Birazoku.com sitesinde de kitapların ilk sayfalarından biraz okuyabilir, satın almadan önce fikir sahibi olabilirsiniz. Devamı »

Yazar ya da yayınevi iseniz kitaplarınızı ücretsiz yükleyin!

Doğu’nun Kızı
Doğu’nun Kızı

Doğu’nun Kızı

Benazir Bhutto

Doğu’nun Kızı BABASI İDAM EDİLDİ. İKİ KIZ KARDEŞİ ÖLDÜRÜLDÜ. 27 ARALIK 2007’de BABASININ İDAM EDİLDİĞİ YERDE SUİKAST SONUCU ÖLDÜRÜLDÜ. BENAZİR BHUTTO’nun ÖLMEDEN İKİ AY…

Doğu’nun Kızı
BABASI İDAM EDİLDİ.
İKİ KIZ KARDEŞİ ÖLDÜRÜLDÜ.
27 ARALIK 2007’de BABASININ İDAM EDİLDİĞİ YERDE SUİKAST SONUCU ÖLDÜRÜLDÜ. BENAZİR BHUTTO’nun ÖLMEDEN İKİ AY ÖNCE TAMAMLADIĞI ANILARI İLK KEZ TÜRKÇE’de. MÜTHİŞ BİR YAŞAM VE TRAJİK BİR SON SARSILACAKSINIZ…

Pakistan’ın bugüne kadar yetiştirdiği en popüler lider olan güzel ve karizmatik Benazir Bhutto kendi ülkesinde askeri rejime karşı bir demokrasi mücadelesi vermiştir.

Bhutto’nun yaşamı dramlarla doludur. General Ziya ül Hak tarafından 1979’da asılan Pakistan’ın en etkin liderlerinden biri olan Zülfikar Ali Bhutto’nun kızı olan Benazir Bhutto ülkesinin en zengin ailesi içinde yetişmiştir. Harvard ve Oxford üniversitelerinde eğitim gördükten sonra babasının asılmasıyla politikaya girmiş ve 1988 yılında başbakan olarak seçilmiştir. Bir Müslüman ülkede hükümetin başına geçen en genç ve tek kadın başbakan olmuştur.

Benazir Bhutto yaşamöyküsünde Pakistan’ın ve dünya politikasının bilinmeyen gerçeklerini gözler önüne sermektedir.

“Derin bir şekilde etkileyici bir tutku, dram ve kahramanlık.”
Evening Standard

“Çok dirençli ve savaşçı bir kadın . . . Bu kitap onun ve ülkesinin çarpıcı öyküsüdür.”
Independent

“Sıradışı bir yaşamöyküsü. Büyük acılar yaşamış bir ailenin cesur üyesinin kahramanca özgürlük mücadelesi insanı derinden etkiliyor. Onun özgürlük ruhu bir döneme damgasını vurmuştur.”
Sunday Times

İÇİNDEKİLER
Resimler Listesi
Önsöz
1 Babamın Öldürülüşü
TUTUKLANMA YILLARI
2 Ev Hapsi
3 AlMurtaza’dan izlenimler: Demokrasiyi tik Tadışım
4. AlMurlaza’dan İzlenimler: Oxford’un Rüya Kuleleri
5. AlMurtaza’dan İzlenimler: Ziya ülHak’ın Vatana İhaneti
6. AlMurtaza’dan İzlenimler: Babamın Hükümlü
Olarak Öldürülüşü
7. AlMurtaza’dan Kurtuluş: Sıkıyönetime Karşı Demokrasi
8. Sukkur Cezaevinde Hapis
9. Karaçi’de Annemin Eski Hücresinde Hapis
10. Göz Hapsinde İki Yıl Daha
DİKTATÖRLER
11Sürgün Yılları
12. Erkek Kardeşimin Ölümü
13. Lahor’a Dönüş ve Ağustos 1986 Katliamı
14. Babamın Evinden Gelin Gidişim
15. Yeni Bir Demokrasi Umudu
16. Halk Galip Geliyor
17. Başbakanlık ve Ötesi
Sonsöz

