Spermler Erkekten, Yumurtalar Kadından

Nisan 27, 2011 Pilli Yayınevi, Roman (Yabancı)

Acıktın mı? Mükemmel bir yemeğe ne dersin?Korr.com.tr

Erkekler ve Kadınlar Arasındaki Farkın

Gerçek Sebebi

Joe Quirk

Spermler Erkekten, Yumurtalar Kadından

için

Methiyeler

“Richard Dawkins’in The Selfish Gene (Gen Bencildir)’inin üzerinden neredeyse çeyrek yüzyıl, Robert Wright’ın The Moral Animal (Ahlaklı Hayvan)’ının üzerinden ise yaklaşık 10 yıl geçti. Evrimsel psikoloji konusunda iyi bir güncellemenin zamanı gelmişti.

Bu sadece iyi bir güncelleme değil, günlük yaşamımızın akışı içinde doğrudan ruha ve kalbe seslenmeyi hedefleyen keyifli bir yaklaşım. Joe Quirk’in kitabı, Men Are From Mars, Women Are From Venus (Erkekler Mars’tan, Kadınlar Venüs’ten)’ün geniş kitlesine ulaşıp onları kavrayacak ve bilimin hayatlarına nasıl rehberlik ettiğini gösterecektir. Bu kitap lezzetli bir ikram gibi; beş yıldızlı bir şefin mutfağında sizin için özel olarak pişirdiği pastadan bir lokma sanki.”

- HOWARD BLOOM, New York Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Bölümü misafir araştırma görevlisi, The Lucifer Principle: A Scientific Expedition into the Forces of History (Lucifer Prensibi: Tarihin Hükümlerine Bilimsel Bir Yolculuk) ve Global Brain: The Evolution of Mass Mind from the Big Bang to the 21st Century (Küresel Beyin: Big Bang’den 21. Yüzyıla Kitlesel Zihnin Evrimi) kitaplarının yazarı

“Kıllı atalarımızın arasındaki hafif meşrep kadınların ve damızlık erkeklerin çiftleşme alışkanlıklarını etkileyen faktörler leziz bir metne dönüşmüş. Dahası, bu gerçekler günümüzün flörtleşme ve çiftleşme alışkanlıklarına da hayret verici biçimde uyum gösteriyor. Her şeyin kişisel cazibeyle ilgili olduğunu mu düşünüyordunuz? Joe Quirk’in kitabı, en eğlendirici haliyle size işin öyle olmadığını anlatacak.”

- ISADORA ALMAN, seksolog, “Ask Isadora” (Isadora’ya Sorun) isimli köşenin sahibi ve Doing It: Real People Having Really Good Sex (İşi Pişirmek: Sahiden İyi Seks Yapan Gerçek İnsanlar) kitabının yazarı

“Bilim, seks ve mizahı kusursuzca harmanlayan kitabında Joe Quirk, bizi önce cinsel keşif vaadiyle ayartıyor, ardından insan cinsel davranışının modern evrimsel teorileri üzerine eğlendirici ve afallatıcı bir okuma ile başbaşa bırakıyor. Quirk’in klişe kelime oyunları ve entelektüel nüktedanlığının cazip birleşimi bizi sürüklüyor; oysa göz korkutucu bir bilim çukuruna da sürüklenebilirdik. En eski, en temel dürtülerimizle oyun oynuyor, bizi arzularımızın, kıskançlıklarımızın, fetişlerimizin ve hatta en derin duygularımızın sadece ilkel geçmişimizin ürünleri olduğu ihtimali ile yüzleşmeye davet ediyor. Bu daveti kabul eden herkes bilimsel düşünceye dalacak, Quirk’in evrimsel stereotiplerini gözleyip meraklanarak baştan çıkarıcı bir egzersize başlayacak.”

- KAREN E. JAMES, Ph. D., Londra Doğal Tarih Müzesi, evrimsel genetikçi

“Quirk’in terbiyesiz, kişisel tarzı sosyo-biyoloji öğrenmeyi eğlenceli kılıyor! Şok olmaya, hayrete düşmeye, iğrenmeye, neşelenmeye ve sonunda karşı cins üyelerini biraz daha bilgece değerlendirebilir hale gelmeye hazır olun.”

- STEVE M. POTTER, Ph. D., nöro mühendis, Hybrot (elektronik ve biyolojik elementler içeren sibernetik bir organizma; hibrit robot)’un kaşifi, Georgia Teknoloji Enstitüsü Biyomedikal Mühendislik Profesörü


