Birazoku.com sitesinde de kitapların ilk sayfalarından biraz okuyabilir, satın almadan önce fikir sahibi olabilirsiniz. Devamı »

Yazar ya da yayınevi iseniz kitaplarınızı ücretsiz yükleyin!

Facebook’ta Beğen

Kasaplık mesleğinin kültürümüz içindeki yerini aktarmak amacıyla hazırlanmış olan Kasap kitabı, ülkemizde bu içerikle yayınlanmış ilk eserdir.

Kasap’ta kasaplığın hem halk edebiyatına hem de divan edebiyatına yansıması incelenerek kültürümüzde bir temel faaliyet alanı olan bu meslek tarihî boyutu ve yakın dönem uygulamalarıyla kayıt altına alınmıştır. Aynı zamanda kasaplar ve kasaplık mesleği ile ilgili tarih kayıtları derlenerek bu mesleğin gerektirdiği bilgi ve uygulamalar okuyucuya sunulmuştur. Ayrıca kasaplıkta kullanılan araç ve gereçlerin isimleri belirtilmiş ve tarif edilmiştir. Eserde, bu araç ve gereçlerin resimleri de sunularak kasap dükkânının ve mezbahanın mimari şekline değinilmiş ve kesim biçimi ile ritüelleri anlatılmıştır.

GİRİŞ

Kasaplık mesleğinin kültürümüz içindeki yerini aktarmak amacıyla hazırlanmış olan Kasap kitabı, ülkemizde bu içerikle yayınlanmış ilk eserdir. Kasap’ta, kasaplığın hem halk edebiyatına hem de divan edebiyatına yansıması incelenerek kültürümüzde bir temel faaliyet alanı olan bu meslek, tarihi boyutu ve yakın dönem uygulamalarıyla kayıt altına alınmıştır. Aynı zamanda kasaplar ve kasaplık mesleği ile ilgili tarih kayıtları derlenerek bu mesleğin gerektirdiği bilgi ve uygulamalar okuyucuya sunulmuştur. Ayrıca kasaplıkta kullanılan araç ve gereçlerin isimleri belirtilmiş ve tarif edilmiştir. Eserde, bu araç ve gereçlerin resimleri de sunularak kasap dükkânının ve mezbahanın mimari şekline değinilmiş ve hayvan kesim biçimleri ile ritüelleri anlatılmıştır.

Prof. Dr. Emine Gürsoy Naskali Dr. Hilal Oytun Altun

Köroğlu Destanı’nda Kasapoğlu

Fuzuli Bayat*

Türk milletinin sözlü tarihi niteliğinde olan destanlarımızda kasap ve kasaplık en az rastlanan konulardan biridir. Ancak masal ve rivayetlerimizde kasap ve kasaplık konusuna geniş yer ayırılmış olduğunu söylemek mümkündür. Buna rağmen ister arkaik destanlarımızda ister klasik kahramanlık destanlarımızda olsun, fiziki güce dayalı kahraman tiplemesinde hayvan unsurlarının önemli rol oynadığı ve hayvan dünyasıyla insan toplumunun iç içe olduğu görülür. Özellikle at, koyun ve sığır çobanlığı yapan arkaik destan kahramanı doğayla ahenk içinde yaşamaktadır. Türk dünyasının en yaygın destanı olma özelliği taşıyan Köroğlu Destanı’nın hemen hemen bütün varyant ve versiyonlarında kasaplık konusu işlenmiş, destanın başkahramanlarından biri olan Ayvaz1 “Kasapoğlu” olarak ün kazanmıştır.

Bütün bunlar konar-göçer Türk sözlü kültüründe kasaplığın önemli bir meslek olmasıyla bağlantılıdır.

Nitekim İslamiyet’i kabul etmiş Türkler, fütüvvetnamelerden de görüldüğü kadarıyla kasaplığı önemli meslekler arasında zikretmişlerdir. Şöyle ki; fütüvvetnamelerde Hz. İbrahim kasap, aşçı, ekmekçi, bakkal, tüccar, yapıcı gibi mesleklerin ilk kurucusu olarak bilinir.2 Fütüvvetnamelere göre, ki her mesleğin bir piri vardır, kasapların piri de Ebu’l Muhcin’dir.3 Kasaplık zamanla loncalarda birleşmiş, bu mesleğin öğrenilmesi usta-çırak ilişkisine dayanmakla bir yıldan üç yıla kadar sürmüştür. Özel dükkânları olan ve burada et satmakla görevli kasap konusu, Köroğlu Destanı’nın değişik varyant ve versiyonlarına da girmiştir. O bakımdan kasaplık konusu sözlü kültürümüzün en büyük ürünü olan destanlarımızda yer almış, sosyal yapının göstericisi durumunda olsa da epik kural icabı farklı amaç ve konumda yapılanma sergilemiştir.

