Birazoku.com sitesinde de kitapların ilk sayfalarından biraz okuyabilir, satın almadan önce fikir sahibi olabilirsiniz. Devamı »

Yazar ya da yayınevi iseniz kitaplarınızı ücretsiz yükleyin!

Facebook’ta Beğen

KADER DİYE BİR ŞEY VARDIR VE SİZİN SEÇİMLERİNİZLE DEĞİŞİR KENDİ MACERANI KENDİN YARAT! TEK BAŞLANGIÇ YÜZLERCE FARKLI SON! Bu kitabı okumaya normal bir kitap gibi birinci sayfadan başlayın. İlk bölümün sonunda, önünüze bir yol ayrımı çıkacak. Kararınızı verin ve ilgili bölüme gidin. Her bölümün sonunda seçimlerinizle kaderinizi kontrol etmeye devam edeceksiniz.Kitabı okurken bazen hiç beklemediğiniz bir yere ulaşacak, bazen de kendinizi daha önce olduğunuz yerde bulacaksınız. Hayatın size neler hazırladığını asla bilemezsiniz. Ama şunu biliyorsunuz, iyilikler her zaman ödüllendirilmiyor ve bazen hatalı kararlar, şahane olayların başlangıcı olabiliyor. Her yolculuğun sonunda başa dönüp tekrar başlayın, unutmayın, herkes ikinci bir şansı hak eder. Yüzlerce farklı hayat sizi bekliyor. İyi şanslar. Elinizdeki romanın kahramanı sizsiniz! Bu şahane roman size yepyeni dünyalar sunuyor: Siz okudukça dönen, şoklar ve mucizelerle dolu dünyalar! Köşkün biricik efendisi mi olacaksınız, nehir kenarında yaşayan bir evsiz mi? Hayatınızın aşkıyla sonsuza dek mutlu ve sakin bir hayatınız mı olsun, yoksa zirvede tek başına bir bilim insanı olarak mı öleceksiniz? Japonya’da Zen rahibinin yanında mı bitecek öykünüz, New York’da bir karavanda mı? Kader mi hayatımızı yönlendiriyor yoksa yaptığımız tercihler mi? Gerçek hayatta geçmişinizi değiştiremezsiniz ama Şahane Hatalar’da imkansız diye bir şey yok! Yine de küçük bir uyarı, seçimlerinizi dikkatli yapın. Tıpkı hayatın kendisi gibi, ne zaman ne olacağını asla tahmin edemeyeceğiniz, dopdolu bir kitap. Forbes Uyuşturucu, tecavüz, patlama, sevgi, aşk, huzur. Duygulu anlatım, kapkara mizah. Publishers Weekly Raydan çıkmaya hazır mısınız? NY Times Başroldesiniz, hakkını verin. Newsweek

1

Kahkahalar ve yumruklaşmalar. Kafeteryanın zeminine saçılan lazanyalar, çöp bidonlarına fırlatılmış geometri kitapları, Sidra Stanistow’un en sonunda tören salonunun arkasındaki bidonlara dayanarak bekâretini kaybetmesi. Hademelerin hepsi kafayı bulmuş. Öğretmenler odası tartışmalardan boğulmuş ve yiyecek-içecek makineleri boşalmış. Bugün lisenin son günü.

Mezun oluyorsunuz. Hayatınızın bilmediğiniz bir dönemine son sürat koşuyorsunuz. Arkadaşlarınızın her biri farklı yönlere dağılacak. Bazıları üniversiteye gidecek, bazıları çalışmaya başlayacak, bazıları da ebeveynlerinin bodrum katına yerleşip, esrar içip televizyon izleyecek. Gördüğünüz üzere iki seçeneğiniz var. Ya üniversiteye gidip akademide ilerleyeceksiniz ya da biraz ara verip, yolculuğa çıkacaksınız. Eğer üniversite diploması alırsanız düzgün bir hayatınız olabilir, ancak yolculuğa çıkarsanız, mükemmel bir macera yaşayabilirsiniz. İkisinin de iyi tarafları ve sakıncaları var. Hiçbiri garanti değil ve bu durum karar vermenizi zorlaştırıyor.

Erkek arkadaşınızın üniversiteye gitmeye karar verdiğini ve onunla birlikte gitmenizi istediğini de unutmayın. (Otoyolun kenarında terk edilmiş bir Noel ağacının gölgesinde bekâretinizi bozduğundan beri berabersiniz.) Yakışıklı bir çocuk ve sizi seviyor. Cinsel hayatınız harika. Üstelik donanımlı. (Anlarsınız, oldukça donanımlı.) Üniversiteyi, sorumlu birinin seçeceği yol olarak, yolculuğu ise eğlenceli bir seçenek gibi görüyorsunuz. Fakat üniversite de eğlenceli olabilir ve yolculuk felaketle sonuçlanabilir. Tercih sizin. Büyükannenizle büyükbabanız mezuniyetiniz nedeniyle size biraz toplu para vermiş. Hangi yolu seçerseniz seçin, başlamanıza yetecek kadar paranız var.