İÇİNDEKİLER

1. Sperm ve Yumurta Problemi
2. Erkekler: Testislerinizin Boyutu Dişilerinizin Hafif Meşrepliğine Bağlı
3. Kadınlar Ne İster?
4. Bedenler ve Özgeçmişler: Gerçek Tahrik Sebepleri
5. Erkeklerin Bağlılığa, Kadınların Orgazma Temkinli Yaklaşmasının Sebebi
6. Bir “Kendin Yap” Ev Deneyi
7. Erkekler Sekse Nasıl Ulaşır?
8. Cadalozluk Geni
9. Ahmaklık Geni
10. Çardak Kuşlarından Öğreniyoruz: Sanat Nasıl Hayranları Götürmek Amacıyla Evrildi?
11. Erkeklerin Çapkınlığı İriliğinizi Belirliyor
12. Kadınlar Neden Cilveli ve Erkekler Neden Budala?
13. Neden Bu Kadar Azgınsınız?
14. Darwincilik: En Seksi Olan Hayatta Kalır
15. İyilik Nasıl Seksi Oldu?
16. Neden Dırdırlanırız?
17. Neden Şişmanız?
18. Su Maymunu: Zincirin Kayıp Halkası mı?
19. Neden Spielberg’ü T.S. Eliot’tan Daha Çok Seviyoruz?
20. Yüzleşelim
21. Aşk Pis Kokar
22. Orgazm Taklidi Erkekleri, Orgazmın Kendisi Kadınları Kandırır
23. Kontrol Kimde: Sizde mi Orgazmda mı?
24. Klitorisi Bulmak Neden Zordur?
25. Fahişe Penguenler Geçidi
26. Özgür Seks Savaş Sebebidir
27. Hafif Meşrep Kadınlar ve Boynuzlu Kocalar: Bizi Kıskanç Yapan Ne?
28. Bu Eziyetin Sebebi Nedir?
29. Seks İçin Ölmek
30. Karınız Erkek Kardeşinizle Yatıyorsa ve Siz Buna Tamam Diyorsanız
31. Geniş Kalçalar, Büyük Popolar; Geniş Omuzlar, Doğru Diksiyon
32. Penisi Bulmak Neden Kolaydır?
33. İki Tip Gay Erkeğe İki Tip Gen
34. Gay, Hayvan Ebeveynler
35. Bubiler
36. Homo Homo Sapiens
37. Neden Erkekler ve Dişiler Aslında Yoktur?
38. Erkekte Meme Ucu Meselesi
39. Sperm ve Yumurta Çözümü
40. Aşık Olmak

Mars’ı, Venüs’ü unutun.

Astroloji bize pek bir şey anlatmaz, oysa biyoloji her şeyi anlatır. Spermler erkeklerden, yumurtalar kadınlardan. Erkekler ile kadınların arasındaki farkın gerçek sebebi işte bu.