Kasapoğlu Ayvaz

Köroğlu Destanı’nın sevilen genç kahramanlarında biri olan Ayvaz’ın kasapoğlu oluşu hem doğrudan hem de dolaylı yolla bütün varyant ve versiyonlarda korunmuştur.4 O bakımdan eski dünya görüşüyle, mitolojik inançlarla bağlantılı ve Köroğlu’nun yakın savaşçılarından biri olan Ayvaz, yapısal bir özellikle

Köroğlu Destanı’nın belki de en eski kahramanlarındandır. Kasap ve kasaplık en eski inançlarla bağlı olup Türk masallarında (Anadolu, Azerbaycan, Özbek, Türkmen vb.) geniş bir yere sahip olmuştur. Hatta bazı araştırmacılar kasabı Türk-Moğol sözlü geleneğinde en eski mitolojik kahraman olarak görürler.5 Zaten masallarda çoğu kez olumsuz tip olan kasap manevi değerlerde amansızlığı, kan dökücülüğü, zalimliği ile seçilir. Nitekim özellikle masallarda insanları kandırarak kuyuya salan ve onları şişmanlatıp kesen, insan eti satan bir varlık gibi gözükür. Ancak bazı masallarda kahramana yardım eden, hatta ona yemek için para almadan et veren, tedbirli kasaplara da rastlarız. Sözlü kültürümüzde kasapla ilgili bu ikili münasebetin temelinde eski görüşlerle yeni görüşlerin çaprazlaşması durur. Köroğlu Destanı’nın bazı varyantlarında da kasap amansızlığı ile bilinir. Ancak destan epik bir enginlikle sözlü tarihimizi yaşattığından Ayvaz’ın kasapoğlu olması, kasaplığın Türk kültüründe nasıl bir meslek olması vs. gibi konular o kadar da geniş işlenmemiştir.

Kasap tipinin masal ve destanlara geçmeden mitolojik hikâyelerde anılması, bu mesleğin eskilerde hayvan besleyen konar-göçer Türk kültüründe önemli yer tuttuğuna işaret eder. Nitekim mitolojik tasavvurlarla bağlantılı olan kasap, Oğuz kabile bayramlarında etin paylaşılmasında ve herkese toplumda tuttuğu yere göre et payı ayrılmasında önemli rol oynamıştır. Oğuzların, toplumsal şölenlerinde dünya modeline uyumlu bir biçimde sığırı veya atı parçalara ayırmaları, aslında Oğuzların insan, zaman ve dünya hakkında-ki tasavvurları ile ilgilidir. İşte kasap, ki bu hem de tayfa aksakalı idi, kutsal et paylaşımının yönlendiricisi, dolayısıyla kültün yönetici mevkiinde bulunurdu. Kasap aksakalın başlıca görevi, eti kabile üyeleri arasında mevkiine ve rolüne göre paylaştırmaktır. Ayvaz, zayıf bir ihtimalle ilk çağlarda kabile birliklerinin aksakalı ve kasabı fonksiyonunu yerine getirmiştir. Nitekim destanın bütün varyant ve versiyonlarında Ayvaz’ın kasapoğlu olması, etle bağlantılı ritüellerin merkezinde yer aldığını kanıtlayacak durumdadır. Doğrudur; destanda Ayvaz değil, babası kasaptır. Ancak bazı öngörüler, insanları tanımak, uzak görüşlülük gibi imareler Ayvaz’ı kutsal alemle alakalı olarak gösterir. Mesela, Ayvaz’ın onu Çenlibel’e götürmek için gelen çodar elbiseli Köroğlu’nu bir bakışta tanıması, babasının ise Köroğlu’na kanması dikkat çekicidir. Köroğlu, çodar giyiminde kendisini koyun alan gibi takdim ettiğinde ve koyunun parasını artıklaması ile verdiğinde Ayvaz babası Alı kişiye şöyle der:

Qedem goyub herden-herden yerişler

Bu gılıgda çodar olmaz, hay olmaz.

Beş-beş verer, on beş, on beş bağışlar

Bu gılıgda çodar olmaz, hay olmaz.

Mord igidlor kimi yolları basan,

Tühk torlan kimi borolor pusan.

