Birazoku.com sitesinde de kitapların ilk sayfalarından biraz okuyabilir, satın almadan önce fikir sahibi olabilirsiniz. Devamı »

Yazar ya da yayınevi iseniz kitaplarınızı ücretsiz yükleyin!

Facebook’ta Beğen

Günümüze kadar darbeciler, hep 1960 öncesi DP’nin anayasayı çiğnediğini ve ülkeyi kardeş kavgasına sürüklediğini söylediler. 27 Mayısçılara göre; ülke diktatör rejimine dogru gidiyordu. İrtica hortlamıştı! İstanbul’da öğrenciler katledilmiş, asfaltlara gömülmüştü! Ordudaki istifalar DP’ye tepkiydi. Menderes, İstanbul’da öğrencilerin üzerine ateş edin emri vermişti. Ankara ve İstanbul’daki olaylar demokratik, sivil itaatsizlik eylemleriydi! Bu kitap, Kayseri Yeşilhisar’dan başlayarak, İstanbul ve Ankara’daki öğrenci olayları ve Harp Okulu yürüyüşüne kadar yaklaşık yüz günlük süre içinde darbeye zemin hazırlayan toplumsal olayları mercek altına alıyor. Özellikle CHP’lilerin ezber bozacak açıklamaları var. Hiçbir şey tesadüf değil, hiçbir olay kendiliğinden gelişmemiş…

***

Önsöz

Şartlar nasıl olgunlaştırıldı?

1950’den sonra 1954 ve 57 seçimlerinden de DP’nin zaferle çıkması Halk Partisi ile asker-sivil derin yapıları harekete geçirdi. Ekonomik yatırımlar ve atak dış politika da bölgede çıkarları olan ülkeleri rahatsız ediyordu.

Demokratik seçimle gelen DP hükümetini devirmek için ilk cuntalar 1955’te kuruldu. Darbe için uygun bir zaman kollanmaya başlandı. 1957’de ortaya çıkarılan ancak üzerine gidilemeyen ‘9 Subay Olayı’ cuntacıları panikletti. İhbar yapan subayın (Samet Kuşçu) mahkum edilip, diğerlerinin beraat ettirilmesi darbecileri cesaretlendirdi. Başka gruplarla da bir araya gelerek planları güncellediler.

Artık darbe için şartların olgunlaştırılması gerekiyordu.

İşte tam bu sırada ülkede gerilim tırmanmaya, siyasi tansiyon yükselmeye, DP ile CHP arasındaki kavganın şiddeti artmaya başladı. Üniversiteler ve basın DP’ye karşı CHP’nin yanında yer aldı.

Sultan Abdülhamit’i tahttan indiren 31 Mart vak’ası nasıl bir komplo ve gerekçesi irtica ise, 27 Mayıs’a da irtica ve kardeş kavgası gibi gerekçeler üretildi. İttihat ve Terakki yöntemleri 1960’ta da kullanılacaktı.

Mart ayının son günlerine doğru Kayseri Yeşilhisar’da darbenin işaret fişeği atıldı. Bazı subaylar, siyasi içerikte dilekçelerle ordudan istifa etmeye başladı.

5 Nisan 1960’ta CHP İstanbul İl Başkanlığı’nın 21 Mart 1960 gün ve 373 sayılı gizli genelgesi basına yansıdı. CHP İl Başkanlıgı’nın, hücre şeklinde ve gizli olarak örgütlendiği ileri sürülüyordu. Ayrıca her ilçeden iki kişinin merkezdeki emekli Kurmay Albay Cemal Yıldırım’la temasa geçmeleri ve fısıltı gazetesi tekniğini kullanmaları isteniyordu. Albay Cemal Yıldırım, 1957’de darbeye teşebbüsle yargılanıp askeri mahkemede beraat ettirilen 9 subaydan birisiydi. DP’yi hedef alan müthiş bir süreç başlatıldı.

DP, Tahkikat Komisyonu kurularak CHP’nin sebep olduğu olaylar ve yalan haberlerin kaynağının araştırılması için harekete geçti. CHP, paniğe kapıldı. Eğer gizli örgütlenme iddiası doğru çıkarsa darbe de önlenebilirdi. Tahkikat Komisyonu’nun çalışmasına engel olunmalıydı. Sokak hareketlendirilecek ve bunun için de öğrenciler kullanılacaktı.

İstanbul’da (28 Nisan 1960) Türkiye’deki en geniş çaplı öğrenci olayları gerçekleştirildi. Beyazıt’taki hukuk fakültesinde başlayan olaylar yayıldı, polisle öğrenciler karşı karşıya geldi. İstanbul ve Ankara’da sıkıyönetim uygulandı. Üniversite ve yüksekokullar bir ay süreyle kapatıldı. Böylece, planlanan darbeye bir adım daha yaklaşılmış oluyordu. Asker kışlasından çıkarılmıştı! İstanbul ve Ankara’da ‘Türk ordusu çok yaşa’ sesleri yükseliyordu!