1. SPERM VE YUMURTA PROBLEMİ

Erkekler neden bağlanmaktan korkuyorlar? Kadınlar neden durup dinlenmeden ilişkiler hakkında konuşmak istiyorlar? Neden bir erkekle konu yatağa gelmeden doğru dürüst sohbet edemiyorum? Neden bir kadını yatağa atmak için bu kadar dil dökmek  zorundayım?
Bu soruların cevabını evrim biyologları kesin olarak verebilir; zira her şey sperm ve yumurta ile ilgilidir. O halde bu iki büyük sorun kaynağına gelin yakından bir bakalım.
Her erkek boşalma başına ortalama 100 ila 300 milyon sperm üretir. Buna kabaca bir hesapla kalp atışı başına 1000 sperm diyebiliriz. Spermler değersizdir. Erkekler onları gönüllerince harcar, oraya buraya fışkırtıverirler. Kimin umrunda ki, geldiği yerde nasılsa daha çok var! Zaten bunların yarısı daha baştan bozuk durumdadır: kırık kuyruklar, deforme olmuş şekiller, kayıp kafalar… Beyinsiz bir sperm tıpkı bacağınıza hallenen yaramaz köpek gibi, bir alyuvar hücresini gebe bırakmaya çalışabilir. Spermler pek zarif şeyler de değillerdir. Erkeklerin vücudunda nazikçe sperm yetiştiren gizli mekanizmalar bulunmaz. Bu şeyler seri şekilde milyonlarca üretilir ve dışarı salınır. Peşinden de yenileri yapılır.
Şimdi de tek bir yumurta üretmek için harcanan çabayı düşünelim. Bir yumurta, spermden 85.000 defa daha büyüktür, bir dişi sahip olacağı tüm yumurtalarla birlikte doğar ve bu değerli yumurtanın saklandığı yerden döllenmek üzere uterusa doğru yaptığı yolculuk ortalama 29,5 gün sürer. Aslında, bir bebek dünyaya getirmek için gereken her şey yumurtanın içindedir. Spermin olaya katkısı genetik çeşni sağlamaktan ibarettir. Geri kalanı, yani kuyruğu da aslında sadece bir teslimat sistemidir. Pil niyetine taşınan birkaç mitokondrisi vardır o kadar. Bir pizza teslim etmek için San Fransisco büyüklüğünde bir oluşuma çarpan bir denizaltı hayal edin. Bu pizza,  San Fransisco’nun yerküre büyüklüğünde bir şey inşa etmek için ihtiyacı olan tek şey olsun. Pizza teslim edildikten sonra denizaltı da dağılıp gider işte.
Evrim ekonomisi gözü ile ifade etmeye çalışırsak, Homo sapiens erkeğinin çiftleşme  aktivitesine yaptığı yatırım, karşı cinsten bir randevu koparmak ve dünyada en sevdiği işi birkaç dakika boyunca düzgün bir şekilde yapmaktan ibarettir. Ondan sonra koşarak kaçmakta ve başka biriyle de aynı şeyi yapmayı ummakta özgürdür.
Şimdi bir de Buzul Çağı kadınının çiftleşme mevzuuna yaptığı yatırımı tahayyül edelim. Kadın her seks yaptığında dokuz aylık hamilelik döneminin sıkıntısını yaşama, birkaç yıl boyunca çaresiz ve muhtaç bir ufaklığı emzirme ve sonraki on yıl içinde asi ve şımarık bir yeni yetmeyi kendine güven sahibi bir yetişkine dönüştürmekle uğraşma riskini alır. Aynı zamanda, kendisini ya da evladını yemeye çalışan vahşi hayvanlardan korunmak, tecavüzcülerden kaçmak, çocuğuna ve kendisine yetecek kadar yemiş ve meyve bulmak zorundadır. Artı, bebeği için protein de temin etmelidir. Sırtına bağlı bir yumurcak taşırken tüylü bir mamutu avlamaya çalışmak pek de kolay olmasa gerek.
Burada iki farklı üreme stratejisi görüyoruz. Gelin bu farka Darwinsel bir bakış açısıyla yaklaşalım: Tek atışta 300 milyona varacak kadar sperm üretebilen bir yaratık için en uygun üreme stratejisi ne olurdu?
“Elini korkak alıştırma, her yere püskürt! Bulabildiğin her tarlaya ek tohumunu! Aman her yere yay, hemen fışkırt! Hiç durmaya gelmez, bir tanesi muhakkak tutacak!”
Ayda bir adet yumurta kullanabilen, o da eğer döllenirse hayat boyu dert getirecek bir yaratık için en uygun üreme stratejisi ne olurdu?
“Akıllı bir seçim yap!”
Bizonlara, kuşlara, şempanzelere, köpeğinize bir bakın. Gördüğünüz genel manzara, kız peşinde koşan erkekler ve kolay beğenmeyen seçici dişilerdir. Erkekler hoplayıp zıplayarak “Biri bana bir rahim versin! Ne kadar çok rahim olursa o kadar iyi!” diye bağrışırlar. Dişiler ise erkeklerin bu gösterisini burun kıvırarak izler ve “Bana layık tek bir erkek istiyorum,” derler.
Orangutanlarla biraz zaman geçirirseniz görürsünüz: Erkek orangutan, genetik üstünlüğünü sergilemek için diğer erkeklerle dövüşür ve eğer şanslıysa bir dişi onu seçer. Birkaç dakikalık bir genetik materyal takası sonrasında herkes kendi yoluna gider. Erkek orangutan sevme ya da yalnızlık duygularından yoksundur. Sergilediği, sezonluk bir azgınlıktan ibarettir. Dişi orangutan bir erkek gördüğünde, onun sadece tek bir şeyin peşinde olduğunu bilir. Doğacak çocuğu yetiştirme işi ise tamamen onun üstüne kalacaktır.
Peki işler bu maymun iştahlılıktan monogamiye nasıl evrildi? Şehvetten güvene uzanan bu yolun başlangıcı neresiydi?
İşte iyi haber: Erkeğin bebeğe yaptığı yatırım miktarı, bebeğin ebeveynlerine bağımlılık süresi ile ilişkilidir. Yani çocukluk dönemi ne kadar uzun sürerse, erkek kendi çocuğunun sorumluluğunu  o kadar çok üstlenir.