Bu ya Koroğludur, ya Doli Hasan.

Bu qılıqda çodar olmaz, hay olmaz.6

Buradan görüldüğü gibi Ayvaz hem tavır hem de karaktere göre insanların hangi meslek sahibi olduğunu kolaylıkla anlayabilir. Bu ise kasapoğlunun gizli âlemle alakasını haber verir.

Ayvaz’ın mitolojik fonksiyonu tarihi olaylarla ses-leştiğinden bu mitolojik tip ritüel karakterini kaybedip tarihi özellik kazanmıştır.

Özellikle destanın doğu versiyonunda (Özbek, Türkmen, Kazak, Karakalpak, Tacik) mitolojik unsurlar kasapoğlunun semantik yapısını belirlemiş olur. Hem de Doğu versiyonunda Ayvaz’la ilgili birkaç destan (özellikle Özbek ve Türkmenlerde) mevcuttur. Hatta Türkmen varyantında Ayvaz (Avaz veya Övez) müstakil kahraman olup, güçte ve akılda Köroğlu’ndan geri kalmayan, bazen Köroğlu’na karşı çıkan, bazen onunla beraber mücadele veren, mitolojik mekânlarda maceraları ile seçilen bir kahramandır. Ayvaz karakterinin geniş yer aldığı doğu versiyonunda mitolojik âlemde peri kızı gibi unsurlar dikkat çeker. Ayvaz’ın yiğitliklerini konu alan Özbeklerin “Gündüz vo Yulduz” Destanı mitolojik unsurlarının bolluğu ile farklılaşır. Bu destanda Ayvaz’ın karşılaştığı zorluklar, öteki âlemin varlıkları kasapoğlunun sihirli gücünden haber verir. Nitekim “Gündüz va Yulduz” Destanı’nda Ayvaz’ın ünü bütün âleme yayılmış, güzel peri kızının peşinde Kuhi Kaf’a gider. Bu mitolojik âlemde kahramanın gösterdiği şecaatler onun fiziki güçle sihir gücünü birleştirdiğini kanıtlar durumdadır. Ancak burada şunu da ifade etmek lazımdır ki, hem Türkmen hem de Özbek varyantlarında sadece kasapoğlu Ayvaz değil, destanın diğer kahramanları da mesela Köroğlu, Hasan vb. Kuhi Kaf’a peri kızı getirmek için giderler. Ayvaz, Kuhi Kaf’a ulaşmak için 130 nehir geçip, gökte sihirli şarap içmeli, 490 dağ aşıp, 360 derya geçmelidir.7 Bu rakamlar eski inançlarla bağlantılı olsa da destanda hiperbolik element gibi kahramanın ne tür zorluklarla karşı karşıya kaldığını ve mitolojik âlemin ulaşılmazlığını göstermeğe hizmet eder. Mitolojik âlem kahramandan sadece fiziki güç değil aynı zamanda sihir gücü talep eder. Kasapoğlu Ayvaz, Kuhi Kaf’ta sihir gücüne de başvurmak zorundadır.

Tarihî Olaylar ve Kasapların İsyanı

Köroğlu Destanı’nın Azerbaycan varyantında bazı istisnalar vardır ki, bu da destanın şekillendiği dönemde sosyal yapıyı, toplumun et ihtiyacını öğrenmekte önemli bilgiler sunar. Nitekim tarihçi Hasan Bey Rumlu’ya göre Azerbaycan’da Celaliler İsyanı’nın başlamasının esas sebeplerinden biri de Tebriz’de baş göstermiş olan et kıtlığıdır. Herhalde et kıtlığının büyük bir harekât başlatacak kadar önemli olması tarihçilerin gözünden kaçmamıştır. Bu tarihi olay, İsgender Bey Münşi’nin vermiş olduğu bilgilerle de onaylanır. Her iki tarihçinin verdikleri bilgiye göre Tebriz İsyanı’nın esas iştirakçileri kasaplar olmuştur.8 Köroğlu Destanı’nın Azerbaycan, Özbek, Türkmen, Tacik varyantlarında da et kıtlığına işaret eden yerler vardır. Mesela, Azerbaycan varyantında kasap Alı onunla pazarlık yapmak isteyen Köroğlu’na şöyle der: “Vallah, indi koyun qismi bir az bahadır.”9 Destanın başka kolunda da et kıtlığı problemi ile karşı karşıya kalırız. Bütün bunlar destanda, tarihçilerin de hakkında bilgi verdikleri meşhur et kıtlığı probleminin öne çıktığını gösterir. Tarihi vesikalara dayanarak, 1571-1573 yılları arasında yaşanan Tebriz et ayaklanmasının liderlerinden birinin adının Ayvaz (Eyvaz) olduğunu tespit etmek mümkündür. Tebriz İsyanı’nın diğer bir lideri de Pehlivan Yarı’dır.10 Tebriz İsyanı’nda tarihi kaynaklara göre kasaplar önemli rol oynamış, hatta isyanın liderlerinden biri olan Ayvaz kasap olmuştur.