ÖNSÖZ
Bu hayalı ben seçmedim, o beni seçti.
Ben Pakistan’da doğdum ve benim hayatım onun çalkantılarını, trajedilerini ve de zaferlerini yansıtır.
Pakistan bir kez daha uluslararası odak noktası oldu. islam’ın adını kullanan teröristler onun dengesini tehdit ediyor. Demokratik güçler özgürlük prensiplerinin uygulanması sonucu terörizmin biteceğine inanıyorlar. Asker bir diktatör tehlikeli bir oyun oynuyor, halkı aldatıyor. Gücünü yitireceği korkusuyla modernizasyon güçlerini ülkeden kovuyor, terörizm ateşi ise her yanı sarmış durumda.
Pakistan herhangi bir ülke değil ve yaşamım da öyle oldu. Babam ve iki erkek kardeşim öldürüldü. Annem, ben ve kocam hapsedildik. Yıllarca sürgünde yaşadım. Ama tüm güçlüklere ve üzüntülere rağmen dayanıyorum. Geleneklerin dışına çıkarak İslam’da ilk seçilmiş kadın başbakan olduğum için kendimi kutsanmış hissediyorum. Bu seçim İslam dünyasında kadının rolü ile ilgili tartışmaların odak noktası oldu, bir Müslüman kadının da başbakan olabileceğini, bir ülkeyi yönetebileceğini kanıtladı. Bana bu onuru verdikleri için Pakistan halkına müteşekkirim.
Modernizasyon yandaşları ve aşırılar arasında tartışmalar devam ederken, ben 2 Aralık 1988’de iktidara geldiğimden bu yana, İslam dünyasında kadınlar büyük adımlar attılar.
Toplumu değiştirme, ülkeye modernizasyonu getirme, kadın haklarını sağlama ve milyonlara umut verme fırsatı bu dünyada az insana nasip olur. Ben aslında bu tür bir hayatı seçmek istemiyorıhım ama önüme yeni fırsatlar çıktı, sorumluluklar aldım ve görevlerimi yerine gelirdim, öyle hissediyorum ki gelecekte Pakistan ve beni yeni mücadeleler, tehditler bekliyor
Yirmi yıl kadar önce hayalımdaki gelişmelerin ışığında babamın öldürülüşü, benim Cezaevine girmem, babamın politik sorumluluklarını yüklenmem kendi mutluluğumu, evlenip anne olabileceğimi düşünemedim. Evlenemeyen ve hapse giren İngiltere Kraliçesi Elizabeth I gibi hiç evlenemeyeceğimi duşundum. Ama her şeye rağmen evlendim ve mutlu oldum. On dokuz yıllık evlilik hayatımızda bana her zaman destek olan kocamla gurur duyuyorum. Evlilik yıllarımızda kocam çoğu zaman benim yanımda yaşadı, bazen de siyasi mahkûm olarak hapse girdi. Bizi birbirimizden ayırma girişimlerine rağmen asla ayrılmadık ve ilişkimiz hep daha da güçlendi.
Hayır, hayatım hiç de tahmin ettiğim gibi geçmedi ama yine de yerimi hiçbir kadınla değiştirmek istemezdim.
Kültürel ve dinsel mirasımla gurur duyuyorum ben. Gerçek İslam’da hoşgörü ve çoğulculuk taraftarıyım. Kendilerini’ ‘Cihatçı’ diyen Taliban ve ElKaide örgütlerinin korktuğu kişiliğin simgesi olduğumu biliyorum. Pakistan’a modernizasyon, ilerisim, eğitim ve teknoloji getirmek için savaşan bir kadın politikacıyım ben. İnanıyorum ki demokrat bir Pakistan, dünyada geçmişle geleceğin güçleri arasında seçim yapmak isteyen bir milyardan fazla Müslüman içim umut olacaktır.