Bir antilop yavrusunun çocukluk çağı iki dakika filan sürer. Bebek antilop neredeyse anında kendine yeten bir varlık haline dönüşür. Onu avlamak için peşine düşen yırtıcılardan kaçmayı bilerek doğan yavru, çimen çiğnemeyi ve kendini savunmayı tek başına öğrenir. Baba antilopun onu gözetmesine ihtiyacı yoktur.
Bu bağımlılık döneminin bir sene sürdüğünü farzedelim. Böyle bir durumda zavallı anne, muhtaç yavrusunu vahşi hayvanlara karşı her an tek başına savunmak zorunda kalacaktı. Bebeklerin eninde sonunda bir vahşi hayvana yem olma olasılığı da çok yüksek olacaktı.
Şimdi buna ek olarak, varsayalım ki, erkek antiloplardan birinde rastgele bir genetik mutasyon oluştu ve bunun sonucunda baba, yavrusuna ihtimam göstermek gibi bir özelliğe kavuştu. Bu öyle bir özellik ki, artık evdeki yavrusuna meradan çimen taşımayı akıl etmesine sebep oluyor. Bu erkek antilopun yetişkinliğe erişebilen (ve dolayısıyla onunla aynı geni taşıyan) çocuklarının olması ihtimali, diğer serseri antiloplarınkinden daha fazla olacaktır. Dolayısıyla onda bulunan gen deyim yerinde ise “tutacak” ve popülasyon içinde düzenli bir şekilde yayılmaya başlayacaktır.
Primatları ele alalım. Bir grafik çizerek, ebeveynlerin ortaya koyduğu yatırım ile çocukların anne babaya bağımlılık süresi arasındaki ilişkiyi kabaca görebiliriz. Erkek şempanzeler dişilerine ve çocuklarına birkaç yıl boyunca et taşırlar. Erkek babunların yatırım süresi daha kısadır. Çan kuyruklu lemurlar derseniz, onların çocuklarına pek zaman ayırdıkları söylenemez. Jibon maymunları ise namus kumkuması denecek kadar tek eşlidir. O kadar ki Vatikan kendine maskot olarak beyaz jibonları seçmeliydi; birbirine  sadık iki eş ve birkaç jibon yavrusundan oluşan kusursuz jibon çekirdek ailesi bu iş için biçilmiş kaftan.
Peki en uzun çocukluk dönemine sahip primat hangisidir? Homo sapiens; yani insan. Beyinlerimiz büyüdükçe, hominid kadınların gitgide daha erken doğum yapması gerekti ki o koca kafalar henüz küçükken leğen kemiklerinin arasından ve rahim ağzından geçebilsin. İnsan bebekleri normal maymunlarla kıyaslanabilir derecede gelişmiş bir beyin ile doğsalardı, kadınların 18 ay hamile dolaşmaları gerekecekti. Hangisini tercih ederdiniz hanımlar, iki kat daha uzun süre hamile kalarak dev kafalı bebeğinizi korkunç acılar içinde doğurmayı mı yoksa kafayı küçültüp daha erken doğurmayı mı? Hangisi bikini giyebilmek için daha az pilates dersi gerektirir dersiniz?
Yani sonuçta daha erken doğuruyoruz. Çoğu memeliyle kıyaslandığında, insan kadınları birer cenin doğuruyorlar ve bu cenin çok daha uzun süre çaresiz kalıyor. Öte yandan kabilelerimizin kültürleri de giderek karmaşıklaşıyor ve öğrenmek zorlaşıyor. Bu da çocukluk çağını uzatan genlerin daha avantajlı olmasını sağlıyor.
Şimdi, içinde bulunduğumuz duruma bir bakalım. Bebeklerimizin çiftleşebilir hale gelmesi 10 seneden fazla sürüyor, ayrıca çiftleşebilir olmaları akıllarının başlarında olduğu anlamına da gelmiyor. Karmaşıklığı gitgide artan kültürlerimizin kodlarını çözecek ustalığa erişmeleri için taa yirmilerine kadar beklememiz gerekiyor. (Erkek kardeşim için yirmibeş de diyebiliriz.)
Beyinlerimiz büyüdükçe, daha da muhtaç halde doğar olduk ve çocukluk dönemimiz giderek uzadı. Annelik derseniz yeryüzündeki  en zorlu görevlerden biri haline geldi.
Durum buyken, hamilelik gibi zor işlere konsantre olmak zorunda kalmadan ortalıkta koşuşturan tüm o erkekler, bedenlerini ve beyinlerini başka hayırlı işler için kullanabiliyorlardı. Örneğin yavru antilop avlamak. Çalışmaktan bitap düşmüş kadınlar, bu haylaz antilop avcılarının asla hayır demeyecekleri bir şeye sahip olduklarını farkettiler: düzenli seks.
Sorarım size, hominid bayanlar, hangi tip erkekle seks yapmak isterdiniz? Sevimli ve eve et getiren erkek mi, yoksa işi bitince arkasına bakmadan başka kızların  peşinde koşmaya devam edeceği belli olan serseri erkek mi?
Etrafta takılıp evden fazla uzaklaşmayan erkekler, babalık olayını hiç umursamayanlardan daha fazla evlat yetiştirdi. Bu sadık erkekleri seksi bulan kadınlar, sorumsuz erkekleri çekici bulan kadınlardan daha fazla evlat yetiştirdi. Böylece yavaş yavaş, babalar serserilikten sorumluluk sahibi adamlığa evrildiler.
Çocukluk dönemi uzun süren pek çok türde, dişilerin seçimleri sayesinde evlatları ile duygusal bağ kuran sadık erkekler ortaya çıkmıştır. Bazı erkek kuşlar eşleri onları komşuları ile boynuzlarken dahi kuluçkada yumurtaları beklerler. Sadık geyik faresi babalarının yetiştirdiği gençler, annenin yalnız başına  yetiştirdiklerinden daha sağlıklı olur ve daha uzun yaşarlar. Erkek şempanzeler potansiyel eşlerine seks karşılığında et teklif ederler. Homo sapiens erkekleri ise karşı cinse neler sağlayabileceklerini göstermek için elmas yüzükler ve pahalı fallus sembolü arabaları tercih ederler. Ve kıtlık zamanlarında Homo sapiens dişilerinin de hiç çekinmeden eşlerinden et talep ettikleri görülmüştür. Sperm ve yumurta probleminin üreme stratejilerimizde yarattığı radikal farka rağmen, uzamış çocukluğumuz cinsel münasebette bulunduğumuz kişiye karşı yoğun bağlılık geliştirebileceğimiz şekilde evrildiğimizi gösterir.