Ayvaz’ı (Eyvaz’ı) Celaliler Ayaklanması’nın liderlerinden biri sayan M. Tehmasib’e göre Tebriz’deki et kıtlığı sonucunda baş gösteren isyanda onun önderlik ettiği dönemin tarihçileri tarafından da tasdik edilir. O bakımdan Köroğlu Destanı’nın şekillenmesinde Celaliler İsyanı’nın liderlerinden biri olan Ayvaz hakkında halk arasında söylenegelen rivayetlerden, hatıralardan ve maceralardan yararlanılmıştır. Belki de Hasan Bey Rumlu’nun Pehlivan Ayvaz olarak adlandırdığı bu adam aslında kasap veya kasapoğlu idi. Tebriz darğası Allahkulu Bey Ustaclıya, onunla birleşen eşrefe, ruhanilere, sonuç itibarı ile şahın kendisine karşı isyan çıkaran ve şehri iki yıla yakın kontrolde tutan halk kahramanı Ayvaz epikleşerek destanda Köroğlu’-nun en yakın silah arkadaşı olan Eyvaz tipine çevrilmiştir.11

Et kıtlığı, destanın Azerbaycan varyantında birkaç yerde tekrarlanır. “Eyvaz’ın Çenlibele Getirilmesi” konusunda kasap Alı’nın koyun almak isteyen Köroğlu’na et kıtlığından şikâyet etmesi, “Kars Seferi”nde de et dükkânının önünde yaranan basabas-tan (gördü ki yahşı et var amma yaman basabasdı.) konuşulur. Bütün bunlar tarihi Tebriz Et İsyanı’nın Azerbaycan varyantına etkisini gösterir.

Et kıtlığına tam olarak işaret etmese de Köroğlu Antep Rivayeti nüshasında, kahraman Kürt kıyafetinde olan Ayvaz’ın babası, satmak için kasap başına dört yüz sürü koyun getirdiğini söyler.12

Başbakanlık Arşiv Belgeleri arasında Köroğlu, Kiziroğlu, Demircioğlu, Mahmut Bezirgân, Kasap İsa (İsa Balı), İvaz (Ayvaz), Hasan, Sefer, Yusuf gibi Köroğlu Destanı’nda geçen kahramanların adlarını tespit eden P. N. Boratav, “destan kahramanlarının muhayyel şahsiyetler değil, Celalî eşkiyaları olduğu”13 üzerinde durur ve özetle Köroğlu’nu ve keleşlerini bu isyana iştirak etmiş tarihi şahsiyetler olarak gösterir. Burada dikkati çeken bir mesele de yalnız Ayvaz’ın değil, İsa balının da kasap olmasıdır. Destanın şekillenmesinde kasaplık mesleğinin önemli rolü epik destan kahramanları içinde “kasapoğlu” unvanının kullanılmasıyla da onaylanmış olur.

Arşiv vesikalarına dayanarak Ayvaz karakterinin tarihi prototipini ihya etmek mümkün olsa da aslında Ayvaz geniş alana yayılmış olan Köroğlu Destanı’nda mitolojik ve epik özelliğini koruyabilmiştir. Her ne kadar Ayvaz Doğu versiyonunda müstakil destan kahramanıysa da yine de o kasapoğludur ve birleştirici tarafı ile Batı versiyonundan farklılık arz etmemektedir. Azerbaycan varyantında Ayvaz’la bağlı alahid de destan olmasa da onunla ilgili birkaç konu vardır. Mesela, “Ayvaz’ın Çenlibel’e Getirilmesi”, “Durna Teli”, Köroğlu’nun Kars Seferi” gibi.