Yaptığım bütün siyasi mücadelelerin bir hedefi vardı. Bu hedefin merkezi özgürlük ve sosyal adaletti ve bunlar için savaşmaya değerdi. Ama ben kadın olduğum için daha çok mücadele etmek zorunda kaldım. Hangi ülkede olursa olsun modem toplumda kadının işi hiç de kolay değil. Erkeklerle eşit olduğumuzu kanıtlamak için daha çok uzun bir yol kat etmemiz gerekiyor. Ne yazık ki erkeklerin çoğu kadınları hala zayıf ve aşağılanabilir İnsanlar olarak görüyor ve kadın haklarını korumak isteyen erkekleri de baskı altına almaya çalışıyor.
Ama biz yine de çitte standartlardan şikâyet etmemeli, mücadeleyi sürdürmeliyiz. Erkeklerden iki kat daha fazla çalışmamız gerekse de buna hazır olmalıyız. Bana hamileliğin biyolojik bir durum olduğunu ve insanın normal yaşantısını engellemediğini söyleyen, bunu öğreten anneme müteşekkirim. Ben de onun beklentilerini boşa çıkarmamak için hamileliğin fiziksel ve duygusal hallerinden mümkün olduğunca kaçındım. Fakat bir aile meselesi olan hamileliğim ordu karargâhlarından gazete toplantı odalarına kadar her yerde tartışıldı. Onun için bu konuda kimseye bilgi vermemeye çalıştım. Dr, Freddy Sema da durumumu gizli tutarak bu konuda yardımcı oldu bana.
Bilaıval, Bakhtıvar ve Aseefa adlarında üç güzel çocuğum var. Onlar bana neşe ve gurur veriyorlar. 1988’de ilk çocuğum Bilaıval’m doğumunu beklerken diktatör General Parlamentoyu kapadı ve genel seçimlere gitti. Askerler hamile bir kadının seçim kampanyası yapamayacağını sandılar, ama yanıldılar. Ben bunu yaptım ve Bilawal’ın 21 Eylül 1988’de doğumundan kısa süre yapılan seçimleri de kazandım. Onun doğduğu gün ve sonra da Müslüman bir kadın olarak seçimleri kazandığım gün, hayatımın en mutlu günleri
Başbakan olduktan sonra annem bana ikinci çocuğumu da doğurmamı söyledi. Ona göre, bir kadın çocuk büyütme ve diğer sorumluluklarını tam olarak idrak etmeden önce birkaç çocuk sahibi olmalıydı. Ben de onun sözünü dinledim,
İkinci hamileliğimi henüz kimse bilmiyordu ve bir gün generaller beni Pakistan’ın en yüksek yeri olan Siachen Buzuluna davet ettiler, orada bir tatbikat göstereceklerdi bana. Pakistan ve Hindistan 1987’de Siachen için nerdeyse savaşacaklardı ve 1999’da da aynı anlaşmazlık yaşandı. Ben o yüksek İrtifada oksijen eksikliğinin doğmamış çocuğum için zararlı olabileceğini düşündüm ama doktorum gidebileceğimi söyledi. Oksijen eksikliği önce anneyi etkilerdi ve o zaman da bana oksijen maskesi vereceklerdi. Bu durumda çocuğumun güvende olacağını söyleyince ben de gittim oraya.
Askerler beni buzulda, o yüksek görev yerinde görünce çok sevindiler. Karlı dağlar ve masmavi gökyüzü harika bir manzaraydı. Vadinin diğer tarafında Hindistan mevzileri görünüyordu. Onlara bakınca barış havasının yanıltıcı olabileceğini düşündüm.
Fakat muhalefet hamile olduğumu öğrenince saldırıya geçti. Cumhurbaşkanından ve ordudan benim görevden alınmamı istediler, Pakistan hükümet kuralları hamile bir Başbakanın doğum izni almasına izin vermiyordu. Onlara göre ben doğum yaparken ve doğum sonrasında hükümet başsız kalacak, devlet işleri aksayacaktı. Bu nedenle ben istifa etmeliydim ve yeniden seçime gidilmeliydi.