Biyologlar buna “eş bağı” diyorlar. Bizim evlilik ile kurumsallaştırdığımız bağ da bu. Kötü haber şu ki, eş bağı aslında çocuklarımız kendi ayakları üzerinde durabilene kadar dayanacak şekilde ayarlanmıştır. Genlerimiz bizi mutlu etmek gibi bir amaç ile tasarlanmamıştır. Tam tersine kendilerinin mümkün olduğu kadar çok kopyasını üretebilmemiz için onlar bizi tasarlamıştır. Tek amaçları anne babadan çocuğa sıçrayarak başka jenerasyonlarda yaşamaya devam etmektir. Yani çocuklar yuvadan uçup gittikten sonra olanlar genleri ilgilendirmez. Cinsel ilişkilerin gerçekten “ölüm bizi ayırana dek” sürebilmesi için, yine Pleistosen savanasında geliştirdiğimiz hayat boyu  arkadaşlık ve samimiyet bağlarının da oluşması gerekir.
Ama önce uğraşacağımız başka kadın/erkek problemleri var ki bunların en başta geleni, kadın ve erkek hominidleri tahrik eden unsurların farkları.
Bu arada neden size hominid deyip duruyorum?
Hominidler, bizim soyu tükenmemiş tek örneği olduğumuz tüm Neanderthal, Australopithecin, Homo habili, Homo erectus vs. gibi iki ayak üzerinde yürüyen maymunların oluşturduğu ırka verilen addır. Bu karakterlerin çoğu dünya üzerinde
aynı zamanlarda var olmuşlar, karşılaşmışlar, mal alışverişi yapmışlar, muhtemelen çiftleşmişler ve birbirlerini yemişler. İçlerinde Plato’nun da bulunduğu bazı biyologlar, hominidleri “tüysüz iki ayaklılar” olarak tanımlar. Aslında hominidler, soyu tükenmiş maymunlar arasında bizimle şempanzeden daha yakın akrabalık bağı olanların tümünün genel adıdır. Şu andaki arzularımız, meziyetlerimiz, becerilerimiz ve şeytanlıklarımız aslında onların seçimleriyle inşa edilmiştir.
Homo sapiens beyni ve bedeni ile ilgili özgün olan ne varsa Pleistosen döneminde Afrika savanasında tasarlanmıştır. Savana dediğimiz, çalılıklarla kaplı açık çimenlik alandır. Pleistosen ise son Buz Çağı’nın ilerleme ve gerilemesi ile çakışan, bundan 1,8 milyon ila 10.000 yıl önce, hominidlerin gezegeni sarmaladığı, pek çok iri hayvanı yok ettikleri – ki içlerinde birçok hominid türü de vardı -  ve hızla bize dönüştükleri bir dönemdir.
Hominidler  maymunların alt kümesidir. Maymunlar da primatların alt kümesidir. Biz de dahil olmak üzere bilinen 235 primat türü bulunur.
Tek eşli primatlar genellikle ağaçlarda yaşayan türlerdir. Ağaçlardan yere inen ve bölgesini korumak zorunda kalan primatlar ise gizli işler çevirmeye ve onunla bununla kırıştırmaya başlamışlardır.
Siz en son ne zaman bir ağacın üzerinde uyudunuz? Tanımadığınız birisi bahçenize dalıp çimleri çiğnediğinde neler hissediyorsunuz?
Britanya’da yapılan bir araştırmaya göre, kocaların %60’ı ve karıların %40’ı eşlerini aldattıklarını kabul etmişler. Kinsey  araştırmasının sonucuna göre ise ABD’de 40 yaşın altındaki erkeklerin %50’si ve kadınların %26’sının evlilik dışı ilişkileri olmuş. (Her ne kadar Cosmopolitan okuyan kadınların yarısı sadakatsizliklerini itiraf etmiş olsa da.) Bu sonuç, aile değerlerinin yakın zamanda değiştiğinin kanıtı değil; bu oranlar aslında son yüzyıl içinde pek değişmemiş. Sadece insanlar evliliklerinin daha erken evrelerinde eşlerini aldatmaya başlamışlar.
Bu araştırmaların genel sorunu, icraatları tam ölçememeleri. Sadakatsizlik oranı ancak bizim söylediklerimizle belirlenebiliyor. Kimileri zaferlerini abartmaya meyilli olsa da insanların sadakatsizliklerini gizli tutmayı tercih ettikleri kesin.
Biz lisedeyken arkadaşım Mike Chorost okul arkadaşlarımızın cinsel aktivitelerini ölçebilmek için bir araştırma yapmaya niyetlenmişti. Dağıtılan anketleri spor dersi öncesinde soyunma odasında kıkırdayarak doldurmuştuk. Sonuçlar çok ilgi çekiciydi. Anlaşılıyordu ki, okulumuzdaki erkeklerin %99’u, kızların %1’i ile seks yapıyordu. Mahvolmuştum. Bu kızlar kimdi ve ben onlarla niye tanıştırılmamıştım? Ayrıca bütün okulun bekâretini kaybedememiş üç erkeğinden biri olmam da ayrı bir rezaletti. Aslında erkeklerin sonuçlarının biraz abartılı olduğunu biliyordum, çünkü ben de yalan söylemiştim. Üstelik tüm okulda mastürbasyon yapan tek kişi de bendim. Allahtan bu konuda da yalan söylemeyi akıl etmiştim. Kazanova erkekler ve namuslu kızlardan oluşan sınıf arkadaşlarıma şöyle bir baktığımda farkettim ki, anketin ortaya çıkardığı tek şey, bizim hayal dünyamızın pek geniş olduğuydu.
Atalarımız zamanında tam olarak ne kadar çapkınlık yapıyorduk dersiniz? Ah tarih öncesi önüne gelenle yatıp kalkma düşkünlüğünü bir ölçebilseydik…
Ölçebiliriz.
Eğer Pleistosen savanasındaki erkeklerin çapkınlık oranını merak ediyorsanız, erkeklerin kadınlara oranla boyutlarına bakmalısınız.
Bu konuyla daha sonra uğraşacağız.
Eğer Pleistosen savanasındaki dişilerin çapkınlık oranını merak ediyorsanız, erkeklerin vücutları ile testislerinin oranına bakmalısınız
Bu konuyla uğraşmaya ise hemen şimdi başlayalım.
2. ERKEKLER: TESTİSLERİNİZİN BOYUTU DİŞİLERİNİZİN HAFİF MEŞREPLİĞİNE BAĞLI