Kasapoğlu Ayvaz’ın Doğu ve Batı versiyonunda birleştirici bir özelliği de onun zahiri güzelliğidir. Özellikle destanın Azerbaycan varyantında âşık Ayvaz’ın sözle üç defa tasvirini çizer. Birincide Ayvaz’ı bir mecliste Âşık Cünun görür: “Âşık Cünun bakdı ki meclisin lap başından bir oğlan durdu ayağa, bir oğlan durdu ki heç Yu-sif onun eline su da dökmeye layik deyil. Bu ele bir oğlandı ki boy, buhun, kaş, göz, ele bil ki küdretin kalemi ile çekilmiş bir şekildi durub. “14 İkinci tasviri Âşık Cünun Köroğlu’nun önünde kendisi çizmiş olur:

Eyri kılıncı belinde,

Tarifi merdler dilinde O Teke-Türkman elinde Kassaboğlu Eyvaz gördüm.15

Üçüncüsünde Köroğlu kendisi Ayvaz’ı görür ve bu seferki tasvirinde ilk iki tasviri daha da netleştirmiş olur: “Koroğlu baxdı ki, sürünün o biri başından bir oğlan gelir. Cünun bir demişdisa, bu beşdi. Ela doğrudan da Niga-ra yaraşası oğuldur.”16 Köroğlu Antep Rivayeti Nüshasında Ayvaz Üsküdarlı kasap başının oğludur. Ayvaz’ın tasvirini bakcacı şöyle verir: “Bu almadan kat kat daha güzel bir genç var ki adına Ayvaz derler. Gendi Üskidar’da, kasap başının oğlu. Bu gördüğün almanın pempe kırmızısı yanağının ortasında, beyaz kısmı cemalında.”17

Azerbaycan varyantlarında Ayvaz bütün hallerde kasapoğlu adını alır. Hatta, Azerbaycan varyantının en eski yazma nüshası olan Paris Nüshası’nda Ayvaz kasap sıfatı ile anılır:

Sevdi könlüm yene bir kaşı kaman oğlanı,

Beli ince, lebi gönçe, bir güli-hendanı.

Hublara can veriben oldu munun kurbanı,

Yoxdu bir böyle gözel gezsen eger dünyanı Adı Eyvazxan ola, hemt behiştin çemeni Seneti kassab ola, özü ki gövherkanı.18

Köroğlu da Ayvaz’a kendini takdim ettikten sonra ona kasapoğlu diye müracaat eder:

Gardı Çenlibelin başı Varag a kassabın oğlu Gel gedek düşmana garşı Durag a kassabın oğlu. Çok oldum davada, doyda İgid görmedim sen soyda El ver burada senen soyda Varag a kasabın oğlu.19

Ayvaz’ın kasap veya kasapoğlu oluşu Türkmen varyantında tartışmasızdır. Türkmenlerde ayrıca destan olan “Övezin Getirilişi”nde kendini “Menin aslım Türkmen bolar” diye tanıtan Köroğlu:

Seni diyip geldim Çandıbilinden    Seni deyip geldim

Çandıbil’inden

Desmayası hâlâl gassap isterin    Varlığı bol, helal kasap isterim

Aslım beyan etsem Türkmen ilinden Aslım beyan etsem Türkmen

ilinden

Desmayası hâlâl gassap isterin.20    Varlığı bol, helal kasap isterim

Ancak Köroğlu Destanı’nın bazı Anadolu nüshalarında Ayvaz’ın Ermeni asıllı bir kasabın oğlu olduğu vurgulanır. Nitekim Behcet Mahir varyantında Ayvaz, Ermeni kasap Antik’in oğludur.21 Ü. Kaftancıoğlu varyantında da Ayvaz İstanbullu Ermeni kasabın oğludur. Buna rağmen Anadolu Köroğlu şiirlerinde Ayvaz kendini Teke-Türkmen olarak tanıtır. Tıpkı destanın Türkmen, Özbek (mesela, Köroğlu’nun Özbek varyantında Ayvaz der: “Men Türkmanmen aytgan sözüm bir bolar”)22 Kazak, Karakalpak, Azerbaycan ve Anadolu varyantlarında olduğu gibi:

Ben bir Türkmen idim geldim yabandan Haberni aldım ben bir çobandan.23

Destana sonradan yamanmış bu Ermenilik kurgusu, Osmanlı İmparatorluğu’nda sermaye getiren kazançlı mesleklerin Ermeni ve Yahudi cemaatinin elinde toplanmasının epik gelenekteki sosyal izleridir. Ancak destancı şuuraltında Ayvaz’ın da diğer kahramanlar gibi Teke-Türkmen olduğunu unutmamıştır.