Başbakan Adnan Menderes, duyumlar alıyor ancak darbeye ihtimal vermiyordu. Genelkurmay Başkanı Rüştü Erdelhun Paşa’ya güveniyordu. Emniyet tedbirlerinin yanı sıra yalan haberlerin önüne geçmek için yayın yasakları getirdi. Ancak olaylar kulaktan kulağa abartılarak aktarıldı. CHP, “kulak gazetesi”ni harekete geçirmişti. Büyük bir dedikodu çarkı işlemeye başladı. Her şey abartılıyordu. Haberler bire bin katılarak anlatılıyor ve yayılıyordu. Yayılan dedikodulardan en meşhuru Ankara’da gençlerin kıyma makinelerinden geçirilerek öldürüldüğüydü. Böylece herkesin gözünde iktidar daha da korkunç hale geliyor ve tepkiler artıyordu. Yalanlara üniversite hocalarının tahriki de karışıyordu. Prof. Sıddık Sami Onar, üniversitelerde öldürülen öğrenci sayısının hiç de az olmadığını iddia ediyor: “Kamyonlarla taşınan cesetler çeşitli mezarlıklara gömülmüş.” diyordu. Sami Onar, Beyazıt Mcydanı’ndaki bir mitingde de; “Şehitlerimiz bir tane değildir, daha çok var, bunları bulacağız.” diye konuşuyordu. Koskoca rektörün bu insanları dehşete düşüren iddiaları hiçbir zaman ispatlanamadı, çünkü biri kaza kurşunu diğeri sevinç gösterisi yaparken tanktan düşerek ölen iki öğrenciden başka ölen yoktu!

Darbecilerin örnek aldığı iki dış gelişme de vardı.

Güney Kore’de öğrenci olayları çıkmış, devlet başkanı Synman Rhee istifa etmişti. Irak’taki kanlı askeri darbe de (14 Temmuz 1958, Kral II. Faysal ile başbakanı Nuri Sait Paşa öldürüldü, cesetleri sokaklarda sürüklendi) Türkiye’de seçilmiş iktidarı alaşağı etmeyi planlayanları heyecanlandırmıştı. CHP grubu yurda dağılmaya karar verdi. İnönü’nün Uşak, İzmir, İstanbul Topkapı gezileri olaylı geçmiş, Cumhuriyet ve Dünya gazeteleri bu gezilere “CHP’nin bahar taarruzu” adını vermişti. Kayseri’den sonra İstanbul ve Ankara’daki kaynaşmalarla darbeye zemin hazırlanacaktı.

DP, CHP’nin bu olayları benimser bir politika izlediğini görmüş, böyle bir muhalefetle demokrasinin bağdaşmayacağını bir bildiri ile kamuoyuna açıklamıştı. DP grubu, sokak hareketlerinin arkasında gördüğü CHP hakkında bir meclis araştırması istiyordu. Önergede CHP’nin orduyu siyasete karıştırmak istediği açıkça dile getiriliyordu.

Komisyon kurulması için yapılan görüşmelerde Meclis’te gerilim iyice arttı. İnönü, “CHP ve İsmet paşa ihtilal yapmaya hazırlanıyorlar” iddiasının yalan olduğunu söyledi. DP’yi uyarmaktan da geri kalmadı: “Demokratik rejim istikametinden ayrılıp ülkeyi baskı rejimi haline götürmek tehlikeli bir şeydir, bu yolda devam ederseniz ben de sizi kurtaramam.”

CHP, açıkça ihtilale yeşil ışık yakıyordu.

DP, TBMM Tahkikat Komisyona olağanüstü yetkiler veren yasayı Meclis’ten geçirdi. CHP, alınan bütün bu önlemleri diktatörlük olarak yorumluyordu. İnönü ‘Şartlar oluşursa ihtilalin meşru olacağını’ söyledi. 18 Nisan 1960 tarihli birleşimde DP’nin CHP’nin ihtilal istediği yönündeki suçlamalarını reddetti: “Eğer insan hakları yürütülmez, vatandaş hakları zorlanırsa, baskı rejimi kurulursa, ihtilal behemahal olur. Beni dinleyin: Biz böyle bir ihtilal içinde behemahal bulunmayız. Böyle bir ihtilal dışımızda bizim münasebeti olmayanlar tarafından yapılacaktır. Biz demokratik rejimi kurduk. Bu demokratik rejimi, istikametinden ayırıp baskı rejimi haline getirmek tehlikeli bir şeydir.”