Ben çalışan kadınlarla ilgili doğum izni yasası olduğunu söyledim, bunu babam çıkarmıştı. Bu yasa benim için de geçerliydi. Bakanlarım ve milletvekillerini de beni savundular ve bir erkek başbakan da ülkede değilse ya da hasta ise devlet işlerinin aksamadığını söylediler.
Muhalefet beni görevden alması için Cumhurbaşkanına baskı yapmaya başladı, greve gideceklerdi. Babam bana politikada zamanın çok Önemli olduğunu öğretti. Doktoruma danıştım ve karnımdaki bebeğimin sağlıklı, çok iyi durumda olduğunu Öğrendim, doğumu grev çağrısından bîr gün Önce sezaryenle yapmaya karar verdim.
Hamilelik benim performansımı etkilemezdi ve bunu herkese göstermeliydim. Onun için bu süre içinde normalin üstünde bir gayretle çalıştım. Başkentte bakanlar toplantısı yaptım ve sonra Karaçi’ye gittim. Ertesi gün erkenden kalktım ve bir arkadaşım beni kendi arabasıyla hastaneye görürdü.
Araba küçüktü ve kapıdaki koruma polisi ve yolda trafik polisi bize dikkat bile etmedi. Korumalar evden çıkan araçlara değil de dışardan gelenlere bakıyorlardı. Dr. Setna’nın bizi beklediği hastaneye varınca, diğer doktorlar ve hemşireler beni görünce şaşırdılar. Biraz sonra neler olduğunu herkes öğrenecekti, bundan emindim. Kocam ve annem de birkaç dakika sonra hastanede olacaklardı, onlara haber vermiştim. Doğumdan sonra tekerlekli sedyeyle odama götürülürken kocamın, “Kızımız oldu,” dediğini duydum. Kızıma ‘Bakhtwar’ adını verdim, anlamı ‘Şans Getiren’ idi. Kızım bana gerçekten de şans getirdi. Muhalefet grevi bastırıldı ve saldırılar kesildi.
Dünyanın her yerinden kutlama mesajları aldım. Devlet başkanlarından olduğu gibi, halktan da mutluluğumu paylaşan binlerce mesaj geldi. Özellikle genç kadınlar sevinmişti doğum yapmama, liderlik pozisyonunda bir kadının bile çalışırken anne olabileceğini kanıtlamıştım ben. Ertesi gün görevimin başında, masama gelen belgeleri imzalıyordum. Tarihte Başbakan iken anne olan ilk kadın olduğumu daha sonra öğrendim. Benden sonraki kadın başbakanlar daha rahat edeceklerdi.
Bakhuvar Ocak 1990’da doğdu. 6 Agustos’ta, dünya Irak’ın Kuveyt’i işgal etmesi sorunu ile meşgulken. Cumhurbaşkanı benim hükümetimi düşürdü. Kocamı tutukladılar ve annem, çocukları yurt dışına göndermemi istedi. Bilaıval iki yaşındaydı ve Bakhtwar bir yaşını bile doldurmamıştı, onlardan ayrılmam çok zordu. Ama yine de onları Londra’da yaşayan kız kardeşime gönderdim ve kocamın ebeveyni de Londra’ya gittiler. Geceleri rüyamda çocuklarımın ağladığını görüyordum. Kardeşim telefonda bana onların çok iyi olduğunu söylüyordu ama teselli bulmam kolay değildi, rüyalarım onlarla doluydu.
Hükümet düşünce liman şehri Karaçi karıştı, anarşi, terörizm başladı. İnsanlar sokakta, otobüslerde ve çalışma yerlerinde saldırıya uğruyor, öldürülüyordu. Bu durumda çocukların Londra’da güvendeydiler ama onları çok özlemiştim.