Falcılar, kristal kürelere bakıp size geleceğiniz hakkında muğlak şeyler söylerler. Biyologlar ise bacaklarınızın arasındaki “kürelere” bakıp atalarınız arasındaki kadınların ne kadar çapkın olduğuna dair kesin şeyler anlatabilirler.
Koyunlar ve fareler üzerinde yapılan üreme deneyleri, testis fenomenini başarıyla gözler önüne sermiştir. Durum şudur ki, birçok nesli göz önünde bulundurduğumuzda, sadık dişi farelerin ve koyunların, erkeklerinin testis boyutu üzerinde çok az etkisi olageldiği görülmektedir. Oysa toplum içindeyken sadık görünen ama gizli gizli hafif meşrep bir hayat sürdüren dişi fare ve koyunların birkaç jenerasyon içinde erkeklerinin testis boyutlarında ciddiye alınır bir büyümeye yol açtığı gözlenmiştir.
Şimdi gelin testislerinize biraz yakından bakalım…
Özverili bilim adamları tarafından çeşit çeşit erkeğin, çeşitli boşalmalarda ürettikleri sperm miktarı ölçülmüş ve ortaya ilginç bir sonuç çıkmış.
Beyler, siz karınıza güveniyor olabilirsiniz ama spermleriniz güvenmiyor. Ölçümler gösteriyor ki erkekler uzun bir seyahatten eve dönüp eşleriyle ilk kez seks yaptıklarında normalden kayda değer miktarda daha fazla sperm üretiyorlar; %300 kadar daha fazla! Eşlerini her gün gördükleri durumda ise sperm üretim seviyeleri makul oranlarda seyrediyor. Dişi eş ne kadar fazla süre gözden ırak olursa erkek eş ekstra sperm üretmek için o kadar enerji harcıyor.
Spermlerin bu takviye kuvvetlere başvurmalarının nedeni maçın daha heyecanlı geçmesini sağlamak değildir. Zira aslında hepsi aynı takımdadır. Birçok sperm yumurtaya erişmeye çalışmaz bile. Tam tersine takım arkadaşları yumurtaya ulaşabilsin diye, düşmanların yolunu kesecek manevralara girişirler. Bu halleri savunma yapan Amerikan futbolu oyuncularına benzer. Bir mikroskop ile bakarsanız antrenörlere fikirler verecek yaratıcılıkta manevralara şahit olabilirsiniz.
Doğada takım çalışması tek bir sebeple ortaya çıkar: başka bir takım ile mücadele. Peki diğer takım nerede? Bu spermler kime geçit vermemek için uğraşıyor? Neden sanki aynı ortamda başka bir grup sperm daha varmış gibi davranıyorlar?
Bilim adamlarının cevabı şu: Tüm maymun türlerinde testis ağırlığının beden ağırlığına oranı, dişilerin eşlerinden başka erkeklerle cinsel ilişkiye girme sıklıkları ile doğru orantılıdır.
Hepimizin anlayacağı dilde söyleyelim bir de: Erkek şempanzelerin büyük testisleri vardır, çünkü dişi şempanzeler, tabiri mazur görün, tam anlamıyla birer sürtüktür. Dişi şempanze, kızışmaya başladığının saniyesinde artık ar namus namına bir şey tanımadığının sinyallerini gönderir etrafa. Poposunu sergiler, tüm sürüyü seksi kokusuyla donatır ve beğendiği tüm erkekleri baştan çıkarmaya çalışır. Üstelik beğenmediği de pek çıkmaz. Şempanze hanımların nazlanma mevhumunu neden bir kenara bıraktıklarını birazdan öğreneceğiz.
Bu ortamın erkek şempanzeler için bir cennet olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Erkek şempanzelerin hepsi mütemadiyen boynuzlanmakla meşguldür. Alfa  şempanzeler, ortalıkta koşturarak daha alt düzey erkeklerle dişilerin arasında cereyan eden gizli ilişkileri önlemeye çalışırlar. Ancak cinsel çeşni peşindeki dişiler her seferinde bu çabaları boşa çıkaracak yollar bulmayı becerirler. Özellikle dominant erkeğin başka erkeklerle dövüştüğü zamanlar, onu aldatmak için gayet uygundur. Bir alfa bu nemfomanyaklardan sadece bir ya da ikisini kontrol altında tutabilir. Başını çevirdiği anda bir tanesi muhakkak kendisini bir başka penisin üzerine atar. Şempanze dişilerinin sadakatine güvenmek söz konusu bile olamadığına göre, böyle bir ortamda erkekler için anlamlı tek strateji, sürü içinde rakiplerinden daha fazla dişiyi hamile bırakmaktır. Dişi kızışmış poposunu bir erkeğe sergilediğinde erkek o poponun içinde dövüşmeye hazır bir rakip spermler ordusunun bekliyor olduğunu varsaymak zorundadır.
Primatlar konusunda uzman zoologların TV seyretmeye hiç ihtiyaç duymamasının nedeni budur. Dişiler kızıştığında şempanzelerin çiftleşme maçlarını  izlemek zaten başlı başına bir eğlencedir. Komedi, hile, desise, vahşet, bol bol kovalamaca ve yüksek dozda pornografi; gelin de bunun bilimsel bir deney olduğuna inanın.
Devam edelim. Şempanzeler arasındaki cinsel rekabetin epik boyutlarını ancak spermlerini analiz ettiğimizde görebiliriz. Galonlarca spermin dişinin içine boca edilmesi sonucunda spermler dev bir ordu gibi davranacak şekilde evrilmişlerdir. S.W.A.T ekipleri gibi dağılır, düşman spermleri arar ve kimyasal silahlarıyla yok ederler. Bu arada bazıları da hücumbotlar gibi yumurtaya doğru seğirtir. Hatta spermlerin %99’u sperm değil anti-spermdir. Kitle imha menileri yani. Dişi şempanzenin vajinası içinde korkunç bir meydan savaşı gerçekleşir. Sonunda sadece birkaç sperm kalır ve yumurta bunların arasından beğendiğini seçer.