İnönü’nün konuşmaları subaylann teksir makinesi ile çoğaltılarak subayların posta kutularına konuyordu. İsmet Paşa’dan işaret alınmıştı. İstanbul ve Ankara’daki cuntalar darbe planlannı yapmış, uygun bir tarih bekliyorlardı.

Seçime giden ve kalkınmayı konuşan ülke, Yeşilhisar olaylarından başlayarak yüz günde darbe ortamına sürüklendi.

27 Mayıs öncesi meydana gelen bazı olaylar şöyleydi:

17 Şubat 1960: CHP ilçe başkanı Mustafa Ünal, DP ilçe başkanını kurşunladı.

21 Mart 1960: Tarım Kredi Kooperatifi seçimi yapıldı. DP, ortam daha fazla gerilmesin diye seçime katılmadı.

24 Mart 1960: CHP’nin tahriki ile Yeşilhisar hükümet binası basılmak istendi, polisler dövüldü.

2 Nisan 1960: Himmetdede tren istasyonunda İsmet İnönü’ye valiliğin Kayseri’deki siyasi toplantıların ertelendiğine dair karar verildi. İnönü, zarfı yırtıp attı.

6 Nisan, 1960: Kurmay Binbaşı Selahattin Çetiner, hükümeti suçlayarak ordudan istifa etti.

7 Nisan 1960: Menderes, grup toplantısında tahkikat encümeni kurulmasını önerdi. 18 Nisan 1960: Tahkikat encümeni kuruldu.

19 Nisan 1960: Kızılay, ‘Yaşa İnönü’ sesleri ile inledi. İlk protesto eylemi gerçekleştirildi.

27 Nisan 1960: TBMM, tahkikat encümenine ek yetki veren kanun tasarısını kabul etti.

28 Nisan’da İstanbul’da, 29 Nisan’da Ankara’da öğrenci olayları başladı. İki şehirde sıkıyönetim ilan edildi. Asker, ‘Türk ordusu çok yaşa’ sesleri ile alkışlandı!

3 Mayıs 1960: KKK Cemal Gürsel, Milli Savunma Bakanı’na bir mektup yazarak hükümeti uyardı.

5 Mayıs 1960: 555 K parolası ile Kızılay’da gösteriler düzenlendi. Başbakan Menderes protesto edildi.

21 Mayıs 1960: Harp okulu öğrencileri Ankara’da yürüdü.

27 Mayıs 1960: Cunta darbe yaptı. DP’liler gözaltına alındı. Meclis feshedildi. DP kapatıldı. (Ek 1: 1958- 1960, yıllarının önemli iç ve dış olayları)

Günümüze kadar darbeciler, hep 1960 öncesi DP’nin anayasayı çiğnediğini ve ülkeyi kardeş kavgasına sürüklediğini söylediler. 27 Mayısçılara göre; ülke diktatör rejimine dogru gidiyordu. İrtica hortlamıştı! İstanbul’da öğrenciler katledilmiş, asfaltlara gömülmüştü! Ordudaki istifalar DP’ye tepkiydi. Menderes, İstanbul’da öğrencilerin üzerine ateş edin emri vermişti. Ankara ve İstanbul’daki olaylar demokratik, sivil itaatsizlik eylemleriydi!

Kayseri Yeşilhisar’dan başlayarak, İstanbul ve Ankara’daki öğrenci olayları ve Harp Okulu yürüyüşüne kadar yaklaşık yüz günlük süre içinde darbeye zemin hazırlayan toplumsal olayları mercek altına aldım. Olayların yaşayan tanıkları ile görüştüm. Hayatta olmayan aktörlerin darbeden hemen sonra yazdıkları anılarını okudum. Özellikle CHP’liler ezberleri bozacak açıklamalarda bulunuyordu. Hiçbir şey tesadüf değildi. Hiçbir olay kendiliğinden gelişmemişti.

27 Mayıs’ın amacı; “Rayından çıkan demokratik düzeni tekrar rayına oturtmak ve bir daha rayından çıkmasını önleyici müesseseleri kurmak” olarak açıklandı. Ama CHP’li tanıkların anlatımı ve 27 Mayısçıların itirafları ile göreceksiniz ki; demokrasiyi rayından çıkaranlar, darbe yapmaya çok önceden karar veren darbecilerle onların sivil uzantılarıydı.

27 Mayıs’a 100 gün kala cereyan eden olayların iç yüzü, Türkiye’de siyaseti dizayn çabalarının 1960 öncesine dayanan geçmişini ve arkasındaki odakları bir kere daha gözler önüne seriyordu. 27 Mayıs ve her olağanüstü dönem öncesi bazı olayların organize olup olmadığı şüphesi de ortadan kalkıyordu.

