, idrakin keşfi kadar eski, tecrübeye dayalı bir ilim olup, el ve yüz çizgilerinden, tavır ve davranışlarından insanların kabiliyet ve kapasitelerini okuma sanatıdır.

Bebhome Kahve

Aynı Kategoriden

  1. Ateş Hattında Harf Müfrezeleri / Otel Gören Defterler 5 ~ Nuri PakdilAteş Hattında Harf Müfrezeleri / Otel Gören Defterler 5

    Ateş Hattında Harf Müfrezeleri / Otel Gören Defterler 5

    Nuri Pakdil

    “Yeryüzünde bir damla alınterinden daha güçlü silah yoktur” diyen Pakdil’in İslam coğrafyasında olanları adım adım takip eder; Ahmet Bin Bella’dan İmam Humeyni’ye pek çok...

  2. Bilge Kedi ~ Ümran Kırcı ŞınığBilge Kedi

    Bilge Kedi

    Ümran Kırcı Şınığ

    Bir insanın gerçek manada reddedilmeyi anlaması için öncelikle bir kedi tarafından görmezden gelinmesi gerekir. (Anonim) Kimliği yok ki çıkarıp size yaşını göstersin. Gözlerinin biraz daha az görmesinden, dünya üzerinde geçirdiği on yıla yakın süreden, elbette tüylerinin parlaklığını

  3. Kırdığın Yerden Kırıl ~ Zeus KabadayıKırdığın Yerden Kırıl

    Kırdığın Yerden Kırıl

    Zeus Kabadayı

    Bazen gitmek gerek, hiç görmediğin yerleri görmek için… Bazen her şeyi unutmak gerek, en sevdiğin şarkıyı silip ilk defa duyuyormuş gibi dinlemek gerek. Sevmek...

Haftanın Yayınevi
Yazarlardan Seçmeler
Editörün Seçimi
Kategorilerden Seçmeler

Yeni girilen kitapları kaçırmayın

Şimdi e-bültenimize abone olun.

    Oynat Durdur
    Vimeo Fragman Vimeo Durdur