İş şempanzelerin cinsel rekabetine geldiğinde, mücadelenin bir kısmı bizzat şempanzeler arasında dönse de aslında esas savaş dişilerin vajinalarının içindedir. Bu bir yıpratma savaşıdır. Daha çok sperm üreten şempanzenin üreme şansı daha yüksektir. Bu yüzden doğa ana, erkek şempanzelerin hep daha büyük testisli olanlarını seçmektedir.
Bebek şempanzelerin babalarının kim olduğu asla bilinmediği için erkek şempanzeler ebeveynlik işlerini paylaşacak şekilde evrimleşmişlerdir. Dişilerin hafif meşrepliği, ortaya bebek bakmaya meyilli babalar çıkarmıştır. Yani şempanze genleri insan ideolojisinin asla beceremeyeceği bir şeyi becermiş, sosyalist ebeveynlik sistemini geliştirmiştir: neredeyse sıfır teşvik ve yarım gönüllü bir görev duygusu.
Şu bilimsel prensibi hatırlayın: Dişiler ne kadar çapkınsa, testisler o kadar iridir.
Peki, Homo sapiens dişileri bu hafif meşreplik skalasının neresinde duruyor? Bu soruyu maymun türlerinin testis boylarına bakarak cevaplayabiliriz.
Gorillerin testisleri miniminnacıktır. Oysa gayet geniş omuzları, sivri dişleri ve heybetli sırtları vardır. Rekabetin esas kısmı dış dünyada gorillerin kendileri arasında yaşanır. Spermler keyiflerine bakarlar. Diğer spermlerle rekabete girme konusunda pek baskı altında değillerdir, çünkü alfa goril karakterinin dişisi ile seks yapabilmek için ancak cesedini çiğnemek gerekir. Dişi goriller, çapkın alfalarına çok sadıktır. Sonuç olarak, goril spermleri kendilerine yüzecek yolu bile zar zor bulurlar. Mikroskop altında, her bir şempanze spermi birer Rambo iken goril spermleri Polis Akademisi öğrencileri gibi görünür. Erkek goril zaten yılda birkaç defa cinsel ilişkiye girdiği için minik testisleri onun işini haydi haydi görür.
Orangutan erkeğinin beden – testis oranı, dişi orangutanların nadir sadakatsizlikleri sonucu gorillerinkine kıyasla biraz daha büyüktür.
Şimdi de kendinize bakın sizi koca maymunlar. Evet, size söylüyorum Homo sapiens erkekleri. Sizi kadınlardan ayıran altın değerindeki özellikleriniz neler? Kaslarınız, bedensel kuvvetiniz, sakalınız, harita okuma yeteneğiniz ve bu yeteneğe güvenerek yol sormayı reddetme beceriniz.
Şimdi de testislerinize bir bakın. Tek eşli pek çok maymun türüne kıyasla, sizinkiler… eh, epey hatırı sayılır büyüklükte.
Tıpkı beyniniz gibi. Dişilerin büyük beyinlerini etkilemek için sizin beyinleriniz de büyümüş durumda. Sizde büyük olan ne varsa sevgili Homo sapiens erkeği, dişilerin seçiminin sonucu. Beyninizin varlık sebebi, yaratıcılığıyla dişileri kendine hayran bırakmak. Devasa büyüklükteki penisiniz (yani diğer maymunlarla karşılaştırıldığında demek istiyorum) onu cinsel anlamda memnun etmek için var. Testisleriniz ise… Evet, testisleriniz ise, avlanmak için çayıra çıktığınızda kadınınızın başka testislerle samimi olma ihtimaline karşılık biraz büyümüş durumda.
Elbette ki, şempanzelerin dev testisleri ile karşılaştırıldığında devede kulak kaldıkları bir gerçek. Zira dişi şempanzelerin orji merakı, erkeklerin testislerinin balon gibi şişmesini sağlamış. Onların beden – testis oranı, sizinkinin dört katı. Sizinki de gorillerinkinin dört katı. Eh, dişi gorillerin sadakatini ve dişi şempanzelerin hafif meşrepliğini biliyorsunuz artık. İşte siz ikisi arasında bir yerdesiniz.
Bir kadını döllemeye yetecek spermi üretmek için, en fazla bir testisin yarısı kadar malzemeye ihtiyacımız var aslında. Yani tek testisi olan biri bile milyonlarca çocuk sahibi olabilir. İkisine birden sahip oluşumuz, zamanında tek eşlilikle yetinmemiş sinsi hominid kadınlarından kalan şık bir miras desek yalan olmaz.
Evet, sinsi dedim. Başka partnerle cinsel ilişkiyi benimsemiş Pleistosen dişilerinin bunu eşlerinin rızasıyla yapmış olma ihtimali fazla değil herhalde. Homo sapiens erkeklerinin vahşi kıskançlığını da gayet iyi biliyoruz. David M. Buss ’un ABD’de ve Afrika kabilelerinde eşlerini öldüren erkeklerle ilgili yaptığı çalışmalar, bunların yarısından fazlasının cinsel kıskançlıktan kaynaklandığını gösteriyor. Sudan, Uganda ve Hindistan’da, cinsel kıskançlık (namus) bir numaralı cinayet sebebi. Dünya çapında, erkeklerin erkekleri öldürmesi ile sonuçlanan vakaların yaklaşık %20’sinin içinde eşler ya da kız evlatlar var. Bunlar ürkütücü istatistikler. Yine de hayatlarını riske atma pahasına eşlerinden başkaları ile seks yapmış hominid dişiler, evlatlarına şişkin testisler ve paranoyak spermlere sahip olmamıza yetecek genleri aktarmışlar.