Annemle birlikte çoğu zaman başkent islamabad’da yaşıyorduk. 1990 seçimlerinde milletvekili seçilen kocam da evimizde, ev hapsindeydi. Onlara çocuklarımı çok özlediğimi söyledim, ben yanlarında olmadığım için onlar da olumsuz etkileneceklerdi.
Bilavval 1991’de Londra’da, Queens Garden’da bir anaokuluna başladı. Bakhhvar bir yaşındaydı ve onu Pakistan’a, yanıma alabilirdim. Hemen Londra’ya uçtum ve kız kardeşimin kapısını çaldığımda, içerde kızımın aynen rüyalarımda olduğu gibi ağladığını duydum. İçeri girer girmez iki çocuğuma da hasretle sarıldım. Kardeşime, kızımı alacağımı söylediğim zaman o da rahatladı ve “Telefonda söyleyip seni üzmek istemedim ama bu çocuk aylardan beri hep ağlıyordu,” dedi.
Çocukların sanki benim geleceğimi bekler gibiydiler. Fakat ben kızımı alıp giderken, oğlum Bilaıval beyaz gömleği, mavi çizgili pantolonu, beyaz çorapları ve siyah ayakkabıları ile koridorda sırtını duvara dayayarak oturdu ve o kederli kahverengi gözleriyle arkamdan baktı kaldı, hiçbir şey söyleyemedi. Aslında hiçbir anne iki yaşındaki çocuğunu başka yerlerde bırakmamalıdır. Hiçbir çocuk annesinin bir çocuğunu alıp kendisini geride bıraktığını hissetmemeli, korkunç bir duygu bu.
Heathrovv havaalanında Pakistan Havayolları uçağına bindik ve dokuz saatlik uçuş süresince Bakhtvvar bir kez olsun ağlamadı. Başını omzuma dayadı ve uyudu. Pakistan’ın ünlü müzisyeni Madam Noorjehan da uçaktaydı, kızımın kucağımda uyuduğunu görünce gelip yanımdaki koltuğa oturdu ve “Ben uçakta bu kadar sessiz duran, böyle sakin uyuyan bir çocuk görmedim,” dedi.
Kayınpederim ve kayınvalidem, oğlumla kardeşime yardımcı olmak için Londra’da kaldılar. Ben de onlar oğlumun yanında oldukları için rahattım, onu Hyde Park’a gezmeye götürürler, ördeklere yem vererek eğlendirirlerdi.
Pakistan Halk Partisinin (PPP) 1990’da düşürülmesi, seçim kampanyası, partime ve aileme yapılan saldırılar beni çok üzdü, zayıfladım. 1992 ilkbaharında yine hamile kaldım. Dört kardeş olduğumuz için ailemin büyümesini istiyordum. Fakat ülkede karmaşa vardı, Karaçi’de ordu duruma el koydu. Muhajir Qaumi Hareketi (MQM) denen etnik parti kanlı eylemlere başladı. Navvaz hükümeti onları ülkeyi parçalamak vejinnahpur adıyla ayrı devlet kurmak istemekle suçladı, Ordu ayrılmak isteyen Jinnahpur devletinin haritasını…………..

Eklendi: Yayım tarihi

“Doğu’nun Kızı” için 3 yanıt

  1. Gerçekten harika bir kadın cesur ve ideallerinden vazgeçmeyen biri inşallah kitabı sipariş ettim en yakın zamanda okuyacağım ve bunu dört gözle bekliyorum:)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Kategori(ler) Hatıralar
  • Kitap AdıDoğu'nun Kızı
  • Sayfa Sayısı512
  • YazarBenazir Bhutto
  • ISBN6055943127
  • Boyutlar, Kapak13,5x21 cm, Karton Kapak
  • YayıneviPegasus / 2008

Yazarın Diğer Kitapları

Men-e-men Birazoku

Aynı Kategoriden

Haftanın Yayınevi
Yazarlardan Seçmeler
Editörün Seçimi
Kategorilerden Seçmeler

Yeni girilen kitapları kaçırmayın

Şimdi e-bültenimize abone olun.

    Oynat Durdur
    Vimeo Fragman Vimeo Durdur