Güçte ve tedbirde Köroğlu’dan geri kalmayan Ayvaz, konumu bakımından da Köroğlu’nun mücadele arkadaşları arasında seçilir. Hatta Köroğlu zor anlarda ilk olarak Ayvaz’ı hatırlar:

Sinom odlandı köz kimi,

Miskin olarmı biz kimi.

Dada yeto Eyvaz kimi,

Dolim, ay modod ay modod.

Köroğlu Destanı’nın hem Doğu hem de Batı versiyonunda Ayvaz güç, akıl ve tedbirde Köroğlu yiğitlerinden üstün olarak tasvir edilir. Azerbaycan varyantında Köroğlu’nun en güçlü düşmanı olan ve Köroğlu’nun dahi yenemediği Arap Reyhan’ı alt eder: “Sözünü kurtarıp kızmış ner kimi özünü atdı Arap Reyhan’ın üstüne. Ele birinci hamlede Arap Reyhan’ı vurup serdi yere.”

———————————————————————————————–

1 Değişik varyantlarda Avaz, Eyvaz, Övez vb.

2 A. Torun, Türk Edebiyatında Türkçe Fütüvvetnameler Üzerine Bir İnceleme, Ankara, 1998, s. 121.

3  http//www. akintarih. com/turkbilim/pirler. htm

4 Bk. F. Bayat, Köroğlu. Şamandan Âşığa, Alpten Erene, Akçağ, Ankara 2003; F. Bayat, Türk Destancılık Tarihi Bağlamında Köroğlu Destanı (Türk Dünyasının Köroğlu Fenomenolojisi), Ötüken, İstanbul, 2009.

5 Bk. E. M. Meletinskiy, “O Drevneyşim Tipe Geroya v Epose Tyurko-Mogolskih Narodov Sibirii”, Problemi Sravnitelnoy Filologii. Sbornik Statey, Moskova-Leningrad, 1964.

6 Köroğlu (Tehmasib Nüshası), Bakû, 1956, s. 111-112.

7 Bk. A. Bekmuradov, Göroğlının Izları, Aşkabat, 1988.

8 Bk. İ. P. Petruşevskiy, “Vostanie Remeslennikov i Gorodskoy Bednatı v Tebrize v 1571-1573 gg.”, Sbornik Statey po İstori Azerbaydjana, vıp. 1, Bakû, 1949, s. 223.

9  Köroğlu (Tehmasib Nüshası), s. 111-112.

10İ. P. Petruşevskiy, Vostanie Remeslennikov, s. 221.

11 M. H. Tehmasib, Azerbaycan Halk Dastanları Orta Eserler. Bakû, 1972, s. 133.

12 H. Bayaz, Köroğlu Antep Rivayeti, Karacan Yayınları, İstanbul, 1981, s. 44.

13 P. N. Boratav, “Köroğlu Kimdir”, s. 240.

14  Köroğlu (Tehmasib Nüshası), s. 104-105.

15 Köroğlu (Tehmasib Nüshası), s. 108.

16 Köroğlu (Tehmasib Nüshası), s. 110.

17 H. Bayaz, Köroğlu Antep Rivayeti, s. 41.

18 Köroğlu (Paris Nüshası), Bakû, 1997,s. 21.

19 Köroğlu (Tehmasib Nüshası), s. 114.

20 Göroglı. Türkmen Halk Destanı, hzl. A. Nurmemmed, C. 1, Ankara 1996, s. 172.

21 Köroğlu Destanı (Anlatan B. Mahir, der. M. Kaplan, M. Akalın, M. Bali), Ankara, 1973, s. 48.

22 Ergaş Cumanbulbul oğli, T. 1, Taşkent, 1971, s. 317.

23 C. Öztelli, Üç Kahraman Şair Köroğlu, Dadaloğlu, Kuloğlu, Ankara, 1974, s. 84.

24 Köroğlu (Tehmasib Nüshası), s. 258.

25 Köroğlu (Tehmasib Nüshası), s. 281.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

  • Kitap AdıKasap
  • Sayfa Sayısı194
  • YazarEmine Gürsoy Naskali , Hilal Oytun Altun
  • ISBN9786054534012
  • Boyutlar, Kapak14 x 21, Karton Kapak
  • YayıneviTarihçi Kitabevi / 2011

Yazarın Diğer Kitapları

Yazarın Diğer Kitapları



Okudunuz mu?

Rastgele Kitap Getir Son Girilenleri Getir

Yeni girilen kitapları kaçırmayın

Şimdi e-bültenimize abone olun.

Oynat Durdur
Vimeo Fragman Vimeo Durdur