Tekrar bir yokladınız sizinkileri değil mi? (Tabii eğer erkekseniz.)
Çekinmeyin. Ağırlıklarını hissedin. Mikroskobik boyuttaki spermlere ev sahipliği yapmak için bunca yere ne gerek var değil mi?
Keşke alternatif bir teori olsaydı, ama yok işte. Aldatan kadınlar olmasaydı, testislerimiz bu kadar büyük olmazdı. Doğa, böyle ekstra enerji gideri olan organlara, üreme konusunda avantaj yaratmıyorlarsa asla tahammül etmiyor.
Eğer bana inanmıyorsanız, kendiniz bir test yapın sevgili Homo sapiens erkekleri. Bir dahaki boşalma deneyiminizde, yanınızda bir mikroskobu hazır edin. Bilim adamlarının yataklarının başucunda hep bir tane bulunur. (Nedense bayanlar bunu pek çekici bulmaz, oysa Bunsen ocağından yayılan romantik ışıkla çok hoş bir atmosfer oluşturulabilir! Gerçi kendini bilime adamış bir adamın yatak odasına bayan konukların uğraması ihtimali de azdır ya, neyse.)
Kendi taze mahsülünüzü test ettiğinizde, gerçek spermlerin çizgi filmlerdekiler gibi hareket etmediklerini göreceksiniz. Birçok sperm kuyruklarını birbirlerine kenetlemek suretiyle (hem de birkaç gün boyunca) bölgelerini davetsiz misafirlere karşı savunmaya çalışırlar. Bir dişiyi döllemek sadece olası bir hamileliğe yatırım yapmak değildir; kelimenin tam anlamıyla vajinal sahayı rakip spermlere kapatmaktır. Bu nedenle sevgililerini birkaç gün görmeyen erkekler sperm sayılarını üçe katlarlar. Aynı şey evde eşinin yanı başında olan ama birkaç gün seks yapmamış erkeğin başına gelmez. Eve dönen erkeğin bilinçli zihni eşinin kendisini aldatmadığından yüzde yüz emin olsa bile, fesat spermler beyni dinlemezler. Spermler, daima kendileri ile yumurtalık arasına yabancıların girmiş olabileceğinden şüphelenirler ve külhanbeyi gibi naralar atarak dövüşmeye hazır bir şekilde göreve atılırlar. Eşimizden uzak olmak onu özlememizi sağlar, çünkü uzak olmak rekabet ihtimalini getirir ve özlem de doğal seleksiyonun bir sonucudur, çünkü atalarımızın birbirine bağlılığını garantiye almıştır. Tabii uzaktaki sevgilinize aşk mektubu yazarken bunlardan bahsetmenizi pek tavsiye etmem.
Elde ettiğimiz sonuç ne? Öyle görünüyor ki Homo sapiens dişileri genelde tek eşli bir ortamda evrildiler ama arada bir aynı günde birden fazla erkekle çiftleşme meraklısı olanlar da çıktı tabii.
Ne oldu, kıskandınız mı? Zaten siz kıskanç olacak şekilde tasarlandınız sevgili Homo sapiens erkeği. Çünkü çocuğunuzun kesinlikle sizden olduğunu bilmenizin bir yolu yok. Çünkü kıskanç erkekler geniş erkeklerden daha fazla gen aktarımı yapmışlar. Çünkü başka adamlardan sperm bağışı kabul eden bir eşe sahip olmaktansa ölmeyi, öldürmeyi ya da süründürmeyi tercih eden erkeklerin genleri sonraki nesillere daha fazla aktarılmış. Böyle erkekler için bir kelime bile yaratmışız: boynuzlu. Aldatılan kadınlar için kullanılan herhangi bir tabir ise yok.
Hafif meşrep kadınlar için kullanılan bir tabir de var elbette, affınıza sığınarak yazıyorum: kaltak. Erkekler için ise bunun dengi bir kelime yok. Hemen hemen her dilde bu çifte standart durumu geçerli.
Dünyanın her yerinde, bir erkeğe hakaret etmek için annesine kaltak diyebilirsiniz, ki bu gayet aşağılayıcıdır. Böylelikle o adama piç demiş olursunuz, ki bu da kötüdür. Olası babasına ise tabiri caizse damızlık aygır sıfatını layık görmüş olursunuz ki bu iyi bile karşılanır. Neredeyse tüm kültürlerde bu durum aynıdır: Erkekler için kaltak kadınlarla birlikte olmak ve piç çocuklara sahip olmak iyiyken, annelerinin kaltak ve kendilerinin piç olması tam bir felakettir.
Bu hakaretlerdeki çifte standardın neredeyse tüm dillere aynı şekilde girmiş olmasının sebebi, erkeklerin ve kadınların duygularının genlerini korumak üzere farklı şekillerde evrilmiş olmasıdır.
Türümüz erkekleri, testisleri miniminnacık, spermleri tembel ve dağınık olana kadar asla kendilerine güvenmemelidirler. Erkeklerimizin dev boyutlardaki testisleri, geçmişte ne kadar boynuzlandıklarının ölçüsüdür.
Bir dahaki sefere adamın biri size “Ne oldu, pek taşaklı çıkmadın bakıyorum,” diye meydan okumaya kalkarsa rahatça “Keşke daha bile küçük olsalardı,” diye cevap verebilirsiniz.
Eh, bu bol menili bölümü bitirdiğimize memnunum açıkçası. Şimdi, evrenin en büyük gizemini çözmeye koyulalım.

Satın Alabilirsiniz

Acıktın mı? Mükemmel bir yemeğe ne dersin?Korr.com.tr

Burada yer almak ister misiniz?
Satın alma bağlantılarını web sitenize yönlendirin.

Genel Bilgiler

Benim için ARA!

Cevap ver

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Kapat

Forza Rowing Club