Üniversiteye gitmeye karar verirseniz, 2. Bölüme gidiniz

(sayfa 9)

Yolculuğa çıkmaya karar verirseniz, 3. Bölüme gidiniz

(sayfa 11)

2

Üniversiteye kayıt yaptırdım; ve erkek arkadaşınızla kampüsten birkaç sokak uzakta bir daire kiraladınız. Daire tam anlamıyla berbat. Bölmeleri küflü bir buzdolabınız, düzenli olarak taşan bir tuvaletiniz ve devamlı olarak kedi öldürüyormuş veya gürültülü seks yapıyormuş (ya da ikisi birden) gibi ses çıkaran bir alt kat komşunuz var. Duvarları koyu renklere boyayarak ve Birinci Rıhtım’dan aldığınız Afrika’da Günbatımı tablosunu asarak evi yaşanır hale getirmeye çalışıyorsunuz. Şehirli bir Cinco de Mayo görüntüsü yaratmaya çalışıyordunuz ama eviniz daha çok karnaval sırasında kiralanmış tarot falı standına benzedi.

Para durumunuz sıkışık ve küçük şeyler yüzünden erkek arkadaşınızla didişmeye başladınız. Ödenmemiş elektrik faturası, boş pizza kutuları, kaybolan bira, duşta kurutmaya çalıştığınız sutyeniniz, onun yerlerde gezinen kirli çorapları. Birlikte yaşamanın seksi olacağını, sürekli sevişmek isteyeceğini, dolapları yerleştirmenize yardım edeceğini ve sırtınıza masaj yapacağını düşünmüştünüz. Diğer yandan o da sizin daha sık seksi iç çamaşırları giyeceğinizi ve belki arada bir yemek yapacağınızı sandığını, bu nedenle hayal kırıklığı açısından berabere olduğunuzu söylüyor.

Okulda da işler iyi sayılmaz. Böyle olacağını düşünmemiştiniz. Devamlı olarak katlar arasında kayboluyorsunuz ve her şey çok pahalı. Etrafınızda genel bir telaş var, sanki dümen tutturamadığınız büyük bir nehrin akıntısına kapılmış gibisiniz. Tam bir kaos. Ayrıca branşınızı da seçmeniz gerekiyor. Gelecekte ne olmak istediğinizi nereden bileceksiniz? Kendinizi sanat eğitimine adayıp bu yüzyılın bir sonraki en büyük sanatçısı olabilirsiniz veya kendinizi fen bilimlerine adayıp büyük bir bilim adamı olabilirsiniz. Sahi, hangisi olmak istiyorsunuz?

Sanat okumaya karar verirseniz, 4. Bölüme gidiniz

(sayfa 13)

Fen bilimlerinde okumaya karar verirseniz, 5. Bölüme gidiniz

(sayfa 15)

3

Erkek arkadaşınızın ailesinin evinde, mutfakta dururken, ona yolculuğa çıkacağınızı söylüyorsunuz. Üniversiteye gitmeyeceksiniz. Ders programları, krediler veya notlarla uğraşma fikri hiç hoşunuza gitmiyor. Sıradan başarı size göre değil. Sizin için başarılı olmak, mutlu olmak demek. Erkek arkadaşınız bozulmuş görünüyor. Yüksek sesle konuşuyor. Bağırıyor ve size planınızın son derece aptalca olduğunu haykırırken, omzunuzu parmağıyla dürtüyor. Ona cevap verip, fikrinizi savununca, sizi itiyor. Siz de onu itekliyorsunuz. Sonra size kaltak deyip kendinizi ne sandığınızı soruyor ve tokadı yapıştırıyor.

Lanet olsun. Bunu beklemiyordunuz. Yoksa bekliyor muydunuz? Her zaman biraz asabi değil miydi? Finaller gözünde büyüdüğü zaman ya da babası bağırırken veya koçu şikâyet edince sinirlerini kontrol altına almakta zorlanırdı… Aslında düşününce, kızmak için iyi bir bahanesi vardı hep. Tüm bunları bir anda düşünüyorsunuz. Ne anlama geldiğini ve sonrasında ne olacağını biliyorsunuz. Size bir kere vurdular mı, gerisi daima gelir. Bu işte giderek ustalaşırlar. Bu yüzden, size bir daha vurmadan, ocağın üstündeki demir tavayı yakalayıp (domuz pastırması yağı hâlâ İçinde) erkek arkadaşınızın kafasına indiriyorsunuz. Tonk. Patates çuvalı gibi yere yığılıyor. Ölmedi. Piç kurusu hâlâ nefes alıyor.

Gitme zamanı geldi Peki, nereye? Avrupa’yı görmek istemiştiniz hep: Taş binaları, Rönesans resimlerini, bronz tenli adamları. Kaliforniya’ya da gidebilirsiniz. Kaliforniya’da kim eğlenmez ki? Hatta orada kalacak yeriniz bile var, geçen yıl mezun olan bazı arkadaşlarınız Los Angeles’te bir ev aldı ve size gelip İstediğiniz kadar kalabileceğinizi söylediler.