‘Darbeye Yüz Gün Kala’, bizzat cuntacılarla onların sivil uzantılarının bu ülkeyi nasıl uçuruma sürüklediğinin kendi agızlarından hazin hikayesidir. Ayrıntıları okuyunca darbecilerin acemilik dönemi sayılabilecek 27 Mayıs’ta bile çok profesyonelce ve organize hareket ettiklerini hayretle göreceksiniz.

27 Mayıs 1960’ta cunta, ortamı hazırladıktan sonra bir hükümet darbesi ile yönetime el koydu. Ordu, yargı ve üniversitede tasfiyeye gidildi. MBK üyelerine ömür boyu senatörlük getirildi. Yassıada’da Adnan Menderes ve iki bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan idam edildi. DP kapatıldı, kadrolarına siyaset yasağı kondu. 1961 anayasası ile vesayet rejimi kuruldu. İsmet İnönü’ye iktidar altın tepsi içinde verildi. Ancak 1961 seçimlerinde CHP yüzde 36.7 oy alabildi, birinci parti olmasına rağmen tek basına iktidar olamadı. 10 Ekim 1965 genel seçimlerinde sandık CHP’nin başına bir kere daha balyoz gibi indi. Oyları yüzde 28.7’ye geriledi. DP’nin yerine kurulan AP ise yüzde 34,8’i yüzde 52,9’a yükseltti. Sandıkta yüzü gülmeyen CHP’nin, 27 Mayıs’taki gibi sandık dışı yollarla iktidar olma arayışları ise hiç bitmedi!

İdris Gürsoy
Mart 2012 / Ankara

1. Bölüm

Darbenin İşaret Fişeği: Yeşilhisar Olayları

1960 darbesine zemin hazırlayan provokasyonlar, 17 Şubat’ta Kayseri’nin Yeşilhisar ilçesinde başladı. Ardından sokak hareketleri ve öğrenci olaylarıyla ülke hızla darbeye sürüklendi.

Kayseri’ye 65 kilometre mesafedeki Yeşilhisar ilçesinde bir silahtan çıkan 3 kurşun gecenin sessizliğini bozdu. 27 Mayıs darbesinin işaret fişeği atılmıştı. CHP ilçe başkanı, DP ilçe başkanına herkesin gözü önünde ateş etti. Üst katta silah seslerini duyan genç savcı hemen olay mahalline inip Mustafa Ünal’ı gözaltına aldırdı. Halk Partililer, Ünal’ın salıverilmesini isteyerek ayaklandı. Yargılama sürecinde gerilim iyice arttı. Evlerin camları kırıldı, bazı provokatörler devreye girdi, hükümet konağına yürüdü, polisleri linç etmek istediler. Bazı gazeteler ve CHP lideri İsmet İnönü, iktidarı Halk Partililere baskı yapmakla suçladı. Menderes ise tam tersine Halk Partisi’nin yıkıcı faaliyetlerde parmağı olduğunu düşünüyordu. İnönü’nün Kayseri’den sonra Yeşilhisar’a gelme isteğine izin verilmedi. CHP, DP’yi seyahat özgürlüğünü engellemekle suçladı.

İnönü’nün olaylı Uşak ve Topkapı gezilerinden sonra (Nisan-Mayıs 1959) Kayseri’de yaşananlar, Ankara’da siyasi gerilimi iyice artırmıştı. Ardından üniversite öğrencileri sokağa döküldü. Harp Okulu Kızılay’da yürüdü. 27 Mayıs 1960 sabahı radyodan okutulan bildiride, “Bugün demokrasimizin içine düştüğü buhran, son müessif hadiseler dolayısıyla ve kardeş kavgasına meydan vermemek maksadıyla TSK memleketin idaresini eline almıştır.” deniyordu. Darbeciler, halkın oyları ile iktidar olmuş DP’nin meşruluğunu kaybettiğini ileri sürmekte, “Anayasa ve kanunları ihlal ile

Yayım tarihi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

  • Kitap AdıDarbeye 100 Gün Kala
  • Sayfa Sayısı174
  • Yazarİdris Gürsoy
  • ISBN6055799304
  • Boyutlar, Kapak13,5x21, Karton Kapak
  • YayıneviZAMAN KİTAP / 2012

Yazarın Diğer Kitapları

Yazarın Diğer Kitapları

PaintCV.net



Okudunuz mu?

Rastgele Kitap Getir Son Girilenleri Getir

Yeni girilen kitapları kaçırmayın

Şimdi e-bültenimize abone olun.

Oynat Durdur
Vimeo Fragman Vimeo Durdur