Avrupa’ya gitmeye karar verirseniz, 6. Bölüme gidiniz

(sayfa 17)

Arabayla Kaliforniya’ya gitmeye karar verirseniz, 7. Bölüme gidiniz

(sayfa 19)

4

Sanat bölümüne kaydoldunuz. Tuhaf bir kabile bunlar. Kulak memelerine tahta parçaları geçirmiş bir çocuk, Maorl dövmeli ve cinsel organında piercing taşıyan bir kadın ve raptiyeleri ısıtıp kollarına kabartma solucan şeklinde hiyeroglifler alazlayan bir başka kız var.

Sanat öğrencileri, hukuk ve İşletme öğrencilerinin alaylarına maruz kalmama çabası İçinde, dayanışma halinde olup birlikte dolaşırlar. Bu nedenle ve muhtemelen başka nedenlerle de, erkek arkadaşınızla iletişiminiz daha da bozuluyor. (O işletme okuyor. Hem sıkıcı hem de utanç verici.) Bir anda size budala gibi görünmeye başlıyor. Artık onunla yatmayı bırakıyorsunuz; onun ritimsiz pompalamaları ve homurdanmaları artık size cazip gelmiyor. Durmadan kavga ediyorsunuz. Sonra bir gün öğleden sonra erkek arkadaşınız eve erken gelip sizi kadife kanepeye yayılmış bir şekilde Thaddeus İsimli bir video sanatçısıyla yakalıyor. Bu ilişkinizin sonu oluyor. Onu suçlayamıyorsunuz, üzülüyor da sayılmazsınız.

Thaddeus, kızların çalgı telleriyle bağlı bir şekilde ata biner gibi yağlı çelloların üstünde poz verdiği senfoni-saks filmleri çekmeyi seviyor. Ayrıca sevişmelerinizi banda kaydediyor. Bundan pek hoşlanmıyorsunuz, ancak size ‘Sen ne anlarsınT dediğinde susuyorsunuz. Sizi o kadar sık filme alıyor ki yatakta çıplakken kameranın çalışması artık sıradan geliyor, hatta neredeyse memnun ediyor. Dönemin ortasında, okulda karma sergi açılması gündeme geliyor ve sizin de bir eserinizi sergilemeniz gerekiyor. Şimdi, teknik olarak başarılı olduğunuz bir resimle mi, yoksa daha riskli bir resimle mi katılmalısınız?

Riskli resimle katılmak İstiyorsanız, 8. Bölüme gidiniz

(sayfa 21)

Teknik olarak başarılı resimle katılmak istiyorsanız, 9. Bölüme

gidiniz (sayfa 23)

5

Fen bilimlerinde okuyorsunuz ve hayatın bu derece sıkıcı, neredeyse kendi gözünüzü çıkarmak isteyecek kadar sıkıcı olduğunu bilmiyordunuz. Gönünüz sabahın beşinde başlıyor ve ertesi sabah bir civarında sona eriyor. Bütün o saatler boyunca ne yapıyorsunuz? Ezberlemeyle vakit geçiriyorsunuz. Ezberleme tanrınız olmuş. Binlerce kuru ve ufalanan metni – sonsuz miktarda ekmek kabuğunu susuz yemeye zorlaniyormuşsunuz gibi – yutmanız gerekiyor. Anlamsız kelimeler, bıktırıcı tablolar, bezdiren teoremler. Sizin düşüncelerinize yer yok. Haftalardır erkek arkadaşınızla sevişmediniz. 0 devamlı olarak kanepede oturuyor ve size sızlanan bir şalgam gibi görününceye kadar şikâyet ediyor.

Zaman bulanıklaşıyor. Uzakta dağ beliriyor. Her test sizin düşüp ayağınızı burkmanızı bekleyen kaygan bir yarık, her final sizi bahardan önce öldürmeye çalışan dondurucu bir fırtına gibi. Günler haftalara, haftalar aylara dönüşüyor. Erkek arkadaşınıza neredeyse hiç ilgi göstermiyorsunuz ve onu pek de sık düşünmüyorsunuz. Ancak bir gün eve erken gelip elini Sharon adlı, daha bir hafta önce aspirin istediğiniz tombul bir kızın bluzunun içinde yakalıyorsunuz.

Erkek arkadaşınızı kovuyorsunuz ve bütün eşyalarını üçüncü kat penceresinden aşağı atıyorsunuz. Daireyi darmadağın ediyorsunuz. Branşınızdan nefret ediyorsunuz, erkek arkadaşınızda…

 

Yayım tarihi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Kitap AdıŞahane Hatalar
  • Sayfa Sayısı640
  • YazarHeather McElhatton
  • ISBN9789756006825
  • Boyutlar, Kapak14x21 cm, Karton Kapak
  • YayıneviAPRIL YAYINCILIK / 2011

Yazarın Diğer Kitapları

Yazarın Diğer Kitapları



Okudunuz mu?

Rastgele Kitap Getir Son Girilenleri Getir

Yeni girilen kitapları kaçırmayın

Şimdi e-bültenimize abone olun.

Oynat Durdur
Vimeo Fragman Vimeo Durdur